Ana Sayfa

















Anatolianrock.com Forum

Forum Ana Sayfa > Felsefe > Herakleitos
 <<Geri  1   2   3   4  İleri>>
CEVAP YAZ
Dont_Panic

Üyelik Derecesi:
  


Ölümlüler ölümsüz
ölümsüzler ölümlü

Biri öbürünün
ölümünü yaşar
yaşamını ölür

LOGOS


Herakleitos’a göre insanlar, şeylerin temelinde yatan tutarlılığı kavramaya çalışmalıdır.Bu tutarlılık herşey de ortak olan düzenin formülü yada öğesi niteliğindeki Logos’ ta ifadesini bulur.Logos’ un teknik anlamları Herakleitos düşüncesinde ’’ölçü’’, ’’orantı’’ gibi temel kavramlarda yatar.Ortak bir plan ya da ölçüye uyan düzenin ana ilkesi şöyle açıklanabilir: Görünüşte çoğul ve tümüyle farklı olmalarına karşın, bütün şeyler gerçekte tutarlı bir birleşim içinde bir birlik sağlarlar ve insanlar bu birliğin bir parçasıdır.İnsanların yaşamlarını yeterli birbiçimde gerçekleştirebilmeleri için bu ilkenin kavranması mantıksal açıdan zorunludur.Logos, Herakleitos’ a göre, şeylerin temel öğesiydi ve pek çok bakımdan, temel kozmik öğe olan ateşle özdeşleşiyordu.Herakleitos düşüncesinde dünyanın türlü halleri, temel bir buluşa yaslanarak, sistematik bir biçimde açıklanır.Bunu sağlayan, şeylerdeki ortak öğe olan ateştir.Dış dünyadaki değişiklikler kadar, insan davranışlarını da Logos yönetir.Ruh ateşten yapılmıştır ve bir bölümü, dünya düzeninin bir bölümü gibi, sönüktür.Şeylerin gerçek yapısını, bir başka deyişle Logos’ u anlamak, ruhlarımızın aşırı nemlenmemesi ve kişisel aptallıklar yüzünden etkinliğini yitirmemesi için gereklidir.

BİR VE ÇOĞUNLUK



Herakletos’ a göre Çoğunluk olmadan Bir; Bir olmadan Çoğunluk olamaz.

Dünya aynı zamanda Bir ve Çoğunluk’ tur.Bir’in birliğini oluşturan.
Çoğunluk’ un ’’karşıt gerilimi’’ dir.Bir’ in Çoğunluk içinde farklılaşması ve Çoğunluk’ un Bir ile bütünleşmesi hem sonsuz, hem de eşzamanlıdır.

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 14 Haziran 2005 11:48 ÖÖ Bu mesaj rahatsız edici
by_sheitan

Üyelik Derecesi:
  


Evet arkadaşlar Herakleitosun meşhur sözünü tartışmaya başlasak iyi olur herhalde!

Değişmeyen tekşey;değişimdir!

Sizce bu söz ne kadar dogru,ne kadar yanlış...

Gerçekten değişim değişmeyen tekşey midir?,yoksa değişimde değişir mi?

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 13 Haziran 2005 11:55 ÖÖ Bu mesaj rahatsız edici
by_sheitan

Üyelik Derecesi:
  


        HERAKLİETOS’ UN BIRAKTIĞI ESERLER


Epiktet ve Marc Aurel gibi bazıları da insanın isteyerek talihe baş eğmesi gerektiğini savundular. Stoacıların sistemlerini halk
inançlarıyla uzlaştırmaları da ilhamını, Heraklit’ in sisteminden almıştır, Heraklit öldükten sonra, birçok düşünürler, onun düşüncelerini yaymaya çalıştılar. Hîppokrat’ ın olduğu söylenen Perhize Dair adlı bir eserde, onun sistemi, hekimliğe de uygulanmıştır. Bu eserde sıhhat, besleyici su ve hareket ettiren ateş gibi iki karşıt (zıt) .kuvvetin birbirine uygun bir ahenk içinde bulunmasıdır, diye tanımlanır. Bazıları da: "Her şey hem birbirine benzer, hem de benzemezler; her şey birbirinin hem aynıdır, hem de başkadır; her şey birbiriyle hem ilgili, hem de değildir; her şeyde hem zihin vardır, hem de yoktur".gibi birtakım garip düşüncelerle, Heraklit’ in düşüncelerini yanlış ve gülünç sekle soktular ki, bunların felsefeyle ilişkisi yoktur; ve Eflatun’ un alay ettiği Heraklitçiler de bunlardır.
Heraklit, İskenderiye Okuluna da büyük bîr etki yapmıştır. Örneğin, bilgeliği, "birçok şeyleri bilmek değil; birbiriyle savaşan karşıtlardaki birliği görmektir" seklinde tanımlaması, bu okuldaki ’Bir’ kavramıyla ilgilidir; nitekim Phîlon: "Zira, der, ikî’ karşıtı yapan, ’bir’ dir; eğer ’bir’ bölünürse, karşıtlar ortaya çıkar". Ve Philon, sonra da Herakliti bu buluşundan dolayı metheder (J. Burnet). Heraklit, yalnız kendisinden sonra gelen Yunan filozoflarına değil, son çağlarda ve daha çok Hegele de ayrı bir ilham kaynağı olmuştur, Hegel’ in, devlet ve kilisede geleneği koruma düşüncesi, "gerçek olanın akılsal ve akılsal olanın gerçek olduğu" İlkesi ve nihayet aralarında derin farklar olmakla birlikte, karşıtların özdeşliği düşüncesi, kaynaklarını Heraklit’ ten alırlar. Yeni Hegeciliğin köktenciliği (radicalisme) de, —Lassalle’da olduğu gibi— ona bağlıdır. Heraklit’ in etkisi Proudhon’ da da kuvvetlidir. Heraklit’ in, fizik keşiflerin, ısı, ses ve optik kuramIarının bulunmadığı bir dönemde, âlemdeki hareket ve oluşu âdeta bugünkü anlayışımıza uygun bir şekilde kavramış olması, dehasının büyüklüğüne delâlet eder. Heraklit’ in büyüklüğünü ilkçağlarda yetişenler de pek iyi anlamışlardır. Sokrat’ ın müjdecileri sayılan Anaxagoras, Arkelaus, daha sonra Plütark ve İskenderiyeli Clement, onu pek çok överler. Heraklit, hiç bir okula bağlı olmamakla bitlikte, İyonya Okulunun diğer filozoflarından az çok ilhamlar almıştır.
Heraklit’ ten kalan parçaları Schleiermacher ve Dîels toplamışlardır (Dte Fragmente der Vorsacratiker, 6. baskı, 1952); Henri Estienne’ de Poesis PhUosophiea’su\dB. bu parçalarla birlikte Heraklit’e ait olduğu söylenen Mektuplar vardır. F- Bywater, Heractiti Ephesii Reliquioe (Oxford, 1877) adlı eserinde onun 100 parçasını yayınladı. Bu eserde de Heraklit’in Mektuplar’ı vardır. H, Diels, fieraktettoş von Epsos (2. baskı, 1909) adlı eserinde bu parçaların hem Almanca, hem Yunancalarını yayınladı.(Filozoflar Ansiklopedisinden Alıntıdır)

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 7 Haziran 2005 2:00 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
by_sheitan

Üyelik Derecesi:
  


HERAKLEİTOS’UN KİTABI


Diogenes Laertios’ a göre: ’’Onun olduğu söylenen kitabın adı ’Doğa Üzerine’ dir.Üç Bölüme ayrılmıştır.

Evren,Siyaset,Teoloji.

Kimilerinin söylediğine göre kitabı Artemis tapınağına adamış ve oraya koymuştur.Halk tarafından kolayca küçümsenmemesi ve yalnızca yüksek toplumsal konumda bulunanların anlaması için kitabı bilerek kapalı bir üslupla yazmıştır...Kitap o kadar büyük bir üne kavuşmuştur ki, Herakleitosçular denen tilmizler türemiştir.’’


’Doğa Üzerine’ başlığı Aristoteles ve peripatetik filozofların ’doğal filozof’ olarak adlandırdıkları düşünürlerin yapıtlarına yakıştırıldı.Bölüm başlıklarının özgün olmadığı ve Stoacı editörler tarafından düzenlendiği sanılmaktadır.Günümüzdeki elimizdeki parçaların, bir konudan öbürüne atlayan kitabın parçalarından çok, sözel özdeyişler olduğu açıktır.Delphoi tanrısı ve Siblla ile ilgili Parçalar, Herakleitos’ un bilici üslubunu bilinçli olarak kullandığını göstermektedir.Buna neden olarak, Herakleitos’un yaşadığı dönemdeki dinsel canlanmadan dolayı bu üslubun gözde olması gösterilebilir.

[Kaynak:Herakleitos Kırık Taşlar -Bordo-Siyah Klasik Yayınlar- Çev:Alova]

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 7 Haziran 2005 1:58 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
by_sheitan

Üyelik Derecesi:
  


     HERAKLEİTOS FELSEFESİNİN SİSTEMATİĞİ


Heraklit’ in Felsefe’ si bütün ayrıntılarıyla bir birlik ve belirli bir sistem teşkil eder. Esas mesleği, kendini arama arzusuyla
başlayan ve fakat bulamamış gibi olan bir şüpheciliği andırırsa da, onu şüpheci saymak doğru değildir. Fakat onun, şüpheciler üzerinde bir etkisi vardır. Bazıları onun, mutlak’ ı ararken dîn bakımından Tanrıtanımazlığa <athaisme) kadar
düştüğünü de. zannetmişlerdir. Oysaki onda, birbirine karşıt iki yöneliş görülür:
1, Din ve gelenek.
2. İhtilâl ve şüphe:

"Heraklitçilîk, muhafazakardır; zira, bütün inkârlarında pozitif öğeler gizlidir. O, kökten İhtilâlcidir. Zira, bütün tasdiklerinde olumsuz öğeler keşfedilir.’ Ne iyide, ne kötüde mutlak bir şey tanımaz; bu nedenden de hiç bîr şeyi ,mutlak surette atmamıştır; fakat ihtiyat kaydı olmadan da hiç bir şeyi kabul etmemiştir. Yargılarının bağıntılı oluşu, onu tarihi değerlendirmelerinde adaleti ilham etmiştir; fakat bu da onun yaşayan herhangi bir kânunu kesin olarak kabul etmesine engel olmuştur".

Onun görüşleri, mekanikçi olmaktan çok, dinamikçîlik esasına, yani aktüalizme dayandığı gibi» felsefeye, doğanın yanı başında, ahlâkı da konu yapmakla da büyük bir yenilik getirmiştir. Yani o, İyonya filozofları gibi, evrenin ana maddesini (arche), değişmeyen, kalıcı bir töz saymamış, âlemin sürekli olarak değişken olduğunu ve değişken varlık içinde, kalıcı bir güç olarak akıl (logos : kanun) bulunduğunu savunmuştur, O, "doğanın mutlak canlılığını, tözlerin bitmez tükenmez dönüşünü ve bireysel olan her şeyin kararsızlığını büyük bîr enerjiyle savunmuş, genel ilişkilerdeki değişmez biteviyelîği", doğanın tüm cereyanlarını yöneten bir akılsal kanunun varlığını görmüş ve göstermiştir". Bununla birlikte, onun bulduğu kanun, doğal olmaktan çok felsefesel ve akılsaldır. Karşıtların görünüşünü ve birbiriyle ilgilerini derinden görmüş olan Heraklit, "Domuzlar için çamur, saf sudan, eşekler için saman altından daha değerlidir"; "En bilge insan. Tanrılar için bir maymundan başka bir şey değildir"; "Deniz suyu ister temiz, isterse kirli olsun, balıklar için kurtarıcı, insanlar İçin uğursuzdur" gibi alaylı bir dille karşıtlıkları açıklarken, bütün bunların ebedî, ve ölçülü bir değişme içinde birbirine dönüştüğünü, asıl bilgenin ise çok şeyleri bilmekten ziyade, bu karşıtlıklardaki değişmeleri, aklın (logos) yakalaması icabettiğini anlamıştır. Bu görüşler, stoacılığa, kinikliğin köktenci yönelişlerine karşıt bir etki yaptığı gibi, stoacılığa, determinizm düşüncesini, olayların yüksek bir kanuna bağlılığı düşüncesini ilham etti; bu düşünce, bazılarını kaderciliğe (fatalisme) sürükler; Kleant’ ın şiirlerinde Heraklit’ in böyle bir etki yaptığı görülür; onun düşünceleri, bazılarını da sofuluğa (quietisme) ve dünyadan el ayak çekmeye sevk etti.(Filozoflar Ansiklopedisinden Alıntıdır)

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 7 Haziran 2005 1:55 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
by_sheitan

Üyelik Derecesi:
  


         HERAKLEİTOS’ TA AHLAK VE POLİTİKA


Ahlâk ve Politika sorunlarıyla yakından ilgilenmiş olan Heraklit için, insanın birinci görevi, ateşin doğurduğu genel ahenge uygun olarak yaşamaktır. Zira, görülen iyilik ve kötülük bağıntılıdır; bu âlemde var olan her bir diğerinin yokluğunu.ifade eder. Bu itibarla her şey, bir diğer şeyin tersi ya da karşıtıdır. Soğuk sıcağın, siyah beyazın, katı suluğun yokluğu demektir. Böylece, iyilik kötülüğün ve kötülük iyiliğin yokluğundan ibarettirler. Şu halde, iyilik ve kötülük birbiri için zorunludur, lâzımdır; bunlar, sürekli savaşta bir birini öldürür ve birbirini diriltirler. Şu halde ruhu, lâtif olan ateş gibi arıtmalıdır. Tutkulardan kurtulmuş ve doğru bir hayat, bu ahengi bozmayan bir hayattır. Görülüyor ki stoacılıktan çok önce Heraklit, insanın evrensel düzene itaat etmesini, olayların genel akışına kendimizi tatlılıkla terk etmemizi salık vermiştir: ‘’ Bilgelik, gerçek şeyleri söylemektir. Doğaya göre ve doğanın seslerini işiterek yaşamaktır "; "İnsanların arzu ettikleri her şeye ulaşmaları kendileri için iyi değildir"; "Tutku, bireyin Tanrısal ve doğal düzenin üstüne çıkmak iddiasını ifade ettiği ve kendi bağımsızlığını unutturduğu zaman, cezaya lâyıktır’’; "Çocuğun insanlardan, işittiği gibi, insan da Tanrı’dan kendisine maymun! diye çağrıldığını işitir". Su halde en gerçek din, düşüncelerimizi, evrensel ateşin Tanrısal düşüncesine daldırmaktan ibarettir. Hayallere tapmak, ölülerle konuşulabileceğini farz ermek demektir. Kanlı kurbanları kutlamak, bizi arıtmaya hizmet etmez; zira, çamur, kendi oluşturduğu lekeyi temizleyemez. O, bu ifadelerle yalnız geleneksel dini hor görmekle kalmıyor, bir taraftan da, irsi bir saltanat kuran sahte asillere, krallara halkın siyasal yeteneksizliğine de —ki bunlar, Hermodor gibi en yüksek ve iyi insanları siteden kovarlar— nefretle hücum etmiş olur. Bağımsızlık içîn "halkın direnmesini isteyen Heraklit, özel bir yönetim şekil salık vermemişe de, kendisinin, en iyi bir yurttaşın yönetimine taraflı olan bir aristokrat ruh taşıdığı anlaşılmaktadır. O, yurttaşların, sitelerini savunduktan gibi; kanunlarını da korumaya çalışmalarını, düzenliliği bozanları, yani kanuna aykırı hareket edenleri cezalandırmalarını salık vermiştir.(Filozoflar Ansiklopedisinden Alıntıdır)


 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 7 Haziran 2005 1:54 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
by_sheitan

Üyelik Derecesi:
  


              HERAKLEİTOS’ UN BİLİM KURAMI


Bilgi kuramı’ na gelince: Sextus Empricus, Heraklit’ ten söz ederken: "O, der, gerçeği elde etmek ve bilmek bakımından, bizim ’duyular’ la ’akıl gibi iki araca sahip olduğumuzu kabul eder; Parmenides ye Empedokles’ e uyarak, duyuların imana aykırılığını ve aklın tek ölçüt olduğunu anlatır ve der ki, barbar zekâlar için gözler ve kulaklar, fena tanıklardır; o, aklı gerçekten tek egemen gördüğü zaman, bireysel aklı anlamış olmaz; fakat, evrensel ve tümel aklı anlar. ’Genel akla güvenme’ yi bunun kanıtı sayar; ve bizim sadece bireysel duyularımıza bağlandığımız zaman, yanılmalar içinde, fakat genele uyduğumuz zaman gerçek içinde olduğumuza inanır"
, yani Heraklit’ e göre, "Logos", gerçekte, hem ebedî olarak cereyan eden Tanrısal düşüncedir; hem de insel düşüncedir. Fakat, bu düşünce, ne denli ebedî ve tek olarak işlerse, bireyliğini o denli yitirir. Bununla birlikte, insanlar daha çok tikel bilgiler toplamayı tercih ederler. Bu ise iğrenilecek bir Polymathie’ dir; izlenilmesi gereken, genel düşüncedir; bu da cemaatin düşüncesidir. Fakat, Heraklit, cemaatin inanç ve düşüncelerini reddeder; ve herkesin özel bir zihni olduğunu da kabul eder; yalnız bu zihin, duyulur bilginin karakterine aykırıdır.

Heraklit’ e göre, duyulur bilgi, bağıntılıdır; ve felsefe tarihinde duyulurla kavranılabilirin karşıtlığını ilk gösteren de kendisidir.. Bu yüzden insanların bilgisizliğinden uzun uzun şikâyet eder: "Eşek samanı, altına tercih eder; köpek tanımadıklarına havlar" der. Bu akılsızlığın nedeni, duyu organlarımızla ilgimizin sıklığıdır: "Duyu organları, akılsız ruhlara hizmet ettiği zaman kötü. tanıklardır’^ "Bilgelik, her şeyi yöneten, aklı bilmekten, ateşin doğasını keşfetmekten, karşıtlığın kanununu ve durup dinlenmeden savaşan, ve değişmeyi yaratan ahenkli birliği tanımaktan ibarettir"; "Bu tanrılık, bu âlemin kanunu, bu ilkel ve temel akıl» eşyanın tözünden ve ilkel ateşten farklı değildir"; "O, hem her şeydir, hem de birdir". Şu halde "Özel inançları değil, herkes için ortak olan inançları izlemelidir", Zira "düşünce, herkes İçin ortaktır". Logos, bütün varlıkların kendisinden imal edildiği bir öğe ve tüm var olan şeylerin evrensel kanunudur. Heraklit, duyulur bilgiden üstün olan mutlak bir gerçeği, bir çeşit bilimsel bilgiyi savunmuş sayılabilir. Bununla bitlikte Aristo, metafiziğinde, bunun tersini düşünür; yani, Heraklit, her şeyin ebedi bir akış halinde olduğuna inandığından, bilim olamaz; ve çelişiklik ilkesini de İnkâr ettiğinden, gerçek de var olamaz, der. Fakat, bu düşünce mübalâğalıdır. Bazıları da, Heraklit’ in aradığı şey, karşıtların ahengidîr. Yoksa, büsbütün karşıtların özdeşliği değildir diye düşünürler. Zira, ona göte, eşyanın imal edildiği çamur, yeni şekillerde yoğrulmaktadır. Alem, karışık bir sıvıya benzer ki, çözülmemesi için onu çalkalamak lâzımdır. Bunun, içindir kî, hiç bir şey yoktur; her şey olmaktadır, her şey ancak bu oluş içinde varmış gibi görünmektedir. Bütün karşıtlar, birbiriyle savaş halindedir; ve bu savaş, bir rastlantının ürünü değildir. Jüpiter’in bu oyununda özel bir ahenk vardır. Bu ahenk, Tanrısal bir kanundur, bir adalet ve alın yazısıdır....(Filozoflar Ansiklopedisinden Alıntıdır)

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 7 Haziran 2005 1:49 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
by_sheitan

Üyelik Derecesi:
  


        HERAKLEİTOS’ TA KARŞITLARIN BİRLİĞİ


Heraklit’ in bu fiziği, onun felsefesindeki esasları da verir. Ona göre, karşı olum ve karşıtların özdeşliği eşyanın koşuludur, "Yaşayanın da, ölenin de bizden oluşu aynı şeydir. Uyanık olmak ya da uyumak genç ya da ihtiyar olmak... hep aynı şeylerdir. Zira, değişme sayesinde her şey bu veya şu olur. O, veya bu olabilir". Her şeyin babası ve kral olarak Savaş’ı gören Heraklit için, banş ve dostluk, genel tutuşmada bir karşıtlıktan başka bir şey değildir. Savaş halinde bulunan karşıtlar, birbirinin yerini almaya meyledince, eşyada durup dinlenmeyen bir hareket devam eder durur. Zira, "Her şey akıyor, her şey kaçıyor, hiç bir şey durmuyor’’ bir nehir içinde bizi yıkatan su, daima başka sudur; hiç bir zaman aynı nehre iki kez dalamazsın" (Eflatun, Kratit ve Theetet diyalogları). Bu evrensel savaşın bir de bağlılığı gösteren diğer bir görünüşü vardır. Zira, ’savaş, topluluktur’; ve nifak ‘’onun’’ düzenidir, işte, karşıtların akışı, bu uğursuz zorunluluğa göre cereyan eder ki, bu zorunluluk, sabit olan şeyleri, değişiklik içinde birlenmiş gösterir. Bütün şeyleri, kesin ve az çok sürekli bir şekilde birleştiren de bu zorunluluktur. Nifak ve kararsızlık, barışın ve uzlaşmama karşılığıdır. Barış ve uzlaşma, tersine bir gerilmedir. Yay ve Lir’de olduğu gibi. "Okçunun eli, yayın ipini ters yöne doğru gerdiği zaman, ok ileriye fırlar; ve çalgıcının parmaklan, lirin tellerini birbirinden ayırdığı zaman müzik meydana gelir". Diğer taraftan da, bu karşıtların oyunu hem sınırlı, hem de düzenlidir: "Tersine yönelmiş şeyler, yekdiğeriyle birleşebilirler; — En güzel ahenk, farklı olan şeylerden çıkar; — Her ’:’’ şeyi meydana getiren uygunsuzluktur. Her şeyde bir uygunsuzluk vardır; — Tamam alan şeyler ya da tamam olmayan şeyler... Yaklaşmalar ya da uzaklaşmalar; seslerin uyması ya da uymaması gibi..." Ve nihayet, "Her şey, bir şey ve bir şey her şeydir".
Heraklit’ e göre, bütün bunları uzlaştıran ve ayıran ’zaman’dır. Zaman, "dama taşlarıyla oynamaktan, hoşlanan bir çocuktur; bîr çocuk saltanatıdır". Bu oyuncunun çocukça .saltanatı da, gerçek bir saltanat değildir; bu ancak, karşıtların, oyununa ve bu karşıtları birbirine bağlayan ahenge ait bîr saltanattır; yani Tanrıya aittit. Zira, "O, gündüz ve gecedir yaz ve kış, barış ve savaş, açlık ve tokluktur". O, "görünen ahenkten daha yüce olan görünmez bir ahenktir" ve bir tek Tanrısal kanunlardır ki, tüm insel kanunları da o besler. Fakat bu, keyifsel kararları önleyen de yazılmamış kanunlardan başka, bir şeydir. Bu Tanrısal kanun, "bireysel düşüncenin kuvvet aldığı bir "şeydir; tıpkı, sitenin kendi kanunlarından aldığı kuvvet gibi..."; bu kanun, "herkes için ortak ve her şeye egemen olan, her şeye yeten ve her şeyi aşan bir kanundur’- Bu kanun, gözleri önünde olup biten şeyleri görmeyen insanlar için, bilinemez. İşte, insanın, arkasından gitmesi gereken ve herkes için ortak olan gerçek kanun, bu evrensel kanundur; bunun bir diğer adı da, Logos -Söz (akıl) tur; Türlü eşyayı oluşturan değişmelerin tözü, başka bir deyimle, Ateş, en maddesel olmayan, en çok kuvvetli ve en çok dönüşebilen, en etkin ve canlı varlık budur. Anlaşılıyor ki Heraklit, zamanında yaşayan kaba çok tanrıcılığa (polytheisme) karşı duyduğu isyanla, bir çeşit fizik panteizmaya inanmıştır...(Filozoflar Ansiklopedisinden Alıntıdır)

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 7 Haziran 2005 1:47 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
korayist

Üyelik Derecesi:
  


herakleitos felsefe tarihinde çok önemli bir yer tutar. o’na göre evrende herşey değişir ve değşmeyen tek şey bu değişmenin kanunudur. bu konuda o, parmenides’le tartışma içerisindedir. çünkü parmenides’e göre de değişme bir yanılgıdır.. arka planda değimeden kalan yanlar vardır ve aslolan da budur..
işte ünlü filozof platon bu polemiğe bir çözüm bulmuş ve önemli bir şahsiyet olmuştur. değişmeden kalan parmenides’in tasarımı idealar evreni,  Herakleitos’un değişen dünyası da gölgeler evreni adını alacaktır. görüldüğü gibi herekleitos burda ilham olmuştur. aynı şekilde o modern çağ filozoflarına da ilham olmuştur.. ve burda anlatılamayacak kadar çok örneğ vardır..

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 5 Haziran 2005 10:33 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
killbarbie15

Üyelik Derecesi:
  


bir bakıma haklı bi insan:)

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 5 Haziran 2005 5:32 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
CEVAP YAZ
 <<Geri  1   2   3   4  İleri>>
 

Forum | Aktif Üyeler | Sohbet | Mesaj Merkezi | Müzik Dinle | Müzik Listelerim | Video İzle

Yerli Gruplar | Yabancı Gruplar | Amatör Gruplar | Demolar

Biyografiler | Diskografiler | Sanatçı Fotoğrafları | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basın Bilgileri

Üyelik | Ayarlar | Üye Ara | İletişim | Reklam



Site içerisindeki materyallerin kaynak gösterilmeden kopyalanması ve yayınlanması yasaktır.
Copyright © 2007 Anatolianrock.com