Ana Sayfa


















Text Reklamlar:

Yemek Tarifleri
Sağlık Kütüphanesi
Perde


Anatolianrock.com Forum

Forum Ana Sayfa > Müzik (Genel) > Ruhi Su
 <<Geri  1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   11   12   13  İleri>>  Son>>
CEVAP YAZ
CiRKiN_ADAM

Üyelik Derecesi:
  


BİZİM ELE UĞRADI MI YOLUNUZ  

Bizim ele uğradı mı yolunuz  
Halimiz benziyor hallerinize  
Ne güzel de şirin şirin söylüyor  
Kurban olam tatlı dillerinize  

                                        Söz: RUHİ SU

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 23 Mart 2005 1:53 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
CiRKiN_ADAM

Üyelik Derecesi:
  


BİR SABAH UYKUSUNDA  

Bir sabah uykusunda  
Polisi saldırdılar  
Demircioğlu Vedat’ı  
Coplarla öldürdüler  
Coplarla yumruklarla  
Vurdular öldürdüler  

Gencecik çocuklardı  
Belki sizde gördünüz  
Ellerinde pankartlar  
Yolda gidiyorlardı  
Özgürlük istiyorlardı  
Özgürlük diyorlardı  
Ellerinde pankartlar  
Özgürlük diyorlardı  

Altıncı Filo derler  
Belki siz de gördünüz  
Kıbrıs’ta karşımıza  
Çıktılar, durdurdular  
Boğaz’da karşımıza  
Çıktılar, öldürdüler  

Kurtuluş savaşında  
Belki siz de gördünüz  
Demircioğlu bir değil  
Halkımız gibi çoğul  
Geliyor çağıl çağıl  
Geliyor çağıl çağıl  

     Söz ve Müzik: RUHİ SU

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 23 Mart 2005 1:52 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
CiRKiN_ADAM

Üyelik Derecesi:
  


BU NASIL İSTANBUL ZİNDAN İÇİNDE  

Bu nasıl İstanbul zindan içinde  
Kayboluverdi gecem gündüzüm  
Bu nasıl İstanbul zindan içinde  

Yattığımız yerde güller bitecek  
Gün ışıyıp gelir sabret, bu bizim  
Yattığımız yerde güller bitecek  
                             
                              Söz ve Müzik: Ruhi Su

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 23 Mart 2005 1:51 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
asi_dely

Üyelik Derecesi:
  


SEMAHLAR ÜZERİNE

Bütün sözlüklere baktım, araştırdım. Yanlız Mevlevi semahı ile ilgili bilgilere rastlayabildim. Alevi-Bektaşi inançlara sahip halkımız arasında yaygın olan bu semahlar üzerine açıklayıcı, doyurucu bilgiler bulamadım. Kendi bildiklerime, görgülerime dayanarak söylüyorum: Sema ve semah aynı sözcük. Halk Arapça sema sözcüğündeki ayın harfini atarak semah demiş.

Bildiğiniz gibi sema, mevlevilerce yapılan, kuralları daha çok Mevlana’dan sonra saptanmış törensel bir ayinin içinde yer alan raksın adı. Müziğide bestelenmiş bir müzik. Klasik Türk musikisinden kaynaklanan, tekkelerde ve kimi besteciler tarafından bestelenen bir müzik bu. Sema ile semah arasındaki temel ayırımda burada. Çünkü semahların müziğinin kökeninde halk müziği vardır. Oyunda yine halktan kaynaklanan halay türünde bir oyundur. Sonra mevlevilerde cezbe denilen bir kendinden geçme sözkonusu. Oysa semahlarda hayata dönük. Sözgelimi mevlevi sema’ında kadın yoktur. Semahlarda ise, kadının baskı ve peçe altında tutulduğu zamanlarda bile kadın-erkek birlikte oynanır. Üstelik semahlar türkülüdür. Mevlevi sema’ında oyun oynanırken söz yoktur. Oyun sırasında, oyunun müziğine bağlı söz görülmez. Ama semahlarda türkü ile oyun iç içedir. Benzer yanları, ikisinin de dinsel bir coşkuyla yapılan rakslar olmalarıdır. Yanlız semahlar her zaman, yani olur olmaz günlerde yapılmaz. Genellikle hasat mevsimi gibi, yılın belli zamanlarında ya da dinsel görevlerin yerine getirildiği günlerin sonunda, topluluğun daha neşeli bir havaya girmesi için, şenlik biçimimde yapılır. Bir barış şöleni gibi, barış sevinci içinde. Hayata, yaşama sevincine dönük bir şenliktir bu. Sözleri dinsel de, din dışı da olsa hep yaşama sevinciyle doludur, coşkuludur.

Dinsel özle beslenen türküler kimi zaman kendi inançlarını telkin edebilir; kimi zamanda aşkı dile getirir. Türküler yoluyla öğütler verilir, tevhitler yapılır. Bir bakıma dinsel sloganlar çevresinde birleşilir. Tevhit sözcüğü de birlik, birleşme anlamını taşır bazen. Yani oyun, türkü aracılığıyla bir olma. Böylece kimi sözcüklerin müzikli tekrarından yararlanılır. Semahların sonunda ise daima gülbang çekilir. Gülbang dua demektir. Bununla da, bir bakıma gelecek için, yaşanılan zaman için iyi şeyler dilenir; yine halkın özlemleri dile getirilir.

Gerek alevi-bektaşi müziği, gerekse öteki türküler, sürekli değişip gelen bir müzik türüdür. Hayat değişkendir çünkü. Kısaca değişen insanlardır. Ben de çağının insanı, çağdaş düşünceye sahip bir sanatçı olarak semahları çağımın gözüyle yorumladım; onlara kendi üslubumu, söyleyişimi kattım.

Ruhi SU


DÜNYANIN ÜZERİNDE KURULU DİREK  

Dünyanın üzerinde kurulu direk  
Emek zay’olmadan sızlar mı yürek  
Ali yar Ali yar  
Sızlar mı yürek  
Bu düzeni kim kurmuş, bizler de bilek  
Söyle canım söyle, dinlesin canlar  

Adem eker yeryüzüne ekini  
Ekin saklar yeraltında kökünü  
Ali yar Ali yar  
Saklar kökünü  
Ayıkla gör karasını akını  
Söyle canım söyle, dinlesin canlar  

Ocağa koymuşlar köşe taşını  
Hak onarsın gerçeklerin işini  
Ali yar Ali yar  
Ah yar işini  
Bir gün ağrıtırlar senin başını  
Söyle canım söyle, dinlesin canlar  
Ah yar yar  
Yar dost dost  
Medet şah şah dost  

Pir Sultan Abdal’ım farz ile sünnet  
Yola gelmeyene edilmez minnet  
Cümlenin muradı dünyada cennet  
Söyle canım söyle, dinlesin canlar  

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 22 Mart 2005 1:07 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
asi_dely

Üyelik Derecesi:
  


ZEYBEKLER

Zeybek sözcüğü ve zeybeklik hakkında gerçeğe yakın ne biliyorsak hepsi şu 150-200 yıllık yakın tarihimizdeki görgülerimize dayanıyor. Bunun dışında ne sözlüklerde bir açıklık var, ne de kaynaklarda. Gerilere doğru daha da bulanıyor. Ahi’lerden Dionisos ayinlerine, Bakkhalar’a ve dağlardaki av törenlerine kadar hep yakıştırmalardan ve benzetmelerden oluşan bir söylenceler karanlığına gömülüyoruz.

Yakın tarihimizden ve tanıyabildiğimiz ünlü efelerden öğrendiklerimize gelince, ayrıntılara girmeden şöyle sıralayabiliriz: Zeybeklik, kendine özgü töreleri, giysileri, rütbeleri ve oyunlarıyla adeta dinsel bir niteliği de bulunan, yasa dışı silahlı örgütsel bir kurum. Başlangıçta belki bir meslek örgütü, belki Akşehir’in sıra yarenlerinde olduğu gibi bir dostluk, yiğitlik kuruluşu, belki de yerel bir güvenlik gücü idi. Sonra yavaş yavaş yozlaştı, bildiğimiz yasa dışı bir sürece girdi. Bu süreç içinde bir kısmı bireysel eşkıyalığa düşecek kadar çaresiz kaldı. Bir kısmı da Yürük Ali Efe’de olduğu gibi örgütleriyle birlikte Kurtuluş Savaşı’na katılarak yüze çıktı ve yasal olan yaşama döndü. Böylece de bugün kala kala folklorumuzda güzel zeybek oyunlarıyla türküler kaldı sadece.

Zeybek olgusunu her ne kadar bazıları Ege’ye özgüymüş gibi gösterirse de, Eskişehir’in Konya’nın Kaşıklı Zeybeği ve Ankara Zeybeği, Zeybekliğin daha yaygın olduğunu gösterir.

Ruhi SU


YÜRÜK ALİ  

Şu Dalama’dan geçtin mi  
Soğuk sular içtin mi  
Efelerin içinde  
Yürük Ali’yi seçtin mi  
              Hey gidinin efesi  
              Efelerin efesi  

Şu Dalama’nın çeşmesi  
Ne hoş olur içmesi  
Yürük Ali’yi sorarsan  
Efelerin seçmesi  
              Hey gidinin efesi      
              Efelerin efesi  

Cepkeninin kolları  
Parıldıyor pulları  
Yürük de Ali geliyor  
Açıl Aydın yolları  
              Hey gidinin efesi  
              Efelerin efesi  

Aydın Dağı’n oydular  
Çalıya da martin koydular  
Yürük Ali’nin adını  
Hazreti Ali koydular  
              Hey gidinin efesi            
              Efelerin efesi

(asi_dely tarafından 22 Mart 2005 1:08 ÖS tarihinde degiştirildi.)

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 22 Mart 2005 12:33 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
CiRKiN_ADAM

Üyelik Derecesi:
  


Benim Kabem İnsandır

Benim Kabem insandır
Kuran da kurtaran da
İnsan oğlu insandır

Benim Kabem sevidir
Kuran da kurtaran da
Sevili insanlardır

Benim Kabem emektir
Kuran da kurtaran da
Emekçi insanlardır

Benim Kabem dünyadır
Kuran da kurtaran da
Dünyayı insanlardır

Ellerin Kabesi var
Benim Kabem insandır
Kuran da kurtaran da
İnsan oğlu insandır

Ellerin Kabesi var
Benim Kabem sevidir
Kuran da kurtaran da
Sevili insanlardır

Ellerin Kabesi var
Benim Kabem emektir
Kuran da kurtaran da
Emekçi insanlardır

Ellerin Kabesi var
Benim Kabem dünyadır
Kuran da kurtaran da
Dünyayı insanlardır
       
                          Ruhi Su

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 22 Mart 2005 10:39 ÖÖ Bu mesaj rahatsız edici
CiRKiN_ADAM

Üyelik Derecesi:
  


ONLAR Kİ  

Onlar ki toprakta karınca, suda balık,
Havada kuş kadar çokturlar;
Korkak,cesur,hakim ve çocukturlar
Kahreden ve yaratan ki onlardır,
Destanımızda yalnız onların maceraları vardır.
Onlar ki uyup,hainin iğvasına
Sancaklarını elden yere düşürürler
Ve düşmanı meydanda koyup kaçarlar evlerine
Ve bir nice mürtede hançer üşürürler
Ve yeşil bir ağaç gibi gülen
Ve merasimsiz ağlayan,
Ve ana avrat küfreden ki onlardır
Destanımızda yalnız onların maceraları vardır
Demir,kömür ve şeker
Ve kırmızı bakır
Ve mensucat
Ve sevda ve zulüm ve hayat
Ve bilcümle sanayi kollarının
Ve gökyüzü ve sahra ve mavi okyanus
Ve kederli nehir yollarının,
Sürülmüş toprağın ve şehirlerin bahtı
Bir şafak vakti değişmiş olur,
Bir şafak vakti karanlığın kenarından onlar ağır
Ellerini toprağa basıp doğruldukları zaman.
En bilgin aynalara en renkli şekilleri aksettiren Onlardır.
Asırda onlar yendi,onlar yenildi.
Çok sözler edildi onlara dair ve onlar için:
Zincirlerinden başka kaybedecek şeyleri yoktur denildi.  

                    Söz: Nazım Hikmet/Ezgi: Ruhi Su

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 19 Mart 2005 1:57 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
KIYIDAKiADAM

Üyelik Derecesi:
  


Ama benim memleketimde bugün
İnsan kanı sudan ucuz
Oysa en güzel emek insanın kendisi
Kolay mı kan uykularda kalkıp
Ninniler söylemesi


Burda Yani yaşadığım coğrafyada USTA RUHİ SU’YLA aynı havayı soluyorum ne kadar Vanda doğup Adana da büyüsede halen doğduğu ilçede yaşadığı bir cadde var. Bu ülke nedense bu tür efsane insanları cabuk harcadı  

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 19 Mart 2005 9:47 ÖÖ Bu mesaj rahatsız edici
cemre

Üyelik Derecesi:
  


MÜRSELEKLİ KADINLAR  
Biz Mürselekli  
Mürselekli kadınlar  
Hep geceleri  
Tütün dizerik  
Acılarımızı dizerik ipe  
Acılarımızı abovv...  
Karanlığı dizerik  
Karanlığı abovv..  

Kök sökerik, kök  
Gündüzlerimizde  
Geceleri kömür  
Kömür yakarık  
Karanlığı yakarık  
Karanlığı abovv...  

Ağaçlarımız ürker  
Ürker geceden  
Biz ürkmezik abovv..  

Hele nenni nenni  
Gülüm nenni nenni  
Dost nenni nenni  

Biz Mürselekli  
Mürselekli kadınlar  
Kazma kazarık  
Çut de sürerik  
Yorgunluk ekerik  
Yorgunluk toprağa  
Gürültüye bata çıka  
Bir uçak geçer  
Geçer üstümüzden  
Duyamaz bizi o  
Duyamaz abovv..  

Biz Mürselekli  
Mürselekli kadınlar  
Biz de yaşarık  
Yaşarık abovv..  
Gelin olur gider  
Evler döşerik  
Döşerik abovv..  

Yanar Ali Yüce’m  
Yanar işitir  
İşitir abovv..  

       Söz: Ali Yüce / Ezgi: RUHİ SU  

Ruhi Su her zaman haklın içinde halkla birlikte olmuştur, halka uzaktan bakıp türküleri seslendirenlerle kıyaslanamaz onun sanatçılığı; o halkla beraber yaşadı türküleri ve söylemedi hissedemediği popüler müzikleri, bozmadı türkülerin özgünlüğünü...
Ruhi Su yüceltti türküleri ve halkını......

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 19 Mart 2005 8:37 ÖÖ Bu mesaj rahatsız edici
cemre

Üyelik Derecesi:
  


BU NASIL İSTANBUL ZİNDAN İÇİNDE  

Bu nasıl İstanbul zindan içinde  
Kayboluverdi gecem gündüzüm  
Bu nasıl İstanbul zindan içinde  
                             Bavo bave...  

Yattığımız yerde güller bitecek  
Gün ışıyıp gelir sabret, bu bizim  
Yattığımız yerde güller bitecek  
                             Bavo bave...  

                             Söz ve Müzik: Ruhi Su



"Yattığın yerde güller bitiyor güzel insan senin türkülerinle büyüyen ve çocuklarını senin türkülerinle büyütecek binlerce gül goncası  var"

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 19 Mart 2005 8:32 ÖÖ Bu mesaj rahatsız edici
CEVAP YAZ
 <<Geri  1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   11   12   13  İleri>>  Son>>
 

Forum | Aktif Üyeler | Sohbet | Mesaj Merkezi | Müzik Dinle | Müzik Listelerim | Video İzle

Yerli Gruplar | Yabancı Gruplar | Amatör Gruplar | Demolar

Biyografiler | Diskografiler | Sanatçı Fotoğrafları | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basın Bilgileri

Üyelik | Ayarlar | Üye Ara | İletişim | Reklam



Site içerisindeki materyallerin kaynak gösterilmeden kopyalanması ve yayınlanması yasaktır.
Copyright © 2007 Anatolianrock.com