Anatolianrock.com Forum
Üyelik Derecesi:
"degismeyen tek sey, degisimdir" sozunun sahibi filozoftur kendisi bir nevi hem$erimiz olur :)(hem$o)
EVREN HAKKINDA Kendisinin kötümser bîr filozof olduğu, her şeye gülen Demokrit’ in tersine olarak, âlemde olup biten şeylere ağladığı hakkındaki iddiaları ispat edecek belgeler yoktur. Theophrast, bu söylentilerin kaynağı olarak, Lucien’ i gösterir ve bu filozofun, onu daima ağlar gösterdiğini anlatır. Heraklit’ i, Demokritle mukayese edenlerden biri de Juvenal’ dır. Az konuştuğu için, kendisine: "Niçin artık konuşmuyorsun?" diyenlere, "Gevezeliği size bırakmak için!" cevabını vermiş. Yurdundan başka bir yere gitmemiş, Atinalıların davetini de reddetmiştir. ‘’Evren Hakkında’’ başlığı verilmiş olan eseri, o dönemlerin geleneğine göre Fizik, Ahlâk (Tanrıbilîm) ve Politika olmak Üzere üç bölüme ayrılmıştır. Bu eserin asıl adı da bilinmemektedir; böyle üç bölüme ayıranlar da, onu ilk kez yorumlayan stoacılardır. Heraklit’ in ifadesi, muhteşem ve yüksek hayallerle süslüdür. O, kendisini, "gülmeyen, süsten, hoşlanmayan ve yalanlamayan bir kâhin’ e benzetir; . "üslubum, der, düşünceyi ne anlatır, ne de gizler; fakat, işaret eder". Eserini zarif olduğu kadar da kısa cümlelerle yazmış olduğu için, kolay anlaşılamadığından, Aristo’ nun kendisine, "Karanlık" takma .adım verdiği söylenir. Theophrast ve Luciece’ de bunu onaylarlar. Heraklit, kendi üslubunun bir bilmece gibi anlaşılması güç olduğunu pekâlâ biliyordu; onun, niçin bu biçimde yazdığını araştıranlar olmuşsa da, burada bizi ilgilemez. Daha eskiler gibi, manzum değil, fakat İyonya düzyazıyla[nesir) yazmış olduğu bu eserin adı. Evren Hakkında’ dır. Bundan, zamanımıza 130 parça gelebilmiştir ki, bunları Artemis tapınağından alarak ilk kez yayınlayan Krates’ tir. Daha sonra türlü ellerde çeşitli yorumlamalara yol açan bu parçalar, son çağ bilginleri elinde de başka başka şekillerde tercüme edilmişlerdir; bunları, J, Burnet, I. Bywater’ den nakletmiştir ki, biz de bunları Yunancalarıyla karşılaştırarak aynı sırayı ve Heraklit’ in üslubunu olabildiği kadar bozmadan buraya nakletmeyi yararlı bulduk..(Filozoflar Ansiklopedisinden Alıntıdır)
HERAKLEİTOS’ TA RUH KAVRAMI Ruh hakkında Heraklit, aynı mantıkla düşünür. Ruhu anlamak için, der, onun bir hareketliliği olmalıdır; onun her yere yayılması ve bedeni, her şeyi yöneten ateş gibi kullanması ve nihayet ateş gibi dönüşmesi lâzımdır. Onda ateş, her şeye karışan bir Logos, bir akıldı; insanan ruhu da, kuru ve sıcak buhardan yapılmıştır. Bu ateş ne kadar saf ve kuru ise, ruh da o kadar yetkindir. Yani, "en bilge olan ruh, en kuru olanıdır". Sarhoş adamın kendini bilmemesi, ruhunun, "nemle tıkanmış olmasındandır"; "Uyku gevşekliğinden çıktığımız zaman. ateşte bulunan düşünceyi teneffüs etmeye başlarız. Tıpkı yeniden tutuşmaya başlayan sönük korlar gibi". Fakat en gerçek uyanıklık, "evrenin ortak ve genel birliğini görmekten ibarettir. Her şey gibi ruh da, değişme kanununa bağlıdır. Onun mahvolmaması için, ruhun dışsal ateşle beslenmesi gereklidir. Ateşin aynı olan akıl, bize duyu organlarından solunum aracılığıyla geçer. Duyu organları uykuda kapandıkları için, akıl kararır; ve duyu organları gündüz açıldıkları zaman, akıl meşalesi tutuşmaya başlar; ve insan, dış alandan solunum aracılığıyla olan ilgisini büsbütün kesince, tamamiyle sönmüş olur. Heraklit’ e göre, ateş, hem bitmez tükenmez ‘değişmelerin ilkesi’ dir; hem de karşıtları birleştirme kanunuyla bir ’ahenk ilkesi’ dir. Heraklît, insandaki ruh ve beden ikiliğini, bunların tözlerine kadar ileri götürmez. Beden, yoğun ve sönmüş bir ateştir. Ruh ise, en saf şekliyle, en ilkel ateştendir. Demek ki, hayat ve zekânın ilkesi, bize duyu organları aracılığıyla sokulan dış havanın getirdiği ısıdan başka bir şey değildir. Ona güre, hayatın bireyliği, bir ölümdür; ebedilik, evrensel akış içinde yaşamakla olabilir. "Ebedîler fanidir, faniler ebedidir. Hayatımız, birincilerin ölümü, onların hayatı, bizim ölümümüzdür". Yani Tanrılar, ölmez insanlardır; İnsanlar ise fani Tanrılardır. Bizim hayatımız, Tanrıların ölümüdür; bizim ölümümüz, onların hayatıdır, "ölüm, ruhlar için hiç umut etmedikleri ve inanmadıkları şeyleri saklar". Heraklit, onurlu ölenlere, yurtseverlere ebedî mükâfatlar vadeder. Bununla birlikte onda ne ahret, ne de öç alan bir Tanrı düşüncesi açıkça görülmez. Yalnız, anlaşılıyor ki, o, ebedî bir ölüme inanmamaktadır; hayatımız, ölenlerin hayatının bir uzamasıdır. Her şey birey olarak yok olur; fakat, tümel ye genel bir fanilik olamaz; tek ruhlar, evrensel ruhta birleşir, yanı tüm ruhlar, akıllı ve Tanrısal olan ateşe katılırlar. Zira, zaten ruhlar, bu ölmeyen ebedî ateşten bir parçadır; parçaları darmadağın olan ateş, katıldığı bedenlerde sönmüş ya da katıldıkları varlıkları yakıp tutuşturmuş; yani, yenî bir hayata yol vermiştir. Demek kî bireylerin ölümü, ölmeyen ateşi diriltir; biz ondayız, o, bizdedir. Bu itibarla ruh, bedenden hiç olmazsa derece itibariyle nitel bakımdan farklıdır. Heraklit, bölünmüş olan,varlığın haline ’Kıtlık’, evrensel yangının meydana getirdiği birliğe de ’Bolluk’ adını verir. İşte evrenin hayatı ile, evrenin, hareketli oluşunu gösteren bireylerin hayatı, bu iki durum arasındadır. Yönelişler ve arzu kuramının bazı sezgileri de bu görüşlerde gizli gibidir. Heraklit’e göre, dil de insana Tanrılardan verilmiştir; eşyanın adları, bize tözlerini ilham ederler.(Filozoflar Ansiklopedisinden Alıntıdır)
ATEŞ Dünya hiç sönmeyen bir ateştir.Bu ateşin bir bölümü her zaman,öteki iki dünyevi kütleyi;denizi ve toprağı oluşturmak üzere söner.Ateş,deniz ve toprak arasındaki değişimler birbirini sürekli olarak dengeler.Saf ateşin (aither) yönetsel bir kapasitesi vardır.Ateş maddenin arketipik formudur.Bir bütün olarak dünya düzeni, bir yandan ölçüleri sönerken, öbür yandan yeniden tutuşan bir ateş olarak tanımlanabilir. Bu koşullar her zaman vardı, her zaman var olacaktır.Miletos okulu anlamında kozmogoni Herakleitos’ta yoktur.Ateş, Thales ya da Anaksimenes’ teki su ve hava gibi bir ilk madde değildir.Saf kozmik ateşe Herakleitos ‘aither’ diyordu.Bu parlak ateş ışıldayan gökyüzünü dolduruyor ve dünyayı çepeçevre sarıyordu.Aither’ e, yaygın bir biçimde, ruhların barındığı tanrısal bir yer olarak bakılıyordu.Anaksimenes’ in düşünmüş olduğu gibi soluk değil de, ateşin ya da aither’ in ruh olarak algılanmış olması, ateşin maddenin denetleyici gücü olarak seçilmesinde etkili olmuş olabilir. Dünya düzeni (kozmos) genel olarak, toprak kütlelerinden ve denizden oluşur, bunları ateşin ya da aither’ in parlak zarı kaplar.Bu ateşi, Herakleitos kozmolojik süreçlerin itici kaynağı olarak görüyordu.Buradan yağmur oluşur, yağmur denizi besler ve denizden yükselen nemli buharla (çünkü ateş nemi ’tüketir’ ) yeniden dolar.Ksenophanes’ in göstermiş olduğu gibi, deniz toprağa dönüşür ve toprak başka zaman ve mekanlarda suya dönüşür. Üç kütle arasındaki değişimler öylesine eşzamanlıdır ki, her birinin bütünlüğü aynı kalır.Ne kadar toprak denize dönüşürse, o kadar deniz toprağa dönüşür...Deniz ile ‘’ yakıcı ‘’ (ateş) arasındaki ilişki de böyledir.Logos ya da orantı aynı kalır. Geniş ölçekli bir kozmolojik değişim içinde, bu kez söz konusu olan yine ölçü ve değişimin düzenidir.(Filozoflar Ansiklopedisinden Alıntıdır)
Bir ve Çoğunluk Herakletos’ a göre Çoğunluk olmadan Bir; Bir olmadan Çoğunluk olamaz. Dünya aynı zamanda Bir ve Çoğunluk’ tur.Bir’in birliğini oluşturan. Çoğunluk’ un ’’karşıt gerilimi’’ dir.Bir’ in Çoğunluk içinde farklılaşması ve Çoğunluk’ un Bir ile bütünleşmesi hem sonsuz, hem de eşzamanlıdır.
Parmenides’in durağan ve değişmez varlığına karşı, niteliksel değişme olarak oluşun gerçekliğini öne süren Yunan filozofu.
"Dünyaya her zaman gerçek gerekecek, öyleyse her zaman HERAKLEİTOS gerekecek." NİETZSCHE
Biz hem biziz hem de biz değiliz ırmaklara iki kez giremeyiz Her şey akar, Her şey değişir Yalnız bunu Kavrayan kişi Bilgeliğe erişir. EFES’ Lİ HERAKLEİTOS Herakleitos, İÖ 535 yılında soylu bir ailenin oğlu olarak Efes’ te doğdu. Ömrü boyunca aristokrat olarak kaldı. Ciddi eleştirel kötümser düşünce alanında bağımsız, dogmatik, gururlu ve yaşamını hatata bulmaya adamış biridirdir. Hesiodos’ un, Fisagor’ un, Ksenohanes’ in ve hatta Homeros’ un aleyhinde konuşurdu ve kendi kendini yetiştirmiş olmakla övünürdü. Anlaşılması güç bir düşünce yapısı vardı. Bu nedenle "obscure" (karanlık, anlaşılmaz lakabıyla anılırdı. Ancak ne olursa olsun güçlü bir yazardı. Zeka dolu, özgün yazılar yazardı. Bu yazılarda bilicilik olarak nitelendirilebilecek olan ifadeler kullanırdı. Bunları kanıtlarla destekleme girişiminde bulunmazdı. ON NATURE (Doğaya Dair) kifabı fiziksel, törebilîmsel ve politik olmak üzere ü ç bölümden oluşmaktadır. İ.Ö 475 yılında doğduğu kent olan Efes’ te ölmüştür. Yunan ve Ortaçağ Felsefesi Frank Thılly İzdüşüm Yayınları İstanbul - 2002(alıntıdır) Düşüncelerinizi ve yazılarınızı bekliyorum...
Forum | Aktif Üyeler | Sohbet | Mesaj Merkezi | Müzik Dinle | Müzik Listelerim | Video İzle Yerli Gruplar | Yabancı Gruplar | Amatör Gruplar | Demolar Biyografiler | Diskografiler | Sanatçı Fotoğrafları | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basın Bilgileri Üyelik | Ayarlar | Üye Ara | İletişim | Reklam Site içerisindeki materyallerin kaynak gösterilmeden kopyalanması ve yayınlanması yasaktır. Copyright © 2007 Anatolianrock.com