Anatolianrock.com Forum
Üyelik Derecesi:
felsefitepki güzel kardeşim cevaplarımı yazmadan önce biraz kişilik tiplerinden bahsedeyim daha sonra şu altta yazan varya hani o sanal alemin sanal teorileri.. DARWİNİZM-ATEİZM-MATERYALİZM’in nasıl çürütüldüğünü anlayacağın şekilde açıklayayım insanlar kişiliklerine göre genel olarak ikiye ayrılır. 1.tip: samimidir objektifdir olgundur realistdir sorgulayıcıdır,erdem; akıl ve vicdandadır,sosyal merkezlidir. bunlar kişiliğin ego(akılcı mantıklı) bölümünde eriksona göre başarılı kimlik(özgüven ve erdem)bölümünde kohlberge göre ise gelenek sonrası(evrensel düşünce) döneminde yer alırlar 2.tip: yanlıdır, ütopiktir, önyargılıdır,erdem nefistedir, tabucudur,ben merkezlidir. bunlar ise kişiliğin id(bilinç dışı istekler düşünceler zevkler sınır tanımaz.) bölümünde eriksona göre ipotekli(bağlı) kimlik bölümünde yer alırlar.kohlberge göre ise ahlaki olarak gelenek öncesi dönemde yer alırlar. özellikle savunma mekanizmalarını(mantığa bürüme, yansıtma ,karşıt tepki geliştirme,savunma,telafi, yer yön değiştirme) sürekli kullanırlar. 1.tip de bulunan arkadaşlarım benim yazdıklarımın hepsinin bilimsel olarak ispatlandığını bilirler yani yorum değil gerçek olanları yazdığımı görebilecek kişilik yapısına sahip araştırmacı insanlardır. 2.tip de yer alan arkadaşlar benim yazdıklarımın gerçek olduğunu bilmelerine rağmen kişilik yapısı olarak kabul etmeleri imkansızdır. örneğin bu tipler ısrarla bilim dünya yuvarlaktır deseler bile bu arkadaşlar; hayır dünya düzdür diyecek yapıya sahip kişilerdir. o yüzdendir ki 2.tiplerle tartışmaya girmek gireni 2.tip haline getireceğinden bilgileri tekrar açıklayıp susmak 2.tip kişiliklere karşı yapılması gerekendir. bu arada altta yazılanlar benim kişisel yorumum olmadığı zaten açık ama ben yine hatırlatayım onları okurken benimle değil bilimle muhattap olduğunu unutma ben sadece bilimin yani nesnelliğin kalemiyim. o yüzden ne kendini yor ne de beni. gereksiz asılsız çocukca tartışmaları kesinlikle yapmam. al oku bak bilim ne diyor istersen gidersin bilime bunları niye çürüttünüz ne güzel zaman geçiriyoduk diyebilirsin ama bana diyemezsin çünkü gerçekleri ben zihnimle değil bilim deneyle bulur dünyanın yuvarlaklığı gibi istersen sen forumlarda dünya düzdür demeye devam edebilirsin yada belkide ben yanlış anlıyorum aynı düşünüyor olabiliriz eğer öyleyse zaten şimdiden senden özür diliyebilirim hiç çekinmeden... ve yine demişsisnki: "Zaten basit bir gerçeklik varsa, böyle çığrından çıkmışçasına ilan etmene gerek kalmaz" demişsin. ne kadar sıradan ve gülünç bir varsayım. şu turkcell acaba abonman sayısı 30 milyonlarda iken uluslar arası rumik hizmetleri nitelikli iken- ülke nufüsunun yüzde 97’sini kapsama alanına almış iken ve msn hizmetleri varken acaba neden en fazla reklam yapan gsm operatörüdür. ya toplum bi haberdir hizmetlerden yada hedefi yüksektir. sence hangisi??? acaba ben neden yıllar önce çürütülmüş tezleri bağırtarak sunma ihtiyacı hissediyorum insanlar bi haber olduğu için mi yoksa gerçekleri unutan saçma sapan yorumlara cevap vermek için mi???? neyse zaten okurken gülmüştüm niye açıklıyorum ki. yazında bu bir düşüncedir onun çürütülmesi birşeyi ifade etmez demişsin acaba ben farklı birşey mi dedim yoksa yazıdan çıkarabilecek kadar iyi mi okuyamadın bak kardeşim darwinizm ve ateizm senin zihninde bir bakış açısı marksın darwinin zihninde bir tezdir o anlamda bitmiştir yoksa tabiki sen: o ölmedi kalbimizde yaşıyor diyebilirsin bu senin yaşamanı gerekli kılan bir özgürlüktür. bu arada kapitalizm demişsin ben sana sadece şunu söyleyeyim ben kürdüm yani senin anlayacağın ezilen bir halkın çocuğuyum, müslümanlar da(istisnalar hariç ) dünyada kapitalizmin esaretinde yaşayan en öncelikli toplumlardır yoksa sen insan haklarını, kapitalizme karşı duruşu, evrensel düşünceyi, materyalizmin sınırlarında mı zannediyosun bak kardeşim materyalizm doğmadan öncede insanlar faşist zihniyetlere kapitalist ve buna benzer yaratıklara karşı her zaman onurlu şerefli duruşunu göstermiştir. özgürlük-insanca yaşam-eşitlik -kardeşlik-haklar gibi kavramlar hiçbir zihniyetin felsefenin tekelinde değildir.zaten bağımsız bir insan felsefelerin altında ezilmez sadece ondan pay alır ve kendi felsefesini kendi düşüncesini yaratır işte buna özgür ve bağımsız bireysel sosyalizm denir. tabi ki içinde ateizmin olmadığı bir sosyalizm işte en büyük erdem birilerinin felsefesini savunmaktansa kendi zihninde özgürce oluşturduğun bireysel bağımsız düşünceni ilelebet savunabilmek ve yaşatabilmektir. dünyalı zana... bilimi kabul edemeyen araştırma özrü bulunanlar için... " zihinsel körlük, bilincin nefse dönüştüğü andır..... " ve son söz: " zeki insanlar hiçbirşey bilmediklerine inanır aptallar ise karşıdakinin hiçbirşey bilmediğine inanır. " "Eğer Rabbin dileseydi, insanları elbette tek bir ümmet kılardı. Oysa, onlar, anlaşmazlığı sürdürmektedirler: Rabbinin rahmet ettikleri dışında. Onları bunun için yarattı. Böylece Rabbinin (şu) sözü tamamlanıp gerçekleşmiştir: "Andolsun, cehennemi cinlerden ve insanlardan, (kafirlerin) tümüyle dolduracağım." (Hud Suresi, 118-119) " "Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzündekilerin tümü, topluca iman ederdi. Öyleyse, onlar mü’min oluncaya kadar insanları sen mi zorlayacaksın? Allah’ın izni olmaksızın, hiç kimse için iman etme (imkanı) yoktur. O, akıl erdiremeyenlerin üzerine iğrenç bir pislik kılar. (Yunus Suresi, 99-100) "
DARWİNİZM-ATEİZM-MATERYALİZM BİTMİŞTİR... ’Bilim evrimi reddetti’, ’Darwin’in evrim kuramı çöktü’ sırasıyla açıklayayım 1.darwinizm: charles darwin denen kişi bakın ne demiş: dünya üzerindeki yaşamın kör bir evrim sürecinin sonucudur ve bütün canlıların değişmekte olduklarını Bu değişim ve çeşitlilikte, en fazla uyum sağlayanın hayatta kalması ilkesinin ifadesi olan doğal seçilim yasası ve hayatta kalma mücadelesi rol oynadığıdı ve tek bir hücreden atadan geldiklerini iddia etti bu iddianın arkasında bir mesaj vardı neydi bu mesaj: hiçbir canlının yaratılmamış olduğu mesajıydı. evrim kısaca canlıların milyarlarca yıl önce tek bir hücrenin tesadüfen oluşmasıyla başladığını söylüyo ve bu tek hücrenin şans eseri başka hayat formlarına dönüştüğünü söylüyo yani balıklara derken sürüngenlere,kara memelerine ,kuşlara,maymunlara derken insana evrimleştiğini söylüyo. evrimci hikaye bu peki bunu söylediğimiz zaman bizim darwin zamanındaki teknolojik seviyeye bakmamız gerekiyo neydi seviye: son derece sınırlıydı insanların canlılığı detayda araştırma imkanı yoktu çünkü sahip oldukları birtakım ilkel mikroskoplardan ibaretti dolayısıyla canlılık hakkında hiçbir fikirleri yoktu ama bugün 21 yy üstün teknolojisi sayesinde bilim canlılıkla ilgili tüm gerçekleri ortaya çıkardı canlılık darwinin sandığından, çok daha kompleks bir yapıya sahip olduğu ortaya çıktı. kamçılı bakteri olan tek hücreli yaratık üzerinde yapılan araştırmalar sonucunda bakın bilim adamı sir fred hoyle nasıl açıklama yapıyo: "tesadüfler sonucu bir canlı hücresinin meydana gelmesi,bir hurda yığınına isabet eden kasırganın savurduğu parçalarla tesadüfen bir boeing 747 uçağının oluşması kadar imkansızdır" yani diyo ki eğer bir kasırga bir uçak oluşturabiliyosa evrimede inanılabilir bakın diğer bilim adamı douglas j.futuyma ne diyor: "canlılar dünya üzerinde ya tamamen mükemmel ve eksiksiz bir biçimde ortaya çıkmışlardır yada kendilerinden önce var olan bazı canlı türlerinden evrimleşerek meydana gelmişlerdir. eğer eksiksiz ve mükemmel bir şekilde ortaya çıkmışlarsa o halde üstün bir akıl tarafından yaratılmış olmaları gerekir" işte douglas futuyma kendiside bir evrimci olmasına rağmen açık yüreklilikle itiraf ediyor. canlılıkla ilgili muhteşem kompleks yaratılışın dışında diğer kanıt ise fosillerdir fosil:geçmişte yaşamış canlılara ait kalıntılardır bunları çoğu zaman toprak tabakalarında kemikleşmiş olarak buluruz. ve bir fosile baktığımız zaman bize o canlının ne zaman yaşadığını ne gibi özelliklere sahip olduğunu görebiliriz yani hayatın tarihine bakmış oluyoruz. bugün son çıkarılan yaşayan fosiller evrim teorisini çökertmiş durumda bilim adamları tarafından araştırıldığında hiçbir zaman bir evrim sürecinin yaşanmadığını canlıların(balık, kuş ,maymun, insan) sahip oldukları özelliklerle yıllar öncesinde aynı özellikleri koruduklarını ortaya çıkarmışlardır. ve daha da önemlisi bu canlıların farklı yerlerde birden bire ortaya çıktığı görülmüştür. işte fosiller evrim gibi hayali bir sürecin asla yaşanmadığını 21 yy da bilim fosil kayıtlarından ortaya çıkarmıştır. örneğin bir deniz yıldızı darwine göre 100 milyon gibi bir süre içinde balığa evrimleştiğini iddia ediyolar. fosil kayıtlatında hem balık hemde deniz yıldızının fosilleri hiçbir şekilde değişime uğramadığı görülmüştür halbuki darwine göre yarı denizyıldızı yarı balık olan fosil olması gerekiyodu.çünkü darwine göre değişim zamanla olması gerekiyodu işte darwin bu canlılara ara geçiş formları demişti ve kendiside kitabında şöyle diyor eğre teorim doğruysa milyarlarca ara geçiş fosili bulunması gerekir diyodu bugun yeryüzünde yapılan bütün paleantolojik kazılar sonucunda bırakın milyarları tek bir tane bile ara geçiş fosili bulunamamıştır. bu bile bilimin darwinizmin iddiadan ötede birşey olmadığını 21 yy teknolojisiyle bilim ortaya çıkarmıştır. zaten ara geçiş formu fosillerinin olmayışıyla ilgili en büyük endişeyide teorinin kurucusu olan darwinin kendisi yaşamış bakın türlerin kökeni adlı kitabında bize şunu söylüyor darwin: "eğer gerçekten türler öbür türlerden yavaş gelişmelerle türemişse neden sayısız ara geçiş formu fosillerine rastlayamıyoruz? neden bütün doğa bir karmaşa durumunda değilde tam olarak tanımlanmış ve yerli yerinde? ve sormaya devam ediyo darwin: sayısız ara geçiş fosili olmalı fakat niçin yeryüzünün sayılamayacak kadar çok katmanında gömülü olarak bulamıyoruz? niçin her jeolojik yapı ve her tabaka böyle bağlantılara rastlamıyoruz? 21yy bilimi; gerçek çok açık ve nettir canlılar asla tesadüfen oluşmuş olamazlar ve asla bir evrim süreci yaşanmamıştır.ancak canlılar sahip oldukları mükemmel özelliklerle birlikte üstün bir yaratıcı tarafından yaratılmışlardır. o üstün yaratıcı sonsuz güç sahibi olan gökleri yeri ve ikisi arasında olan herşeyi yaratmış olan yüce rabbimiz ALLAH tır. onun dışında hiçbirşeyin ve hiç kimsenin birşey yaratmaya gücü yoktur. bu gerçeği rabbimiz kuranda şöyle bildirir: " de ki:"gördünüz mü haber verin; ALLAH’tan başka taptıklarınız yerden neyi yaratmışlar,bana gösterin?" (ahkaf suresi 4.ayet)
(zana61 tarafından 18 Ocak 2008 11:11 ÖÖ tarihinde degiştirildi.)
ateizm çürütülmüştür!!! 2.ateizm: Allah’ın varlığını(haşa) inkar düşüncesi, eski çağlardan beri var oldu. Ancak bu fikrin asıl yükselişi,yeni çağda 18. yüzyıl Avrupası’ndaki bazı din karşıtı düşünürlerin felsefelerinin yayılmasıyla ve siyasi sonuçlar vermesiyle başladı. ateizmi en çok savunan darwin oldu onun diğer yazımda zaten bilimsel olarak çürütüldüğünü yazdım. 19 yy sonunda kendilerince harşeyi açıkladıkları sandıkları bir dünya görüşü oluşturmuşlardı. ateizmin(marks-darwin-freud-nietczhe-engels-durkheım) iddiaları: -evrenin yaratılmış olduğunu inkar ediyor buna karşı evren sonsuzdan beri vardır başlangıcı veya sonu yoktur diyorlardı. -evrendeki düzen ve dengenin tesadüflerin sonucu oluştuğunu ileri sürüyor kainatda hiçbir amaç bulunmadığını iddia ediyorlardı. -canlıların ve insanın nasıl var olduğu sorusunun darwinizm tarafından açıklandığını iddia ediyorlardı. -tarih ve sosyolojinin:marks ve durkheım, psikolojinin ise:freud tarafından açıklandığını iddia ediyorlardı. oysa bu iddiaların her biri 20.21 yy daki bilimsel,siyasi ve toplumsal gelişmelerle yıkıldı. astronamiden biyolojiye ,psikolojiden toplumsal ahlaka kadar pek çok farklı alanlardaki bulgular ateizmin tüm varsayımlarını temelinden çökertti. Kozmoloji alanındaki hezimeti: Sonsuz Evren Kavramının Çöküşü ve Yaratılışın Keşfedilmesi 20. yüzyıl biliminin ateizme vurduğu ilk büyük darbe, kozmoloji alanında oldu. "Sonsuzdan beri var olan evren" inancı yıkıldı ve evrenin bir başlangıcı olduğu, bir başka ifadeyle yoktan yaratıldığı bilimsel delillerle ortaya çıktı Söz konusu "sonsuzdan beri var olan evren" fikri, Batı dünyasına materyalist felsefe ile birlikte girmişti. Eski Yunan’da gelişen bu felsefe, maddeden başka bir varlık olmadığını savunuyor, evrenin sonsuzdan gelip sonsuza gittiğini öne sürüyordu. Materyalist evren anlayışını Yeni Çağ’da ilk kez savunan kişi ise (felsefi anlamda materyalist olmamasına rağmen) ünlü Alman düşünür Immanuel Kant oldu. Kant, evrenin sonsuzdan beri var olduğunu ve bu sonsuzluk içinde her olasılığın mümkün sayılması gerektiğini öne sürdü. 19. yüzyıla gelindiğinde ise, evrenin bir başlangıcı, yani yaratılış anı olmadığı şeklindeki iddia, geniş bir kabul görür hale gelmişti. Karl Marx, Friedrich Engels gibi diyalektik materyalistlerin şiddetle sahiplendikleri bu iddia, 20. yüzyıla da taşındı Bu fikir, her zaman için ateizmle içiçe oldu. Çünkü evrenin bir başlangıcı olması, onu Allah’ın yarattığı anlamına geliyordu ve buna karşı çıkmanın tek yolu da, hiçbir bilimsel dayanağı olmadığı halde, "evren sonsuzdan beri vardır" iddiasını öne sürmekti. Bu iddiayı ısrarla sahiplenenlerden biri, 20. yüzyılın ilk yarısında yazdığı kitaplarla materyalizmin ve Marksizm’in ünlü bir savunucusu haline gelen Georges Politzer idi. Politzer, Felsefenin Başlangıç İlkeleri adlı kitabında, "sonsuz evren" modelinin geçerliliğine güvenerek yaratılışa şöyle karşı çıkıyordu: Evren yaratılmış bir şey değildir. Eğer yaratılmış olsaydı, o takdirde, evrenin Tanrı tarafından belli bir anda yaratılmış olması ve evrenin yoktan varedilmiş olması gerekirdi. Yaratılışı kabul edebilmek için, her şeyden önce, evrenin var olmadığı bir anın varlığını, sonra da, hiçlikten (yokluktan) bir şeyin çıkmış olduğunu kabul etmek gerekir. Bu ise bilimin kabul edemeyeceği bir şeydir. (2) Bu ispat, 20. yüzyıl astronomisinin belki de en önemli kavramı olan Big Bang (Büyük Patlama) bilimsel gerçekliğinden geldi. Big Bang teorisine bir dizi keşif sonunda varıldı. Amerikalı astronom Edwin Hubble, 1929 yılında, evrendeki galaksilerin birbirlerinden sürekli olarak uzaklaştıklarını ve dolayısıyla evrenin genişlemekte olduğunu fark etti. Genişleyen bir evrenin içinde zamanda geri gidildiği takdirde, tüm evrenin tek bir noktadan başladığı sonucu ortaya çıkıyordu. Hubble’ın buluşunu yorumlayan astronomlar, bu "tek nokta"nın sonsuz bir çekim gücü ve sıfır hacme sahip "metafizik" bir durum olduğu gerçeğiyle karşılaştılar. Madde ve zaman, bu hacimsiz noktanın dışarıya doğru "patlamasıyla" ortaya çıkmıştı. Bir başka deyişle, evren yoktan yaratılmıştı. Tüm gerçekler karşısında ateistler köşeye sıkışmış durumdadırlar. Atheistic Humanism (Ateistik Hümanizm) kitabının yazarı, Reading Üniversitesi’nden ateist felsefe profesörü Anthony Flew, ilginç bir itirafta bulunur: İtiraflarda bulunmanın insan ruhuna iyi geldiğini söylerler. Ben de bir itirafta bulunacağım: Big Bang modeli, bir ateist açısından oldukça sıkıntı vericidir. Çünkü bilim, dini kaynaklar tarafından savunulan bir iddiayı ispat etmiştir: Evrenin bir başlangıcı olduğu iddiasını. Ben hala ateizme inanıyorum, ama bunu Big Bang karşısında savunmanın pek kolay ve rahat bir durum olmadığını itiraf etmeliyim. (4) Bazı materyalistler ise bu konuda nispeten daha mantıklı davranmaktadırlar. Örneğin İngiliz materyalist fizikçi H. P. Lipson, yaratılışın bilimsel bir gerçek olduğunu "istemeden de olsa" şöyle kabul eder: Bence, bu noktadan daha da ileri gitmek ve tek kabul edilebilir açıklamanın yaratılış olduğunu onaylamak zorundayız. Bunun ben dahil çoğu fizikçi için son derece zor olduğunun farkındayım, ama eğer deneysel kanıtlar bir teoriyi destekliyorsa, bu teoriyi sırf hoşumuza gitmediği için reddetmemeliyiz. psikoloji alanında ki hezimeti: "freudizmin yenilgisi" iddiası: freud: ruhun varlığını reddeden ve insanın tüm ruhsal dünyasını cinsel dürtülerle açıklamaya çalışan bir psikoloji teorisi ortaya attı insan bencil duygularını doyurmaya çalışan bir tür hayvan olarak nitelendiriyordu. freudun en büyük saldırısı ise ateist olduğu için dine karşıydı. 1927 de yayınlanan bir illüzyonun geleceği adlı kitabında dini inancın bir tür akıl hastalığı olduğunu savunuyordu. din bir tür nevrozdur. 21 yy sonuç: hiçbir bilimsel dayanağı olmadığı ortaya çıktı. din zihinsel sağlığın temel bir öğesi olduğu ampirik bulgular sonucunda anlaşıldı. amerikalı bilim adamı patrick clean; "20 yy son çeyreği freudun kurduğu psikoanalitik vizyona hiç de uygun davranmadı.bunun en dikkat çekici yönü ise freudun din hakkındaki görüşlerinin tamamen yanlış çıkmasıydı.son 25 yılda psikoloji alanında yapılan araştırmalar dini inancın freudun ve muridlerinin iddia ettiği gibi bir tür nevroz veya nevroz kaynağı olmak bir yana genel zihinsel sağlık ve mutluluğun en temel tutarlı öğelerinden biri olduğunu ortaya çıkardı.üstüste yapılan birçok araştırma dini inanç ve ibadetlerle uyuşturucu bağımlılığı alkol intihar ve boşanma gibi konular arasında ile arasında güçlü bir ilişki olduğunu gösterdi." Sonuçta, yine Patrick Glynn’in ifadesiyle "20. yüzyılın sonunda modern psikoloji, dinin yerini almak bir yana, dinle yeniden tanışmaya başladı" (16) ve "insanın zihinsel yaşamı hakkındaki salt seküler bir bakış açısının hem teorik hem de pratik düzeyde çöktüğü ortaya çıktı." (17) Yani ateizm, psikoloji alanında da hezimete uğradı. Fizik ve Astronomi alanındaki hezimeti: Rastlantısal Evren Düşüncesinin Çöküşü ve "İnsani İlke"nin Keşfi evrendeki her ayrıntı, insan yaşamını gözeten bir amaçla tasarlanmıştır. bu olağanüstü tasarıma "İnsani İlke" (Anthropic Principle) adını vermektedirler. örnekler: -Evrenin ilk genişleme hızı (Big Bang’in patlama şiddeti) tam olması gerektiği ölçüde olmuştur. -fiziksel kuvvet (yerçekimi, zayıf nükleer kuvvet, güçlü nükleer kuvvet ve elektromanyetik kuvvet), düzenli bir evren ortaya çıkması, elementlerin ve dolayısıyla yaşamın var olabilmesi için tam olmaları gereken değerlerdedirler -Güneş’in ideal büyüklüğü, Dünya’nın güneşe olan ideal uzaklığı, suyun benzersiz fiziksel ve kimyasal özellikleri, Güneş ışınlarının tam yaşam için gerekli dalga boyunda oluşu, Dünya atmosferinin solunum için en ideal orandaki gazları içermesi Astrofizikçi W. Press ise Nature dergisindeki bir makalesinde, "evrende, akıllı yaşamın gelişmesini destekleyen büyük bir tasarım bulunmaktadır"der.
(zana61 tarafından 18 Ocak 2008 2:00 ÖÖ tarihinde degiştirildi.)
ne güsel yazmışsın valla eline sağlık:)
"ateizmin materyalizm ve darwinizmin bütün tezleri çürütüldü!!!!!!!!!" Demiş arkadaş, bu kadar da heyecanlanma. Zaten basit bir gerçeklik varsa, böyle çığrından çıkmışçasına ilan etmene gerek kalmaz. Demek ki bağırmak gerek, hani bizler sağır ve aptalız ya, o yüzden. "evrim dediler ama bir eviren çevirenin olduğunu göremeden öldüler." Gerçeklikleri keşfeden her insanın keşfini ya da buluşunu kanıtlayarak ölmesine yönelik ilahi bir kanun olmadığına göre sorun yok. Bu kadar kasmayın kendinizi. Nitekim Sokrates de haklıydı ve bu haklılıkla anlaşılmadan öldü, ertesi gün Atina ağlıyordu; ama Sokrates ölmüştü. Bu yüzden nefretiniz size zarar veriyor. Yok evrim çürütülmüş, yok ateizm çürütülmüş, yok materyalizm batmış... Bir kere evrim teori olmaktan çıkalı en az 30 yıl oluyor. Genetik biliminin varlığı da bu iddiamı destekler niteliktedir. Evrimin anlamını bilmiyorsunuz, yasalarını ise zaten bilmiyorsunuz. Hipotez ne bilmiyorsunuz, Kuram nedir bilmiyorsunuz, teori nedir bilmiyorsunuz, deney ve gözlemin gerekçelerini ve bunların sistematiğini bilmiyorsunuz. Mutasyon nedir bilmiyorsunuz, mayoz ve mitoz bölünmeden bihabersiniz, beynin yapısından habersizsiniz, kıta kaymalarından habersizsiniz, yer biliminden habersizsiniz, antropolojiden, arkeolojiden... Kısacası pek çok şeyden habersiz olup, motor denen kızları ağına düşürüp siyasal hedefleri olan islamcıların geniş maddi desteğinden yararlanıp bir vakıf sayesinde yalanlar ve saptırmalardan oluşan evrim karşıtı yazıları hazırlayan bir şizofren salağın (Harun Yahya) tuzağına düşüp insanları da yanıltarak bilimcilik oynuyorsunuz. Marx, Engels, Freud gibi isimleri verip Darwin üzerinden ateizmi eleştirmişsiniz; fakat verilen yorumlar oldukça aptalca. En başta Nietzsche Darwin’i onaylayan bir dünya görüşüne sahip değildir. Uyuşmadığı pek çok nokta var ve bizzat kendisi bunları yazmıştır. Bu yorumu yapan aptal her kimse okumadan atmaya bayılıyor olmalı. Darwin’in maymun önermesine o kadar çok kaptırmışlar ki olayın içyüzünde, temelinde verdiği gerçeklikten kopmuşlar. Doğal seçilim bir gerçekliktir, bunu reddeden biri zaten doğanın varlığını reddediyor demektir. Yani Darwin’i reddetmek için nihilist olmanız gerekir. Kısacası insanlar hiç okumadan yorum yapmaya tapındıklarından nihilist miyim diye sormaları da zaten mümkün olmaz. Doğal seçilimin 3 temel prensibi özellikle de genetik biliminin artık merkeze yerleşmesiyle bilimin bir gerçeği olmuştur. Bu prensipler: 1) Kalıtım 2) Çeşitlilik 3) Koşullara en iyi uyum sağlayanın hayatta kalmasını sağlyana seçilim Bu maddeler evrimin çürütüldüğünü bırakın bir kuram olduğunu kanıtlamaktadır. Bunların varlığını reddetmek için yalancı olmak gerekir. Şunu da belirtiyorum, Darwin her şeyi olduğu haliyle doğru şekilde ortaya koymak zorunda değildi, o bu konuda işin öncülerindendir, ondan sonra bilim kendisini daha da geliştirmiştir. Şu da bir gerçekliktir ki evrimin yukarıdaki temel prensipleri hariç insanın değişik bir maymundan geçiş yaşadığı ya da evrimin hızı, yönü tartışmalı konulardır. Yani yalnızca tartışmalı konular yüzünden evrim kuramını reddetmek akıl mantık işi değildir, olsa olsa çıkar işidir. Ateizm bir dünya görüşüdür, ne yapılırsa yapılsın ateizmin çöktüğüne hiçbir yasa ya da din karar veremez, yalnızca bu görüşe sahip insanın kendisi verir. Materyalizm ise bir seçenektir, beğenmeyen beğenmez; fakat materyalizm olmasa bugünkü bilim ve tarih gibi alanların gelişmesi olanaksızlaşırdı; çünkü önerdiği yasalar sayesinde en dincisi de en katı beyinlisi de doğal gerçekliklere farklı bakmayı öğrenmiştir. Tarih akışı içinde bunu farketmeleri mümkün olmayabilir de; çünkü insanlar hangi bilgiyi, sistematiği, mantığı nereden aldığını nereden duyduğunu bile farketmeyen bir robot beyinliye dönmüştür. Bunun nedeni de tapındıkları kapitalizmin kendilerine bir din olmuş olmasıdır. Özellikle islamcılar arasında kapitalizm mezhebi oldukça yaygındır; ama onlar bunu algılamayı kabul etmiyorlar.
ateizmin materyalizm ve darwinizmin bütün tezleri çürütüldü!!!!!!!!! evrim dediler ama bir eviren çevirenin olduğunu göremeden öldüler. okumayan arkadaş lütfen oku öyle yorumla tekrar yolladım düşüncesi inancı ne olursa olsun düşünen sorgulayan arastıran kardeşlerim için yazılmıştır düşünmeyen durağan bireyler okumamakta özgürdür....... her tasarımın bir tasarımcısı vardır bu bir önerme değil nesnel gerçeklik olmuştur ateizmin bütün tezleri çürütüldü hemde önceden savunucusu olan bilim adamları tarafından Ateizm, yani Allah’ın varlığını inkar düşüncesi, eski çağlardan beri var oldu. Ancak bu fikrin asıl yükselişi, 18. yüzyıl Avrupası’ndaki bazı din karşıtı düşünürlerin felfeselerinin yayılmasıyla ve siyasi sonuçlar vermesiyle başladı. Diderot, Baron d’Holbach gibi materyalistler, evrenin sonsuzdan beri var olan bir madde yığını olduğunu ve madde dışında bir varlık alemi bulunmadığını öne sürdüler. 19. yüzyılda ateizm daha da yaygınlaştı. Feuerbach, Marx, Engels, Nietzsche, Durkheim, Freud gibi düşünürler, ateist düşünceyi farklı bilim ve felsefe alanlarına uyguladılar. Ateizme en büyük desteği sağlayan kişi ise, yaratılışı reddeden ve buna karşı evrim teorisini öne süren Charles Darwin oldu. Darwinizm, ateistlerin asırlardır cevap veremedikleri "canlılar ve insan nasıl var oldu" sorusuna, sözde bilimsel bir cevap getirdi. Doğanın içinde, cansız maddeyi canlandıran ve sonra da ondan milyonlarca farklı canlı türü türeten bir mekanizma olduğunu iddia etti ve pek çok kişiyi bu yanılgıya inandırdı. 19. yüzyılın sonlarında, ateistler, kendilerince her şeyi açıkladığını sandıkları bir "dünya görüşü" oluşturmuşlardı: Evrenin yaratıldığını inkar ediyor, buna karşı "evren sonsuzdan beri vardır, başlangıcı yoktur" diyorlardı Evrendeki düzen ve dengenin tesadüflerin sonucu olduğunu ileri sürüyor, kainatta hiçbir amaç bulunmadığını iddia ediyorlardı. Canlıların ve insanın nasıl var olduğu sorusunun Darwinizm tarafından açıklandığını sanıyorlardı. 20. yüzyıldaki bilimsel, siyasi ve toplumsal gelişmelerle yıkıldı. Astronomiden biyolojiye, psikolojiden toplumsal ahlaka kadar pek çok farklı alandaki bulgu, tespit ve sonuçlar, ateizmin tüm varsayımlarını temelinden çökertti. Kozmoloji: Sonsuz Evren Kavramının Çöküşü ve Yaratılışın Keşfedilmesi 20. yüzyıl biliminin ateizme vurduğu ilk büyük darbe, kozmoloji alanında oldu. "Sonsuzdan beri var olan evren" inancı yıkıldı ve evrenin bir başlangıcı olduğu, bir başka ifadeyle yoktan yaratıldığı bilimsel delillerle ortaya çıktı. Immanuel Kant: Kainatın bir başlangıç ya da sonunun olmadığını savunmuştu ancak bu savında tamamen hatalıydı. Karl Marx, Friedrich Engels gibi diyalektik materyalistlerin şiddetle sahiplendikleri bu iddia, 20. yüzyıla da taşındı. Bu fikir, her zaman için ateizmle içiçe oldu. Çünkü evrenin bir başlangıcı olması, onu Allah’ın yarattığı anlamına geliyordu ve buna karşı çıkmanın tek yolu da, hiçbir bilimsel dayanağı olmadığı halde, "evren sonsuzdan beri vardır" iddiasını öne sürmekti. Bu iddiayı ısrarla sahiplenenlerden biri, 20. yüzyılın ilk yarısında yazdığı kitaplarla materyalizmin ve Marksizm’in ünlü bir savunucusu haline gelen Georges Politzer idi. Politzer, Felsefenin Başlangıç İlkeleri adlı kitabında, "sonsuz evren" modelinin geçerliliğine güvenerek yaratılışa şöyle karşı çıkıyordu: Evren yaratılmış bir şey değildir. Eğer yaratılmış olsaydı, o takdirde, evrenin Tanrı tarafından belli bir anda yaratılmış olması ve evrenin yoktan varedilmiş olması gerekirdi. Yaratılışı kabul edebilmek için, her şeyden önce, evrenin var olmadığı bir anın varlığını, sonra da, hiçlikten (yokluktan) bir şeyin çıkmış olduğunu kabul etmek gerekir. Bu ise bilimin kabul edemeyeceği bir şeydir. (2) Politzer, yaratılışa karşı sonsuz evren fikrini savunurken, bilimin kendi tarafında olduğunu sanıyordu. Oysa bilim, çok geçmeden, Politzer’in "eğer öyle olsa, bir Yaratıcı olduğunu kabul etmek gerekir" derken belirttiği gerçeği, yani evrenin bir başlangıcı olduğu gerçeğini ispatladı. Bu ispat, 20. yüzyıl astronomisinin belki de en önemli kavramı olan Big Bang (Büyük Patlama) bilimsel gerçekliğinden geldi Arno Penzias ve Robert Wilson adlı iki bilim adamı 1960’lı yıllarda yaptıkları gözlemlerle, bu patlamanın radyoaktif kalıntılarını (kozmik fon radyasyonunu) tespit ettiler. Aynı gerçek 1990’larda COBE (Kozmik Fon Tarayıcısı) adlı uydu tarafından doğrulandı. Fizik ve Astronomi: Rastlantısal Evren Düşüncesinin Çöküşü ve "İnsani İlke"nin Keşfi 20. yüzyıldaki astronomik buluşların çökerttiği ikinci bir ateist dogma ise, "rastlantısal evren" iddiasıdır. Evrendeki maddelerin, gök cisimlerinin, bunlar arasındaki ilişkileri belirleyen kanunların herhangi bir amaca yönelik olmayan, tesadüfen belirlenmiş oldukları düşüncesi, çok çarpıcı bir biçimde yıkılmıştır Bilim adamları ilk kez 1970’li yıllardan itibaren, evrendeki tüm fiziksel dengelerin insan yaşamı için çok hassas bir biçimde ayarlandığı gerçeğini fark etmeye başladılar. Araştırmalar derinleştirildikçe, evrendeki fizik, kimya ve biyoloji kanunlarının; yerçekimi, elektromanyetizma gibi temel kuvvetlerin; atomların ve elementlerin yapılarının tümünün insanın yaşamı için tam olmaları gereken şekilde düzenlendikleri birer birer bulundu. Batılı bilim adamları bugün bu olağanüstü tasarıma "İnsani İlke" (Anthropic Principle) adını vermektedirler. Yani evrendeki her ayrıntı, insan yaşamını gözeten bir amaçla tasarlanmıştır. Güneş’in ideal büyüklüğü, Dünya’nın güneşe olan ideal uzaklığı, suyun benzersiz fiziksel ve kimyasal özellikleri, Güneş ışınlarının tam yaşam için gerekli dalga boyunda oluşu, Dünya atmosferinin solunum için en ideal orandaki gazları içermesi, Dünya’nın manyetik alanının, yeryüzü şekillerinin tam insan yaşamına uygun biçimde olması gibi daha pek çok "hassas ayar" vardır. Bu hassas ayar kavramı, bugün astrofiziğin en çarpıcı bulgularından biri durumundadır. Evrendeki hangi fiziksel kural, hangi değişken incelense, bunların insan yaşamına en ideal ortamı sağlayacak çok özel değerlere sahip olduğu görülür. Ünlü astronom Paul Davies, bunun sonucunu The Cosmic Blueprint (Kozmik Plan) adlı kitabının son paragrafında "bir tasarım olduğu düşüncesi, ezici biçimde üstün gelmektedir" diye açıklar. (7) Materyalizm ise, artık bilimin sınırları dışına itilmiş batıl bir inanç olarak yaşamaktadır. Amerikalı genetikçi Robert Griffiths, bu gerçeği, "kendisiyle tartışmak için bir ateist aradığımda, (üniversitedeki) felsefe bölümüne gidiyorum. Ama fizik bölümünden pek öyle kimse çıkmıyor artık" sözleriyle ifade etmektedir. Nitekim Allah’tan habersiz yaşayan pek çok gafil insanın imanla şerefleneceği "ateizm sonrası" dönem, hızla yaklaşmaktadır. insanların kölesi olmaktansa(marxs engels vs) yaradanın mutlak kölesi olmayı tercih ederim işte bu özgürlüğün kendisidir. o yüzden islam hür özgürlüktür anlayna tabii güzel kardeşlerim inşallah sizde gerçekliği görüp sonsuz olan ahiret hayatında cehennemin yedi kat altında değil cennetin bahçelerinde yaşarsınız bu yazının bana hiçbir faydası yok veya sizin müslüman olmanızın ben sadece size yardım etmeye çelışıyorum çünkü size gerçekten çok üzülüyorum yinede inanmasanızda size saygım her zaman devam edecektir ALLAH yar ve yardımcımız olsun
(zana61 tarafından 16 Ocak 2008 6:59 ÖÖ tarihinde degiştirildi.)
Değerli Arkadaşlar, mevcut konu incelenip düzenlenmiştir. İnceleme sırasında kurallara aykırı mesajlar ve konu ile alakası olmayan bireysel tartışmalarla karşılaşılmıştır. Sizlerden isteğimiz;forumlara mesaj bırakmadan önce, forum kurallarını bir kez daha gözden geçirmeniz ve kurallara aykırı olduğuna inandığınız mesajlara cevap vermeyerek,incelenmek üzere’Bu mesaj rahatsız edici’butonunu tıklamanızdır. Barış dolu günler dileğiyle, Saygılarımızla Anatolianrock.com Ekibi
arkadaşlar herşey iyi güzel de hatta konu da güzel fakat biz daha bilinen şeyleri çözemedik kendimize ve başkalarına saygı duymayı öğrenemedik yani dmek istiyorum ki insanlığı öğrenelim önce sonra da bu tip düşüncelere kafa yoralım..daha sağlıklı paylaşım olacağını umuyorum bu şekilde.. millet aç sefil,perişan,dünyada savaşlar,kıtlıklar,çaresizlikler,,her türlü ahlaksızlıklar varken bu tip mevzuları açmak ve konuşmak çok da talebe uygun bir davranış değil sanırım.yanılıyor olabilirim bu konuyu açan bir özeleştiri yapsın lütfen...
siyasibende katılıyorum... decartes hakkında bilgisi olmayan arkadasların onu okurlarken daha dikkatli olmalarını öneririm... o bir taraf olma cabasından daha ziyade taraflar arasında bir denge arayısı içindeydi...
Eğerki materyalizm hakkında birşeyler dile getiriyorsak bunu objektif olarak dile getirmek zorundayız.Yanlışlarını ve doğrularını en iyi şekilde anlatmamız gerekir.Bu bizim materyalist olmadığımız yada ikili olduğumuz anlamına gelmez.Bu bizim objektif duruş açımızı ortaya koyduğumuzun bir göstergesidir. Şayet kaba materyalizmin temelini incelersek, neyin ne olduğunu göreceğiz.Her felsefe kavramının tartışılması üzerine gerçekler ortaya çıkmıştır.Eleştiriler doğru yada yanlı olabilir.Önemli oaln eleştirinin yapılmasıdır.Doğruy yada yanlış bir sonuç versede tartışılması gerekir.bundan kaçmamamız ve soruşturmamız gerekir.Bunu yapabilmekte güç ister.İnsanların bizi yanlış anlaması çok normaldir, çünkü objektif duruş açısını sergilemek güçtür.Hele hele idealizm konusunda bunları dile getirmek bir hayli zordur.Maneciyat buna izin vermez.Materyalizm duruşun 3 boyutlu bir görünümüdür.Herşeyin tam haliyle göründüğü bir ince çizgidir.Bu ince çizgiyi görmek ise idealistler için hiç bir zaman mümkün olmamıştır. Descartes’e bakarsak hem idealist hemde materyalisttir.Nasıl derseniz şöyle açıklarım, bir yandan tıpla uğraşması bunun yanı srıa cebiri geometriye sokması ve bir yandanda maneviyatın yani görünmeyenlerin varlığını o yüzyıllarda ispata kalkışması (kendi aklında) buna bir ikincil ispattır. Durumun durumu budur.Öznel yargılar ortaya çıktıkça, nesnel yargılardan eser kalmaz.Öznel yargıların,maneviyatı savunması nesnel yargıların maddeyi savunması kadar gerçektir.bu iki gerçek ise birbirinden ayrı iki zıtlıktır. Sevgiler.
Forum | Aktif Üyeler | Sohbet | Mesaj Merkezi | Müzik Dinle | Müzik Listelerim | Video İzle Yerli Gruplar | Yabancı Gruplar | Amatör Gruplar | Demolar Biyografiler | Diskografiler | Sanatçı Fotoğrafları | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basın Bilgileri Üyelik | Ayarlar | Üye Ara | İletişim | Reklam Site içerisindeki materyallerin kaynak gösterilmeden kopyalanması ve yayınlanması yasaktır. Copyright © 2007 Anatolianrock.com