|
Üyelik Derecesi:

|
evet Aristo; önce duyularda varolmayan birseyin bilincte varolmayacagini öne sürer.
icimizde ki hertürlü düsünce ve fikrin bilincimize görüp işittiklerimiz yoluyla yerlesmis seyler olduguni söylüyordu.
dogustan gelme aklimiz vardi.duyularimizla algiladigimiz seyleri gruplara ayirmak gibi dogal bir yetenegimiz vardı.tas bitki hayvan kavramklari böyle ortaya cikiyordu.
Hegel ise “ussal olan gerçektir, ve her gerçek de ussaldır” yorumunu yapar ve Ona göre, gerçeklik Mutlak Tin’dir, bu tin hem us, hem zeka hem de ruh anlamında kullanılır ve gerçeklik kendisini tarih boyunca açar, ortaya koyar. Filozof, Tin’in insan ruhu için mi, yoksa, Tanrı gibi, insan dışı bir varlık için mi kullandığı konusuna bir açıklık getirmez.
aslında insan kendi içinde düşünse de, ya da filzoflar tarihine baksa da şu sonuca ulaşabilir -ki elbette her insan ayrı sonuça ulaşacaktır- varlık kavramı biraz da hangi açıdan baktığın ile alakalıdır. doğru olanın, hatasız olanın hangisi olduğuna karar vermekle başlar yargılama. düşündüklerimiz doğa da gördüklerimizden daha mükemmeldir o halde düşündükleimiz gerçek doğadakiler onların kopyasıdır diyebiliriz. ama insanın duygularını işin içine katıp gerçek olandan daha mükemmel bir varlığı kafasında yaratmış olduğunu da düşünebiliriz. aslında tamamen bakış açısı bu konuda aydınlatılmayı ben de beklyiorum.
|