|
Üyelik Derecesi:

|
Antik Çağ’dan Rönesans’a kadar bütün tasvirlerde felsefeyi bir kadın simgeler “SOPHIA” -- bilgelik Tanriçasi.
İlk kez tek tanrılı dinler ortaya koydugu simgelerle kadınları bilgeliğin dışında bırakmış ve “sadece erkeklerle tanrı anlaşma yapar, sadece erkekler, tanrı ile insanlar arasında aracı olabilir” denmiştir.
Aynı şey Batı Felsefesinde de geçerliydi. Neredeyse kadınların sözü bile edilmezdi. Metzler 1989’da hazırladığı 300 biografik yapıt içinde sadece 6 kadın düşünüre yer vermiştir. Bunlar : Hannah Arendt, Simone de Beauvoir, Hildegard von Bingen, Agnes, Heller, Rosa Luxemburg ve Margaret Mead’dir.
Bu düşüncenin temeli Ortaçağ’da Aristoteles ile atılmıştır.
Aristoteles kadında bir eksiklik olduğunu düşünüyordur. Kadını "tamamlanmamış erkek" sayılıyordu.
Aristoteles’e göre kadın tohumu alıp başağı çıkaran toprağa benziyordu, erkek ise "tohumu atan" kişiydi. Ya da tam Aristotelesçe söyleyelim: Erkek "biçimi" verir, kadın "maddeyi" sağlar.
Ama iki şey gösteriyor bu bize: Birincisi, Aristoteles’in kadınların ve çocukların yaşamına ilişkin fazla deneyime sahip olmadığı; ikinci olarak da, felsefe ve bilimin sadece erkeklerin eline kaldığında her şeyin nasıl yanlış yönlenebileceği.
Platon’un ise kendi zamanına göre kadınlar hakkında olumlu bir görüşe sahip olduğunu söyleyebiliriz. Platon, kadınları eğitmeyen bir devletin sadece sağ kolunu kullanan bir insana benzeyeceğini söyler.
Ortaçağ’da Platon’un değil, Aristoteles’in kadınlar hakkındaki görüşü ağırlık kazanmıştır.
Sokrates’e felsefi görüşler kazandıran kişi, Diotima adlı kadındır.
Sokrates Diotima gibi kendisinin bir başka hocasının daha kadın oldugunu söyler. Bu hoca Miletli Aspasia’dır.
Almanya’da felsefe tarihinin mistik kadın Hildegard von Singen ile başladığını hiç bir ansiklopedi yazmaz. Felsefe tarihinde “unutulmuş” başarıların ve yanlış yükselmelerin listesi oldukça fazladır.
Felsefe tarihi boyunca çoğu erkek düşünürler kadınları hep sınırlayıcı, hatta - aşalayıcı sözcüklerle alan dışı bırakmaya çalışmışlardır.
Yeni çağ’in başlangıcına kadar evli ve çocuklu, yani anne olan bir kadının bilimsel çalışma yapması hemen hemen düşünülemez bir şeydi.
|