|
CEVAP YAZ |
| marilyn_m |
|
|
Üyelik Derecesi:

|
öle bi imkanım olsaydı geçmişimi sıfrlardım ama olmucagı için yapıcak bişi yok.hayat bu her zman güzel ve istedigin gibi olmuyor.
|
| Mesajın
Yazıldığı Tarih: 25 Ağustos 2007 6:55 ÖS |
Bu
mesaj rahatsız edici |
|
| armoni_amore |
|
|
Üyelik Derecesi:

|
yaşananlar değiştirilemez..keşke demekmek için dikkat ve hatalarımızdan ders almak çok önemli..
|
| Mesajın
Yazıldığı Tarih: 19 Ağustos 2007 12:00 ÖÖ |
Bu
mesaj rahatsız edici |
|
| filozofem |
|
|
Üyelik Derecesi:

|
yasnmıs seyi degistiremezsin ancak Oscar Wilde’ın da dedigi gbi konusmayarak yasanmısı yok sayabilirsin!
|
| Mesajın
Yazıldığı Tarih: 14 Ağustos 2007 1:38 ÖS |
Bu
mesaj rahatsız edici |
|
| go_went_gone |
|
|
Üyelik Derecesi:

|
yaşanmış şeyi değiştiremezsin.yaşarken doğru yaşa,değiştirmek zorunda kalma...
|
| Mesajın
Yazıldığı Tarih: 14 Ağustos 2007 4:21 ÖÖ |
Bu
mesaj rahatsız edici |
|
| bazaarlee60 |
|
|
Üyelik Derecesi:

|
Yorgunluğunun verdiği ağrılarla sancılansa dahi dinliyor hastalarını. Hastalar hastalıklarının sınırını aşıp başka diyarlara geçseler bile kesmiyor sözlerini. Büyütecinin altında ezmiyor onları; ne sesiyle nede sessizliğiyle. Bir gölge gibi peşinde olan sıkıntısını anlatacak, kendisini dinleyecek olanı arıyor hep. “Kime anlatsam derdimi” diye söyleniyor zaman zaman. Kime anlatmaya kalksa susmak zorunda; çünkü dudaklar kulakları gölgelemiş. Hiç kimse dinlemeye hazır görünmüyor. Acısını, sancısını gayri meşru bir bebek gibi kollarına terk edecekmiş gibi kaçıyorlar ondan. Herkes kendinden söz ederek susturuyor onu. Kelimeleri hapis kalsa düğümlenerek boğazına öldürecek kendini.
Yazmaya veriyor kendini; kimsenin dinlemediğini belki okurlar diye. Aynaya her baktığında doktorun içindeki yazarı görüyor. Binlerce yoksul köylüyü kapısının önünden nehirler gibi akıp geçiren bu akis işte. Yalnız ücretsiz muayene etmekle kalmıyor, ilaçlarını da veriyor onların. Hayatını yazarak kazanmaya çalışıyor doktor. Hastalarından ücret almamaya o kadar alışmış ki, bir altın madencisinin eşini muayene ettikten sonra eline tutuşturduğu bir kese altını reddediyor çok zengin olduğunu ileri sürerek. Hayatın özünü kavrama ve mutluluk arasında kurduğu ilişki yalın, gerçek ve içten olan her şeyi sevdiriyor ona. Sorumluluklardan kaçınılmaması halinde dünyanın manzarasının değişeceğine inanan Doktor, ”Her insan kendisine ait toprak parçasında yapabileceklerini yapsa dünyamız ne mükemmel olurdu.” diyor.
“Eline hangi boya geçse gelişigüzel sürüyor. Fakat birde geri çekilip bakın büyüleyici resme!” Ünlü bir yazar bu teşhisi koyuyor doktorun yazılarına. Ve aynı iklimde bir başka teşhis daha konuluyor doktora: Verem. Büyülü anlar kısa olur. Kısa öyküler yazıyor doktor; görüntülerin, kelimelerin ve davranışların arkasındaki âleme damlatarak mürekkebini. Ayrıntıyı yani söylenmeyeni satır aralarında aratıyor. Öyle bir bütünlük sağlıyor ki öykülerinde değil bir cümle bir kelime dahi çıkartılamıyor. İyi bir yazar olmanın bedelini ödüyor çünkü.
Yeni doğan bebeklere: “ Yazı yazmamalısın, yazar olmamalısın. Yine yazar olma eğilimlerin sürüyorsa sevgiyle vazgeçmelisin. Sevgide işe yaramazsa kayıplar listesine eklemelisin kendini.” diyor.
Çehov, öyküleri gibi kısa hayatında kayıplar listesinde görse de kendini, kısa öykü denildiğinde kazanç hanesinde ki ilk isim olarak belirdi edebiyatta. 44 yaşında bir otel odasında ateşler içinde yanarken, belki de şuur altında denizin serinliğiyle özdeşleştirdiği bilinmeyen bir denizciyi sayıklıyor ve sorular soruyordu ona. Çehov’un son anını bilmiyoruz ama karısı Olga; ateşler içinde yanan doktorun göğsüne buz torbası koyarak serinletmek isterken, biz onun son cümlesiyle yanıyoruz: “Bomboş bir kalbin üzerine buz koyma!”
Onca seyi yasamasına ragmen bomboş bir kalp=??
|
| Mesajın
Yazıldığı Tarih: 13 Ağustos 2007 9:42 ÖS |
Bu
mesaj rahatsız edici |
|
| egoistt |
|
|
Üyelik Derecesi:

|
su anki yasantimi mutlu yasarsam ilerde geçmisim olacagi icin her ani mutlu yasayarak gecmisimizi olusturabilir ve deistirebiliriz....
|
| Mesajın
Yazıldığı Tarih: 13 Ağustos 2007 1:54 ÖÖ |
Bu
mesaj rahatsız edici |
|
| morciwert |
|
|
Üyelik Derecesi:

|
Geçmiş asla değiştirilemez. Geçmiş geçmiştir.. Olmuş ve ölmüşe çare bulunamaz..Önemli olan geçmişin dersleriyle pay çıkarıp geleceğin kaygısıyla geleceği geçmiş pozisyonuna düşürmemek...
|
| Mesajın
Yazıldığı Tarih: 12 Ağustos 2007 9:06 ÖS |
Bu
mesaj rahatsız edici |
|
| isyankarrock |
|
|
Üyelik Derecesi:

|
geçmişi değişitrmek isteseydim kesinlile ermenileri gerçekten katletmek isterdim çok kötüyüm ama npıyım :d içimden geldi yazmak istedim
|
| Mesajın
Yazıldığı Tarih: 12 Ağustos 2007 8:53 ÖS |
Bu
mesaj rahatsız edici |
|
| _trauma_ |
|
|
Üyelik Derecesi:

|
imkansız ...
ama geçmiştir bizi bugüne getiren ...yinede mutlu olmak lazım..geçmişimiz olduğu için ..;)
bilmem anlatabildim mi ...
|
| Mesajın
Yazıldığı Tarih: 12 Ağustos 2007 8:04 ÖS |
Bu
mesaj rahatsız edici |
|
|
|