Anatolianrock.com Forum
Üyelik Derecesi:
Zihin örtüleri Onlara sorarsanız; - Bizler dine karşı değiliz, derler...Din dersine şiddetle karşı çıkarlar. Din sanki uyuşturucu, düzen bozucu, ahlak tahrip edici bir kavrammış gibi dersinden nefret eder, görmek istemezler. Keza yine sorsanız; - Bizler Kur’an’a karşı değiliz derler... Kur’an kurslarına şiddetle karşı çıkarlar, bir milletin evlatlarının kendi kutsal kitaplarını öğrenmemesi için ellerinden geleni yaparlar. Bale, dans, müzik gibi hobi-sanatların kurslarını Kur’an kursuna alternatifmiş gibi koymaya çabalarlar. Ve yine sorarsanız; - Bizler örtüye karşı değiliz, derler. Başörtüsüne ’türban, sıkmabaş’ gibi uyduruk isimler takarak düşmanlık ederler. İnancın, düşüncenin, ideolojinin giyside, şekil şemailde olduğunu zannedecek kadar zavallılaşırlar. Şimdi karşımızdaki organizmanın haline bakalım: Dine karşı değil; ama din dersine düşman... Kur’an’a karşı değil; ama Kur’an kursuna muhalif... Başörtüsüne karşı değil; ama türban diye uydurduğu örtünme şekline karşı aman vermez... Şimdi bu perhiz ile lahana turşusu arasındaki ilişkiyi kurmak için ayriyeten zekaya gerek var mı, yok mu siz söyleyin! Kendisiyle beraber Siyaset Meydanı’nı da Show TV’ye taşıyan Ali Kırca, geçen akşam ’türban’ adı altında bir tartışma programı düzenledi. Ki ben Ali Bey’i 28 Şubat’tan beri belirli bir mesafe ile takip ederim. O nedenle ATV’de filan doğru dürüst izlemedim bile. Her neyse. Ali Kırca Bey tam da kendisinden beklenilecek şu soruyu sordu muhataplarına: - Diyelim ki, türban üniversitelerde serbest oldu. Pekiyi bu kızlar mezun olunca ne olacak? Kamu dairelerinde çalışmak isterlerse, türban orada da mı serbest olacak? İlk görünüşte ’Vay be, adam haklı galiba’ dedirtecek bir şark kurnazlığından başka bir şey değil. Kurnazlık çünkü şu an tartıştığımız şey ’eğitim hakkı’, çalışma hakkı değil. Gerekirse çalışma hakkı da tartışılır; ancak konu o değil. Kaldı ki, cümleyi niye tersinden okumuyorsunuz? Mesela ben de şöyle bir sonu sorsam ne olacak: - Şimdi üniversitelere örtülü kızları almıyorsunuz, yakında hastanelere (olmadı mı?), mahkemelere (denenmedi mi?), resmi düğünlere (olmuyor mu?) almazsanız ne olacak? Öyle mantığa böyle karşı mantık ters midir? Üstelik başta Ali Kırca zihniyeti ve bu ülkedeki tüm jakoben laikçiler bu konuda yüzlerce kez art niyetlerini ele vermiş değiller mi? Bu soruya ’hayır’ cevabı verenler Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nin hemen karşısındaki fotoğrafçıya gidiversinler. Birkaç dengesiz örtü düşmanı insanın oluşturduğu garabeti görsünler. 70 yaşında, ameliyat olması gereken örtülü kadınlara nasıl photoshop ile saç yapıldığına şahit olsunlar! TV stüdyosuna seyirci olarak bile almadıklarını, başını zorla açtıkları kadını nasıl cehaletin önüne kurban olarak attıklarını unuttuğumuzu mu sanıyorlar? Bir baskı mavalı uydurdular ki kendilerinden başka kimse inanmadığı halde, ona yapışıp kaldılar. Oysa bakın bu yüzde 5’lik azgın azınlık ve çevrelerine. İşyerlerinde, evlerinde, gezindikleri yerlerde din ve dine ait bir tek şey var mı? Bu ülkede denize girmek isteyen muhafazakâr kadınları bile birer gizli servis ajanı gibi kovalayan kimlerdi acaba? Başta Andıç Medyası olmak üzere bu zihniyetin hiç birinin samimiyetine artık güveni kalmadı bu milletin. Yani artık bir tek Allah’ın kulu ’Eskiden kızların üniversitede okumasına karşı değildim, bunu destekliyordum’ cümlelerini yemiyor, zira artık bu zihniyetin ciğerini tanıyor. Ne zaman bir çözüm önerisi yahut sorunu halletmeye yönelik adım atılsa, nasıl ikinci yüzlerinin devreye girdiğini görüyor. Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde ve esnasında attıkları taklaları hatırlıyor musunuz? Dışişleri Bakanlığı gibi bir görevi yapmış birinin salt eşinden dolayı cumhurbaşkanı olamayacağını söyleyip aba üstünden (altından değil) spot, manşet, köşe yazısı göstermediler mi? Şimdi en azından artık gerçekleri çarpıtmalarına izin vermemeli, minnacık samimiyet beklemeliyiz bu güruhtan. Zihinlerinde, niyetlerindeki örtüyü kaldırsınlar önce. Sonrasını bu millet çözer kimse merak etmesin. Yer kalmadı, yoksa bir de, ’türban, simge, velev’ mevzuunu deşecektik. NEDİM HAZAR http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=639690
CHP’li kadının taktığı türban neyi simgeliyor? Dönüp dönüp aynı şeyleri tartıştığımız için, son günlerde canım hiç yazmak istemiyor. Sıkılıyorum. Bunalıyorum. Çünkü fikrimi çoktan belirttim. Ne yapayım yani... Altı ay, bir yıl, iki-üç yıl önceki yazılarımı, birkaç küçük değişiklikle tekrar mı yayınlayayım? Yoksa geçmişi boş verip bodoslama konuya mı dalayım? İ şte tekrar alevlenen türban konusu... Diğer konularda aklına, fikrine güvendiğimiz bir yazar aynen şu cümleyi kurmuş: "Örneğin Cumhurbaşkanımızın sayın eşinin türbanı siyasal bir simge olarak takmaya devam ettiğinde şüpheniz var mı?" Ne diyeyim şimdi ben? Evet, var beyefendi! Siz okurlarınızda, büyük gerçeği apaçık ortaya koyduğunuz izlenimini yaratmaya çalışıyorsunuz ama bu bir uydurmaca. Bugüne dek Hayrünnisa Gül’ün türbanını, siyasal bir kaygıyla, politik bir sebeple taktığını bir kere dahi düşünmedim. Ne onun için düşündüm, ne de diğer " ünlü " türbanlılar (mesela Emine Erdoğan ) bana böyle bir şeyi çağrıştırdı. Çünkü... Bu toplumda CHP’ye oy veren, CHP’yi destekleyen, CHP için çalışan türbanlı kadınlar var mı? Var! Üstelik sürüyle... Bunu " net " olarak biliyor muyuz? Evet, biliyoruz. Hafızanızı yoklayın bakalım: "Araştırmalarımıza göre... AKP’li kadın seçmenin yüzde 86’sı, CHP’lilerin yüzde 41’i, MHP’lilerin ise yüzde 68’i başını örtüyor" diye açıklama yapan kimdi? Yani... Hem araştırmalar, anketler; hem de medyada çıkan haberler, demeçler, soruşturmalar bize bunu defalarca gösterdi. O halde tartışma bitmiştir! Bu nasıl bir siyasi simgedir ki... Aynı anda... Hem "şeriata, din devleti özlemine"... Hem de CHP türü Kemalizm’e (ya da Atatürkçülüğe ) gönderme yapabiliyor? Söyleyin bakalım: Siz dünyada böyle bir olayla, böyle bir simge-siyaset ilişkisiyle karşılaştınız mı? Belli bir siyasi fikrihareketi simgeleyen bir " nesne ", bir " işaret "... Aynı anda, o hareketin " karşıtları " ya da " rakipleri " tarafından da bile isteye taşınacak, kullanılacak... Olacak iş mi? Siyaset bilimciler bu iddianızı duyduğu anda, sizi ya " giriş " derslerini tekrar okumanız için üniversiteye gönderirler... Ya da doktor çağırırlar. Hâlâ anlamadınızsa, başka bir alandan örnek vereyim... F.Bahçe taraftarıyım. Bazen F.Bahçe’nin 1907-1928 döneminde kullanılan, eski harflerle yazılı rozetini ceketimin yakasına takıyorum. Hoşuma gidiyor. Kulübün 100 yıllık köklü geçmişini hatırlatıyor. Öte yandan... Şu ana kadar da hiçbir G.Saray taraftarının bu rozeti taktığını görmedim. Niye taksın? Madem G.Saraylı (ya da BJK’li, vb.) gider kendi kulübünün rozetini takar adam. Ben nasıl F.Bahçe rozetini gururla taşıyorsam, o da G.Saray rozetini takmaktan gurur duyar. Ben onun bu tercihine saygı duyarım, ondan da aynısını beklerim. Simgelerle ilişkimiz üç aşağı beş yukarı böyledir işte. Peki nasıl oluyor da, çok farklı, hatta taban tabana zıt siyasi fikirleri olan kadınlar, türban takabiliyor? CHP’li bir (türbanlı) kadının, şeriat istediğini iddia edecek kadar aklınızı yitirmediniz herhalde! (Yoksa yitirdiniz mi? Doktoru çağırmanın vakti geldi mi?) Son olarak: Ben sizin asıl korkunuzun ne olduğunu tahmin edebiliyorum. Türban üniversitede serbest bırakıldığı takdirde hiçbir temel sorunun "çıkmamasından "... Evet, bir gerginlik, bir çatışma, bir baskı unsuru "olmamasından " endişeleniyorsunuz. Yıllardır söylediklerinizin palavra olduğunun ispatlanmasıdır asıl korkunuz. EMRE AKÖZ-SABAH http://www.sabah.com.tr/akoz.html
MB’ye itiraz eden CHP’nin son tezatı Kamu bankalarının İstanbul’a taşınması-na kesinlikle karşı çıkan CHP’nin ’İş’ kendine gelinece çok farklı bir tavır takındığı ortaya çıktı. 2000’deki ani taşınmanın perde arkası: Hükümetin, İstanbul’un finans merkezi yapılması kapsamında gündeme getirdiği Merkez Bankası’nın ve üç kamu bankasını merkezinin İstanbul’a taşınmasına ilişkin projeye, CHP Lideri Deniz Baykal ve CHP milletvekilleri ağır eleştiriler yöneltti. CHP Lideri Baykal, taşınmayla ilgili yaptığı açıklamada, taşınma projesinin ‘Ankara’nın içini boşaltma projesi’ olduğunu öne sürerek ‘Bunun altında Ankara kompleksi, Cumhuriyet kompleksi ve Atatürk kompleksi yatıyor’ demişti. Bugün, Merkez Bankası ve kamu bankalarının İstanbul’a taşınmasına karşı çıkan CHP, Atatürk’ün parasıyla kurulan İş Bankası’nın İstanbul’a taşınmasına tepki göstermedi. CHP İŞ BANKASI’NDA HİSSEDAR Atatürk’ün, kuruluşunda 250 bin YTL sermaye koyduğu Türkiye İş Bankası, 2000 yılında sezsiz sedasız merkezini İstanbul’a taşıdı. Sözkonusu taşınma kararı da, banka yönetim kurulunun kararıyla gerçekleştirildi.Ve karar doğrultusunda anasözleşmede değişikliğe gidildi. Bankanın merkezinin İstanbul’a taşınması kararını alan İş Bankası yönetiminde ise, Atatürk’ün yönetimini CHP’ye bıraktığı yüzde 28’lik hissesinin karşılığında CHP’nin dört üyesi de bulunuyor. Yönetim kurulu toplantısında, taşınma kararı CHP’li üyelerin de desteği ile alınırken, CHP de taşınmaya karşı çıkmayarak, Atatürk’ün bankasının merkezinin İstanbul’a taşınmasına örtülü olarak destek çıkmış oldu. Star gazetesi
yaa başörtü diil türban..!! adamlar olayı türbana cevirdi.. türban benim partimin simgesi dien bi adamı hala içimizde yaşatıoruz ya helal destekleyenlere...!!!
Başörtüsü ve "siyasal simge" İnsanlar, galiba okuduğunu anlayamıyor. Tayyip Erdoğan,Madrid’de, Europa Press adlı ajansın düzenlediği kahvaltılı toplantıda, "Başörtüsü, siyasal simge" demedi. "Velev ki siyasal simge olsun ne çıkar. Türkiye’de, üniversitelerde, siyasal simge yasak mı?" diye konuştu. Bu ikisi arasında çok büyük bir fark var. Araştırmalar, başörtüsüne karşı çıkanların, başörtüsünü, "siyasal simge" diye sunduğunu gösteriyor. Meselâ TESEV sormuş: "Niye başınızı örtüyorsunuz?" % 71.5’i "İslâm’ın emri olduğu için" cevabını vermiş. "Bir siyasi harekete dahil olmak amacıyla" diyenler sadece % 0.4. Diğer saikler arasında, çevre (% 7.6); namus ve ahlâk (% 3.4); yaşlanma (% 1.7) vs. gibi unsurları sayabiliriz. KONDA’nın sonuçları: "Neden örtünüyorsunuz?": Dininanç gereği % 73; gelenek % 13.7; alışkanlık % 4.6; çevreye uymak % 3.1; eşin isteği % 2.7. "Siyasi kimlik" diyenlerin oranı, herhalde ihmal edilebilir olduğu için, sıralamaya dahil edilmemiş. Örtünen kişi, siyasetle değil, inançla ilişki kuruyor. Şimdi bana, Erbakan’ın "Rektörler başörtülü kızlara selâm duracak" sözünü hatırlatıp, "başörtüsü üzerinden çok siyaset yapıldı" demeyin. Eğer bir yasak varsa, toplumun bir kesiminde sancı doğar. Ve bu sancı da ister istemez siyasete yansır. Bunun sorumlusu, inancı gereği başını örtenler değil; başörtüsünü yasaklayarak, hadiseyi siyasi zemine taşıyanlardır. "AK Parti, başörtüsü üzerinden siyaset yapıyor" diye düşünüyorsanız, kaldırın yasakları, bu malzemeyi de Tayyip Erdoğan’ın elinden alın. http://www.sabah.com.tr/ilicak.html
bende tam aynı haberi kopyalamak üzereydim... böyle zihniyetler yüzünden herkesin adı çıkıyo işte... tamam piyangodan çıkan parayı haram olarak görebilirsin saygı duyulur da eee bee kardeşim o zaman başta niye alırsın ki o bileti... bunun ne imam hatipli olmasıyla ne muhafazakar olmasıyla ne de dinle hiç alakası yok bence insanların kişiliklerinde problem var...
Milli Piyango’nun 25 milyon YTL’lik yılbaşı büyük ikramiyesi, çeyrek bilete isabet ederken, 18 yaşından küçük olan imam hatipli bir öğrencinin büyük ikramiyeyi kazandığı ortaya çıktı. Ancak günah olduğu gerekçesiyle ikramiyeyi almayan ve son derece muhafazakar olan ailesine durumu iletemeyen gencin ortadan kaybolması endişeye yol açtı. Dar gelirli bir ailenin çocuğu olan genç, son çare olarak Star Haber’i arayarak Genel Yayın Yönetmeni Erdoğan Aktaş ile görüştü. AKŞAM’a bilgi veren Aktaş, gencin ne yapacağını bilmediğini belirterek kendisinden yardım istediğini söyledi. Aktaş, bu genç ile 2 Ocak günü görüştüğünü belirterek, “Ona yüz yüze görüşmeyi teklif ettim. Kabul etti. Ancak daha sonra kendisinden haber alamadım” dedi. Gencin kötü niyetli kişilerin eline düşmesinden endişe ettiği için yaşadığı şehri söylemekten kaçınan Aktaş, gencin başına bir şey gelmiş olmasından da korktuğunu söyledi. Milli Piyango İdaresi yetkilileri ise, imam hatipli talihli konusunda kendilerine yansıyan bir gelişme olmadığını belirterek,”İstanbullu talihli de ikramiyesini almadı” dediler. http://www.aksam.com.tr/haber.asp?a=105157,3 Deli olmamak elde değil yaa...
aşşağıda yzamış cumhuriyet gazetesinin muhabiri:)
Cumhuriyet, ’Bölücülükle’ yargılanan gazeteciyi savundu Cumhuriyet Gazetesi’nin dün ’Hocadan özür dile yoksa seni yakarım’ manşetiyle duyurduğu haberde, Gerger Cumhuriyet Başsavcısı Sadullah Ovacıklı’nın tehdit ettiği ileri sürülen gazeteci Hacı Boğatekin hakkında bugüne kadar bölücülük dahil 89 dava açıldığı ortaya çıktı. Adıyaman’ın Gerger ilçesinde yayın yapan ’Gerger Fırat’ adlı yerel gazetenin sahibi ve Yazı İşleri Müdürü Hacı Boğatekin, 4 Ocak’ta yayınlanan ’Feto ile Apo’ başlıklı yazısı nedeniyle 8 Ocak günü gözaltına alındı. Tutuklanma talebiyle Gerger Sulh Ceza Mahkemesi’ne sevk edilen Hacı Boğatekin, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Konuyla ilgili olarak Boğatekin’in PKK terör örgütünün yayın organı Roj TV’de canlı bağlantıya katıldığı da öğrenildi. Cumhuriyet dün manşetinden verdiği haberinde Gerger Cumhuriyet Başsavcısı Sadullah Ovacıklı’nın, Fethullah Gülen’e ’Feto’ şeklinde hitap eden Boğatekin’i ’Hocadan özür dile, yoksa seni yakarım.’ diyerek tehdit ettiğini öne sürdü. ’Bölücülük’le suçlanan Boğatekin, Cumhuriyet’in haberinde ’mazlum’ olarak gösterildi. Ovacıklı’nın mahkeme sırasında, Boğatekin’i tehdit iddialarını yalanladığı belirtildi. Yılmaz Çoban, Adıyaman http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=637475
Baykal CHP’de aşure kaynatacak Alevileri CHP’de aşureye davet eden Baykal, Kürt sorunundaki açılımını ise bir raporla sürdürecek RADİKAL - ANKARA - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ’Alevi açılımı çercevesi’nde birbiri ardına mesajlar verirken, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal da geri kalmıyor. Baykal, Alevi örgütlerinin yöneticileri ve önderlerini, parti genel merkezindeki aşureye davet etti. Alevi örgütlerinin yöneticileri ve önderlerine mektup gönderen Baykal, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da genel merkezde aşure kaynatılacağını belirtti. Baykal’ın alevi cemaatinin önde gelenlerine gönderdiği davet mektubu şöyle: "Bir insanlık suçu olan Kerbela’nın acısını yüreğinde hisseden, yasını, orucunu tutan sevgili kardeşim. Kerbela bir insanlık utancıdır. Böylesine büyük acılar, bir olarak, iri olarak, diri olarak, kardeşlik duygularını pekiştirerek, yardımlaşarak, dayanışarak göğüslenir. Bu anlayışla geçen yıl olduğu gibi bu yıl da genel merkezimizde aşure kaynatacağız. 23 Ocak Salı günü sizi, sizleri aşuremizi paylaşmaya davet ediyor, sevgiler, saygılar sunuyorum." http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=244444
Forum | Aktif Üyeler | Sohbet | Mesaj Merkezi | Müzik Dinle | Müzik Listelerim | Video İzle Yerli Gruplar | Yabancı Gruplar | Amatör Gruplar | Demolar Biyografiler | Diskografiler | Sanatçı Fotoğrafları | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basın Bilgileri Üyelik | Ayarlar | Üye Ara | İletişim | Reklam Site içerisindeki materyallerin kaynak gösterilmeden kopyalanması ve yayınlanması yasaktır. Copyright © 2007 Anatolianrock.com