|
Üyelik Derecesi:

|
"Çelişki" adını verdiğiniz aslında yaşamdaki büyük zıtlıktan dolayı değil midir?
Tamirci iseniz, eğer size getirilen malları çok iyi tamir ederseniz, işiniz giderek azalır ve kazancınızda.
Eğer üretici iseniz, ürettiğiniz malları çok iyi ve çok dayanıklı yaparsanız, bir ürünü bir kişiye bir kere satabilirsiniz. Evladiyelik olur ve gene satışlarınız düşer.
Bir yerde çalışırken işinizi en iyi şekilde yapmanız demek, işleri en iyi şekilde otomatize etmeniz/programlamanız/planlamanız demektir. Öyle ki, işler siz olmadan da yürür. Yani kendinizi gereksizleştirirsiniz.
Kimsenin hasta olmaması doktorların işine gelmez. Kimsenin kavga etmeyip, birbirlerinden davacı olmamaları avukatların işine gelmez. Savaşların bitmesi askerlerin işine gelmez. Enerjinin bedava olması enerji üreticilerinin işine gelmez. Herkesin kendi kendine çok iyi öğrenebilmesi öğretmenlerin işine gelmez. Toplumdaki tüm işlerin sahipleri vardır, ve işlerin gereksizleşmesi sahiplerini de gereksizleştirir. Aslında tüm toplum bir yandan iyiyi istediğini söyleyen öbür yandan peynir parçasını kendi tarafına çekmeye çalışan karıncalar gibidir. Gizli bir, ’daha iyiye karşı direnç’ gömülüdür sistemin içinde. Herkes birşeylerden şikayet eder ama ’değiştirebilme gücü’ kendine geçtiğinde tek yapabildiği, gene bu sefer başkalarının kendisinden şikayet etmesini sağlamaktır.
Fakirler zengin olmak ister, emekçiler sermaye sahibi olmak ister; ama olunca da hiçbirşey değişmez, sadece kişiler yer değiştirmiştir, sistem/senaryo ve oyun aynı oyundur. Birinden alıp öbürüne vererek bu çözülemez. Kontrol ederek de çözülemez. Bu sadece bilinç gelişimiyle ilgilidir ve bu zorlanabilir bir şey değildir. Zorlamanın olduğu heryerde ’özgürlük’ adına özgürlükler ayaklar altına alınır, ’cennet’ adına ’cehennemler’ yaratılır. Çünkü bilinç gelişimi ’zorlanabilir’ birşey değildir. Hiçbirşey yapamazsınız. ’Yapmak’tan çok ’anlamak’ gereklidir. Herkes anlarsa ’yapılacak’ hiçbirşeye gerek kalmaz.
İddia o ki, varoluştaki tüm sistemlerin nihai amacı kendini gereksizleştirmektir; sistemin içine gömmektir.
Yaşamda büyük bir zıtlık vardır. Ben buna " çelişki" yerine akıl (tezahür etmemiş olan) ve beden (tezahür etmiş olanlar) zıtlığı diyorum.
|