|
Üyelik Derecesi:

|
Konfüçyus’a katılmıyorum bir yönüyle, doğrusu;
"Her İnsan Bir Bakıma İşgal Edilmiş Bir Dünya’dır"
şeklinde olmalıdır; çünkü dünyaları "moda" fethetmek ister, moda bununla beslenir ve kendisine moda denilebilecek pek çok erkek icadı vardır.
Dünyaların orjinalliği olmalıdır ki yaşantılar ve düşünüşler birbirinden bağımsız, farklı olsun. Ama hayır, insanların yaşadıkları hemen hemen aynıdır. Herkes yaşadıklarıyla kendini farklı görmeye bayılır; çünkü onların ilgi görme yöntemi bu şekilde çalışır. Ekonomisi gelişmemiş ülkelerde anne ve babaların çocuklarını ilgisiz bıraktığı "DÜNYA"ların ilgi görme yöntemi "farklı acılar yaşamış" şeklinde mazoşist tiyatrallar içine girmesi biçimiyle hayat bulur. Dünyaların farklılığını yaratan insanın kendini aramasıyla gerçekleşir; fakat biz daha çok arayışımıza hizmet edecek zihinsel araçlar yaratıp geliştirmek yerine varolan ritüellerle, kalıplarla zehirlenmeyi tercih ederiz, buna mahkum ediliriz ki bir kere zehirlendikten sonra da orjinaliteyi oluşturma ihtimali ortadan kalkmış olur.
Erkek dünyasının geliştirdiği pek çok moda akımı dünyayı kasıp kavurmuştur. Bunlara temel örnek olabilecek iki unsur vardır ki bunlar birbiriyle akrabadır; dinler, yakın-uzak amaçlı politikalar. Bunlar, ortaya çıkardığı farklı görünümdeki türler ile gerçekleşme biçimlerindeki farklılıklar ile moda sektörüne daima hizmet edip, onu sonsuz kılmaya uğraşmıştır. Temelde modayla uğraşanların zihinsel sorunlarını bastırmanın yolu buradan geçer. Ya gerçekten kendilerine hizmet ettiğini düşündükleri insanların kendileriyle ve kendi içlerinde bir bütün oluşturduğu konusunda cahillerdi ya da bulaştırdığı mazoşizmi kendi içlerinde yaşarlarken bu duruma karşı gelmenin yolunu "takip edilmek" üzere kurmuşlardı.
Sebebi ve türü ne olursa olsun, ortada bir farklılıktan çok, özüyle birbirine benzetilmiş ve kendisi için seri üretime geçilmiş, sözde farklı dünyacıklar vardır. Bu da iletişim kurmayı bile çoğu zaman gereksiz kıldığından yaşamın kendine has etkileyici anlarından bizi yoksun bırakmaktadır; çünkü anlatılacak derin bir mutluluktan çok yüzeysel bir olumsuzluklar zinciriyle tanışırız.
Öyle ki gerçek mutluluklar yaratılmıştır, yaratılmışlığı onun özgünlüğüyle kavuşum halindedir. Bu noktada her ikisinin de bütünlüğü bozulmuş ve anlamları değiştirilip modaya uygun düşen köleler yaratılmıştır, bu sayede geçici arzular ile kandırılmayı sevmek isteyecek yeni bireylere gerekli zemin hazırlanmıştır.
(DoBRa_CaN_13 tarafından 29 Ağustos 2006 2:31 ÖÖ tarihinde degiştirildi.)
|