|
Üyelik Derecesi:

|
akıl,insanoğlunun yaratılmışlar içerisinde farklılıgını gösteren,görünmez bir nimettir...
bunun bilinciyle her şeye inanırız...
aklı olup da bunu kullanamayan(hayırlı,doğru,güzel,iyi şekilde)aklı olmayandan bir farkı kalmaz(benim düşüncem)...
bunu kullanırken,bizlere sunulmuş olan bu en büyük nimetin sorumluluğunu da taşımakla hükümlüyüzdür.sonuclarına da katlanmak zorunda oldugumuz zor,agır ama meşakatli bir yüktür...
bu vesileyle,karşımıza cıkan her problemi bununla atlatır,anlamını cözemediklerimize bunun sayesinde ulaşırız,bu sebebtendir ki,akıl akıldan üstünlüğü;tamamen kullanmayla alakalı olmakdadır...
bir kısa örnek vareyim;
olmuş olaylara kader deriz,olmadan önceki niyetimize de tevekkül...
kimilerimiz,olmamış olayın cenab-ı Allah(c.c.),tarafından bilinmesinden dolayı,bunun kaderimizin çizilmiş olduguna buna istinaden tevekkülünün anlamsız oldugunu dile getirmeye calışır.ama unutmamak gerekir ki;sunulmuş olan akıl ile bunu aşarız.şöyle ki;kaderimizin Allah(c.c.)tarafından biliniyor olması,O’nun yaratıcı gücüyle alakalı bir durumdur.sen sana sunulmuş akıl ile tevekkül edersin,kader’i Allah bilir.biri senin,sana verilenle mücadelen,digeri Yaradan’ın son belirlemesi.senin birşeyleri elde etmen için başka nasıl bir yöntem olabilir ki?...
peygamber efendimizin(s.a.v.);uhud davaşına giderken çift sırh giymesi gibi...
veya yine hz.ebu bekir ile hicret ederken mekke’nin güneyin de bir dagın en doruguna cıkıp magarada 3 gece gecirmeleri ve en güzeli dua’sında saklı;-ey ya Rabbim!,cıkabilecigim en doruga cıktım.burdan ötesi yok,sana tevekkül ediyorum...
olayın aslı bu okuyanlar...
|