|
CEVAP YAZ |
|
|
| destira_21 |
|
|
Üyelik Derecesi:

|
ehli harabata cehennem azabı anma ey zahıd..çünkü onların ulaştığı yer senin rüyanda bile göremiyeceğin yerlerdir.. onlarkı gönülden bağlıdır riyayla değıl... işte tassavufun felsefesi.. anlayan anlamıştır .çok fazla yazmaya gerek yok
|
| Mesajın
Yazıldığı Tarih: 4 Temmuz 2006 1:15 ÖS |
Bu
mesaj rahatsız edici |
|
| maksimilyan |
|
|
Üyelik Derecesi:

|
Zaman bulursam eğer yaklaşık bir 10 sahife sonra, bu yazı dizisi son bulacak..inşallah
maksimilyan
|
| Mesajın
Yazıldığı Tarih: 21 Haziran 2006 12:12 ÖS |
Bu
mesaj rahatsız edici |
|
| maksimilyan |
|
|
Üyelik Derecesi:

|
stirb und werdee
(öl ve ol)
(GOETHE)
goethe demişken ve aklıma gelmişken o meşhur doğu batı divanını aslında mevlana ya itafen yazmıştır bunu tabi sanat tarihçisi ve benim gibi ihtisas alanı bunca çurçuna olanların dışında kimse pek bilmez ...neyse ama bir hatırlatma daha yapalım aslında bu söz mesnevide de var divanı ı kebirdede asıl önemlisi bu sözü Efendimiz (s.a.v)..
’’mutu kalbe en temetü’’ şeklinde söylemiştir
meali ise ölmeden önce ölünüzdür!! neyse daha marifetullah ehline ve onuları din hakıkındaki düşüncelerine gelmedik biz Hegelden kaldığımız yerden devam edelim
Hegel’ e göre ruh bir parcada olsa sanat denilen mefhumla mutulu bir şekilde yaşar ama ruh yada tin belli bir süre sonra bu bakir sevgiliden daha fazla isteklerde bulunmaya başlar artık görünenle ve benzetmelerle renklerle ve notalarla bu işin yürümeyeceğini anlar ve biz madem sevgiliyiz senin tüm saklı karaparçalarını bilmem ve deymem lazımder.İşte bu bakir kız yani sanatta ruha onun istetiklerini veremeyeceğini söyler ve sanatın burda soluğu gitmiştir.(esasen sanat istese bile ona istediklerini veremez o sanıldığı gibi değildi) ruhun isteklerini ruhun o hakikat o salt gerçeklik bağlamındaki isteklerini yerine getiremez aslında öyle bir vazfıda yoktur zaten işte tam bu anda bayrağı ’’din’’ devralır ve bu dEfa ruh dine tutulur din ruha O MUTLAK HAKİKAT a dair en yegane haz ve mutluluğu tatır bunu kendi kuralları ile tatırı bu kurallar diyalektiğin ve fiziğin kurallarından farklıdır işte bu anda ise ruh kalıbının bulunduğu fizik aleminin kuralları ile hareket etmek ister kimle olduğunun farkında olmadan...
Hegel e göre daha dinler çağı bitmemiştir ona göre din insanı hisler ve tıpkı Bergsonda olduğu gibi mutka ile mutlakı keşf ile birleştiirir ve insanın tarih ve varoluşun labirentsi dehlizlerinde dindar bir fenomen olarak ifade eder ve dini ...insanın sonlu hayatından sonsuz ebedi bir hayata geçiş için olmazsa olmaz ve hatta bir varlık şartı olark görüyor ve(Hegel Nejat Bozkurt say yayınları)
ona göre tarihin yegane görevi ise tanrıyı anlatmaktır !!
O mayası çamur ve kandan olan insan tanrıdan ayrıldığını idrak edecek farkındalık düzeyine eriştiği anda ızdırap ve cilesi başlar ki buna tarihtede tanık olduk (okunuşlarını yazacam)albet camus .stefan ziving. vijinya wolf.oscar vilde.sezarpavese.silviya pilet.rimbaud. bodler. vangog . kandiski. vesaire... gibi filozof veyazarların çoğu bu ızdırabı enderin içlerinde hisesedip yaşamlarına bir şekilde son vermilşlerdir yada o acıyı öle yaşamışlardır bir başka ölümden farksız şekilde...neyse
Çoğu muhafazakar ahpap ımın aksine ben o adamları yada kadınları dehşetli severim belki o sınırdan bir adım ileri gitselerdi fizik ve metafizik arasında kalmanın verdiği o çile durumundan o ızdırap dudurmundan kurtulacaklardı..onlar sevilmeyi hak ettiler çünkü onlar nietzscnin dediğini doğrular nitelikte...’’’her ne olursan ol ama sığ olma bulanık ve derin sudada gemi yüzer fakat sığ suda asla gemi yüzmez!!’’
Şimdi hegel in düşünce sisteminin 2. ve en önemli dönüm noktasına geldik metafiziği fiziğin çıkarsımları ile diyalektik ile diyalektik çıkarımlar ile açıklamaya calıştığı ve kilise ile ihtilaf içine düştüğü dönemler... bu dönem çok ilginçtir ve bu formda çoğu körpe dimağ gibi Hegelde olayları fizik bulgusu ve materyalistçe düşünmüştü..onun için bence formdaki ateist arkadaşlar hegel ile tanışıktı önceden ama nerde????bu iş nette 2 tane annesi fazla makale okumak ve göğsüne 3-4 naylon yıldız dakmakla olmaz!!!..neyse biz hegele dönelim
Hegel e göre
tanrı ancak kendini bildiği ölçüde Tanrıdır.ve tanrının kendini bilmesi kendinin farkına varması ancak şuurlu bir yaratığı yaratması’’ insan’’ı yaratması ile oldu ve tanrı insanı yaratmatya mecburdu.insanda onu bulmaya mecburdu..
ve Hegel e göre isa tanrının oğlu değildi ve isa yeniden dirilmeyecekti isa yusuf ile marianın oğluydu
işte bunları düşünen Hegel in yolları kilise ile ebedi olarak ayrıldı..onun düşüncesinde tanrı ve insan iki mahkümdür ayaklarındaki prangalar ile bir birine bağlı ve hapishaneden kaçış gerçeklerşirse bu iki mahkum hemen birbirinin gırlağına sarılacak bir birinden pranga sökülünce kaçaçaklar işte akıl ile metafizğin birilikteliği aynen böyledir.. metafiğiğe fizk deneyimizle oluşturulmuş sorularda böyledir!!
eğer filozofumuz metafiğin insana som özgürlük vadi olduğuna inanmış olmasaydı eminim diyalektik düşüncesinin başına tanrıdan yola çıkarak uslamalamalarda bulunmazdı kısaca onun tanrı ile metafiizk bağı bir alış veriş işi gibidir ve burda 20yy amerikan yada tabir yerindeyse yankee mperyalizminin tohumlarını bulabiliriz(12)
|
| Mesajın
Yazıldığı Tarih: 21 Haziran 2006 12:11 ÖS |
Bu
mesaj rahatsız edici |
|
| maksimilyan |
|
|
Üyelik Derecesi:

|
’’bütün bağımsız adamlar yaşasın
sırnaşıklar kahrolsun’’
(goethe)
zati Almanlaradan bir garip şiller birde başka garip göte var...o başka yazılarımda bahsettiğim deliliğin en seçkin ve ender türüne mesup onların deliliğinde yapaylık yok; denizle karışırken bir nehrin som ağaç kokusundan yapılmış bir ata düşmesi gibidir...neyse biz mevzumuza yani ’’dinleri yozlaştıran etmenleri ’’sığdan derine incelemeye devam edelim
Şimdi sıra Hegelde belkide klasik kronoloji gereği Bergson dan önce ona değinmem gerekirdi ama ben şahsi insiyatifimi kullanıp Bergsona imtiyaz tanıyıp onu Hegelden önce anlattım gerçi bunun bambaşka nedenleride var bunu ilerleyen paragraflarada göreceğiz..evet bu yazıda o hep bildiğimiz ve Dekat kardezyenin ve Nevton mekanistiğini en baba düşünür ve onun diyalektik yapısının kökenlerine inmeye çalışacağız aslında hegel dehşetli önemli bir adam şimdinin aydınıdan işçisine ve sanat tarihçiisnden hemen hemen herkes bu adamdan etkilenmiştir!!
aslında Hegelin felsefesi ve diyelaktiği en başta çıkış noktası itibari ile diğer filozoflar gibi hakikati arama ve onu anlamak için ortaya çıkmıştır ki filozofumuza göre o mutlak hakikat yani o salt som gerçeklik ’’mutlak ruh’’ tanrıdır ve onun felsefe ve tarih anlayışı startını burdan alır ona göre tüm tarih tanrının yüce şanını anlatmaktadır ve tüm insanlarda bir tanrı bilkinci ve tanrı kavramı ile dünyaya gelir ve kimi sığların dediği ben inan mıyorum ama inancım var inancım inançsızlık tabirini bile bir inanç olarak tellkaki eder...neyse
Hegellin felsefesini öklit geometri si ile inşa edilmiş bir piramide benzetirsek(unutmayalımki öklit geometrisi ne moderm mimaride ne modern kimyada ve fizikte artık kullanılmıyor uzay eğriymiş ve başka bir not kainatta asla düz bir doğru cizilemez ...neyse ) onun piramidinin tepesinde ’’mutlak ruh ’’ bulunur ve tüm varlıklar ayrı ayrı varlıklarını bu mutlak ruha bağlar ve mutlak ruhun yani o mutlak yaratıcının varlığını kendi düşünce sisitemi için olmazsa olmaz kabul eder!! ve ona göre varlıkların var oluşları o mutlak yaratıcının kendini ayrı ayrı göstermesinden ibarettir der ve o mutlak ruha ve mutlak yaratıcıya nasıl ulaşılacağınıda bize söyler kısaca ifade edecek olursak o mutlak ruha ulaşma 1-sanat 2-din 3- felsefe ile olur bunu diyen filozofumuz ardından sanatın ne olduğu taaa Aristonun o ünlü ’’poetika’’ isimli kitabındaki ’’mimesis ’’kavramından başlar anlatmaya..ve en son sanatı o mutlak ruhun bir çeşit tecellisi olduğunu söylemeye getiir.ona göre sanatın tüm gayesi o mutlak ruhu göstermeye ve ifade etmeye yöneliktir
ve sanat din ve felsefe gibi diğer formulasyonlarla o mutlak ruhu karakterize etmeye calışmaz bilakis
sanat mutlaktan aldığı mesajı kendi imkanları içinde olduğunca ve olabildiğince somutlaştırıp insana sunar ve iyi bir sanat eserinin doğuşunuda ’’ ilam’’ a bağlar lakin o ilahamın kaynağı bilinç alt dip akıntılarına bağlamakla yetinir ilhamın metafizik bağlantılarını diyalektik bir yöntem ile açıklayamaz zaten açıklanmazda ki diyalektik zati materyalist düşüncenin felsefi yöntemi catısıdır!!neyse..
Hegel sanata hakikati bize somut bir şekilde sunma görevi yükler ki sanat bunu yapken
rimbaud un cehennemde bir mevsiminin imgeleri olarak yada bir başka şairin kötülük çüçekleri olarak yada dürrer in melankoliya 1 gravürü olarak yada ne bilim Jon Van Eyç in soyyut bir resmi olara çıkar..işte (materyalist dayanaklı olan sosyalistlerin neden bu kadar sanat canlısı olduğunu da sanırım burdan anlaya biliriz bu en geride ta hegel in o mutlak ruhu idrak etmedeki görev dağılımında işi sanata yüklemesinden kaynaklıdır ki bundan dolayı artık tarihin tüm entellektüelleri sanat sevdalısı olacaktır ve bazen daha da ileri gidip sanatın mutlak ruh yolunda bir araç olduğunu unutup sanatı amaç yapaçak kimi zaman sanatın tek amacının kendizi olduğunu söyleyecek kimi zamanda sanatı temelli boşluyacak ki bu son örnek DADA izm de kendini ortaya koyacaktır)(11)
|
| Mesajın
Yazıldığı Tarih: 21 Haziran 2006 12:10 ÖS |
Bu
mesaj rahatsız edici |
|
| maksimilyan |
|
|
Üyelik Derecesi:

|
(empty_dreAms) boş ver paşam boşver isteyen islami ülkelerin gelişmemesini dine ve şeriata bağlasın...asıl tarih şuurundan haberdar olanlar bilir ve farkındadır ki al fa be devriminden sonra
paşa diyenin bile dile kesildi ve darağacına çekildi paşa kelimesi eskiyi anıştırıyordiye!! bu canım ülkede. kimse sanmasın metal müzik ve rock müzik dinliyor bu garibeler ve hiç bir şeyden haberleri yok...(pekala bir insan bohemde ve oblof varide yaşaya bilir ve o insan teki tarih ve felsefe şuurunada sahip olabilir ve namazada kılabilir günahta işleye bilir sonuç olarak herkes kendi bacağından asılır) ben birazda din değerlerini yozlaşmasını 2 milyona yakın dindar insanın ve dedemizin istiklal mahkemelerinde nefeslerinin koparılmasına ’’’ çok uç olabilir ama ben bu adapsızlık derecesine varan sekülerleşmeyi ve züppeleşmeyi birada buna bağlıyorum tabi bunların idrakine ancak ve ancak tarih ve felsefe ve sosyoloji ve daha da önemlisi bir irfan şuuru taşırsak en güzel şekilde idrak edebiliriz..’’.
Mesela çok sorulmuş bir sualdir !!! islam ülkeleri niçin böyle geri kaldı ve hala neden geri bunun cevabını tarih şuuru olmadan veremeyiz bakın 11 12 ve 13 yy çağlarında dünyada ne olmuş ne bir miş...bir islam kralı hristiyanlara ait bir kiliseyi yıkar ve sözde bunu üzerine adamlar haçlı seferlerine başlar aca avrupanın resmi kayıtlarında geçen haçlı istilalarını gerçek sebebi bu muydu???
tabi kide hayır çünkü unutmayın anadoluya ilk akını
;Hunlular yapmıştı 4 yy da sonra 1015 ve 1040 yılları arası büyük selçuklu sultanı MELİK ŞAH süleyman şah ve onun adamlarını Anadoluya keşfe göndermişti ve anadoluya akınlar o zaman başladı1040 ve 1071 yılları arasındada artık anadoluyu muhtarlıktan alacağımız ikametkah kağıtlarında kaldığımız devamlı ikamet ettiğimiz yerler olarak gösterdik ve kimse unutmasın ta TUĞRUL BEY döneminde bu yana (ki ozaman hilafete kısmen ortaktık) gerek miryokefalon gerek malazgirt gerek çanakkale gerek istanbulun fethinde biz oraları ele geçirip yurt edinirken ’’Allahu Ekber’’ nidalarıyla gittik....Tanrı uludur,Tanrı Uludur demedik ve bundan çok değil 60 yıl önce ben onlara ’’Laiklik Yobazları ’’ diyorum bu yarı cennet mekanda ezanı tam 18 yıl evet doğru duydunuz 18 yıl türkçe okuttu ve nerde ise istiklal marşında geçen... bu ezanlar ki şehadetler dinin temeli.... sözünü istiklal marşından çıkaracaklardı...neyse bunların hepsini bilmeli ve ona göre bir içgörü geliştirmek durumundayız..nerde kalmıştık..
Bağdatı işgal eden haçlı komutanlarından Lion
hemen Papaya bir mektup gönderir ve mektu bunda bağdatı o kütüphaneleri antik yunan feylesoflarının çeviri kitapları ile dolup taşan bağdatı anlatır. derki;;.... bağdat sokalarını öyle kana cevirdikki atlarımızın karınlarına kadar heryer kanlada dolup taştı....(JoshuaPrower/haclılar ve yakındoğu/ isimli esrinden alınmıştır!!)
Tam 8 tane haçlı istilasına marız kaldık ve bunlar yaklaşık 200 yıl boyunca devam etti..
küçük bir örnek vermek gerekirse biz İbn-n Heysen ve diğer doktor hekim arkadaşlar ile optiğin nerdeyse genetiğini çözüp göz amelyatları yaparken o zaman bizi dünya çoğrafyasından yook etmeye çalışanlar hasta tedavisinde azizlerin kemik idrar ve dışıkılarından medet umuyorlardı
bizim bağdatta ki kütüphanmelerimiz kitaplarla taşarlken Avrupanın en büyük kütüp hanelerinde en fazla 50 kitapı olan rahip ve soylular kendilerini kütüphaneci sayıyordu
tam haçlı seferleri bitmiş ve biz silkinip kalkıyorduk ayağa öte yandan o kısa tıknaz atlarına binmiş tabir yerindeyse erken yecücmecüc ile tanıştık bunlar kimleridi tabikide Moğollardan başkası değildi!!..ki savaşa yada uzun yola giderken her moğol erkeği yanında 3 atla gidip 1 atla geridönerdi çünkü yol boyunca atını tekrartekrar yerdi son ve genelde son atını yerken atının üstünde olduğu rivayet edilir bunu ben değil kiytaplar söyliyor(müsamert el ahbar türkçeye çeviren /osman turan)ve moğollarda haçlılardan artakalan tüm cami medrese ve ilim merkealerini tahrip etti bütün el yazma eserler yakılıp yıkıldı ve geriye yanmış ilim ve bilim kokusundan bir şey kalmadı...
şimdinin kültür ve toprak emperyalizmini bizler 11 yydan ta 14 yy kadar tam 300 yıl bayunca durmaksınızın yaşadık şimdini o estedize ediliş batı hegemonyası ve sömürüsü o zamanın istila sının yanında neki......?????????(10)
|
| Mesajın
Yazıldığı Tarih: 21 Haziran 2006 12:10 ÖS |
Bu
mesaj rahatsız edici |
|
| maksimilyan |
|
|
Üyelik Derecesi:

|
boğaz içi bir istanbul ırmağıdır!!
nice akar huruç alessultanlarda bayraksız davulsuz
ki küçüklerine saygı vesilesi ile sevilmiştir herzaman tarihin en kodaman feylosofları, nietzsc ölür 20yy yılın daha işlk başında keşke biraz daha
yaşayıp tarihin en büyük sezgicisi ile tanışsaydı..
o zat evet BERGSON!! daha ilk başta entellektüel akılcıdarvinistlerle kapışmıştır mahalle maçlarıda!!
bergson u en yalın ayak kartallardan yapan şey fizkteki ve günceldeki zaman kavramını kendi içsel sonuçları ile birleştirip süreç gibi bir kavram öne sürmesi olmuştu ondaki süre devamlı ve kesintizis bir kavramdı içinde geleceği barındırdığı kadar geçmişide barındırıyordu ve ona göre akıl bir nevi nesnelerin uzantısı durumunda idi ve mantığın akılcı düşünmenin kaynağı doğuş yeri ve kökenide dış dünya kimi materyalistlerin dediği nensnel gerçeklikti..evet buraya kadar herşey doğal!!!
bergson a göre akıl gerçeği anlamada yetersiz di bu yetersizlik ise kendinden değil nesnenin kendisinden kaynaklanırdı bu nu aşmanın bir ve yegane yolu vardı o da SEZGİ idi..sezgiyi ise kişinin iç evreninin en dip akıntısı olarak yorumladı
ve gerçeği bilmeyi salt sezgiye bağladı. ve bize sezgiye nasıl ulaşacağımızı da anlattı sezgiye ulaşmak oldukça zordu çünkü İÇEDÖNÜŞ eylemini gerektiriyordu zaten bunu ta başından beri anarşistlerde söylemişti en büyük argümanları olan AHLAKLI ÖZ YÖNETİM VE OTANTİK ÖZ kavramında..ama bunun nasıl olacağının ne kropotkin, bakunin nede godvin nede prothon söylemişti???aslında cevabını bakunin biliyordu çünkü anarşizme OTANTİK terminolojisini katanda oydu ama bir kere maddenin görünen tanrısı olan devlet!! yok sayılmış ve illaki atılmalı ve yok edilmeliydi..şimdi bu adamın maddenin yasal tanrısı olan devleti atıp gitmesini isteyip TANRIYA kaldemesi saçma olacaktı..ama bunu 20yy başlarında bergson dedi..(bergson anarşit değildir)
biz bilgi bilimden biliyoruzki epistemiyoljinin kaynağı 1 nesneler 2 sezgilerdir bunu bergsonda kabul eder ama 1 kaynağın bize öz yada salt gerçeklik hakkında bilgi vermediğini söyler ama r yani sezgiler bize ilk elden güvenir bilgi verir bunu ünlü filozof MUSA CARULLAH ta söyler neyse carullaha burda girmek istemiyorum. bergsona göre sezgiler kaynağını iç alemden alır iç alem ise kaynağını ayrı ayrı nesnelerden alır ve sezgi ile yaşam aynı şeyler5dir der burdaki bahsettiği aynılık bir aynanın karşısındaki aynılıkla eşdeğerdir yani aynı olmasına rağmen zıttır örneğin sağ elin sol el olması gibi adamımın felsefesin enderinlerinde akıl ile estetize edilmeye calışılan mir mefafizik var ve bunu anlamak oldukça güç!!
onun sezgi anlayışı temelini süreç ve süre dediği kavramdan alır ve yaşamın ve tüm gerçekliğin bir OLUŞTAN İBARET olduğunu kavrar.modern bir filozof olan bergson un bu dediklerini schrödinger in dalga denlemi ve ta çağlar öncesinin chandogya upanişadrarında bula biliriz buda bizi şaşırt mamalı çünkü bir gerçek ve bir doğru vardır hakiki manada arayan yanlızca onu bulur ve bulduğu anda MANTIK EL TAYR da yazdığı gibi kendisi namına hiçbir şey kalmaz kendisinde!!
devamı var....(9)
|
| Mesajın
Yazıldığı Tarih: 21 Haziran 2006 12:09 ÖS |
Bu
mesaj rahatsız edici |
|
| maksimilyan |
|
|
Üyelik Derecesi:

|
yıl sonu müsamerelerine kimler çıkarılmaz!!!
nietzsc bunalrı söylerken umudunu kaybetmiştir ! aslında onun düşünce yapısında son bir umut denilen bir şey daha vardır o da üst insandır filozofumuzda manevi olarak yozlaşmayan ve belkide asla yozlaşmayacak bir kavram umuttur üst insana beslediği umut biraz sunniidir ve bunu nasıl gerçekleşeçeği hakında hiç bir bilgi vermez buda onu fesefesinde ve din anlayışındaki kocaman bir gedik niteliğindedir lakin trajedyanın doğuşu isimli kitabında dionisusu ve apollan savaşında apollanun kazanacağını kozmik şamatanın somumutun bu savaşın galibi dionizostan geleceğini söyler kitabındaki dioniusus alegorik bir temsildir ve gönlün kalbin daha doğrusu fiizğin karşısında mata fiziğin tensilidir apollon ise maddenin ve aklın sembolüdür ...şimdi batını en entellektüelleri hinduizmi çğrenmek için dünyanın dört bir yanından hindistanda tatlil köylerinde yada orda temelli kalmak için himalamayalkarın yamaclarında evler yaptırıp temelli oralarda kalmya başladı bile ancak onlar kendi tanrılarını kendi elleriyle öldürmüşlerdi ve şimdi ise şivanın kozmik dansından budanın kozmik hareketsizliğinden medet umuyorlar oysa onlar ve tüm tanrısını kendi nefsi uğruna fede edenler şivanın dansını izlerken ereksiyona uğrayıp
aşkınlaşmanın doruğundayken önlerini ıslatırlar!!!(8)
|
| Mesajın
Yazıldığı Tarih: 21 Haziran 2006 12:08 ÖS |
Bu
mesaj rahatsız edici |
|
| maksimilyan |
|
|
Üyelik Derecesi:

|
emrazı zührevi hastanesine kapatıldı anamız!!!
parçaçık fiziğinin bir yan yorumuda puslumantık denen felsefi akımdır kimisi puslu mantığın kuantunmdan 5 yıl önce ortaya çıktığını diye bilir evet bu doğrudur lakin erken puslumantık tamamen kartezyen ve mekaniztiğin verilerinden özellikle zenon dan yaralanmıştır onun sonsus bölüne bilirlkik kavramundan ancak puslumantığı puslumantık yapan şey onun kuantumn indetermizminden yararlanması ile olmuştur...bir örnek ile puslumantığı anlatalım...söz temsili bir ülkede 4 parti olsun ve seöiçmlerede bu dört partinin 4 üde girsin ve bir vatandaşta liberelse liberel partiye cumhuriyetciyse cumhuriyetci partiye versin oyunu tamam buraya kadar herşey doğal ve bilindik oysa puslımantıkçı bise siz doğru partilere yanlış oylar veriyorsunuz der çünkü senin oyun 1 tamdır ve sen ıyunun tamamını değilde yüzde 10 birine yüzdee50 sini birine yüzde 3 ünü birine verre bilirsin der adam bunu derken sondrece haklıdır bu mantığı gündeliğin tüm dalları için söyliye bilirriz..evet denile bili belki bir kadın ya hemiledir yada değildir ben azıcık hamileyim diyemez ama ben 1 aylık hamileyim yada 9 aylık hamileyim diye bilir...
Rönesans ve reform öncesi cahil kilise rebabını hedefine atılan ok hakkında ilginç ve komik düşünceleri vardı.ozaman ermiş ve azizler hedefine atılan oku hedefe mekelerin götürdüğüne taşıdığına inanırdı ve erken pozitiviztler örneğin batlamyus ve dahada aşağılarda bahsettiğim adamlar onlara gülerdi.tabi gülerken haksızda değillerdi yani melekte neymiş ben gördüğüme ve duyduğuma ve dokunduğuma inanırım ..ve ivme denilen hız denilen mamentumdenilen birşey vardı sürtünme vardı sürtünme katsayısı vardı... bu böyle yaklaşık yüzyıl sürdü ve o ermişlere 100 yıl boyunca gülündü şimdide gülenteraf değişti tabi .çünkü 20 yy ortalarında olan olmuştu ve POZİTİVİZM CANİASINA SOMIŞIKTAN YAPILMIŞ BİR METEOR
ÇARPMIŞTI .bilimin en büyük dayanağı determizm çökmüştü sadece onlada kalsa iyi..atılan okun daha maddialemdeki yani gördüğümüz ok hedefe varmadan hayali bir ok gidip hedefe çarpıyorudu kısaca DAHA TAŞ ÇAMA DEĞMEDEN KAİNATIN TÜMCAMLARI KIRILIYORDU!!!bunun yegane sebebi vardı mikro dünyada sonuçlar nedenlerden önce gelir ve her parçaçığın kendine eş ve negatif kütlede bir gen ikiszi vardı ve o olmayan ikiz önce bir rota çiziyor ve o olmayan camı kırıyor olan taş ise o rotayı izleyip o olan camı kırıyordu.bunun belkemiği göreceliklik kuramından gelir ve hiç bir nesnenin ışık hızına ulşamamasından gelir
ÖLDÜĞÜNÜ ANLADIĞINDA ÇOKTAN ÖLMÜŞ OLACAK!!
Kuantım fiziğiyle şok olan batı medeniyetinin enm güzide aydın ve entellektüelleri çok tan çinde ve hindistanda evler aldılar ve oralara hinduizmi budizmi taoizmi zen budizmini öğrenme gittiler ama onlar NİETZSCHE NİN TABİRİYLE ÇOKTAN TANRILARINI ÖLDÜRÜPbabalarını öldürüp annelerrinin ırzına taruza geçmişlerdi ...filozof bu sıkıntısını trajedyanın doğuşu,ahlakın soy kütüğü ve böyle buyurdu zerdüştte defalarca söyledi.. tanrı öldü ve onu siz öldürdünüz siz yaptınız bunu 3000 yıl önce yahudi hahamlar gibi tanrı kelemını kendi nefsiniz ve isteğiniz doğrultusunda calvinzm ve luterizm adı altında dangalakça değiştirip içinizdeki o simsiyak kandan sürdünüz tanrıyı ve bunu yapar ken (yazılarımın başımı okursanız bilimi ve sanatı TANRININ YÜCE ŞANI İÇİN YAPTIĞINIZI SÖYLEDİNİZ) ....(7)
|
| Mesajın
Yazıldığı Tarih: 21 Haziran 2006 12:08 ÖS |
Bu
mesaj rahatsız edici |
|
| maksimilyan |
|
|
Üyelik Derecesi:

|
fazla babalarıyla dondurma yiyen çoçuklar!!!
maddenin iç yapısına sızdığımızda orada mana bizi ayrı ayrı parçalardan ziyade birleşik bir bütünün ki buna vahdet dersek yeridir parçaları arasındaki sımsıkı bir örgüye götür,ve makro alemdeki kısrete karşılık gelir bunu söz temsili(tabibunu onun kendi varlığı ve yokluğu acısından dersek ve burdaki varlık ve yokluğuda gündelikteki ontolojij açılımlardan bağımsızdır bağımsız düşünmeliyiz hemen belirtelim bunu)orda bir beliren bir kaybolan daha isimlenmemiş olaylar kümesinin evrenine söz temsili deniz yada okyanıs dersek
yaratılışın ve heran yeniden yatılanın attığı ilk adım dalgadır ve dalga tek başına eksik bir hiçten başka bir şey değildir ki bunu o da söyler vce varlığını gerçek şahsı olan denize borçludur!deniz alışıldıktan sonra artık dal gadır ve deniz ise artk dalgadır sonra bide rıhtıma çarpan dalgaların daha küçük birimleri olan su parçaçıkları vardır ki bunlarda mahiyet olarak deniz ve dalgayla gen ikiiz gibiidr ancak var ve yok oluşları dalgadan kolaydır bu dalgaçıklar denize nazaran daha açık ve aşikardırlar rıhtmda... lakin izler cevre bu durumu su damlası olarak kesretvari bir şekilde yorumlar
ancak o kuruyunca göğe sonra yinede denize dönecek lakin bu dönüş rıhtıma çarpıp denize geri dönen su damlasına nazaran daha yavaş olacak
EN SONDA DENİZLER TEKRAR DÖNECEK DENİZE!!
işte durum böyle olunca söztemsili olan bu ekolojikj farkındalık beraberinde manevi bir farkındalığı illaki getirecektir!! bunu modern fiizk bir çok bedel ödeyerek en sonunda anladı ve ortaya atomculuğun ve mekanistik ve kartezyen düşüncelerine karşıt HOLİSTİK VE HOLOGRAFİK BİR YAPI ÇIKARDI ki bunu kadim gelenekler ve mistikler çağlar beridir söyliyordu.mikro düzeydeki
bütünün parçaları arasındaki etkileşimler parçaların kendilerinden daha önemlidir(evet bu doğru ama tam doğruy değil çünkü bunu dediğimiz anda ise o parçaçık bunun tam aksini bize diye bilir)sonç olarak hareket vardır ama hareket eden yoktur!rol vardır fakat aktörler yoktur!dans var fakat dansçı yoktur!görecelilik kuramı bize kozmik aktivitenin kainatın özü olduğunu yerel olmama ve determizm il e gösterdi ve nihayet j .jeans bize evrenin büyük bir makineden ziyade bir düşünce olduğunu söyledi
çünkü dopadaki gözlemlediğimiz olay ve nesneler ve ilkeler ve fikirler bizim uydurmalarımızdı ve bir parçaçok deneyindeki parçaçığın davranışı bizim ona karşı olan tutumumuzdan ve sorduğumuz sorudan etkileniyordu budurmda bilimin o başta kendi kurallarını koytan defrans oyuncusunun en büyük kanunu olan objektiflik güme gitmiş bulundu neden mi ,,çünkü bir parçaçık deneyinde deminde nbelirttiğim gibi parçaçığın davranışı o nun yapacağı hareketi etkiliyordu bunu ise en güzel Schrödingerin KEDİ DENEYİ AÇIKLAR...(6)
|
| Mesajın
Yazıldığı Tarih: 21 Haziran 2006 12:07 ÖS |
Bu
mesaj rahatsız edici |
|