Ana Sayfa


















Text Reklamlar:

Yemek Tarifleri
Sağlık Kütüphanesi
Perde


Anatolianrock.com Forum

Forum Ana Sayfa > Güncel > Gazeteler Bugün Neler Yazmış?
 1   2   3   4   5   6   7   8   9   10  İleri>>  Son>>
CEVAP YAZ
Phislik

Üyelik Derecesi:
  


gazaeteler bugun beni yazacak

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 11 Temmuz 2008 12:39 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
BilgeKermitx

Üyelik Derecesi:
  


Adana’da küçük kıza tacize 5 yıl ceza
Adana’da, hac organizatörlüğü yapan yaşlı sanık, küçük kızı taciz ettiği iddiasıyla 4 yıl 8 ay 7 gün hapis cezasına çarptırıldı

Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle tutuklu yargılanırken, kalp, şeker ve tansiyon hastalıkları nedeniyle tahliye edilen M.M. (82) katılmazken, taciz edildiği iddia edilen G.Ü’nün (14) annesi A.Ü. (55) hazır bulundu.

Duruşmada, M.M’nin avukatları, müvekkillerinin cinsel saldırı suçunu fiziki durumu ve yaşı itibarıyla işlemesinin mümkün olmadığını belirterek, beraatını istediler.

Anne ise M.M’nin hac organizasyonu iş yerinde çaycılık yapan kızı G.Ü’nün cinsel tacize uğradığını söyleyerek, sanığın cezalandırılmasını istedi.

Mahkeme heyeti, M.M’yi ’’cinsel istismar’’ suçundan, küçük kızın kendisine hizmet etmesinden faydalanarak bu suçu birden fazla işlemesi nedeniyle 5 yıl 7 ay 15 gün hapis cezasına çarptırılmasına karar verdi. Ceza, M.M’nin önceki duruşmalardaki iyi hali nedeniyle 4 yıl 8 ay 7 güne düşürüldü.

Hac organizatörlüğü yapan M.M. ise önceki duruşmalarındaki ifadesinde, A.Ü’nün kiracısı olduğunu, yalnız yaşadığı evinde temizlik yaptığını ve karşılığında kira almadığını, ancak evlenmeye karar verdiğini ifade ederek artık ihtiyacı kalmadığı için kira vermesi gerektiğini söylediğinde iftiraya uğradığını söylemişti

(aa)


 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 1 Temmuz 2008 11:58 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
_stray_

Üyelik Derecesi:
  


1 Temmuz 2008 , Sözcü gazetesi
       Persembe günü sözcü gazetesinde  Fethullah Gülen in  Emin Çölasan’a yazdıgı mektup yer alıcakmış.

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 1 Temmuz 2008 12:12 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
stazione

Üyelik Derecesi:
  


Ergenekon Operasyonu’nda 4 büyük gözaltı

Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün, Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Genel Başkanı ve emekli Orgeneral Şener Eruygur, emekli Orgeneral Hurşit Tolon ile Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay gözaltına alındı.

Alınan bilgiye göre, Aygün, Eruygur, Tolon ve Balbay, Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube ekipleri tarafından sabah erken saatlerinde evlerinde gözaltına alındılar.

Emniyet yetkilileri, gözaltıların İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı doğrultusunda yapıldığını bildirdiler.

Sabah

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 1 Temmuz 2008 9:44 ÖÖ Bu mesaj rahatsız edici
stazione

Üyelik Derecesi:
  


Ağır cezada yargılanacaktım af çıktı ne yapayım yani.

9 ihaleden yargılanacaktı

‘Rahşan Affı’yla hem hapis cezasından hem de memurluktan atılmaktan kurtulduğunu doğrulayan ÜAK Başkanı ‘Rahşan Affı çıktı, davam düştü...’ dedi. Akaydın, 9 ayrı ihale nedeniyle yargılanmış


RAHŞAN Affı ile hem 1 yıldan 3 yıla kadar hapis hem de memuriyetten geçici ya da tamamen men istemiyle yargılanmaktan kurtulup, Akdeniz Üniversitesi Rektörü olma şansı yakalayan Üniversitelerarası Kurul Başkanı Prof. Dr. Mustafa Akaydın’ın, 9 ayrı ihaledeki usulsüzlükten yargılanmaktan kurtulduğu ortaya çıktı. Akaydın, star’ın gündeme getirdiği ‘Rahşan Affı’yla hem hapis cezası almaktan hem de memurluktan atılmaktan kurtulduğu yolundaki haberleri doğruladı.

‘TAM AKLANAMADIM’ İTİRAFI

BAZILARININ işine gelmeyen çıkışlar yaptığı için kendisini karaladığını iddia eden Akaydın ‘Rektör yardımcısı iken bir ihale nedeniyle ağır cezada yargılandım, soruşturma geçirdim. Büyük ölçüde aklandım. Tamamen aklanmak üzereyken Rahşan affı çıktı, otomotikman düştü. Ne yapayım yani...’’ diye konuştu.

TOPLAM BEDEL 1.8 MİLYAR TL

SON dönemdeki üniversitelerde başörtüsü serbestisine karşı çıkanların bayraktarlığını yapan Akaydın, 1995-1998 yılları arasında Akdeniz Üniversitesi Rektör Yardımcılığı görevi sırasında Sağlık Kültür ve Spor Dairesi Başkanlığı ihale komisyonunun da başkanlığını yaptı. Komisyon, ofset, grafik ve matbaacılık işlerine ilişkin 9 ayrı ihaleyi, Daire Başkanı Cemal Öcal’ın kardeşinin şirketine verdi. Bu 9 ayrı ihalenin, bedeli dönemin parasıyla yaklaşık bir milyar 799 milyon 707 bin 903 TL tutuyordu.

KARDEŞİNİ BİLMİYORDUM

ÜAK Başkanı Mustafa Akaydın, ihalelerle ilgili usulsüzlüğü soruşturan komisyona verdiği ifadede, Cemal Öcal’ın soruşturma konusu ihalelerin verildiği şahsın yakını olduğunu bilmediğini söyledi. YÖK, Akaydın’ın yargılanmasına izin vermedi. Yapılan itiraz üzerine dosyayı inceleyen Danıştay 2’inci Dairesi, atılı suçun Rahşan Affı kapsımanıa girdiğine karar verdi. Akaydın’ın sicilindeki bu olay 5 Nisan 2007 tarihinde 5 yıllık süre dolduğu için sicilinden silindi. ANKARA


http://www.stargazete.com/index.asp?haberID=145588

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 4 Mart 2008 1:23 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
aasiiyim

Üyelik Derecesi:
  


:)))  Gülünesi bi durum...

Alimden zalim,zalimden alim doğar böyle bişey olsa gerek...

Ama Baykal adına üzüldüm şimdi,
Hani devletler iç karışıklık yaşar ya,bu da Baykal ın aile içi karışıklığı heralde  :)

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 18 Şubat 2008 12:57 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
AnTiKoLpA

Üyelik Derecesi:
  


Baykal’ın oğlu ve kızı ’Türbana hayır’ demedi

RADİKAL - ANKARA - Türbana serbesti getiren anayasa değişikliğine karşı yayımlanan bildiriye CHP lideri Deniz Baykal’ın çocukları Prof Dr. Ataç Baykal ile Prof. Aslı Baykal’ın imza atmadığı ortaya çıktı.

Üniversite Konseyleri Derneği tarafından hazırlanan ve 7532 öğretim görevlisinin imza koyduğu ’Gericiliğe İzin Vermeyelim’ başlıklı bildiride, "Gerici ve liberallerin ’türbana özgürlük’ ittifakı Türkiye üniversitelerinin yüzkarasıdır!" denilerek, türbanın bireysel özgürlük konusu olmadığı savunulmuştu. Bİldiride, "Türban AKP’nin gericiliğini-piyasacılığını örtüyor, türban ABD emperyalizmini, ABD’nin AKP eliyle Türkiye’yi İslam cumhuriyetine dönüştürme sürecini örtüyor" denilmişti.

Bildirinin imzalanması için dernek tarafından tüm öğretim üyelerine çağrı yapıldı. Ancak, Baykal’ın Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde görevli oğlu Prof Dr. Ataç Baykal ile, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi’ndeki kızı Prof. Aslı Baykal imza koymadılar.

Anayasa değişikliğinin mimarlarından MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Isparta Süleyman Demirel Üüniversitesi’nde Rektör Yardımcısı olan kardeşi Prof. Dr. Semiha Bahçelide türbana serbestlik bildirisini imzalamamıştı. Semiha Bahçeli, neden imzalamadığının sorulması üzerine ise konuyla ilgili herhangi birgörüş bildirmeyeceğini belirtmişti.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=247789

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 18 Şubat 2008 12:53 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
AnTiKoLpA

Üyelik Derecesi:
  


Yanlış zeminde doğru tartışma olmaz

Tamam, Başbakan’a öfkelendiği zaman Edebali’nin, “öfke bize, yumuşaklık sana” nasihatini hatırlatalım.

Tamam, sinirlendiği zaman ölçüyü kaçırdığı konusunda da hemfikiriz.

Tamam, “türban sorununu” iyi götürememiştir. Ama iyi götürememesinin tek sorumlusu maalesef ki Başbakan değildir.

Şayet, kendisinin ülke menfaati için vazgeçtiği “cumhurbaşkanlığı” koltuğundan Abdullah Gül de diretmeyip vazgeçmiş olsaydı, bugün türban “kriz” haline dönüşmezdi...

Yani çığırından çıkan bu tartışmaları, Cumhurbaşkanlığı krizinin bir devamı olarak da değerlendirebiliriz.

Bütün bunlar bir tarafa...

Son zamanlarda Tayyip Erdoğan’a yöneltilen eleştirilerin haksız bir merkezde odaklandığını düşünüyorum.

Tayyip Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını çok da başarıyla yapmış...

Partisinin doğru yönetilmediğini düşünüp Fazilet Partisi ile yollarını ayırmış...

Arkadaşlarıyla kurduğu partiye de kısa sürede büyük halk kitlelerinin desteğini sağlamış...

Böyle baktığımızda kendi açısından oldukça “başarılı” bir politikacıdır.

Aynı zamanda...

Özelleştirme konusunda Özal’dan bu yana yapılamayan özelleştirmeleri yapmış...

Yabancı sermayeyi ülkeye getirmek için çaba sarf etmiş...

Uluslararası ortamda “rol” almayı hedefleyerek (doğru veya yanlış) Türkiye’nin bölgesinde ve dünya ölçeğinde hissedilir bir ülke olmasına çalışan...

Bunlardan başka...

Cumhuriyetin geniş halk kitleleri ile bağını kopardığı bir dönemde, bu kitleleri alıp tekrar sisteme entegre etmeye çalışan, sosyal yönü güçlü bir Başbakan...

Ama mesele bu değil.

Bence tartışma yanlış bir zeminde yürütülüyor.

Konuyu Tayyip Erdoğan veya AKP üzerinden tartışmak yerine...

Demokrasiyi hazmedemeyenlerin politikalarının yetersizliği üzerinden tartışmak nasıl bir netice verir, bunu düşünüyorum. AKP’yi demokrat saymayanlar için böyle diyorum.

Seçimlerden önce de allem edildi kallem edildi, bir siyasi yapılanma çıkmadı.

Tek parti dönemini özleyenlerin bu aşamada yapabileceği şey, ikide bir Hüsamettin Cindoruk veya Süleyman Demirel’e mikrofon dayamak mıdır?

Orduyu darbeye çağırmak mıdır?

Vural Savaş ve Sabih Kanadoğlu mudur bu ülkenin sorunları üzerinde kafa yoran!..

Cumhuriyet gazetesine bomba atılmasından, Danıştay’a saldırı yapılmasından, kızların bacaklarına kezzap şırınga edilmesinden medet ummak mıdır?

Kusura bakmayın ama...

Çook geride kalmış olanlar var.

Artık bunları kimse yutmuyor.

Bu ülkede dindarların kızların bacaklarına kezzap şırınga etmeyeceğini, gidip Danıştay üyelerini öldürmeyi aklından bile geçirmeyeceğini, hatta Cumhuriyet gazetesinin bombalanmasına sadece mizah olarak yaklaşacağını düşünemeyenler var.

Muammer Aksoy’dan itibaren, Bahriye Üçok, Uğur Mumcu ve diğer faili meçhul cinayetlerle köpürtülen “kahrolsun şeriat” yürüyüşlerinin “provoke” olduğunu bu halkın anlamadığını zannedenler var.

Laiklik diye yaygara yapmaktan başka elinde malzemesi olmayanlar, “Biz nerede yanlış yapıyoruz” diye düşünmeye başlamadan, ülkenin bunalımdan çıkacağına inanmıyorum.

“Göbeğini kaşıyan adam”ların, cumhuriyeti içki ve başı açık kadınlarla özdeşleştirenlerden daha geri olduğunu mu düşünüyorsunuz.

Hiç de öyle değil.

Ama birileri bunun farkında değil.

***********

Ekrem Dumanlı’nın yalan makinesi

Zaman gazetesi yayın yönetmeni Ekrem Dumanlı’nın odasında bir “yalan makinesi” varmış. Özellikle Hürriyet ve Milliyet gazetelerinde çıkan haberler bu makineye oturtuluyor “doğruluk testi”ni geçemeyen haberler için “tiz vakitte bulunsun doğrusu” talimatı üzerine muhabirler 24 saat içerisinde doğru haberle çıkıyorlarmış Ekrem Dumanlı’nın huzurlarına...

İşi çok zormuş muhabirlerin, işi çok zormuş da, dur durak bilmiyormuş bu çalışma sistemi..

Yalan makinesinde Hürriyet oturuyor Milliyet kalkıyormuş, Milliyet oturuyor Hürriyet kalkıyormuş...

İşin şakası bir yana...

Son zamanlarda -yaklaşık bir yıldır böyle bu - dikkatinizi çekti mi bilmiyorum.

Hürriyet ya da Milliyet gazetesinde manşete çıkmış özel bir haber mi var, ertesi gün özellikle Zaman’ı takip ediyorum.

Zira bir gün öncesinde yayınlanmış “yalan haber” “haberin aslı” şeklinde sunulmuş oluyor.

Şimdi hani nerede hani nerede demeyin, karşılaştırmalı olarak bir aylık gazete taraması yapmanız dahi kâfi..

Elif Çakır-Akşam

http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=109128,10,198

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 18 Şubat 2008 11:45 ÖÖ Bu mesaj rahatsız edici
aasiiyim

Üyelik Derecesi:
  


Bugün değil dün yazmış ama olsun,


"Ergenekon’dan ıstırap duyacak değiller ya! "


Susurluk Skandalı’nın patladığı günlerde “Sürekli aydınlık için bir dakika karanlık” eylemi pek revaçtaydı…

Eylemi destekleyenler arasında başı çeken bir medya kaptanı vardı…

Susurluk’un çete düzenine karşı “temiz eller operasyonu” istiyordu…

Kim miydi?

Amiral Gemisi Hürriyet’in başındaki Kaptan E.Ö.’den söz ediyorum…

Kahramanımız, devreye 28 Şubat’çı üst düzey komutanların girmesini müteakip “Susurluk dökmüş kediye” dönüşüvermişti…

E.Ö. sıkı bir 28 Şubat’çıydı; hâlâ da öyle…

Susurluk için “temiz eller operasyonu” talep ettiği günleri çoktan unuttu…

Şimdilerde Ergenekon çetesinin birçok “derin bağlantısı” orta yere dökülmüşken E.Ö.’den çıt çıkmıyor!

Şayet “Ergenekon operasyonunun devamını getirin, sonuna kadar gidin” falan diye yazmasını bekliyorsanız, daha çok beklersiniz…

Onun gündemi türban karşıtlığıyla yüklü…

“Kaos”a oynuyor!

E.Ö.’nün gazetesi manşetinden “411 el kaosa kalktı” kılıcını indirirken…

Eş zamanlı olarak “kâbus senaryosu”na dahil “son alacakaranlık kuşağı numarası” ortaya çıkarılıyordu…

Türbana serbestlik getiren anayasa değişikliğini protesto edenlerin toplandığı Sıhhiye Meydanı’ndaki camide mitinge saatler kala bir el bombası bulunmuştu!

Ne tesadüf! “Miting Bombası” Ümraniye’de ele geçirilenler veya Cumhuriyet gazetesine atılanlar gibi MKE yapımıydı…

1977’deki ’Kanlı 1 Mayıs’ benzeri bir eylemle Türkiye’yi kaosa sürüklemek isteyenlerin hazırladığı “Ergenekon bombası”ndan bahsediyoruz!

Peki E.Ö. ve gazetesi “mitinge atılmak üzere camide saklanan” Ergenekon bombasının üzerine neden gitmiyor?

Türkiye’nin kaosa sürüklenmesinden kaygı duyacak herkesin Ergenekon hadisesinin üzerine gitmesi gerekir, değil mi?

Ulusalcı Ergenekon çetesinin son bir buçuk yılımıza damgasını vuran kanlı provokasyonlarla bağlantıları bir bir açığa çıkıyor: E.Ö. Bey’den çıt yok…

“Benzin bidonu promosyonu” yaparcasına “türban karşıtı” laikçi cepheyi örgütleme telaşındalar…

Ama, aslında canla başla Ergenekon gündemini unutturmaya çalışıyorlar…


* * *
Hürriyet’in önceki günkü manşetini “Arabistanlı Lawrence” filminin yerli versiyonundan tanıdığımız “Morrison Süleyman Demirel”in feveranı kaplamıştı…

Türbana özgürlük geliyor diye “büyük ıstırap içinde imiş” Demirel…

Siyasi yasaklı olduğu dönemde, üniversitelerdeki türban yasağına karşı “en baba” demeçleri veren, dahası mağdur başörtülü öğrencileri Güniz Sokak’ta kabul eden Demirel o günlerde “Yasaksız Türkiye” kampanyasının başrol oyuncusuydu...

Tam da burada, yıllar yılı sözde sağcı maneviyatçı lider “Nurlu Süleyman!” tarafından efsunlanan sağ-muhafazakar kitlelerin ıstırabını konuşmak gerekir!

“28 Şubat Faşizmi”nin de önde gelen aktörlerinden biriydi, Demirel…

Sonradan olmadı: Filmin en başından beri yani “1964’te AP’nin başına getirilişinden itibaren” böyleydi…

Üç yıl önce “Türbanlıları Arabistan’a gönderirken” de

80 öncesinde “Kontrgerilla yoktur” diyerek Ecevit’e karşı “Gizli İktidar”ı kollarken de aynı “NATO’cu Demirel”di, o!

Süleyman Bey NATO mamulü “Mr. Kontrgerilla”ya çıt çıkarmadı; finalde ise türbana özgürlükten dolayı ıstırap içinde…

Haliyle, Demirel’in ıstırabını manşetinden paylaşan “Amiral Gemisi”nin “NATO’cu Ergenekon”un üzerine gitmemesi gayet doğal!



TAMER KORKMAZ

http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/?i=9331&y=Tamer_Korkmaz



 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 15 Şubat 2008 10:57 ÖÖ Bu mesaj rahatsız edici
yurtsever

Üyelik Derecesi:
  


Merkel’den Erdoğan’a sert ’uyum’ cevabı
     Almanya Başbakanı Angela Merkel, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Almanya’daki Türklere ’’asimilasyona direnin’’ çağrısına gecikmeli olarak, ancak sert sözlerle cevap verdi.
     Merkel, "entegrasyonun ne demek olduğunu, Başbakan Erdoğan’la değerlendirmemiz gerekiyor" dedi.
     Merkel, Hamburg kentinde partisi Hristiyan Demokrat Birlik Partisi’nin (CDU) başkanlık divanı toplantısından sonra yaptığı açıklamada, Başbakan Erdoğan’ın uyum konusundaki açıklamalarıyla ilgili olarak, "Türkiye Başbakanı’yla uyum konusunda daha fazla tartışma ihtiyacı görüyorum"dedi.
     Merkel, Erdoğan’ın sözlerini doğrudan değerlendirmekten kaçındı.
     Uyum için, çoğunluk toplumuna uyum sağlayacak insanların da buna hazır olması gerektiğini belirten Merkel, bu insanların kendi kültürlerine sahip çıkabileceklerini, ancak Alman devletine bağlı olmaları gerektiğini söyledi.
     Almanya’ya Türk öğretmenlerin getirilmesi önerisine de karşı çıkan Merkel, Almanya’da yaşayan Türk kökenli öğretmenlerin daha faydalı olacağını savundu.
     Almanya’daki Türk kökenli gençlerin sorunlarıyla ilgili olarak, kendisinin bu gençlerin de Başbakanı olduğunu ifade eden Merkel, kendisi için Türk kökenli gençlerin de Almanlar kadar önemli olduğunu kaydetti.
     Alman hükümetinin göç ve uyumdan sorumlu Devlet Bakanı Maria Böhmer de Alman Haber Ajansına (DPA) yaptığı açıklamada, "Almanca bizleri birleştiren bağdır. Sloganımız: Herkesi tek bir okula gönderin" ifadesini kullandı.
     Sosyal Demokrat Parti (SPD) Genel Başkanı Kurt Beck de Başbakan Erdoğan’ın Almanya’da Türk okulları açılması yönündeki önerisinin yanlış olduğunu öne sürerek, iki dilli eğitim veren okulların yaygınlaştırılabileceğini, ancak sadece Türkçe eğitim veren okul istemediklerini söyledi.
     Köln’de yaşayan, 18 bin Türk’le biraraya gelen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türk vatandaşlarına ’asimile olmayın’ diyerek Almanca öğrenmeleri yönünde çağrı yapmıştı.
     Başbakan Erdoğan ile Almanya’da biraraya gelen Almanya Başbakanı Angela Merkel, partisinin Türkiye ile ’imtiyazlı ortaklık’ istediğini söyledi, ’’Ancak ahde vefa esastır’’ demişti.

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 12 Şubat 2008 9:48 ÖÖ Bu mesaj rahatsız edici
CEVAP YAZ
 1   2   3   4   5   6   7   8   9   10  İleri>>  Son>>
 

Forum | Aktif Üyeler | Sohbet | Mesaj Merkezi | Müzik Dinle | Müzik Listelerim | Video İzle

Yerli Gruplar | Yabancı Gruplar | Amatör Gruplar | Demolar

Biyografiler | Diskografiler | Sanatçı Fotoğrafları | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basın Bilgileri

Üyelik | Ayarlar | Üye Ara | İletişim | Reklam



Site içerisindeki materyallerin kaynak gösterilmeden kopyalanması ve yayınlanması yasaktır.
Copyright © 2007 Anatolianrock.com