Anatolianrock.com Forum
Üyelik Derecesi:
Kur’a-ı Kerim’de bile geçer hızırın varlığı adı orada belirtilmese bile bilinir ondan bahsedildiği...şöyleki; hızır ile musa’nın karşılaşma anından itibaren; ...derken, katımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular. (kehf suresi, 65) musa ona dedi ki: "doğru yol (rüşd) olarak sana öğretilenden bana öğretmen için sana tabi olabilir miyim?" (kehf suresi, 66) dedi ki: "gerçekten sen, benimle birlikte olma sabrını göstermeye güç yetiremezsin." (böyleyken) "özünü kavramaya kuşatıcı olamadığın şeye nasıl sabredebilirsin?" (kehf suresi, 67-68) (musa:) "inşaallah, beni sabreden (biri olarak) bulacaksın. hiçbir işte sana karşı gelmeyeceğim" dedi. (kehf suresi, 69) dedi ki: "eğer bana uyacak olursan, hiçbir şey hakkında bana soru sorma, ben sana öğütle-anlatıp söz edinceye kadar." (kehf suresi, 70) böylece ikisi yola koyuldu. nitekim bir gemiye binince, o bunu (gemiyi) deliverdi. (musa) dedi ki: "içindekilerini batırmak için mi onu deldin? andolsun, sen şaşırtıcı bir iş yaptın." (kehf suresi, 71) dedi ki: "gerçekten benimle birlikte olma sabrını göstermeye kesinlikle güç yetiremeyeceğini ben sana söylemedim mi?" (musa:) "beni, unuttuğumdan dolayı sorgulama ve bu işimden dolayı bana zorluk çıkarma" dedi. (kehf suresi, 72-73) böylece ikisi (yine) yola koyuldular. nitekim bir çocukla karşılaştılar, o hemen tutup onu öldürüverdi. (musa) dedi ki: "bir cana karşılık olmaksızın, tertemiz bir canı mı öldürdün? andolsun, sen kötü bir iş yaptın." (kehf suresi, 74) dedi ki: "gerçekte benimle birlikte olma sabrını göstermeye kesinlikle güç yetiremeyeceğini ben sana söylemedim mi?" (musa:) "bundan sonra sana bir şey soracak olursam, artık benimle arkadaşlık etme. benden yana bir özre ulaşmış olursun" dedi. (kehf suresi, 75-76) (yine) böylece ikisi yola koyuldu. nihayet bir kasabaya gelip yemek istediler, fakat (kasaba halkı) onları konuklamaktan kaçındı. onda (kasabada) yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular, hemen onu inşa etti. (musa) dedi ki: "eğer isteseydin gerçekten buna karşılık bir ücret alabilirdin." (kehf suresi, 77) dedi ki: "işte bu, benimle senin aranda ayrılma (zamanı)mız. sana, üzerinde sabır göstermeye güç yetiremeyeceğin bir yorumu haber vereceğim. (kehf suresi, 78) "gemi, denizde çalışan yoksullarındı, onu kusurlu yapmak istedim, (çünkü) ilerilerinde, her gemiyi zorbalıkla ele geçiren bir kral vardı." (kehf suresi, 79) "çocuğa gelince, onun anne ve babası mü’min kimselerdi. bundan dolayı, onun kendilerine azgınlık ve inkar zorunu kullanmasından endişe edip-korktuk. böylece, onlara rablerinin ondan temiz olmak bakımından daha hayırlısı, merhamet bakımından da daha yakın olanını vermesini diledik." (kehf suresi, 80-81) "duvar ise, şehirde iki öksüz çocuğundu, altında onlara ait bir define vardı; babaları salih biriydi. rabbin diledi ki, onlar erginlik çağına erişsinler ve kendi definelerini çıkarsınlar; (bu,) rabbinden bir rahmettir. bunları ben, kendi işim (özel görüşüm) olarak yapmadım. işte, senin sabır göstermeye güç yetiremediğin şeylerin yorumu." (kehf suresi, 82)
elbette gerçeklik tartışmaya gerek yok
Faruk Beşer’in yazısı Hızır’ın, ya da Arapçası ile Hadır’ın, yeşillik anlamındaki hadr/ahdar kelimesi ile alakalı olduğu söylenir. Salih ve velî bir kişi olduğunda şüphe yoktur. Ancak halk arasında tanınan şekliyle Hızır’ın dinî olduğu kadar mitolojik yönü de vardır ve onun özelliklerinin Gılgamış Destanı’ndan Dede Korkut’a, hatta İskender’e kadar pek çok mitoloji ile benzerliği göze çarpar. Hakkındaki bilgilerin çoğu yine mitolojik kaynaklı olmak üzere; Ab-ı Hayattan/Hayat suyundan içtiği, bu sebeple ölmediği, çaresizlerin imdadına yetişen ve bir anda kaybolabilen bir özelliğinin bulunduğu, oturduğu yerin yeşerdiği gibi özellikleridir. İşte Hıdır ismi, eğer Arapça yeşil anlamındaki hadr ya da ahdar’dan geliyorsa, onun bu ismi alışının sebebi, ayak bastığı yerin yeşereceğine inanılıyor olmasıdır. Ama bu bilgilerin çoğu İslam kaynaklarında yoktur. Kurán-ı Kerim ve sahih hadislere bakıldığında Hızır için söylenebilecek şeyler şunlardır: Hz. Musa’ya kendisinden daha bilgili bir kişinin bulunup bulunmadığı sorulmuş, o da, ‘Böyle birisini bilmiyorum’ demişti. Bunun üzerine de Allah onu, salih ve veli bir kuluna göndermişti. Kurán-ı Kerim’de bu kişinin ismi zikredilmemekle birlikte, Hızır denen kişinin bu olabileceği muhtemeldir. Onun Hz. Musa ile bir süre beraberlikleri olmuş ve nihayet Hz. Musa onun tasarruflarına akıl erdiremediği ve yaptıklarına sabredemediği için birbirlerinden ayrılmışlardı. Bu kıssa Kuran-ı Kerim’de Kehf Suresi 59 ila 101 ayetlerinde bu kişinin adı verilmeden anlatılır. Bu kişi, Allah’ın kendi katından bilgi verdiğini söylediği ve övdüğü bir kişi olduğuna göre en azından veli bir kuldur. Peygamber olma ihtimali de vardır ve bazı İslam alimlerine göre de o bir peygamberdir. Hz. Musa gibi ulü’l-azm/yüce bir peygambere bilgi verdiği Kurán-ı Kerim’de anlatıldığına göre, onun bir peygamber olma ihtimali güçlüdür. Hızır’ın Kurán-ı Kerim’deki bu kıssası, evliyanın kerametinin gerçek olduğunun da bir delili olarak zikredilir. Ancak bazı dinî bilgileri kıt olanların zannettikleri gibi, Kurán’da geçtiği şekliyle onun, bir duvarı tamir etmesi, çocuğu öldürmesi, gemiyi delmesi gibi eylemleri, evliyanın da şeriatın zahiri dışında işler yapabileceğinin caiz olduğunu göstermez. Bunu hiçbir alim söylemediği gibi, zaten onun bu eylemlerinin sebeplerini Hz. Musa’ya bizzat açıklamasından da anlaşıldığına göre, o bunları bir emir gereği yapmıştır. Bu emir Allah’tan olacağına ve onun da peygamber olma ihtimalinin yüksek olduğuna göre, onun için şeriat o idi ve biz aynı konularda onun yaptıklarıyla değil, kendi dinimizle sorumluyuz. Hızır, sufilere göre bir veli, kelam tefsir ve hadis alimlerinin çoğunluğuna göre ise bir nebiy/peygamberdir ve vefat etmiştir. Zaten Allah Kurán-ı Kerim’de, ‘Biz senden önce hiçbir beşere kimseye yaşama özelliği vermedik’ (21/34) buyurmuştur. Ama İmam Nevevî, İbn Salah ve Aliyyul Kárî gibi, Hızır’ın halen hayatta olduğunu kabul eden álimler de yok değildir. Hızır’ın, halen yaşamakta olan birisi olduğunun ikna edici dini bir delili bulunmadıktan başka, onun ölmüş olduğunu gösteren pek çok delil vardır ve Elmalılı’ya göre de kesin olan budur. Onun mitolojilerle ilişkilendirilen yönü ise İslamî değildir. Ayrıca bazılarının iddia ettiği gibi o bir melek de değildir. Hızır konusunda sufilerin söylediklerinin çoğu, İslam öncesi mitolojilerle alakalıdır. Diğer yönden Hızır diye bilinen kişi, Allah’ın ilmi istediğine vereceğini gösteren örnek bir şahsiyettir. Bizim için şu anda sözkonusu olan, onun var sayılan tasarrufları değil, sadece Kurán’da anlatılan örnekliğidir. (Star)
Hızır dini bir gerçeklik mi yoksa efsane mi? Hızır’ın, halen yaşamakta olduğu doğru mu?
Forum | Aktif Üyeler | Sohbet | Mesaj Merkezi | Müzik Dinle | Müzik Listelerim | Video İzle Yerli Gruplar | Yabancı Gruplar | Amatör Gruplar | Demolar Biyografiler | Diskografiler | Sanatçı Fotoğrafları | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basın Bilgileri Üyelik | Ayarlar | Üye Ara | İletişim | Reklam Site içerisindeki materyallerin kaynak gösterilmeden kopyalanması ve yayınlanması yasaktır. Copyright © 2007 Anatolianrock.com