|
Üyelik Derecesi:

|
Unabomber ve Manifestonun Öyküsü
1995 Eylül ayında Amerikan basın tarihinde görülmemiş bir olay yaşandı. 18 yıldır kimliği belirlenemeyen ve çeşitli adreslere gönderdiği bombalı paketlerden ötürü Unabomber olarak adlandırılan kişi Amerikan basınının en büyük iki gazetesi olan The Washington Post ve The New York Times’ı dize getirdi. Bu ilginç olay Türkiye’de de birkaç kez basına konu oldu. Bunca yıldır gizini koruyan Unabomber kimdir, nedir, ne istiyor?
Amerika’da 18 yıldan beridir çeşitli bilim ve teknolojik merkezlere posta yoluyla bir dizi bombalı paket gönderilmektedir. Açıldığı esnada infilak ederek, ölüm ve yaralanmalara yol açan bu bombalı paketlerin kim tarafından gönderildiği bilinmediği için FBI ve Amerikan medyası söz konusu paketleri gönderen kişiye simge olarak Unabomber adını takmıştır.
Ancak, bombalı paketlerin gönderildiği adresler, üniversitelerde bilimsel araştırma ve deneylerin yapıldığı laboratuvarlar, insan, doğa ve hayvanların tahribatına yol açan ileri teknolojik merkezler, orman ve kereste endüstrisi gibi hedefler olunca haliyle eylemcinin kimliği hakkında kabaca bir bilgi vermektedir. Unabomber’ın saldırılarına hedef olan yerlerin ortak özelliği, hepsinin bilim ve teknolojinin önemli merkezleri olmalarında düğümleniyor. Elbette bütün bunlar ise, Unabomber denen kişinin öncelikle siyasal ve toplumsal bir amaca sahip olduğunu ortaya koyuyor. Bilimsel, endüstriyel ve teknolojiek hedeflere yönelen bu bombalı eylemler serisi, teknolojik bilgi toplumunun, insan doğasını yok eden gelişimine karşı ekolojik mesajlar taşır. 18 yıllık bombalı faaliyetin ardından, eylemcinin modernizme, teknoloji ve sanayi toplumuna karşı mücadele eden anarşist bir devrimci olduğu anlaşılıyor.
Öte yandan, Amerikan polis teşkilatı, ülkenin dört bir yanında harekete geçip ajanlarını, bombacının bomba yapımı için malzemeler satın alabileceği dükkanlara kadar yerleştirmesine, Pentagon’dan ödünç aldığı dev bilgisayarlarla Amerika’daki her türden "şüpheli"yi incelemeye almasına ve tarihinin en masraflı araştırmasına girişmesine rağmen 18 yıl boyunca Unabomber hakkında somut bir tek bilgiye dahi ulaşamayarak "pes" ediyordu.
Ancak, üniversiteler ile havayollarına gönderilen bombalarla başlayan ve Şikago bölgesiyle Doğu’dan Utah ile Kaliforniya’ya dek uzanan, arkasında bir yığın kurban bırakmasına rağmen hiçbir iz bırakmayan Unabomber, 18 yıllık bir gizlilikten sonra 1995 Mayıs ayı başlarında "geleneksel" tavrında önemli bir değişiklik yapıyordu. The New York Times gazetesine gönderdiği bir mektupta şöyle der; "18 yıldır bomba yapıp hafta-sonu boş tarlalarda bombalarımı denemekten artık bıkıp usandım. FBI denilen şey sadece bir şakadan ibarettir ve yıllardır FBI’ın beni yakalamasını bekliyorum. Ama anlaşılan o ki, boşuna bekliyorum, FBI’ın beni yakalayacağı yok, o nedenle kendim açığa çıkıp öykümü anlatmak istiyorum..."
Unabomber söz konusu gazete ve dergilere gönderdiği mektuplarda, "Sanayi Toplumu ve Geleceği" başlıklı bir manifesto üzerinde çalışmakta olduğunu ve manifestoyu bitirdiğinde The New York Times ve The Washington Post, Times veya Newsweek dergilerinden birinde basılmasını istediğini söyler. Derken, Haziran ayının sonunda, Washington Post, New York Times ve Penthouse dergisine manifestonun birer kopyası ulaşır. Ve böylece gazete yöneticileriyle manifestonun yazarı arasında metnin basımı konusunda çetin bir pazarlık başlar. Unabomber, metnin kendilerine ulaştığı tarihten itibaren üç ay içinde iki büyük gazeteden birinde yayınlanmaması halinde bombalı eylemlerine devam edeceği yolunda gazete yöneticilerini uyarır.
Tüm bu gelişmeler, söz konusu gazetelerin sorumluları, başsavcı ve FBI başkanı arasında uzun ve gerilimli bir görüşmeler dizisine yol açar. Basınla hükümetin arasını açan bu görüşmelerde öne çıkan iki eğilim gerilimi özellikle tırmandırır; bir yanda sözünü tutup tutmayacağı bilinmeyen bir bombacının isteklerine boyun eğerek manifestoyu yayınlamak öte yanda bu yapılmadığında ise 18 yıllık bir tecrübeden sonra kesinlikle ciddiye alınması gereken yeni eylem tehdidi.
Sürenin biteceği gün yaklaşırken Washington Post’un sorumlusu bir açıklama yaparak baş savcı ile FBI başkanının "kamu güvenliği" nedeniyle manifestonun yayınlanmasını istediklerini belirtir. Böylece Unabomber’ın "Sanayi Toplumu ve Geleceği" başlıklı manifestosu 19 Eylül 1995 tarihinde The Washington Post gazetesinde Özel bir ek ile 8 sayfa olarak basılır. Bu olay o günlerde Türkiye basınına "bombacının medyatik zaferi" başlığıyla yansımıştı.
Öte yandan manifesto Washington Post’ta yayınlandıktan sonra başta Amerika olmak üzere Batı’da çok geniş bir tartışma yarattı. Öyleki, Unabomber Amerika’da günden güne büyüyen "teknoloji karşıtı görüşün bir anda ilahı oluyordu." Örneğin Amerika’nın tanınan radikal çevrecilerinden Gar Smith 4.Kanal’daki bir programda "Unabomber 20. yüzyıl Amarika’sının simgelerinden biri olmuştur" diyordu. Bilim adamlarının, çevrecilerin, yeşillerin ve sosyalistlerin epeyce üzerinde durduğu manifesto en geniş yankıyı anarşistler arasında buluyordu. Tüm Amerika ve Avrupa ülkelerinde manifestoyla ilgili tartışmalar gazete köşelerinden TV programlarına kadar yayıldı.
Biz manifestonun çevirisini bitirip yayına hazırlıyorken 7 Nisan 1996 günü dünya medyası konuyla ilgili yeni bir haberle çalkalandı. Ajanslar Unabomber’ın nihayet yakalandığını birinci haber olarak geçtiler. Söz konusu anarşist bombacının Amerika’nın Montana eyaletindeki bir orman evinde yaşayan Teodor John Kaczynski adlı 54 yaşında eski bir matematik profesörü olduğu, Harward’dan mezun olup bir süre çalıştıktan sonra istifa ederek ortadan kaybolduğu ve 18 yıldan beridir bombalı paketleri gönderen kişi olduğu iddia ediliyor. Elektrik, su ve telefonun bulunmadığı orman evinde doğayla baş başa yaşadığı için Amerikan basınının "paranoyak" dediği bu eski profesörün Unabomber olduğuna dair henüz maddi bir kanıt bulunmadığından FBI söz konusu kişiyi evinde patlayıcı madde parçaları bulundurmaktan suçlayarak tutukladı. Unabomber ve manifestonun öyküsü işte böyle.
Yazarın "özgünlüğünden" dolayı bu denli uzun bir önsözü, manifestonun içeriği hakkında kısa birkaç noktayı belirterek bitirelim: Politika, tarih, sosyoloji ve bilim tarihine değinen manifesto özet olarak endüstriyel-teknolojik sisteme yönelecek toplumsal bir devrimle insanlığın ekonomik ve teknolojik kölelikten kurtulacağını savunmaktadır. Metnin pek çok yerinde, katılamayacağımız hatta karşısında olacağımız çeşitli yaklaşımlar bulunmaktadır. Örneğin, solculuk hakkında yapılan değerlendirmede yerinde saptamaların yanı sıra, yer yer uç noktalara varılmış. Aslında buradaki temel sorun 19. yüzyıl solu ile bugünkü Amerikan solu arasındaki farktır. Günümüzdeki Amerikan Solu, bu yüzyılın yarısından itibaren şekillenen Yeni Sol’un en liberal dönemini yaşıyor. O nedenle manifestoda solculuk hakkında yapılan yorumların, günümüzde Sağ’dan pek az bir farkı kalmış olan Amerikan Solu üzerinde temellendirildiği unutulmamalıdır. Ayrıca; kadın, aile, din, eşcinsellik vb. konularda Unabomber’m bilinen Batı literatüründen yeterince kopamadığı da göze çarpmaktadır. Zaten manifestonun tartışmaya açık olduğu sık sık yazarı tarafından da hatırlatılmaktadır.
Teknik açıdan ise; Manifestonun 116. paragrafı orijinalinde bulunmamaktadır, manifesto 115 ten 117. paragrafa geçiyor. Dipnotlarda genellikle kaynak belirtmekten çok, dipnotun geçtiği yerin geniş bir açılımı yapılmış. Bu bakımdan dipnotların izlenmesi oldukça önemlidir.
Bizim bir yayınevi olarak böyle bir manifestoyu yayınlamamızdaki asıl neden, teknoloji hakkında oldukça çarpıcı bulduğumuz yeni yaklaşımların tartışmaya açılmasıdır. Unabomber’ın teknoloji karşıtı devrim perspektifinin Türkiye’de hakettiği yankıyı bulacağını umuyoruz.
Manifesto,yu Türkçeye Çeviren Yayım Çalışanları & Mayıs 1996 İstanbul
|