|
CEVAP YAZ |
|
|
| SNakEBitE |
|
|
Üyelik Derecesi:

|
abi sağır müzisyenler var yani bizim kulağımız sterio hopallör deilji bi sağdan bi soldanses gelisn sağdan da gelse soldanda gelse iki kulakta aynı sesi duyuo yani önemli olan o sesi duyman yapabilir bence
|
| Mesajın
Yazıldığı Tarih: 2 Eylül 2007 10:33 ÖS |
Bu
mesaj rahatsız edici |
|
| kesh__keman |
|
|
Üyelik Derecesi:

|
Olabilir ama müziğe karşı yeteneği varsa tabi!
Misal Beethoven 9. senfoniyi sağırken bestelemiştir...
|
| Mesajın
Yazıldığı Tarih: 28 Nisan 2007 12:42 ÖS |
Bu
mesaj rahatsız edici |
|
| sweetygirl |
|
|
Üyelik Derecesi:

|
neden olmasın ki elleri sakat olan kişi ayaklarıyla rersim yapıorda dözleri kör olan biri enstruman çalabiliyorda nie bir kulağı duymayan yapamasın sadece grup halinde çalışması biraz zor çünkü sol tarafında bulunnan yerden müzik duyamaz ve uyum içinde olamaz ama çok çalışırsa onuda yapar
|
| Mesajın
Yazıldığı Tarih: 5 Mart 2007 11:05 ÖÖ |
Bu
mesaj rahatsız edici |
|
| senc79 |
|
|
Üyelik Derecesi:

|
sol kulağı sağır olan bır muzısyen kendi monitorunu sağ tarafına koyarak muzık yapabılır yada caldıgı grubun en soluna gecıcek.....:)
|
| Mesajın
Yazıldığı Tarih: 5 Mart 2007 1:45 ÖÖ |
Bu
mesaj rahatsız edici |
|
| yunusgibi |
|
|
Üyelik Derecesi:

|
sağırlar dans da edmez demek gibi bir şey.yeterince zeka, yogunluk(tinsel) ve azim ile hemide bütün çalgılara göbek bile attırır.çünkü müzik matematiksel etkinliktir.
|
| Mesajın
Yazıldığı Tarih: 1 Mart 2007 3:54 ÖS |
Bu
mesaj rahatsız edici |
|
| nehirdeniz |
|
|
Üyelik Derecesi:

|
Büyüdüğünde müzisyen olmak isteyen ve sekiz yaşında piyano dersleri almaya başlayan Evelyn Glennie, ne yazık ki kulağındaki sinirlerde tedavisi imkansız bir tahribat yüzünden 12 yaşında tamamen sağır oldu. Amma müzik sevgisini hiç yitirmedi. Glennie, o zamanlar hiç örneği olmamasına karşın vurmalı çalgılar solisti olmak istediği için diğerlerinden farklı bir biçimde “işitmeyi” öğrendi. Çalgıyı bacaklarının arasına koyarak çalışıyordu ve vuruşların bacaklarına yaydığı titreşimleri değerlendiriyordu. Hayal dünyasını ve sahip olduğu tüm duyuları değerlendirerek kendine has bir ses dünyası oluşturdu. Sağır bir müzisyen olarak değil, bir müzisyen olarak kendisini göstermek istiyordu. Bu yüzden Londra’daki ünlü Kraliyet Müzik Akademisi’ne başvurdu. Daha önce hiç sağır öğrencileri olmaması ve bazı öğretmenlerin onun kabul edilmesine karşı çıkmalarına rağmen Glennie’nin performansını görünce kabul ettiler. Glennie, Akademinin en iyi derecesiyle mezun oldu. Bunun sonrasında kendisini, solo çalan ilk profesyonel vurmalı çalgıcı olarak kabul ettirdi.
|
| Mesajın
Yazıldığı Tarih: 1 Mart 2007 3:44 ÖS |
Bu
mesaj rahatsız edici |
|
| nehirdeniz |
|
|
Üyelik Derecesi:

|
Kulağımız ne analog ne de digital ‘ses sinyalini’ duyamaz. Sesi duyar. Doğada iken bu konuda bir problem yok. Ancak sesi kaydetmek, iletmek ve saklayıp yeniden üretmek istediğimizde onu “ses sinyaline” çevirmek ve duymak istediğimizde yeniden “sese” dönüştürmek zorundayız.
Bir odadasınız ve sağ tarafınızda bir kapı kapanıyor. Bu ses bilgisini beyninize önce sağ kulağınız aktarır, bir saniyeden daha kısa süre sonra ise sol kulak bilgi yollar. Kulaklarımız arasındaki mesafeye bağlı olan bu zaman farkı son derece azdır ancak bu gecikme sayesinde beyin, sesin sağdan geldiğini algılar. Eğer iki ardışık ses, kulaklara 1-30 milisaniye arasındaki bir zaman farkı ile ulaşırsa ikinci ses algılanamaz. Yukarıdaki örneğimizde beyin çok çok kısa bir süre (saniyenin binde biri gibi) için sol kulağı “kapatacak” ve böylece sesin konumlandırmasını yapacaktır.
Sesler kulaklarımıza kaynaklarından çıktıkları güçle (ses seviyesi ile) ulaşamaz. Yolları üzerindeki engeller zayıflamalarına sebep olur. Ayrıca kulak kepçesinin ve başın şekli; saçların, giysilerin ses dalgalarını yumuşatma/zayıflatma etkisi gibi faktörler de sesin yönünü belirlemekte etkili olur. Yine kapı örneğimize dönersek sağ kulak sol kulağa göre kapının kapanma sesini daha doğrudan algılayacaktır. Yani bu örnekte, sesi sağ kulağımızla daha yüksek duyarız.
Doğada seslerin yönünü, çıkış kaynaklarının konumunu ve kaynağın bulunduğu ortamı bu iki parametre ve akustiğin prensipleri sayesinde algılarız. Bir başka deyişle, sesin kaynaktan çıktıktan sonra nereden, ne kadar yansıdığı ve soğurulduğu (yansımadığı, emildiği) onun yönünü ve şiddetini anlamamıza yardım eder. Örneğin bir konser salonunda müzik bize sadece doğrudan sahneden değil konser salonun duvarlarından ve tavanından yansıyan sesler şeklinde de ulaşır. Müziğin tadına varmamızı sağlayan da konser salonunun bu “gerçek” akustik ortamı içindeki ses dağılımıdır.
(Alıntıdır..)
|
| Mesajın
Yazıldığı Tarih: 1 Mart 2007 3:37 ÖS |
Bu
mesaj rahatsız edici |
|
| kargoman22 |
|
|
Üyelik Derecesi:

|
Tek kulağı sağır olan bir kişinin müzisyen olma şansı varmıdır?Özellikle sahne performansında bulunmuş müzisyen üyelerin daha net cevap vereceği bir konu bu sanırım ama bilenler bilmeyenlere anlatmalıdır ?
|
| Mesajın
Yazıldığı Tarih: 1 Mart 2007 3:26 ÖS |
Bu
mesaj rahatsız edici |
|