|
Üyelik Derecesi:

|
"insan her şeyin ölçüsüdür."
protagoras
insanın anlamdırdığı her şey vardır, ötesi yoktur. zaten var olduğunu kabul ettiğimiz her şey, bizim tanımladıklarımızdan ibaretir.
Bu cümleyi –aslında haddim olmayarak- uyanışın ilk cümlesi tayin ediyorum. İnsanın, bir parçası olduğu doğanın “efendisi” olabileceği düşüncesinin ilk tezahürü. İnsan doğanın bir parçası, onun ürünlerinden yalnızca biri. Ama buna rağmen, kendini mutlak bir ölçü sayabilecek kadar da cüretkar. Her şey var olabilir, ama ancak insan onun var olmasını istediğinde, onun var oluşunu kabul ettiğinde.
Bu hem bir uyanış, hem de aslında o kara rüyaya dalınan ilk an… İnsan kendini merkeze koyunca, doğanın gerçekliğinden sıyrılarak yalanlar üretmeye başlar. Bu yalanları gün geçtikçe doğru kabul eder; gözleri sımsıkı kapalı, rüyasındaki yalanlar doğrusu olmuş, gerçekten “gerçek” olanlar yalan… Kendini, yalnızca parçalarından biri olduğu doğadan üstün görmekle yetinmeyip, onun düzenini de reddetmiş.. Çünkü doğa paylaşır; sessizce bekler, zerre zerre biriktirir, her canlı ona katkı sağlar, sonunda elde ettiği o azıcığı da herkesle, her parçasıyla paylaşır. Ama insan sabırsız ve bu yüzden de bencil; ne kadar zamanı var bilmiyor, bu yüzden de ne beklemek istiyor, ne azla yetinmek ne de paylaşmak. Her şeye ve herkese değeri o veriyor, sanki o olmasaydı her şey anlamsız olacakmış gibi. Her şey onun etrafında, onun için varmış gibi.. Tek görevi –lütfu- işine yarayanları anlamlandırmak ve gerisini yok saymak…
İnsan her şeyin ölçüsü; neyin yararlı olduğuna da, dünya düzeninin ne olduğuna da, doğanın nasıl kullanılması gerektiğine de o karar verir.. Bacon’ın söyleyeceği ikinci bir söze kadar(bilgi güçtür), insan ölçü oldu, onun söylediğiyle de ölçüydü, şimdi de…
|