Anatolianrock.com Forum
Üyelik Derecesi:
BİZİM ELE UĞRADI MI YOLUNUZ Bizim ele uğradı mı yolunuz Halimiz benziyor hallerinize Ne güzel de şirin şirin söylüyor Kurban olam tatlı dillerinize Söz: RUHİ SU
BİR SABAH UYKUSUNDA Bir sabah uykusunda Polisi saldırdılar Demircioğlu Vedat’ı Coplarla öldürdüler Coplarla yumruklarla Vurdular öldürdüler Gencecik çocuklardı Belki sizde gördünüz Ellerinde pankartlar Yolda gidiyorlardı Özgürlük istiyorlardı Özgürlük diyorlardı Ellerinde pankartlar Özgürlük diyorlardı Altıncı Filo derler Belki siz de gördünüz Kıbrıs’ta karşımıza Çıktılar, durdurdular Boğaz’da karşımıza Çıktılar, öldürdüler Kurtuluş savaşında Belki siz de gördünüz Demircioğlu bir değil Halkımız gibi çoğul Geliyor çağıl çağıl Geliyor çağıl çağıl Söz ve Müzik: RUHİ SU
BU NASIL İSTANBUL ZİNDAN İÇİNDE Bu nasıl İstanbul zindan içinde Kayboluverdi gecem gündüzüm Bu nasıl İstanbul zindan içinde Yattığımız yerde güller bitecek Gün ışıyıp gelir sabret, bu bizim Yattığımız yerde güller bitecek Söz ve Müzik: Ruhi Su
SEMAHLAR ÜZERİNE Bütün sözlüklere baktım, araştırdım. Yanlız Mevlevi semahı ile ilgili bilgilere rastlayabildim. Alevi-Bektaşi inançlara sahip halkımız arasında yaygın olan bu semahlar üzerine açıklayıcı, doyurucu bilgiler bulamadım. Kendi bildiklerime, görgülerime dayanarak söylüyorum: Sema ve semah aynı sözcük. Halk Arapça sema sözcüğündeki ayın harfini atarak semah demiş. Bildiğiniz gibi sema, mevlevilerce yapılan, kuralları daha çok Mevlana’dan sonra saptanmış törensel bir ayinin içinde yer alan raksın adı. Müziğide bestelenmiş bir müzik. Klasik Türk musikisinden kaynaklanan, tekkelerde ve kimi besteciler tarafından bestelenen bir müzik bu. Sema ile semah arasındaki temel ayırımda burada. Çünkü semahların müziğinin kökeninde halk müziği vardır. Oyunda yine halktan kaynaklanan halay türünde bir oyundur. Sonra mevlevilerde cezbe denilen bir kendinden geçme sözkonusu. Oysa semahlarda hayata dönük. Sözgelimi mevlevi sema’ında kadın yoktur. Semahlarda ise, kadının baskı ve peçe altında tutulduğu zamanlarda bile kadın-erkek birlikte oynanır. Üstelik semahlar türkülüdür. Mevlevi sema’ında oyun oynanırken söz yoktur. Oyun sırasında, oyunun müziğine bağlı söz görülmez. Ama semahlarda türkü ile oyun iç içedir. Benzer yanları, ikisinin de dinsel bir coşkuyla yapılan rakslar olmalarıdır. Yanlız semahlar her zaman, yani olur olmaz günlerde yapılmaz. Genellikle hasat mevsimi gibi, yılın belli zamanlarında ya da dinsel görevlerin yerine getirildiği günlerin sonunda, topluluğun daha neşeli bir havaya girmesi için, şenlik biçimimde yapılır. Bir barış şöleni gibi, barış sevinci içinde. Hayata, yaşama sevincine dönük bir şenliktir bu. Sözleri dinsel de, din dışı da olsa hep yaşama sevinciyle doludur, coşkuludur. Dinsel özle beslenen türküler kimi zaman kendi inançlarını telkin edebilir; kimi zamanda aşkı dile getirir. Türküler yoluyla öğütler verilir, tevhitler yapılır. Bir bakıma dinsel sloganlar çevresinde birleşilir. Tevhit sözcüğü de birlik, birleşme anlamını taşır bazen. Yani oyun, türkü aracılığıyla bir olma. Böylece kimi sözcüklerin müzikli tekrarından yararlanılır. Semahların sonunda ise daima gülbang çekilir. Gülbang dua demektir. Bununla da, bir bakıma gelecek için, yaşanılan zaman için iyi şeyler dilenir; yine halkın özlemleri dile getirilir. Gerek alevi-bektaşi müziği, gerekse öteki türküler, sürekli değişip gelen bir müzik türüdür. Hayat değişkendir çünkü. Kısaca değişen insanlardır. Ben de çağının insanı, çağdaş düşünceye sahip bir sanatçı olarak semahları çağımın gözüyle yorumladım; onlara kendi üslubumu, söyleyişimi kattım. Ruhi SU DÜNYANIN ÜZERİNDE KURULU DİREK Dünyanın üzerinde kurulu direk Emek zay’olmadan sızlar mı yürek Ali yar Ali yar Sızlar mı yürek Bu düzeni kim kurmuş, bizler de bilek Söyle canım söyle, dinlesin canlar Adem eker yeryüzüne ekini Ekin saklar yeraltında kökünü Ali yar Ali yar Saklar kökünü Ayıkla gör karasını akını Söyle canım söyle, dinlesin canlar Ocağa koymuşlar köşe taşını Hak onarsın gerçeklerin işini Ali yar Ali yar Ah yar işini Bir gün ağrıtırlar senin başını Söyle canım söyle, dinlesin canlar Ah yar yar Yar dost dost Medet şah şah dost Pir Sultan Abdal’ım farz ile sünnet Yola gelmeyene edilmez minnet Cümlenin muradı dünyada cennet Söyle canım söyle, dinlesin canlar
ZEYBEKLER Zeybek sözcüğü ve zeybeklik hakkında gerçeğe yakın ne biliyorsak hepsi şu 150-200 yıllık yakın tarihimizdeki görgülerimize dayanıyor. Bunun dışında ne sözlüklerde bir açıklık var, ne de kaynaklarda. Gerilere doğru daha da bulanıyor. Ahi’lerden Dionisos ayinlerine, Bakkhalar’a ve dağlardaki av törenlerine kadar hep yakıştırmalardan ve benzetmelerden oluşan bir söylenceler karanlığına gömülüyoruz. Yakın tarihimizden ve tanıyabildiğimiz ünlü efelerden öğrendiklerimize gelince, ayrıntılara girmeden şöyle sıralayabiliriz: Zeybeklik, kendine özgü töreleri, giysileri, rütbeleri ve oyunlarıyla adeta dinsel bir niteliği de bulunan, yasa dışı silahlı örgütsel bir kurum. Başlangıçta belki bir meslek örgütü, belki Akşehir’in sıra yarenlerinde olduğu gibi bir dostluk, yiğitlik kuruluşu, belki de yerel bir güvenlik gücü idi. Sonra yavaş yavaş yozlaştı, bildiğimiz yasa dışı bir sürece girdi. Bu süreç içinde bir kısmı bireysel eşkıyalığa düşecek kadar çaresiz kaldı. Bir kısmı da Yürük Ali Efe’de olduğu gibi örgütleriyle birlikte Kurtuluş Savaşı’na katılarak yüze çıktı ve yasal olan yaşama döndü. Böylece de bugün kala kala folklorumuzda güzel zeybek oyunlarıyla türküler kaldı sadece. Zeybek olgusunu her ne kadar bazıları Ege’ye özgüymüş gibi gösterirse de, Eskişehir’in Konya’nın Kaşıklı Zeybeği ve Ankara Zeybeği, Zeybekliğin daha yaygın olduğunu gösterir. Ruhi SU YÜRÜK ALİ Şu Dalama’dan geçtin mi Soğuk sular içtin mi Efelerin içinde Yürük Ali’yi seçtin mi Hey gidinin efesi Efelerin efesi Şu Dalama’nın çeşmesi Ne hoş olur içmesi Yürük Ali’yi sorarsan Efelerin seçmesi Hey gidinin efesi Efelerin efesi Cepkeninin kolları Parıldıyor pulları Yürük de Ali geliyor Açıl Aydın yolları Hey gidinin efesi Efelerin efesi Aydın Dağı’n oydular Çalıya da martin koydular Yürük Ali’nin adını Hazreti Ali koydular Hey gidinin efesi Efelerin efesi
(asi_dely tarafından 22 Mart 2005 1:08 ÖS tarihinde degiştirildi.)
Benim Kabem İnsandır Benim Kabem insandır Kuran da kurtaran da İnsan oğlu insandır Benim Kabem sevidir Kuran da kurtaran da Sevili insanlardır Benim Kabem emektir Kuran da kurtaran da Emekçi insanlardır Benim Kabem dünyadır Kuran da kurtaran da Dünyayı insanlardır Ellerin Kabesi var Benim Kabem insandır Kuran da kurtaran da İnsan oğlu insandır Ellerin Kabesi var Benim Kabem sevidir Kuran da kurtaran da Sevili insanlardır Ellerin Kabesi var Benim Kabem emektir Kuran da kurtaran da Emekçi insanlardır Ellerin Kabesi var Benim Kabem dünyadır Kuran da kurtaran da Dünyayı insanlardır Ruhi Su
ONLAR Kİ Onlar ki toprakta karınca, suda balık, Havada kuş kadar çokturlar; Korkak,cesur,hakim ve çocukturlar Kahreden ve yaratan ki onlardır, Destanımızda yalnız onların maceraları vardır. Onlar ki uyup,hainin iğvasına Sancaklarını elden yere düşürürler Ve düşmanı meydanda koyup kaçarlar evlerine Ve bir nice mürtede hançer üşürürler Ve yeşil bir ağaç gibi gülen Ve merasimsiz ağlayan, Ve ana avrat küfreden ki onlardır Destanımızda yalnız onların maceraları vardır Demir,kömür ve şeker Ve kırmızı bakır Ve mensucat Ve sevda ve zulüm ve hayat Ve bilcümle sanayi kollarının Ve gökyüzü ve sahra ve mavi okyanus Ve kederli nehir yollarının, Sürülmüş toprağın ve şehirlerin bahtı Bir şafak vakti değişmiş olur, Bir şafak vakti karanlığın kenarından onlar ağır Ellerini toprağa basıp doğruldukları zaman. En bilgin aynalara en renkli şekilleri aksettiren Onlardır. Asırda onlar yendi,onlar yenildi. Çok sözler edildi onlara dair ve onlar için: Zincirlerinden başka kaybedecek şeyleri yoktur denildi. Söz: Nazım Hikmet/Ezgi: Ruhi Su
Ama benim memleketimde bugün İnsan kanı sudan ucuz Oysa en güzel emek insanın kendisi Kolay mı kan uykularda kalkıp Ninniler söylemesi Burda Yani yaşadığım coğrafyada USTA RUHİ SU’YLA aynı havayı soluyorum ne kadar Vanda doğup Adana da büyüsede halen doğduğu ilçede yaşadığı bir cadde var. Bu ülke nedense bu tür efsane insanları cabuk harcadı
MÜRSELEKLİ KADINLAR Biz Mürselekli Mürselekli kadınlar Hep geceleri Tütün dizerik Acılarımızı dizerik ipe Acılarımızı abovv... Karanlığı dizerik Karanlığı abovv.. Kök sökerik, kök Gündüzlerimizde Geceleri kömür Kömür yakarık Karanlığı yakarık Karanlığı abovv... Ağaçlarımız ürker Ürker geceden Biz ürkmezik abovv.. Hele nenni nenni Gülüm nenni nenni Dost nenni nenni Biz Mürselekli Mürselekli kadınlar Kazma kazarık Çut de sürerik Yorgunluk ekerik Yorgunluk toprağa Gürültüye bata çıka Bir uçak geçer Geçer üstümüzden Duyamaz bizi o Duyamaz abovv.. Biz Mürselekli Mürselekli kadınlar Biz de yaşarık Yaşarık abovv.. Gelin olur gider Evler döşerik Döşerik abovv.. Yanar Ali Yüce’m Yanar işitir İşitir abovv.. Söz: Ali Yüce / Ezgi: RUHİ SU Ruhi Su her zaman haklın içinde halkla birlikte olmuştur, halka uzaktan bakıp türküleri seslendirenlerle kıyaslanamaz onun sanatçılığı; o halkla beraber yaşadı türküleri ve söylemedi hissedemediği popüler müzikleri, bozmadı türkülerin özgünlüğünü... Ruhi Su yüceltti türküleri ve halkını......
BU NASIL İSTANBUL ZİNDAN İÇİNDE Bu nasıl İstanbul zindan içinde Kayboluverdi gecem gündüzüm Bu nasıl İstanbul zindan içinde Bavo bave... Yattığımız yerde güller bitecek Gün ışıyıp gelir sabret, bu bizim Yattığımız yerde güller bitecek Bavo bave... Söz ve Müzik: Ruhi Su "Yattığın yerde güller bitiyor güzel insan senin türkülerinle büyüyen ve çocuklarını senin türkülerinle büyütecek binlerce gül goncası var"
Forum | Aktif Üyeler | Sohbet | Mesaj Merkezi | Müzik Dinle | Müzik Listelerim | Video İzle Yerli Gruplar | Yabancı Gruplar | Amatör Gruplar | Demolar Biyografiler | Diskografiler | Sanatçı Fotoğrafları | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basın Bilgileri Üyelik | Ayarlar | Üye Ara | İletişim | Reklam Site içerisindeki materyallerin kaynak gösterilmeden kopyalanması ve yayınlanması yasaktır. Copyright © 2007 Anatolianrock.com