|
Hiç düşündünüz mü? yaşamla ilgili yapıp ettiklerimizi iç güdüler ne kadar yönetiyor diye...
Yeni doğmuş bir bebeğin anne sütünü emmebilmesi. O emme işlemini nasıl öğrendi acaba, ona kim öğretti dersiniz. Küçük bir çocuğu elinize alıp havaya doğru fırlatmışsınızdır elbett havaya doğru sıçrattığınızda gözlerindeki o korkuyu da farketmişsinizdir herhalde. Acaba o korku neyin korkusu? Yoksa yere düşüp ölebileceğinden mi korkuyor? Ölüm korkusunu nasıl öğrendi acaba... 5-6 yaşlarındaki bir çocuğun cinsel haz alabileceğini veya aldığını biliyor muydunuz. Bunların hepsini nasıl öğrenmiş olabilir. Herhalde deneyimler ve ham bir beynin ürünü olan mantıkla kavrama diye cevap vermeyeceksiniz.... Tamamen içgüdüler. Farklı iki cinsin (erkek-dişi) bakışlarındaki elektriklenmeyi görmüşsünüzdür veya kendinizde yaşamışsınızdır elbet. Belki adına aşk diyorlar. Nasıl bir gönül kıpırtısı öyle değil mi akıl tamemen devre dışı kalır sanki. İşte bu da başka bir örnek.... İnsanın üreme adına, sürekli yaptıkları ve benzersiz şekilde insan ve hayvan tarihi tarafından tekrarlanan bir hareket vardır: Çocuk yapıp onları büyütmek. Peki onların büyümesinin anne ve baba adına sağladığı büyük bir yarar var mıdır acaba? Veyahut anne ve baba onlardan bir çıkar bekledikleri için mi büyütüyorlar, o büyük zahmete katlanıyorlar? kesinlikle hayır. Bunların hepsi allah tarafından insanlara önceden verilen bir komut sistemi olan iç güdülerdir. Çünkü yaşamın devamının sağlanması için gereklidir. Bir anne-babanın evlat sevgisi olmasaydı insanlığın devamı olabilir miydi acaba... Bunun gibi, farkında olmadığımız ve yaşamızı yöneten nice içgüdülere sahibiz. (hesir63 tarafından 16 Eylül 2003 2:30 ÖS tarihinde degiştirildi.)
|