Ana Sayfa


















Text Reklamlar:

Yemek Tarifleri
Sağlık Kütüphanesi
Perde


Anatolianrock.com Forum

Forum Ana Sayfa > Felsefe > Tasavvuf felsefesi
 1   2   3   4   5   6   7  İleri>>
CEVAP YAZ
madxcan_die

Üyelik Derecesi:
  


fenafillah   nefsin terbiyesi...

vahdeti vucut...  allah bir bütün olma  istemi  neden   ..

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 1 Temmuz 2007 3:18 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
destira_21

Üyelik Derecesi:
  


ehli harabata cehennem azabı anma ey zahıd..çünkü onların ulaştığı yer senin rüyanda bile göremiyeceğin yerlerdir.. onlarkı gönülden  bağlıdır riyayla değıl... işte tassavufun felsefesi.. anlayan anlamıştır .çok fazla yazmaya gerek yok

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 4 Temmuz 2006 1:15 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
maksimilyan

Üyelik Derecesi:
  


Zaman  bulursam  eğer yaklaşık  bir 10 sahife sonra,  bu yazı dizisi  son bulacak..inşallah

                            maksimilyan

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 21 Haziran 2006 12:12 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
maksimilyan

Üyelik Derecesi:
  


stirb und werdee
(öl ve ol)

    (GOETHE)



goethe demişken ve aklıma  gelmişken  o meşhur doğu batı divanını aslında mevlana ya itafen yazmıştır bunu tabi sanat tarihçisi ve  benim gibi ihtisas alanı bunca  çurçuna olanların dışında kimse pek bilmez ...neyse ama bir hatırlatma daha yapalım aslında bu söz mesnevide de var divanı ı kebirdede asıl önemlisi bu sözü Efendimiz (s.a.v)..
’’mutu kalbe  en temetü’’ şeklinde söylemiştir
meali ise ölmeden önce ölünüzdür!! neyse daha marifetullah ehline ve onuları din hakıkındaki düşüncelerine gelmedik biz  Hegelden kaldığımız yerden devam edelim

Hegel’ e  göre ruh bir parcada olsa  sanat denilen mefhumla mutulu bir şekilde yaşar   ama  ruh yada tin belli bir süre sonra bu bakir sevgiliden daha fazla isteklerde bulunmaya başlar  artık görünenle ve  benzetmelerle renklerle ve notalarla bu işin  yürümeyeceğini anlar  ve  biz madem sevgiliyiz senin tüm  saklı karaparçalarını bilmem ve deymem lazımder.İşte bu bakir kız  yani sanatta ruha onun istetiklerini veremeyeceğini söyler ve sanatın burda soluğu gitmiştir.(esasen sanat istese bile ona istediklerini veremez o sanıldığı gibi değildi) ruhun isteklerini ruhun o hakikat o salt gerçeklik bağlamındaki isteklerini yerine getiremez aslında  öyle bir vazfıda yoktur zaten işte tam bu anda  bayrağı ’’din’’ devralır ve bu dEfa ruh dine tutulur din ruha  O MUTLAK HAKİKAT a dair en yegane  haz ve  mutluluğu tatır bunu kendi kuralları ile tatırı  bu kurallar diyalektiğin ve  fiziğin kurallarından farklıdır işte bu anda ise ruh kalıbının bulunduğu fizik aleminin kuralları ile hareket etmek ister kimle olduğunun farkında olmadan...
Hegel e göre daha dinler çağı bitmemiştir ona göre din insanı  hisler ve  tıpkı Bergsonda olduğu gibi mutka ile mutlakı keşf ile birleştiirir ve insanın tarih ve varoluşun labirentsi dehlizlerinde dindar bir fenomen olarak ifade eder ve dini ...insanın sonlu hayatından sonsuz ebedi bir  hayata geçiş için olmazsa olmaz ve hatta bir varlık şartı olark görüyor ve(Hegel Nejat Bozkurt say yayınları)
ona göre tarihin yegane görevi  ise tanrıyı anlatmaktır !!

O mayası çamur ve kandan olan insan tanrıdan ayrıldığını idrak edecek  farkındalık düzeyine eriştiği anda ızdırap ve cilesi başlar ki buna  tarihtede tanık olduk (okunuşlarını yazacam)albet camus .stefan ziving. vijinya wolf.oscar vilde.sezarpavese.silviya pilet.rimbaud. bodler. vangog . kandiski. vesaire... gibi filozof veyazarların çoğu bu ızdırabı enderin içlerinde hisesedip yaşamlarına  bir şekilde son vermilşlerdir yada  o acıyı öle yaşamışlardır bir başka ölümden farksız şekilde...neyse
Çoğu muhafazakar ahpap ımın aksine ben o adamları yada kadınları dehşetli severim  belki o sınırdan bir adım  ileri gitselerdi  fizik ve metafizik arasında kalmanın verdiği o çile durumundan o ızdırap dudurmundan kurtulacaklardı..onlar sevilmeyi hak ettiler çünkü onlar nietzscnin dediğini doğrular nitelikte...’’’her ne olursan ol ama sığ olma  bulanık ve derin sudada gemi yüzer  fakat sığ suda asla gemi yüzmez!!’’

Şimdi hegel in düşünce sisteminin 2. ve en önemli dönüm noktasına geldik  metafiziği fiziğin çıkarsımları ile diyalektik ile  diyalektik çıkarımlar ile açıklamaya calıştığı ve kilise ile ihtilaf içine düştüğü dönemler... bu dönem  çok ilginçtir ve bu formda  çoğu körpe dimağ gibi  Hegelde olayları fizik bulgusu ve materyalistçe düşünmüştü..onun için bence  formdaki ateist arkadaşlar hegel ile tanışıktı önceden ama nerde????bu iş nette 2 tane annesi fazla makale okumak ve  göğsüne 3-4 naylon yıldız dakmakla olmaz!!!..neyse biz hegele dönelim
Hegel e göre
tanrı ancak kendini bildiği ölçüde Tanrıdır.ve tanrının kendini bilmesi kendinin farkına varması ancak şuurlu bir yaratığı yaratması’’ insan’’ı yaratması ile oldu ve tanrı insanı yaratmatya mecburdu.insanda onu bulmaya mecburdu..  
ve  Hegel e göre isa tanrının oğlu değildi  ve isa yeniden dirilmeyecekti isa yusuf ile marianın oğluydu
işte bunları düşünen  Hegel in yolları kilise ile ebedi olarak ayrıldı..onun  düşüncesinde tanrı ve insan iki mahkümdür ayaklarındaki prangalar ile bir birine bağlı ve  hapishaneden kaçış gerçeklerşirse bu iki mahkum hemen birbirinin gırlağına sarılacak bir birinden  pranga sökülünce  kaçaçaklar işte akıl ile  metafizğin birilikteliği aynen böyledir.. metafiğiğe fizk deneyimizle oluşturulmuş sorularda böyledir!!
eğer filozofumuz metafiğin insana som özgürlük vadi olduğuna inanmış olmasaydı eminim    diyalektik düşüncesinin başına tanrıdan yola çıkarak uslamalamalarda bulunmazdı kısaca onun tanrı ile  metafiizk bağı bir alış veriş işi gibidir ve burda 20yy amerikan yada  tabir yerindeyse yankee mperyalizminin tohumlarını bulabiliriz(12)

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 21 Haziran 2006 12:11 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
maksimilyan

Üyelik Derecesi:
  


’’bütün bağımsız adamlar yaşasın
                   sırnaşıklar kahrolsun’’

                              (goethe)


zati Almanlaradan  bir garip şiller birde başka garip   göte  var...o başka yazılarımda bahsettiğim   deliliğin en seçkin ve ender türüne  mesup onların deliliğinde  yapaylık yok; denizle karışırken bir nehrin som ağaç kokusundan yapılmış bir ata düşmesi gibidir...neyse biz   mevzumuza  yani ’’dinleri yozlaştıran etmenleri ’’sığdan derine incelemeye devam edelim

Şimdi sıra  Hegelde belkide klasik kronoloji gereği Bergson dan önce ona değinmem gerekirdi ama ben  şahsi insiyatifimi kullanıp  Bergsona  imtiyaz tanıyıp onu Hegelden önce anlattım gerçi bunun bambaşka nedenleride var bunu ilerleyen paragraflarada göreceğiz..evet  bu yazıda  o hep bildiğimiz ve   Dekat kardezyenin ve Nevton  mekanistiğini en baba düşünür ve onun  diyalektik yapısının  kökenlerine inmeye çalışacağız aslında  hegel dehşetli önemli bir adam şimdinin aydınıdan işçisine  ve sanat tarihçiisnden hemen hemen herkes bu adamdan  etkilenmiştir!!
aslında  Hegelin felsefesi ve diyelaktiği en başta çıkış noktası itibari ile  diğer filozoflar gibi hakikati arama ve  onu anlamak için ortaya çıkmıştır ki  filozofumuza göre o mutlak hakikat  yani  o salt som gerçeklik ’’mutlak ruh’’  tanrıdır ve onun felsefe ve tarih anlayışı  startını burdan alır ona göre  tüm  tarih tanrının yüce şanını anlatmaktadır ve  tüm  insanlarda bir tanrı bilkinci ve tanrı kavramı ile dünyaya gelir ve  kimi sığların dediği ben inan mıyorum ama  inancım var inancım inançsızlık tabirini bile bir inanç olarak tellkaki eder...neyse
Hegellin felsefesini öklit geometri si ile inşa edilmiş bir piramide benzetirsek(unutmayalımki öklit geometrisi ne moderm mimaride ne modern kimyada ve fizikte artık kullanılmıyor  uzay eğriymiş ve  başka bir not  kainatta asla düz bir doğru cizilemez ...neyse ) onun piramidinin tepesinde ’’mutlak ruh ’’ bulunur ve tüm varlıklar  ayrı ayrı varlıklarını bu mutlak  ruha  bağlar ve  mutlak ruhun   yani o mutlak yaratıcının  varlığını    kendi düşünce sisitemi için  olmazsa olmaz kabul eder!! ve ona göre varlıkların var oluşları  o mutlak yaratıcının kendini ayrı ayrı göstermesinden ibarettir der ve o mutlak ruha ve  mutlak yaratıcıya nasıl ulaşılacağınıda bize söyler kısaca   ifade edecek olursak  o mutlak ruha ulaşma 1-sanat 2-din 3- felsefe ile olur bunu diyen filozofumuz ardından  sanatın ne olduğu  taaa Aristonun o ünlü ’’poetika’’ isimli kitabındaki ’’mimesis ’’kavramından başlar anlatmaya..ve en son  sanatı o mutlak ruhun  bir çeşit tecellisi olduğunu söylemeye getiir.ona göre sanatın tüm gayesi o mutlak ruhu göstermeye ve ifade etmeye yöneliktir
ve sanat din ve felsefe gibi  diğer formulasyonlarla  o mutlak ruhu karakterize etmeye calışmaz bilakis
sanat  mutlaktan aldığı mesajı  kendi imkanları içinde olduğunca ve olabildiğince somutlaştırıp insana sunar ve   iyi bir sanat eserinin doğuşunuda ’’ ilam’’ a bağlar lakin o ilahamın kaynağı bilinç alt dip akıntılarına bağlamakla yetinir ilhamın metafizik bağlantılarını diyalektik bir yöntem ile açıklayamaz  zaten açıklanmazda   ki diyalektik zati materyalist düşüncenin felsefi yöntemi catısıdır!!neyse..
Hegel sanata  hakikati bize somut bir şekilde sunma görevi yükler ki sanat bunu yapken
rimbaud un cehennemde bir mevsiminin  imgeleri olarak yada bir başka  şairin  kötülük çüçekleri olarak  yada dürrer in melankoliya 1 gravürü olarak yada ne bilim  Jon Van Eyç in soyyut bir resmi olara çıkar..işte (materyalist  dayanaklı olan sosyalistlerin neden bu kadar sanat canlısı olduğunu da sanırım burdan anlaya biliriz bu  en geride ta hegel in o mutlak ruhu idrak etmedeki görev dağılımında işi sanata yüklemesinden kaynaklıdır ki  bundan dolayı  artık tarihin tüm entellektüelleri sanat sevdalısı olacaktır ve bazen daha da ileri gidip sanatın  mutlak ruh yolunda  bir araç olduğunu unutup   sanatı amaç yapaçak kimi zaman  sanatın tek amacının kendizi olduğunu söyleyecek kimi zamanda sanatı temelli boşluyacak ki bu son örnek DADA izm de kendini ortaya koyacaktır)(11)

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 21 Haziran 2006 12:10 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
maksimilyan

Üyelik Derecesi:
  


(empty_dreAms)  boş ver paşam boşver isteyen islami ülkelerin gelişmemesini dine ve şeriata bağlasın...asıl  tarih şuurundan haberdar olanlar bilir ve farkındadır ki al  fa  be devriminden sonra
paşa diyenin bile dile kesildi ve darağacına çekildi paşa kelimesi eskiyi anıştırıyordiye!! bu canım ülkede. kimse sanmasın metal müzik ve  rock müzik dinliyor bu    garibeler ve hiç bir şeyden haberleri yok...(pekala bir insan bohemde  ve oblof varide yaşaya bilir ve  o insan teki tarih ve felsefe şuurunada sahip olabilir ve  namazada kılabilir  günahta işleye bilir  sonuç olarak herkes kendi bacağından asılır) ben birazda  din değerlerini yozlaşmasını  2 milyona yakın dindar insanın ve dedemizin    istiklal mahkemelerinde  nefeslerinin   koparılmasına ’’’ çok  uç olabilir ama ben bu adapsızlık derecesine varan sekülerleşmeyi  ve züppeleşmeyi birada buna bağlıyorum tabi bunların idrakine ancak ve ancak tarih ve felsefe  ve sosyoloji ve daha da önemlisi  bir irfan şuuru taşırsak en güzel şekilde idrak edebiliriz..’’.
Mesela  çok sorulmuş bir sualdir !!! islam ülkeleri niçin böyle geri kaldı ve  hala neden geri bunun cevabını tarih  şuuru olmadan veremeyiz bakın 11 12  ve 13 yy çağlarında dünyada ne olmuş ne bir miş...bir islam kralı hristiyanlara ait bir  kiliseyi yıkar ve sözde bunu üzerine adamlar haçlı seferlerine başlar aca avrupanın resmi kayıtlarında geçen haçlı istilalarını gerçek sebebi bu muydu???
tabi kide hayır çünkü unutmayın anadoluya ilk akını
;Hunlular yapmıştı 4 yy da  sonra 1015 ve 1040 yılları arası  büyük selçuklu sultanı MELİK ŞAH süleyman şah ve  onun adamlarını Anadoluya keşfe  göndermişti ve  anadoluya akınlar  o zaman başladı1040 ve 1071 yılları arasındada artık anadoluyu muhtarlıktan alacağımız ikametkah kağıtlarında kaldığımız devamlı ikamet ettiğimiz yerler olarak gösterdik ve kimse unutmasın ta TUĞRUL BEY döneminde  bu yana  (ki ozaman hilafete kısmen ortaktık) gerek miryokefalon gerek malazgirt gerek çanakkale gerek istanbulun fethinde biz oraları ele  geçirip yurt edinirken ’’Allahu Ekber’’ nidalarıyla gittik....Tanrı uludur,Tanrı Uludur demedik ve  bundan  çok değil 60 yıl önce  ben onlara ’’Laiklik Yobazları ’’ diyorum bu yarı cennet mekanda ezanı  tam 18 yıl evet doğru duydunuz 18 yıl türkçe okuttu ve  nerde ise istiklal marşında geçen... bu ezanlar ki  şehadetler dinin temeli.... sözünü  istiklal marşından çıkaracaklardı...neyse bunların hepsini bilmeli ve ona göre bir içgörü geliştirmek durumundayız..nerde kalmıştık..
Bağdatı işgal eden haçlı komutanlarından Lion
hemen  Papaya bir  mektup gönderir ve  mektu bunda  bağdatı o kütüphaneleri antik yunan feylesoflarının çeviri kitapları ile dolup taşan  bağdatı anlatır. derki;;.... bağdat sokalarını öyle kana cevirdikki atlarımızın karınlarına kadar heryer kanlada dolup taştı....(JoshuaPrower/haclılar ve yakındoğu/ isimli esrinden alınmıştır!!)
Tam 8 tane haçlı istilasına marız kaldık ve bunlar yaklaşık 200 yıl boyunca devam etti..
küçük bir örnek vermek gerekirse biz  İbn-n Heysen ve diğer doktor hekim arkadaşlar ile optiğin  nerdeyse genetiğini çözüp  göz amelyatları yaparken  o zaman bizi dünya çoğrafyasından yook etmeye çalışanlar  hasta tedavisinde azizlerin kemik idrar ve dışıkılarından medet umuyorlardı
bizim bağdatta ki kütüphanmelerimiz kitaplarla taşarlken Avrupanın en büyük kütüp hanelerinde en fazla 50 kitapı olan rahip ve soylular kendilerini kütüphaneci sayıyordu

tam haçlı seferleri bitmiş ve biz  silkinip kalkıyorduk ayağa öte yandan  o kısa tıknaz atlarına binmiş   tabir yerindeyse  erken yecücmecüc ile tanıştık bunlar kimleridi tabikide Moğollardan başkası değildi!!..ki savaşa yada uzun yola giderken her moğol erkeği yanında  3 atla gidip 1 atla geridönerdi çünkü yol boyunca atını tekrartekrar yerdi son  ve genelde son atını yerken  atının üstünde olduğu rivayet edilir bunu ben değil  kiytaplar söyliyor(müsamert el ahbar türkçeye çeviren /osman turan)ve  moğollarda  haçlılardan artakalan tüm  cami  medrese ve ilim   merkealerini tahrip etti bütün el yazma eserler yakılıp yıkıldı ve geriye  yanmış ilim ve bilim kokusundan bir şey kalmadı...
şimdinin kültür  ve toprak emperyalizmini bizler 11 yydan ta 14 yy kadar  tam 300 yıl bayunca durmaksınızın yaşadık şimdini   o estedize ediliş batı hegemonyası ve sömürüsü o zamanın istila sının yanında  neki......?????????(10)

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 21 Haziran 2006 12:10 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
maksimilyan

Üyelik Derecesi:
  


boğaz içi bir istanbul ırmağıdır!!
nice akar huruç alessultanlarda bayraksız  davulsuz




ki küçüklerine saygı vesilesi ile  sevilmiştir herzaman  tarihin en kodaman feylosofları, nietzsc  ölür  20yy yılın daha işlk başında keşke biraz daha
yaşayıp  tarihin  en büyük sezgicisi ile tanışsaydı..
o zat evet BERGSON!! daha ilk başta entellektüel akılcıdarvinistlerle kapışmıştır mahalle  maçlarıda!!
bergson u en yalın ayak kartallardan yapan şey  fizkteki ve günceldeki zaman kavramını kendi içsel sonuçları ile birleştirip süreç gibi bir kavram öne sürmesi olmuştu ondaki süre devamlı ve kesintizis bir kavramdı içinde geleceği barındırdığı kadar geçmişide barındırıyordu ve ona göre akıl  bir nevi nesnelerin uzantısı durumunda idi ve mantığın akılcı düşünmenin   kaynağı doğuş yeri ve kökenide  dış dünya  kimi materyalistlerin dediği nensnel gerçeklikti..evet buraya kadar herşey doğal!!!
bergson a göre akıl gerçeği anlamada  yetersiz di bu yetersizlik ise kendinden değil nesnenin kendisinden kaynaklanırdı bu nu aşmanın bir ve yegane yolu vardı o da SEZGİ idi..sezgiyi ise kişinin iç evreninin en dip akıntısı olarak yorumladı
ve gerçeği bilmeyi salt sezgiye bağladı. ve bize sezgiye nasıl ulaşacağımızı da anlattı sezgiye ulaşmak oldukça zordu çünkü İÇEDÖNÜŞ eylemini gerektiriyordu zaten bunu ta başından beri anarşistlerde söylemişti en  büyük argümanları olan AHLAKLI ÖZ YÖNETİM VE OTANTİK ÖZ  kavramında..ama bunun nasıl olacağının ne  kropotkin, bakunin nede godvin nede prothon söylemişti???aslında cevabını  bakunin biliyordu çünkü anarşizme OTANTİK terminolojisini katanda oydu ama bir kere maddenin görünen tanrısı olan devlet!! yok sayılmış ve illaki atılmalı ve yok edilmeliydi..şimdi bu adamın  maddenin yasal tanrısı olan devleti atıp  gitmesini isteyip TANRIYA kaldemesi saçma olacaktı..ama bunu 20yy başlarında bergson dedi..(bergson anarşit değildir)
biz bilgi bilimden biliyoruzki epistemiyoljinin kaynağı 1 nesneler 2 sezgilerdir bunu bergsonda kabul eder ama 1 kaynağın   bize öz yada salt gerçeklik hakkında bilgi vermediğini söyler  ama r yani sezgiler bize ilk elden güvenir bilgi verir bunu ünlü filozof MUSA CARULLAH  ta söyler neyse carullaha burda girmek istemiyorum. bergsona göre sezgiler kaynağını iç alemden alır iç alem ise kaynağını  ayrı ayrı  nesnelerden alır ve  sezgi ile yaşam aynı şeyler5dir der burdaki bahsettiği aynılık bir aynanın karşısındaki aynılıkla eşdeğerdir yani aynı olmasına rağmen zıttır örneğin sağ elin sol el olması gibi adamımın felsefesin enderinlerinde  akıl ile estetize edilmeye calışılan  mir  mefafizik var ve bunu anlamak  oldukça güç!!
onun sezgi anlayışı temelini  süreç   ve süre dediği kavramdan alır ve  yaşamın ve tüm gerçekliğin bir OLUŞTAN İBARET olduğunu kavrar.modern bir filozof olan bergson un bu dediklerini schrödinger in  dalga denlemi ve ta çağlar öncesinin chandogya upanişadrarında bula biliriz buda bizi şaşırt mamalı çünkü bir gerçek ve  bir doğru vardır  hakiki manada arayan yanlızca onu bulur ve bulduğu anda  MANTIK EL TAYR  da yazdığı gibi kendisi  namına  hiçbir şey kalmaz kendisinde!!

devamı var....(9)

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 21 Haziran 2006 12:09 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
maksimilyan

Üyelik Derecesi:
  


yıl sonu müsamerelerine  kimler çıkarılmaz!!!


nietzsc bunalrı söylerken  umudunu kaybetmiştir ! aslında onun  düşünce yapısında son bir umut denilen bir şey daha vardır o da üst insandır filozofumuzda  manevi olarak yozlaşmayan ve   belkide  asla yozlaşmayacak bir kavram umuttur üst insana  beslediği umut  biraz sunniidir ve bunu nasıl gerçekleşeçeği hakında hiç bir bilgi vermez  buda onu  fesefesinde ve  din anlayışındaki kocaman  bir gedik niteliğindedir lakin trajedyanın doğuşu isimli kitabında  dionisusu ve  apollan savaşında apollanun kazanacağını kozmik şamatanın  somumutun bu savaşın galibi dionizostan geleceğini söyler kitabındaki dioniusus alegorik bir temsildir ve    gönlün kalbin daha doğrusu fiizğin karşısında mata fiziğin  tensilidir  apollon ise  maddenin ve aklın  sembolüdür ...şimdi batını en entellektüelleri hinduizmi çğrenmek için dünyanın dört bir yanından hindistanda tatlil köylerinde yada orda temelli kalmak için  himalamayalkarın yamaclarında  evler yaptırıp temelli oralarda kalmya başladı bile ancak onlar kendi  tanrılarını kendi elleriyle  öldürmüşlerdi ve  şimdi ise şivanın  kozmik dansından budanın  kozmik hareketsizliğinden medet umuyorlar oysa onlar ve tüm tanrısını kendi nefsi uğruna  fede edenler şivanın dansını izlerken  ereksiyona uğrayıp
aşkınlaşmanın doruğundayken  önlerini ıslatırlar!!!(8)

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 21 Haziran 2006 12:08 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
maksimilyan

Üyelik Derecesi:
  


emrazı zührevi  hastanesine  kapatıldı anamız!!!



parçaçık fiziğinin bir yan  yorumuda  puslumantık denen felsefi akımdır kimisi  puslu mantığın kuantunmdan  5 yıl önce ortaya çıktığını diye bilir evet bu doğrudur lakin  erken puslumantık tamamen  kartezyen  ve mekaniztiğin verilerinden özellikle zenon dan yaralanmıştır onun sonsus bölüne bilirlkik kavramundan ancak puslumantığı  puslumantık yapan şey onun kuantumn indetermizminden yararlanması ile olmuştur...bir örnek ile  puslumantığı anlatalım...söz temsili bir ülkede 4 parti olsun ve seöiçmlerede bu dört  partinin 4 üde girsin ve bir vatandaşta   liberelse liberel partiye cumhuriyetciyse cumhuriyetci partiye versin oyunu tamam buraya  kadar herşey doğal ve bilindik  oysa puslımantıkçı   bise siz doğru partilere yanlış oylar veriyorsunuz der çünkü senin oyun 1 tamdır ve sen ıyunun tamamını değilde yüzde 10 birine  yüzdee50 sini birine   yüzde 3 ünü birine verre bilirsin der adam bunu derken sondrece haklıdır bu mantığı gündeliğin tüm dalları için  söyliye bilirriz..evet denile bili belki bir kadın ya hemiledir yada değildir  ben azıcık hamileyim diyemez ama ben 1 aylık hamileyim yada 9 aylık hamileyim diye bilir...
Rönesans ve reform öncesi cahil kilise rebabını  hedefine atılan ok hakkında ilginç ve komik düşünceleri vardı.ozaman ermiş ve azizler hedefine atılan oku hedefe mekelerin götürdüğüne taşıdığına inanırdı ve erken pozitiviztler örneğin batlamyus ve   dahada aşağılarda bahsettiğim adamlar onlara gülerdi.tabi gülerken haksızda değillerdi yani melekte neymiş ben gördüğüme ve duyduğuma ve  dokunduğuma inanırım ..ve ivme denilen hız denilen mamentumdenilen birşey vardı sürtünme vardı sürtünme katsayısı vardı... bu böyle yaklaşık  yüzyıl sürdü ve o ermişlere  100 yıl boyunca gülündü şimdide gülenteraf değişti tabi .çünkü 20 yy ortalarında olan olmuştu ve POZİTİVİZM CANİASINA  SOMIŞIKTAN YAPILMIŞ BİR METEOR
ÇARPMIŞTI .bilimin en büyük dayanağı determizm çökmüştü sadece onlada kalsa iyi..atılan okun  daha maddialemdeki yani gördüğümüz ok hedefe varmadan  hayali bir ok gidip hedefe çarpıyorudu kısaca  DAHA TAŞ ÇAMA DEĞMEDEN KAİNATIN TÜMCAMLARI KIRILIYORDU!!!bunun  yegane sebebi vardı mikro dünyada  sonuçlar nedenlerden önce gelir ve her parçaçığın kendine eş ve negatif kütlede bir gen ikiszi vardı ve o olmayan ikiz önce bir rota çiziyor ve o olmayan camı kırıyor olan taş ise o rotayı izleyip o olan camı kırıyordu.bunun belkemiği göreceliklik kuramından gelir ve  hiç bir nesnenin ışık hızına ulşamamasından gelir
ÖLDÜĞÜNÜ ANLADIĞINDA ÇOKTAN ÖLMÜŞ OLACAK!!
Kuantım fiziğiyle şok olan  batı medeniyetinin enm güzide aydın ve entellektüelleri çok tan çinde ve hindistanda evler aldılar ve oralara  hinduizmi budizmi taoizmi zen budizmini öğrenme gittiler ama onlar NİETZSCHE NİN TABİRİYLE ÇOKTAN TANRILARINI ÖLDÜRÜPbabalarını öldürüp annelerrinin ırzına taruza geçmişlerdi ...filozof bu sıkıntısını trajedyanın doğuşu,ahlakın soy kütüğü   ve böyle buyurdu zerdüştte  defalarca söyledi.. tanrı öldü ve onu siz öldürdünüz siz yaptınız bunu   3000 yıl önce yahudi hahamlar gibi   tanrı kelemını kendi nefsiniz ve isteğiniz doğrultusunda  calvinzm ve luterizm adı altında dangalakça değiştirip  içinizdeki o simsiyak kandan sürdünüz tanrıyı ve bunu yapar ken (yazılarımın başımı okursanız  bilimi ve sanatı TANRININ YÜCE ŞANI İÇİN YAPTIĞINIZI SÖYLEDİNİZ) ....(7)

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 21 Haziran 2006 12:08 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
maksimilyan

Üyelik Derecesi:
  


fazla babalarıyla dondurma yiyen çoçuklar!!!





maddenin iç yapısına sızdığımızda orada  mana bizi ayrı ayrı parçalardan ziyade birleşik bir bütünün  ki buna vahdet dersek yeridir parçaları arasındaki sımsıkı bir örgüye götür,ve  makro alemdeki  kısrete karşılık gelir bunu söz temsili(tabibunu onun kendi varlığı ve yokluğu acısından dersek ve burdaki varlık ve yokluğuda  gündelikteki ontolojij açılımlardan bağımsızdır bağımsız düşünmeliyiz hemen  belirtelim bunu)orda  bir beliren bir kaybolan  daha isimlenmemiş  olaylar kümesinin evrenine  söz temsili deniz yada okyanıs dersek
yaratılışın   ve  heran  yeniden yatılanın attığı ilk adım dalgadır ve dalga tek başına  eksik bir hiçten başka bir şey değildir  ki bunu o da  söyler vce varlığını gerçek şahsı olan denize borçludur!deniz alışıldıktan sonra artık dal gadır ve deniz ise artk dalgadır sonra bide   rıhtıma çarpan dalgaların daha küçük birimleri olan su parçaçıkları vardır  ki bunlarda mahiyet olarak deniz ve dalgayla gen ikiiz gibiidr ancak var ve yok oluşları dalgadan  kolaydır bu dalgaçıklar denize nazaran daha  açık ve aşikardırlar rıhtmda... lakin izler cevre  bu durumu su   damlası olarak kesretvari bir şekilde yorumlar
ancak o kuruyunca göğe sonra yinede  denize dönecek lakin bu dönüş  rıhtıma çarpıp denize  geri dönen su damlasına nazaran daha yavaş olacak
EN SONDA DENİZLER TEKRAR DÖNECEK DENİZE!!
işte durum böyle olunca  söztemsili olan bu ekolojikj farkındalık beraberinde manevi bir farkındalığı illaki  getirecektir!! bunu modern fiizk bir çok bedel ödeyerek en sonunda anladı ve ortaya  atomculuğun ve mekanistik ve kartezyen  düşüncelerine karşıt HOLİSTİK VE HOLOGRAFİK BİR YAPI ÇIKARDI ki bunu kadim gelenekler ve mistikler çağlar beridir söyliyordu.mikro düzeydeki
bütünün parçaları arasındaki etkileşimler parçaların kendilerinden daha önemlidir(evet bu doğru ama tam doğruy değil çünkü bunu dediğimiz anda ise o parçaçık bunun tam aksini bize diye bilir)sonç olarak hareket vardır ama  hareket eden yoktur!rol vardır fakat aktörler yoktur!dans var fakat dansçı yoktur!görecelilik kuramı bize kozmik aktivitenin kainatın özü olduğunu yerel olmama ve determizm il e gösterdi ve nihayet j .jeans bize evrenin büyük bir makineden ziyade  bir düşünce olduğunu söyledi
çünkü dopadaki gözlemlediğimiz olay ve nesneler ve ilkeler ve  fikirler bizim uydurmalarımızdı ve   bir parçaçok deneyindeki parçaçığın davranışı bizim ona karşı olan tutumumuzdan ve sorduğumuz sorudan etkileniyordu budurmda  bilimin  o başta kendi kurallarını koytan defrans oyuncusunun en büyük  kanunu olan objektiflik güme gitmiş bulundu neden mi ,,çünkü bir parçaçık deneyinde  deminde nbelirttiğim gibi parçaçığın  davranışı o nun yapacağı hareketi etkiliyordu bunu ise en güzel  Schrödingerin KEDİ  DENEYİ AÇIKLAR...(6)

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 21 Haziran 2006 12:07 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
CEVAP YAZ
 1   2   3   4   5   6   7  İleri>>
 

Forum | Aktif Üyeler | Sohbet | Mesaj Merkezi | Müzik Dinle | Müzik Listelerim | Video İzle

Yerli Gruplar | Yabancı Gruplar | Amatör Gruplar | Demolar

Biyografiler | Diskografiler | Sanatçı Fotoğrafları | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basın Bilgileri

Üyelik | Ayarlar | Üye Ara | İletişim | Reklam



Site içerisindeki materyallerin kaynak gösterilmeden kopyalanması ve yayınlanması yasaktır.
Copyright © 2007 Anatolianrock.com