Ana Sayfa


















Text Reklamlar:

Yemek Tarifleri
Sağlık Kütüphanesi
Perde


Anatolianrock.com Forum

Forum Ana Sayfa > Barışarock 2006 > Savaşa Sen Neden Karşısın?..
 <<Geri  1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   11   12  İleri>>  Son>>
CEVAP YAZ
carpediem37

Üyelik Derecesi:
  


bir hiç uğruna masum insanların öldüğü için...küçük bebeklerin çocukların öldüü için..

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 14 Ağustos 2006 10:08 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
ZiPpiRr21

Üyelik Derecesi:
  


Amaç kimin haklı ya da haksız olduğunu belirlemekten çok tarafların hedeflerinin ortaya konmasıdır. Taraflardan biri kuşkusuz İsraildir. İkincisi ise biraz daha karmaşık. Bunlar HAMAS veya HIZBULLAH  değil!!!

SİVİLLER VE ÖZELLİKLE ÇOCUKLAR !!!

işte bu yüzden

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 14 Ağustos 2006 6:18 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
red_in_love

Üyelik Derecesi:
  


savaşlar vardır namus için milliyet için yapılır. savaşlar vardır adalet uğruna yapılır... ama öyle bir dünyada yaşıyoruzki kan dökmek itibar yükseltiyor canilik alkış alıyor... şimdi herşey farklı asırlar önce olsaydı tepkimiz daha farklı olurdu. ama şimdi başka. şimdi asla haksızlığa tahammul edemeyen genç ve güçlü bir nesil var. ancak biz hala farkında değiliz.etrafımız sarılıyor. biz sadece olanları izliyoruz elimizden bişey gelmiyor. bişey yapmamız çok güç bu ne yazıkki doğru. ben savası bu yüzden sevmiyorum haksız yere insanlar öluyorsa ve buna karsı cıkmayan sessiz çıglıklardan baska kimse bişey yapmıyorsa.... bu savaş o zaman sadece bir kesime değil tüm dünyaya karşı olur... yani aslında bizde savasın içindeyiz... ben savaşa karşıyım çünkü: haksızlık ve adaletsizlik hüküm sürüyor artık. ve kimse umursamıyor...aslında bizde savasın içindeyiz......

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 14 Ağustos 2006 2:11 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
emelkardelen

Üyelik Derecesi:
  


SAvaşların çıkma sebebi, birbirine zıt çıkan düşüncelerin birbiriyle çatışmasından oluşan..acımasız kaosdur.....
Savaşa karşıyız diyoruz...Hepimiz masum gibi görünüyoruz...Ama ne yazıkki sadece’’Savaşa Hayır’’Demekle kalıyoruz..
Aslında hiçkimse kötü de değil...Herkes kendini kurtarma çabasında...
İlla ki Manifestonumu söylemek gerekirse...,Savaşlara hayır demekten çok .... Birşeyler yaratma,kötü düşünceleri yok etmek..yardım etmek.
’’SAvaşa Dur’’ Demek........

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 14 Ağustos 2006 2:10 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
parmenides

Üyelik Derecesi:
  


Öncelikle 1950’ler de yaşamıyoruz. Dünya’nın bu gününü çok iyi incelememiz analiz etmemiz gerekiyor.

GLOBALLEŞME !

Artık ulusal şirket ulusal sermaye diye bir şey yok. Atölyeler küçük şirketler ve küreselleşme zincirinin en ince dalını oluşturan uluslararası sermayeye bağlı şirketler var.

Dünyada şirket haritaları artık bir ağaç yapılanmasıyla tarif ediliyor. Bizim ulusal sandığımız şirketin bulunduğu acın kökü bize emperyalizmi küresel kaptialist sistemi anlatıyor.

Coca cola ise diğer türk firması aynı ağacın dallarında yeralıyorlar. Tek farkı coca cokalın bulunduğu dalın daha semizlemiş daha geniş ve büyük olması....

Globalleşme sürecinde tüm şirketler hiyerarşik yapıyla kademe kademe birbirlerine bazen organik bazende inorganik şekilde bağlılar.

Öncelikle farkına varmamız gereken şey artk dünyada ulus devlet savaşı mantığı yok. Din savaşları diye bir şeyde yok. Artık büyük merkeziyetçi sermayenin diğer ülkelerdeki sermayeleri evcilleştirmesi organik ya da inorganik olarak tek bir merkezden yönetilmesi ve bununla beraberde yeni pazarların oluşturulması...

Görünen yahudiler ile müslümanlar arasında yapılan din savaşı!... Ancak gerçek bu değil... Arkasında yeni dünya yani globalleşme sürecindeki bu dünyanın temellerinin oturtulması sistemi yatıyor.

Ünlü fransız asisi "küreselleşme bizler tarafından yüzyıllardır dile getiriliyordu. Biz dünyanın küreselleşmesini istiyorduk. Ancak böyle bir küreselleşme istemiyoruz. Bu halkların devletlerin kürenin farkına varması değil, sömürünün küreselleşmesi ve tek elden yönetilmesi merkeziyetçi kapitalizmin temellendirilmesi anlamına geliyor." diyor.

Büyük bir haklılık payını iade etmemiz gerekiyor.

Dünya parasal dengeler üzerine kurulu, bu dengelerin farkında olanlar var. Arabistan kralı, globalleşme sürecinin başında ve sonucunda payını alacak alıyorda. Dinler ve devletler arası savaş diye bir şey sözkonusu değil artık. Tüm silahlar ve devletler sermayenin hizmetine sunulmuş durumdadır.

Bu sermaye yukarıda da bahsettiğim gibi ağaç yapısındadır. Türkiye’de bir yerli şirket gösterin (öyle olduğunu sanıyorsunuz) ki eninde sonunda uluslararası şirketler ile organik yada inorganik bağlantısı bulunmasın.

Eğer yerli şirketlerden bahsedeceksek, nalbant ahmet efendi, yorgancı veli efendi, halıcı ökkeş efendi, kalaycı mahmut efendi’den daha ta öteye gidemeyiz. Daha ötesi uluslararası sermaye birliğinin bir parçasıdır. Emperyalizm denen ağacın en ince ya da en kalın dalıdır.

Türkiye ya da diğer dünya ülkelerinin savaşa karşı sessiz kalmaları ya da en iyimser şekilde "israil AŞIRI şiddet uyguluyor. israil bu aşırı şiddetinden fazgeçmeli (R. T. Erdoğan)" demenin ötesine geçilmemesinin arkasında glaballeşme süreci yatmaktadır. Tüm devlet makamındakiler, global planın içinde kıyısında ve dahilindedirler. Dahilinde olmayanlar yani globalleşme sürecine girişe tabiatıyla uygun olmayanlar öncelikle uygun hale getirilmelidirler.

Irak, amerika tarafından işgal edildiğinde, arzulanan ırak demokratik ırak değil, globalleşme sürecine ya dahil olacak ya da globalleşme sürecinde asilmüle olacak etkisiz ve yetkisiz kalacaktı. Sonuç birbirini yiyen dağılmış bir ırak ama globalleşme sürecine en hızlı meyveleri vermiş bir ırak... Globalleşme süreci, basit mantıklı tek amaçlı değil dalları olan geniş amaç ve hedefi olan bir süreçtir.

Bu süreçlerden bazılarını şu şekilde özetleyebilirim:

1) Dünya ülkeleri siyasi açıdan globalleşmeye uygun hale getirilecek
2) Globalleşmeye dolaylı da olsa olumsuz etkide bulunacak ülke yönetimleri değiştirilecek
3) Globalleşme sürecinde yeni tüketim ülkeleri yaratılacak
4) Nitelik açısından tüm dünya ülkeleri belli merkeze mütemadiyen bağlı hale getirilecek
5) Globalleşme sürecinde tüm dünyanın sınıfsal açıdan en alt tabakadan en üst tabakaya kadar belli oranda üretici ve belli oranda tüketici olması sağlanacak
6) Tüm devletler mütemadiyen, yasalarla belirlenmemiş olsa bile globalleşme sürecindeki başkentin eyaletleri haline getirilecek.

Bu maddeleri açtığımızda içinden çıkan kokular tüm dünyayı boğmaya yetecektir.

Sorun neden ortadoğu?

Ortadoğu globalleşme sürecinde hem tüketim açısından hemde üretim açısından (üretim diye kastettiğim şey adi sanayileşme gelişmiş ülkelerin kendi ülkelerinden savmak istedikleri sanayileşme) Globalleşme sürecine şu haliyle istese de dahil olamayacak, emperyalist düşünceye istese de hizmet edemeyecek durumda.

Ortadoğu tüketici toplum durumunda iken bu tüketim temel ihtiyaçların tüketimi olarak kendini gösteriyor bu durum ise globalleşme sürecini başlatan şirketler birliğinin hiç mi hiç işine yaramıyor. Bu nedenle ortadoğu tüketici toplum haline getirilirken şu seviye sağlanmaya çalışılmaktadır;

1) Doğal kaynakları şirketler birliği arasında pay edilebilmeli
2) şirketler birliği güvenle şirketlerini kurabilmeli
3) halk bu şirketlerde çalışabilecek yetenek ve bilgi düzeyine getirilmeli
4) halk şirketler birliğinin üretimini tüketecek bilinçe sahip kılınmalı
5) teknolojiyi satın alacak yani teknolojiye ihtiyaç duyacak hale getirilmeli
6) Globalleşme sürecinde kendilerine biçilen rolleri oynamalılar

Bu maddeleri yine açtığımızda emperyalist süreçte globalleşmenin nasıl bir oto beyin yaratmaya çalıştığını görebiliriz. Gelişmiş devasa bir organizma ve bu devasa organizmada her ülkenin ve her şirketin kastsal görevi var. Bu görevden daha fazlasını ya da daha AZINI istemeye hakkı yok.

Oluşturulacak global(!) dünya en basit tanımıyla holding haline getirilmeye çalışılıyor. Global dedikleri şeyden anlamamız gereken şey HOLDİNG.

Bu holdingin içinde coca cola ise kum tanesi kadar kalıyor. Türkiye’de yerli olarak adlandırdığımız şirketler ise bu holdingin en küçük mikro organizması olarak faaliyet gösteriyor.

Bu süreci devam ettirdiklerinde ve sonucunun ürününü aldıklarında Dünya geri dönüşü olmayan yapay sürece girmiş olacak. Bu süreç ise bizlere bilim kurgu filmlerini aratmaya yetecektir.

Tabi bu süreçte kullanılan yöntemlere de değinmek gerekiyor Ancak değinmek yerine yönemler ve araçları başlık halinde geçeyim;

Bu süreçte kullanılan ve bazende kullanılmayan yani gerekliyse kullanılan araçlar:

Din,
meshep,
Çağdaşlık,
Milliyet,
Irk,
Zenginlik,
Fakirlik,
Gelenek,
Bilim
bağlılık
bağsızlık

Dikkat ederseniz, emperyalizm gerektiğinde birbirleriyle çelişen her türlü düşünceyi gerekliyse uzman bir şekilde ve planlandığı gibi kullanabilir.

Bu güne geldiğimizde din emperyalizme hizmet için kendi görevini yerine getiriyor.

Coca cola ise savaş karşıtlarını SEVİYOR... Şirketler fırsatlardan daha çok tehditleri severler, ülkelerde öyle!.... Tehdit yoksa büyüme durur... Nasıl ki ABD afkanistan tehditini yaratıp bundan fırsat elde ettiyse, Coca Cola da savaş karşıtlarının kendi üzerine oynamasından büyük fırsatlar yaratıyor.

Rock’n Coke türkiye sorumlusu diyor ki; "biz barışarock’ı seviyoruz barışarock olmasaydı bu kadar büyümemiz kesinlikle söz konusu olamazdı"

Sonuç Rock’n coke Türkiye başarı açısından avrupa birincisi oldu. Rock’n coke türkiye sorumlusu avrupa sorumluluğuna yükseltildi.

Coca cola’nın yukarı da bahsettiğim gibi savaş ve globalleşme sürecine katkısı binde bir bile değildir. O halde coca cola yı eleştirecek isek bu bindelik orana göre eleştirmeliyiz. Akılla hedefi görmeliyiz.

Hedef emperyalist düşünce...


NOT: http://www.anatolianrock.com/topic.php?forum=241&topic=75809&post_no=1738201#1738201
linkli yazımın buraya daha uygun olacağı bildirildiği için buraya aktardım.

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 12 Ağustos 2006 4:55 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
nevzat48

Üyelik Derecesi:
  


Dünyada birbirine zıt bir çok kavram var. Siyah-Beyaz, Soğuk-Sıcak, Uzun-Kısa, Kirli-Temiz v.b. Ama hiçbiri Savaş ve Barış kadar zıt değiller birbirine. Barış ne kadar olumlu objeyi içinde barındırıyorsa; savaşta o denli olumsuzu barındırıyor kendi içinde, alabildiğine..

Barışı seviyorum. Çünkü kimseyi ağlatmıyor, kimseyi ayırmıyor. Masumları koruyor. Üretenlerde kazanabiliyor barış ortamında ama savaş öylemi? Masumları ayırıyor, öldürüyor ve ayırıyor. Ve sadece silah üretenler, düşmanlık üretenler kazanıyor.

Bosnalı Raşit bugün 19 yaşında olacaktı eğer 7 yaşındayken sırp katiller onu vurmasaydı. Afganistanlı Meher annesiz babasız kalmayacaktı. Iraklı Muhammed daha 4 yıl önce alabildiğine koştuğu yollarda hala koşuyor olacaktı eğer evlerine düşen bomba onun bacağının kopmasına neden olmasaydı..

Bu insanlar onlara bomba atanlara, ateş edenlere ne kötülük yapmış olabilirdi ki? Daha önceden Miloseviç’i, Usame Bin Laden’i yada Bush’u tanıyorlarmıydı? İsimlerini hiç duymuşlarmıydı? Büyük ihtimalle hayır..

Peki hiç tanımadıkları insanların hatalarının vebalini niye ödüyorlar? İşte o kahrolası savaş yüzünden..

Güzel bir dünya ve mutlu yaşayan insanlar için

SAVAŞA HAYIR...

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 11 Ağustos 2006 4:37 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
jerfimJiyan

Üyelik Derecesi:
  


Herkes çok güzel anlamlı ve gerçekten eğitici öğretici ve düşüncürücü şeyler yazmışlar.

Bu okuduklarımdan sonra şunu söyleyebilirim:

"İnsanlığın geleceği için barışın her türlüsü şart. Başka çaremiz yok......."

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 9 Ağustos 2006 5:24 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
seboist_72

Üyelik Derecesi:
  


uzun yazamıcam kusura bakamyın amakısacası

          İNSANLIK İÇİN

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 8 Ağustos 2006 8:56 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
parmenides

Üyelik Derecesi:
  


DeadLordTant,

Bu forum konusunda herkes savaşa neden karşı olduğuna dair manifestosunu yazdığı için burada tartışmak konunun içeriğinin dışına çıkmamıza neden oluyor. Ben bunu anlatmak istemiştim aksi taktirda yaptığımız karşılıklı fikir alış verişinin yararlı olduğuna inanıyorum. Sadece tartışığımız yer yani konu ve konu açıklamasını okuduğumda herkesten "savaşa neden karşısınız" sorusuyla manifasto istenmiş. Umutsuzluk değil umuda ihtiyacımız var. Herkes umutsuzluk eğiliminde, hatta insanı yöneten başlıca umutsuzuk geni olduğuna inanmaya bile başladım :)

Umutsuzluk eden o kadar coğunlukta ki, bu tezgahta sadece umut kalmış, maalesef ki bize kalan umut, bu nedenle kalanlarla yetineceğiz; umutlarımızla...

Senin parmak bastığın bu konuyu farklı bir forumda tartışmayı öneriyorum.

Sevgiler,

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 7 Ağustos 2006 11:58 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
DeadLordTant

Üyelik Derecesi:
  


Savaşa Sen Neden Karşısın başlığı altında insanlarla fikir alış-verişi yapıyor olmamın herhangi bir zararı olmadığını düşünüyorum.

Sanki savaşı destekliyormuşum gibi bir durum oluştu...Benim düşüncelerimde zaten savaşın varolacağı , ancak bu durum karşısında bizlerin neler yapması gerektiği.

Bu güne kadar kaç ömür yetti savaşı engelleyebilmek için her gece yatarken bunu düşünüyorum...
Kaç kişinin mücadelesi sesi duyulabildi...En önemlisi ise bunların hedefleri yerlerini bulabildi mi?
Tüm dünya karşı...Gerçekten milyonlar belkide milyarlarca insan savaşa karşı...Hep böyle savaşa karşı durumda ömrümüz bitene kadar çırpınıcak mıyız?
Yoksa artık durdurmanın yolunu daha net ve yararlı şekilde saglayabileceğimiz yöntemler mi arayacağız?

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 7 Ağustos 2006 11:47 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
CEVAP YAZ
 <<Geri  1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   11   12  İleri>>  Son>>
 

Forum | Aktif Üyeler | Sohbet | Mesaj Merkezi | Müzik Dinle | Müzik Listelerim | Video İzle

Yerli Gruplar | Yabancı Gruplar | Amatör Gruplar | Demolar

Biyografiler | Diskografiler | Sanatçı Fotoğrafları | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basın Bilgileri

Üyelik | Ayarlar | Üye Ara | İletişim | Reklam



Site içerisindeki materyallerin kaynak gösterilmeden kopyalanması ve yayınlanması yasaktır.
Copyright © 2007 Anatolianrock.com