Anatolianrock.com Forum
Üyelik Derecesi:
İnsan yaratılmamış oluşmuştur öncelikle.Dolayısı ile bir oluşumun ileri evresinde ( yaşam diye adlandırılıyor ) herhangi bir inanca yada yaratıcı gücün varlığını kabullenmeye gereksinimi olmamalı. Tanrı ve yaşam arasında bir bağlam a inanmıyorum. Ben yaşıyorum . Tanrı ne yapıyor ?
insan hep inanma ihtiyacı içinde debelenip durmuş yüzyıllardır...ne ye niçin inandığını bilmeden sonra bu söylediği yalanlara kendisi öyle bir inanmış ki bitip tükenmek bilmeyen dini yasaklar ve doktrinler içerisinde sıkışıp kalmış...ama hiç dönüp kendi içindeki zaten varoaln yaratıcı güce sahip çıkmaya ve onu geliştirmeye kalkişamamış çünkü artık çok geç..nesimi ve mansur örnekleri yeterlidir sanırım...yaşamımızı sürekli kısıtlayan tanrı ya hergün boyun eğmeye çalıştırılmak ne acı...
Dinlerin(ilkel) gelişim süresini incelersek "tanrı"nın evrimi ile insan zeka ve ekonımik gelişimi arasında sıkı bir bağ olduğunu görürürüz. İnsan herşeyden önce ölüm kaygısıyla yaşar kaçınılmaz olarak tüm insanlar ölecektir; ve ölümden sonra bir hayat olması insanlar için sahtede olsa bir avuntu(yaşamı anllamdınrma)dur. Tanrıtanımazlığında akıl veyaşamı anlamakla(insanlar bir hiçtir yaşar ve ölürler daha sonrası hiçlik) ilşkisi vardır.
varligin ispat sürecinde inanan ve/ya da inanmayanin tek dayanak olarak tanri kavramini secmesi pek ilginc. varolus, varlik süreclerinin baska dayanaklari neden yeglenmiyor? bu en ulasilmaz hedef olarak tanrı’nin secilmesinden midir? yada içi nasil dolduruluyor tanri adiyla anilanin? hepimiz ayni tanrı dan mi söz ediyoruz? yoksa kendi yarattigimiz tanimlardan mi? ya da hiçbiri... dikleniyoruz tanimlanamayan bir güce karsi, oglan cocuklarinin hircinliginda. efendi / köle -yaratan /yaratilan - sonsuz/ sonlu- güçlü/ caresiz- hükmeden / boyun egmek durumunda birakilan - zaten varolan / varligini ispat zorunda kalan - bir gün canli cansiz her varolanin dilinden anladigimiz günlere erisecegiz, dügüm cözülecek, maddi varliklar anlamini yitirecek ve belki neydi o günler diyecegiz. yaziyorum öyle... film gibi. bir tas askini anlatacak o günler geldiginde, her daim üzerine oturup kainatin sessizligini dinleyip ask siirleri yazana, bir ari bal topladigi çiçegi derene olan kiskançligindan dem vuracak ve hava; her bir yasayanin cigerlerini dolduran, yasamasini saglayan ve her bir cansizin bedenini oksayan hava, hava atacak her birine inat, lakin bilesenlerini unutmanin cehaletinde. diyalektik vardi bir de. o tanrinin neresinde, insan neresinde..
İnsan, insandır; Yaratılmamıştır, dindarlar tanrı olmazsa kendilerini boşlukta hissedeceklerinden ve bu durum onları deli gibi korkuttuğundan tanrının varlığına kendilerini inandırmışlardır. Bu psikolojik durumun bilincinde olan çıkarcı din adamları, peygamberler; insanların çağlar boyunca ruhlarını fethetmişlerdir ve onları koyun sürüsü gibi gütmüşlerdir. Bu yüzden senin yazdığın şekliyle, bu durumun farkında olduğumdan, şerefsizlik duymam, onur duyarım. Şerefsizlik duyması gereken kendilerini peygamber sanan, kendilerine din adamı adını veren insan parazitleridir. İnsanların ölüleri için günlerce ağıt yakmanın anlamı yok, bu dünya için yararlı olan işlerini devam ettirmek, insanlık için yararlı kurumlarını yönetmek ve geliştirmek her zaman daha mantıklıdır. _3_
O’nun kesinlikle cezalandırmak gibi bir kaygısı vardır, O bütün insana adanmışlığını, yine insanın birinin hayatında gerçekleştirdiği düşünce suçuna vereceği azap dolu cezalarla tekrar tekrar yaşamak zorundadır. Bu neden varolduğunu, hangi eylemi gerçekleştirme ihtiyacıyla varolduğunu bilmeyen o aciz gücün egolarını milyonlarca yıldır tatmin etmektedir. Onun affediciliğine kimsenin ihtiyacı yoktur, onun cezalarına kimsenin ihtiyacı yoktur, işte dünyadaki dinciler bu düşüncenin ezikliğini çok iyi bildiklerinden, yaşadıklarından; İslam gibi zayıf dini kurallar bütünüyle dünyada adaleti sağlamanın yolunu, dünyada varolmayan bir boş kavramlar dizisiyle sağlamaya çalışmaktadır. Zeki olmanın anlamını dinlerle yaptığı ticaret sonrasında daha küçüklüğünde kaybetmiş olan o korku dolu beyinler çözüm üretemedikleri için, adaleti dünyada sağlamaktan çok uzakta oldukları için tanrı gibi bardağın dolu olmayan tarafıyla durumu değerlendirmeye çalışmaktadır. Bu acizliğin yegane örneğidir. Allah yoktur, bir varlığın varoluşu eylemin doğası gereğidir ve eylem ihtiyaçtan doğar, tanrı ihtiyaç duyan bir varlıktır sonucu çıkar buradan. Demek ki Allah varsa ihtiyaç duyan bir varlıktır, varolmak ve yaratmak ihtiyacı duyan varlıkların düşüklüğüyle işimiz olmaz biz zeki insanların. Dünya, dünya ile açıklanır. Dünyada olmayan kavramları çıkarcılar kullanır. Çıkarcıların adaleti kendi istedikleri şekliyle kurmaları bu dünyadan haberi olmayan pasif insanların işine gelir. _2_
Tutmes... İlahlığın sadece kendisine ait olduğunu iddia ettiğin o küçük tanrı hipotezinin, senin kafana sokuluşunun, bebeklikten yeni çıkma zamanlarına denk gelmekte olan video-teyp modundaki çocukluğuna ezber ve korku dolu dayatmalarla gerçekleştiği benim tarafımdam türlü örneklerle her gün gözlenirken, senin bahsettiğin içi boş “ilah” kavramının hiçbir özel ya da çekici yüce tarafı yok. Bunu anlamadığını iddia ettiğin beşerin, anlamama değil, korkularla pasif hale getirilmemiş olma durumu söz konusudur. Toplu iğnenin başı kadar olan beynimle hiç varolmamış bir kavramı eleştirmek insanın en büyük gücüdür; niceliklere sıkıştırmadığım yeteneğimi, yokluğu yadsımakta kullanışım seni nasıl da rahatsız ediyor ortadoğunun çözüm üretemeyen genelinin örneği… Ne olduğu belli olmayan adamların, dengesizlerin, tatmin edilişlerini insanları kandırmalarına bağlayan şizofreniklerin, nerede unuttuğunu ya da nerede kaybettiğini kendilerinin de bilmediği düşük akıllarının, izini süren milyonlarca koyundan biri olacağıma; bireyselliğin anlamını dinsel ilaçlara takas etmeyen zekilerden olmayı ve onları örnek almayı her zaman tercih ederim ve dinin peşinden sürüklenen toplumların binlerce yıldır içinde bulunduğu acizliği, içinde kıvrandıkları aptallıkların binbir türlüsünün kişilerin, özellikle de senin gibilerin beyinlerini nasıl da istedikleri yöne çektiklerini, senin gibilerin yazdığı türlü kayboluş masallarıyla ölü beyinlerin hortlayışlarını beynin güneşe benzeyen edası içinde batışını yine senin gibi örneği verilen gizli mazoşistiliklerin içinde defalarca görünce, Sokrates ve Nietzsche gibi, Lao Tzu gibi adamların değeri iyice artıyor gözümde. _1_
tanrıya inanmam ama tanrısızda kalamam.. neden ; kavram olarak uzaktır bana..sebepleride çoktur..inansam bişey kaybetmiycem tabiki hatta ruhen içim rahat olcak başım sıkıştığında yalvaracak yakaracak bir tanrım olacak..ama aklımdaki şüpheler hep baki kalacak yani kendime hayatım boyunca yalan söyliycem.. inanmamamı sağlayan sebepler çok fazla bunda çekinecek korkacak bişey yok bu benim seçimim inanmıyorum.. ama yaşadığım toplum islam inancını benimsemiş inanıyo..bende toplumun bir parçasıyım..çevremdeki insanların çoğu tanrıya inanıyo işte bu yüzden tanrıdan uzak kalamıyorum.. bence her insan tanrıyı içinde düşüncelerinde aramalı..
(anarsist68 tarafından 31 Mart 2006 10:27 ÖS tarihinde degiştirildi.)
İlah olmanın zaten çekici bir yanı yok ki, Nietzsche emin ol ki Tanrı’yla tartışsa mat eder, tıpkı Sokrates gibi... Tanrı cezalandırmaya devam etsin, devam etsin ki sevgi ve güzellikler de bize kalsın, Zorba Güce değil.
F.Nietzsche dediğiniz kim? İlah yaptınız nerdeyse.. Bizim gibi yiyen içen öksüren kusan bi adam değil mi? Onun dedikleri çok mu önemli yani? Çok komiksiniz.. Bakın bir güneşi düşünün bir de kum zerreciklerini! İşte siz kum zerreciklerisiniz.. Hesap zamanı geldiğinde merak etmeyin Yüce Allah bu hikayelerinizi dinleyecek ama sizin bu hikayeleri O’na karşı anlatmak için güç ve yüzünüz olacak mı bakalım....
Forum | Aktif Üyeler | Sohbet | Mesaj Merkezi | Müzik Dinle | Müzik Listelerim | Video İzle Yerli Gruplar | Yabancı Gruplar | Amatör Gruplar | Demolar Biyografiler | Diskografiler | Sanatçı Fotoğrafları | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basın Bilgileri Üyelik | Ayarlar | Üye Ara | İletişim | Reklam Site içerisindeki materyallerin kaynak gösterilmeden kopyalanması ve yayınlanması yasaktır. Copyright © 2007 Anatolianrock.com