Anatolianrock.com Forum
Üyelik Derecesi:
ilk başta masumlar öldüğü için,Çocuklar,kadınlar,siviller öldürüldükleri için... 2.si ise çıkarcı amerika için... kısaca Barışa ROCK,savaşa FUCK...
Sadece Irak’ta değil, Türkiye’de de savaşa hayır! 1 Mart hem tezkerenin oylanacağı, hem de Ankara’da merkezi savaş karşıtı eylemin olduğu gündü. Eylem kitlesel ve başarılıydı. Tezkere ise meclisten geçmedi. Savaş karşıtları için daha iyisi ancak meclisin kuşatılması sonucu böyle bir kararın çıkması olurdu. Ama iş henüz bitmedi yeni başlıyor. Yeniden başlıyor demek daha doğru çünkü Türkiye’nin bu emperyalist savaşla ilişkilenişi ne bu tezkereyle başladı, ne de bu tezkerenin reddiyle bitebilir. "Ulusal çıkarlar" ve emperyalist ABD ile pazarlıklar Türkiye, Afganistan’ın ardından sıradaki ülke olarak Irak’ın isminin belirmesiyle birlikte bölgedeki çıkarları doğrultusunda emperyalist ABD’yle bir pazarlık süreci içine girmiştir. Bu pazarlıklar kapalı kapılar ardında yapılmış, pazarlık masasına başından itibaren bölge halklarının kanı konulmuştur. Türkiye egemenleri 11 Eylül’den sonra ülkenin stratejik öneminin artmasından heyecanlanmış ve ellerini ovuşturmaya başlamışlardı. Ülkenin rotası ABD emperyalizminin “Sürekli Savaş” stratejisine paralel çizilmeliydi. Bu savaşlarda ABD’nin yanında yer alarak savaş sonrası “masaya oturma” hakkı elde edilmeliydi. Nitekim Afganistan’da ABD’nin yardımcılığını, İSAF (Birleşmiş Milletler’in Uluslararası Güvenlik Yardım Gücü) komutasını kimsenin istemediği bir dönemde alarak yapan Türkiye, o zamandan beri masada oturan konumunda olmaktan çok artıkları bekleyen konumunda olmuştur. Irak savaşı öncesinde de Türkiye’nin konumu farklı değildir fakat Türkiye’nin güçlü bir ordusu vardır ve bu ordu ABD açısından “stratejik” önemdedir. Dolayısıyla Afganistan’dan farklı olarak Türkiye bu sefer masaya daha güvenli oturmuş ve kendi “ulusal çıkar”ını ortaya koymuştur. Bu “ulusal çıkar” Irak’ın toprak bütünlüğünün korunması şeklinde dillendirilmektedir. Türkiye kurulması söz konusu olabilecek bir Kürt devletine ya da Kürtlerin bölgede Türk denetiminden kopuk bir inisiyatif kazanmasına kesin olarak karşıdır; hatta böyle bir olasılığı savaş nedeni saymaktadır. Bu karşı çıkış ABD’nin (daha ikincil olmakla birlikte İsrail’in) bölgede yürütmekte olduğu politikayla belirli farklılıklar içermektedir. Irak savaşına ilişkin ABD ve Türkiye arasındaki pazarlıkların ana maddesini de başından beri bu farklılıklar oluşturmuştur. Fakat bu farklılıkların aşılması mümkündür. ABD bölgesel ve kısmi olmaktan çok Avrasya coğrafyasında giriştiği emperyalist macerada stratejik müttefiki olarak gördüğü Türkiye’yi kaybetmeyi göze almamış ve pazarlığı Türkiye’nin isteklerini büyük ölçüde tatmin eden bir noktaya getirmiştir. Türkiye emperyalist savaşta ABD’nin yanında yer almanın karşılığında Kuzey Irak’ta KDP (Barzani) ve KYB (Talabani) güçlerinin bağımsız inisiyatif geliştirmelerini engelleme, bölgedeki KADEK güçlerine ise operasyon düzenleme serbestliği elde etmiştir. Hilmi Özkök yeni tezkereye destek veren açıklamasında bu durumu şu sözlerle ifade etti: “Beklenmeyen gelişmelere müdahale etmek zorunda kalırsak savaşanlar buna karşı çıkmayacaklardı. Bütün bunlar ve diğer hususlar bir belgeye bağlandı, nispeten garantiye alındı.” ABD Türkiye ile bu pazarlıkları yaparken diğer yandan da “tavşana kaç, tazıya tut” politikası güderek Kürtlere vaatlerde bulunmaya devam etmiştir. Bu durum Kürt hareketinde yanılsamalara yol açmış, zaten ABD emperyalizmiyle kader birliği yapanların (KDP ve KYB) ötesinde de, yaklaşan emperyalist savaşa karşı çıkışta tutarsızlıklara yol açmıştır. Gelişen süreçte Türkiye’nin ABD’yle pazarlıklarının siyasal sonuçlarının ne olacağının görülmesiyle beraber bu tutarsızlıklar da azalmış ve ABD karşıtı tutum öne çıkmaya başlamıştır. Türkiye çifte savaşla karşı karşıyadır Meclise sunulan tezkerenin Kuzey Irak’a asker sevkiyle, ABD askerine izni birleştiren tek bir tezkere olması sadece muhalifleri sıkıştırmaya yönelik politik bir taktik olarak düşünülmemelidir. Tezkerenin mecliste takılmasının ardından bu açıkça su yüzüne çıkmıştır. Tezkerelerin ayrılmasını baştan beri savunan CHP Kuzey Irak’a müdahale için tezkere gerekmediğini tecrübelerine dayanarak öne sürdü. Ne var ki CHP’nin argümanları başta Genelkurmay olmak üzere kimseyi ikna edemedi. T.C.’nin Kuzey Irak’a ABD’siz girmesi mümkün olsa bile hem çok zordur hem stratejik ittifak ilişkisi dolayısıyla iki taraf için de çok ciddi sorunlar çıkaracaktır. ABD’nin Irak’a yönelik savaşıyla, Türkiye’nin Kuzey Irak’a girmesi iç içe geçmek zorundadır. Türkiye için ise Kuzey Irak sorunu esas olarak Kürt sorunudur. Kürt sorunu uluslararası bir sorundur. Kürt coğrafyasının bir bölümündeki gelişmelerin kaçınılmaz olarak (siyasal canlılığın en yoğun olduğu bölgeler başta olmak üzere) tüm parçaları etkilediği/etkileyeceği unutulmamalıdır. TSK Kuzey Irak’ta operasyona giriştiği taktirde bunun Türkiye içinde doğrudan yansımalarının olması kaçınılmazdır. Öcalan’ın yakınları ve avukatlarıyla görüşmesine izin verilmemesiyle başlayan, savaşa ve Öcalan’ın yakınlarıyla görüştürülmemesine karşı yapılan eylemlerde özellikle Kürtlere yönelen şiddetin yoğunlaşmasıyla süren ve medya aracılığıyla seslendirilen şoven politikayla desteklenen süreç bunun en açık göstergesidir. Bunların yanı sıra süreç içinde Türkiye Irak sınırına ciddi bir askeri yığınak yapmış, Kuzey Irak’taki askeri gücünü önemli ölçüde arttırmıştır. Şu ana kadarki politikasıyla zaten Müslüman dünyanın tepkisini çekmiş Türkiye’nin uluslararası hukuki dayanak edinememiş bir savaşta askerlerini Bağdat’a yürütmesi çok büyük bir sürpriz, hatta siyasi intihar olur. Bu işi esas olarak ikinci tezkere geçerse Türkiye topraklarından geçiş izni alacak olan ABD askerlerinin yapacağı gözükmektedir. Buradan yola çıkarak söyleyebiliriz ki bölgeye yığınak yapan Türk birliklerinin esas hedefi Kürtler olacaktır. Savaş sırasında mültecilerin Türkiye’ye akınını engellemek için Kuzey Irak’a girileceği ve insani yardımın esas olduğu iddiası ancak burjuva medya tarafından bulanan zihinler tarafından inandırıcı karşılanabilir. Kuzey Irak’taki KADEK güçlerine yönelen bir operasyon karşısında Türkiye’deki Kürtlerin yaygın bir tepki geliştireceğinin işaretleri görülmektedir. Böyle bir hareketin karşısında egemenlerin, şovenizmi azdırarak Türk-Kürt çatışmasına dönüştürme; büyük şehirlerde Öcalan’ın Türkiye’ye getirildiği dönemdekine benzer bir Kürt avını başlatma türünden politikalar izlemesi beklenebilir. Bu politikaların faşistleri yeniden güçlendireceği unutulmamalıdır. Bu sefer faşistlerin yeni dostları kapıkulu solcusu Kemalistlerle beraber daha geniş bir siyasal zemini kullanma olanağı bulunduğu da hatırdan çıkarılmamalıdır. Türkiye hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde iki savaşın eşiğindedir: Birincisi ABD’nin başını çektiği Irak’a karşı emperyalist savaş; ikincisi dört senelik “barışı” bozacak yeni bir “kirli savaş”. ABD’yle yapılan pazarlıklar sonucu ikinci savaş şekillendirilmiştir. Gelinen aşamada artık iki savaş bir bütünün parçaları haline gelmiştir. Bu çifte savaşı görmeyen, siyasal ve toplumsal yansımalarının ne anlama geldiğini bugünden anlamayan bir politikanın başarı şansı yoktur. Sadece Irak’a ABD müdahalesine karşı olmak asgarisinden olumlu bir pozisyon olarak görülemez.
barışa rock savaşa fuck diyorum :)
İçinizde gerçekten savaşın ne olduğunu biliyorki karşı çıkıyor...................
son bir şey..17-18 yy Amerikası henüz ingilterenin sömürgesidir..Kuzey guney federasyonu İngiltereden bagımsızlıgını kazandıktan sonra iç savaşa tutuşmuş sanayileşmemiş kuzey, daha geri olan guneyı yenılgıye ugratmış ardından federatif bir sistemle sistemle ABD’Yİ OLUŞTURMUŞLARDIR Abd tarıhı; Avrupa tarzı klasık bır gelışım çızgısı ızlememıştır .Kendine özgü tamamıyle şirketler tarafından yürütülmüş bir süreçtir. ABD Emperyalızmının bugununu anlamak demek savaşa karşı çıkmak demektır . pekı bızım savaşımımız ne olacak kendı ıçımızde ve her yerde ayrı bır savaş.. 1789 fransız burjuva devrımı temel sloganı eşıtlık kardeşlık özgürlük .. bu gun devrımcıler hala aynı tum karşı çıkanlar hala aynı sloganı atıyorlar. modernızm polıtıkasının ıkı asrı geçen ömrunde ezılen ınsanlıga iki yuzyılda ne kazandırdıgını anmamıza yeter sanırım ...savaş her yerde.....nedir uygarlıgın tarıfı ve ölçüsü? öyleki batı uygarlıgını ınsanlıgın başlangıç ve bitiş noktası ılan edecekler......batının uygarlık dıye övundgu tarıhi Roma ve Yunan’a kadar gidiyor Helen uygarlıgı ise kökenini Mısır uygarlıgından almıştır..Sümerler Urartular Mezopotamya uygarlıgının temsılcısı degılmı??????????????***** Üç dının merkezı Ortadogu degılmı??*?*?*?** İlk yazı ılk harıta ilk yasa ılk takvım ılk gökyuzu ıncelemesı ılk astronomı.. felsefe devlet Mısır , Sümer ve Ortadpgu halklarının Çİn Hindistan ,pers kavımlerının ürünü degil mi??Büyük İskenderin Makedonyadan yola çıkıp Anadolu topraklarnı istıla edıp bugun kı IRan ve Afkanıztana yayılması Çin’e dayanması şişine şişine yer alır tarıh kıtaplarında ama ondan önce Perslerın İrandan çıkıp Anadoludan geçerek iki mılyonluk ordu ıle butun antıkYunan kentlerını Romayı Makedonyayı istilası,,, gunayde Akdenız uzerınden bugunkı kuzey Afrıkayı fethetmelerı,, dönemın en gelışmış donanmasına sahıp olmalarını anlatmaz tarıh kıtapları.. bu çarpıtmaların orneklerı çoktur arkadaşlar Batı uygarlıgı denılen topu topu ıkı yuzyıllık tarıh adaletsız adaletsızce ve haksızca dayatır halklara.. bugun kı sermayeyı ellerınde bulunduranların bılgı tekelını de ellerınde tutmaları gıbı...... tarıh çok eskı degıll geçmış kendını tekrar edıyor savaş sadece vur kaç degıll ...savaş her alanda bu bılınçle savaşı neden yapıyorlar ve hıç bıtmeyecekmı dıye dşunmekteyım... ve bız umudun ordusuyuz..umuda yazılı sözler var dılımızde haklı savşlarımız.. .. yenılgılerımız yenılışlerımız...
çivilerin baladı; çubuğunu sonuna kadar içti sessizce.. sessizce son verdi yüzündeki gülümseyişe... mürettebat bordaya! subaylar öne çıksın! çınladı sesi komutanın ve sözcükler şimşek gibi yerini buldu sekizde demir al rota gün doguşu çoluk çocuğu yakını olanlar geri dönmeyeceğımızı yazsınlar buna karşı şenlikli olacak dövüş! Başüstüne kaptan diye bagirdı başçavuş içleinden en genç ve en pervasız olanı kaldırıp başını güneşe baktı; ne fark eder dedi hepsi bir değil mi? Kalıbı suda dinlendirmek daha iyi.................. Haber amirale şafakta ulaştı; Hareket tamam, kurtulan olmadı eger çivi yapılmış olsaydı bu adamlardan daha saglamı asla bulunmazdı...................
nerdesin? İsrail, “Askerlerimize roket atıldı” gerekçesiyle Gazze’de bir mahalleyi yerle bir etti. Uykularında bombalara hedefi olan 10’u çocuk 18 Filistinli öldü. 26 çocuk ağır yaralandı 09.11.2006 Tarih boyunca insanoğlunun vicdanı, çocuklara yapılan eziyete, işkenceye, zulme ve katliama tepki gösterdi. Dünyadaki hiçbir amaç, hiçbir ideoloji, hiçbir koşul ve hiçbir inanç, çocuk öldürmeyi haklı göstermeyi başaramadı. Parçalanmış, vurulmuş, öldürülmüş çocuk bedenleri, belki de insan yüreğini en çok kanatan görüntü olarak belleklere kazındı. Çünkü kimseye zarar veremeyecek küçük çocukların kimi süt emme, kimi oyun çağında, ana şefkatine en çok ihtiyaç duydukları zamanda öldürülmeleri, insan aklının ve vicdanının kabul edemeyeceği bir alçaklıktı. Dün Gazze’de katledilen masum yavruların resimlerini görünce, bu alçakça eylemi lanetleyen dizeler geldi aklıma; birbiri ardına döküldüler. Nazım “Büyümez ölü çocuklar!” demişti. Ardından eklemişti: “Çalıyorum kapınızı Teyze amca bir imza ver Çocuklar öldürülmesin Şeker de yiyebilsinler” Şair yüreği “Çocuklara kıymayın efendiler!” diye haykırıyordu. Lübnan’daki çocuklar annelerine; “Çocukları küçük kurşunlarla mı öldürüyorlar?” diye soruyorlardı. Ama İsrail ordusunun dünkü katliamına en uygun başlığı belki de Heinrich Böll atmıştı: “İnsanoğlu Nerdeydin?” Evet insanoğlu nerdesin, nerdesin, nerdesin? Zülfü LİVANELİ Haziran ayında Gazze’deki Beyt Lahiya plajında piknik yapan 8 sivilin üzerine füze yağdıran İsrail, yeni bir insanlık suçuna daha imza attı. Üstelik bu katliamı, “Güz Bulutları” operasyonu çerçevesinde 1 haftadır kuşatma altında tuttuğu Beyt Hanun’dan çekildiğini açıklamasının hemen ardından yaptı. Tank ve Apache helikopterleri Beyt Hanun’a füze yağdırdı, 4 bina yerle bir oldu. Çoğu çocuk 18 kişi öldü, 26’sı çocuk 60 kişi yaralandı. “ANNEM ÖNÜMDE ÖLDÜ” Ölenlerin neredeyse hepsi aynı ailedendi. Çünkü kan gölüne dönen Beyt Hanun’da isabet alan evler, El Atamna ailesinden 4 kardeşe aitti. Saldırıda annesini, ablasını ve eniştesini kaybeden 14 yaşındaki Esma El Atamna’nın, yaralı olarak kaldırıldığı hastanede hıçkırıklar içinde anlattıkları katliamın boyutlarını gözler önüne serdi: “Sabah patlama sesleriyle uyandık. Annem hemen evi boşaltmamız gerektiğini söyledi. ‘Bombardıman var, bombardıman var’ diye bağırıyordu. Tam evden çıkarken bir bomba daha düştü. Annem, ablam ve eniştem dışarı adım atar atmaz bu füzeyle vurulup öldü. Ben onların hemen arkasındaydım.” “KÜÇÜK KIZIN KAFASI KOPMUŞTU” Yaralı bir genç ise gözyaşları içinde titreyerek, “Paramparça olmuş vaziyette yerde cansız yatan bir kız çocuğu gördüm. Kafası kopmuştu. Küçük kızın kafasını bulmaya çalıştım” dedi. Vurulan bölgeye yakın oturan Rahvi Hamed de saldırı sonrasındaki korkunç manzarayı “Dışarı çıktığımda her tarafta kol bacak parçaları vardı. Görüntü dayanılmazdı. Binalar delik deşik olmuş. Etraf yanık et kokuyordu” sözleriyle anlattı. Bebekleri öldürüyoruz, çünkü... Beyt Hanun’daki saldırı öncesinde uluslararası basın aracılığıyla dünya kamuoyuna bir mektup yollayan İsrail hükümeti şunları söyledi: “Son günlerde, Hamas’ın en kötü taktiği tekrar uyguladığını gördük: Kadın ve çocukların arkasına sığınarak onları canlı kalkan olarak kullanmak... Bu hareketlerinin ardındaki sebep çok basit: Sizin tepkiniz. Siz uluslararası kamuoyu, ’İsrail 10 militan öldürdü’ başlığıyla ’İsrail bir kadını öldürdü’ başlığına farklı tepkiler veriyorsunuz. Böylece Hamas da alay eder gibi propaganda için kendi halkını suiistimal ediyor ve bu da işe yarıyor. Siz de bilirsiniz ki, sivillerin arkasına saklanan bir Hamaslı savaş suçlusudur ve açıkça tehlikeye attığı sivillere gelecek herhangi bir zarardan uluslararası hukuk önünde kendisi sorumludur. Uluslararası kamuoyu ne zaman ki Filistinli sivil ölümleriyle ilgili sorumluluğu ait olduğu tarafa, yani Hamas’a yükler, Hamas da o zaman bu taktiği bırakır ve siviller bu çatışmanın dışına taşınır.” 100 bin dolar verelim Bosna’ya göç etsinler İsrail’in saldırısı öncesinde Haaretz gazetesine konuşan iktidardaki aşırı milliyetçi Ulusal Birlik Partisi Milletvekili Beni Elon, Filistinlilere çağrıda bulunarak, Bulgaristan’a veya Bosna’ya göç etmelerini istedi. Elon, Filistin’den Bulgaristan veya Bosna’ya göç eden ailelere 100 bin dolar verilmesi teklifini getirdi. HAMAS’TAN İNTİKAM YEMİNİ “İsrail tabutlarını hazırlasın” Fİlİstİn Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve Hamaslı Başbakan İsmail Haniye’nin sert bir şekilde kınadığı saldırıyla ilgili olarak konuşan Filistin hükümeti sözcüsü Gazi Hamad, “İsrail, insanların yaşadığı bir ülke değil. Hayvanlar ve çeteciler topluluğu ve dünyadan silinmesi gerekiyor” dedi. Hamas’ın sürgündeki siyasi büro şefi Halid Meşal ise, “Bu katliamı kınıyoruz ve diyoruz ki, kınamamız sözlerimizle değil eylemlerimizle olacak, direniş yanıtını verecek” açıklamasını yaptı. Hamas’a bağlı gruplar ise Filistinli gruplara, İsrail’de intihar eylemlerinin yeniden başlatılması çağrısında bulundu. Hamas’ın önde gelen liderlerinden Nizar Rayan da, “Şehitlerimizin kanının intikamı geliyor. İsrail ceset torbalarını ve tabutları hazırlasın” dedi. DÜNYADAN TEPKİ YAĞDI AB: Şok olduk! KATLİAMA tüm dünyadan tepki yağdı. AB Dış İlişkiler Komiseri Benita Ferrero-Waldner, “Çoğu çocuk birçok sivilin öldürülmesi şok edici bir olay. İsrail’in kendini savunma hakkı vardır, fakat bu, masumların hayatları pahasına olmamalıdır” dedi. * TÜRKİYE: BU EYLEMLERE SON VERİN Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasında saldırının teessür ve esefle karşılandığı belirtildi, İsrail’e bölgede barış zeminini zedeleyen bu tür eylemlere son vermesi çağrısında bulunuldu. * ARAP BİRLİĞİ: İSRAİL ÇOK İLERİ GİTTİ Arap Birliği, dışişleri bakanları düzeyinde acil toplantı çağrısında bulundu. Genel Sekreter Amr Musa, “Çocuk, kadın ve sivillerin katliamı haklı gösterilemez ve anlaşılamaz. İsrail’in Filistin topraklarında izlediği politika çok ileri gitti” dedi. * İKÖ: BU BİR SAVAŞ SUÇUDUR İslam Konferansı Örgütü saldırının savaş suçu olarak kabul edilmesi gerektiğini söyledi. Genel sekreter Ekmeleddin İhsanoğlu, “İsrail bu saldırıyla mütecaviz taraf olduğunu ortaya koymuştur” dedi. alıntıdır
Savaşa hayır Gördünüzmü parçalanmış bedenleri kopmuş kafaları ve korkmuş insanları hissettinizmi yanık kokusunu ve yılların acısını suratlarda birikmişligin verdigi boşlugu!!! Duydunuzmu silah seslerini duydunuzmu bombaları ve gördünüzmü yıkılmış hastaneyi,okulu ve umutları tükenmiş çocukları et parçaları etrafta,harabe olmuş evler, çocugunun başında aglayan baba karısını kaybetmiş koca, Neden?Niye?Bütün bunlar, Yaşamak için degilmiydi bize armagan bu hayat? koklamak için degilmiydi çiçekler ve sevmek için degilmiydi dünya? Niye?? SAVAŞA HAYIR
sawaşmaktan korkma... cunku kaybeden hep bızız
çıkar savaşlarına karşıyım,çıkarları için masumları öldürüyolar ve bir ülkeye savaşla özgürlük getirilmez LANET OLSUN ÇIKARDI ABD’YE...
Forum | Aktif Üyeler | Sohbet | Mesaj Merkezi | Müzik Dinle | Müzik Listelerim | Video İzle Yerli Gruplar | Yabancı Gruplar | Amatör Gruplar | Demolar Biyografiler | Diskografiler | Sanatçı Fotoğrafları | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basın Bilgileri Üyelik | Ayarlar | Üye Ara | İletişim | Reklam Site içerisindeki materyallerin kaynak gösterilmeden kopyalanması ve yayınlanması yasaktır. Copyright © 2007 Anatolianrock.com