|
Üyelik Derecesi:

|
istiklal marşına gelmeden önce sanırım "laibach" a kısaca değinmek lazım.slovenya nın gururu bu "endüstriyel-protest-rock" grubu kendi coğrafyasında taşıdığı anlamlar ile irdelemek çok önemli.laibach kelime anlamı olarak slovenya’nın başkenti "ljublijana"nın almanca karşılığıdır.sahneye nazi kıyafetleri ile çıkan laibach elemanları bu duruş ve isimleri ile aslında bir taşlama ve protesto içerisinde bir eylem içerirler,ki nazi düşüncesi ile bağlantıları budur.ayrıca son dönem,soğuk savaş ve demirperde dönemi sonrası slovenya sanatının öncü ismlerinin başında gelmektedirler.coğrafyalarında (ki bu coğrafya sadece kendi ülkeleri değildir) öylesine etkili olmuşlardır ki ,takipçilerinin tapar olduğu "rammstein"ın 1 numaralı esin kaynağı,hatta kimilerine göre "çakma"sı olduğu grup kimdir acaba??:)gelelim istiklal marşı olayına.laibach’ın bende de bulunan "volk" albümünden bir şarkı bu.şarkının adı "türkiye".albümde bulunan 14 şarkıdan biri bu,diğer şarkılar(ulusal marşler) da kendi dillerinde ülke isimlerini içeriyor,yani toplam 14 ülkenin ulusal marşları ile albüm oluşturmuşlar.bazıları ile çok oynamışlar ve hatta orijinali ile bağlantılarını koparacak kadar uzaklaştırmışlar(ör:türkiye),bazıları ile çok oynamadan,eklerle,yön sapmalarıyla hareket etmişler.bu noktada "istiklal marşı" üzerinden değil de sanırım "sanat" ve "yaratıcılık" üzerinden tartışmak en doğrusu olur.albüme sahip ve çokça dinlemiş bir dinleyici,bunun ötesinde bir "müzik eleştirmeni" olarak albümü başarılı bulduğumu,albümün en azından fikrin yaratıcılık noktasındaki konumu ve cesareti için bile ilgi görmesi gerktiğini düşünüyorum.böyle deneyimlerle her zaman karşılaşmadığımız da bir gerçek.egolar ve fanatizm üzerinden tartışmak yerine,sanatın hoşgörüsünün sınırlarını,birbirimizi ve üretenleri "algılamak ve anlamak" üzerine kullanarak tartışma ortamları yaratmaya çalışmak,kendi kendimize yarattığımız "ışık ve düşünce" geçirmez hücrelerden çıkmamız için en önemli adım olacak sanırım..
|