Anatolianrock.com Forum
Üyelik Derecesi:
KulTaBLaSi na teşekkürler.. gösterinin içinde olmak istememek,rolünü reddettmek,replikleri ezberlememek,kimbilir belki de köşeye çekilip başka bir oyun yazmaya kalkmak,sahnenin dışında,binanın içinde,havaya muhtaç.. İşte bu durum acaba kendi kendini kandırış mı? Acaba o anda "rol dışılık" rolü mü oynanıyor?
sexwithdevil, Kavramların iyi belirlenmesi ve tanımlanması konusunda hassasiyetinizi paylaşıyorum. Ben konunun özüne fikir belirtmek adında alıntıda bahsedilen felsefeci deyiminin filozof olarak tanımlanmak istediği gerçeğini vurgulayarak "haa felsefeci ha filozof" ne farkederki diyerek devam edecek olan eleştiriyi kendi bakış ve üslubumla cevaplamak istedim... Benim yazımı, yazınızın tamamlayıcısı/kapsayıcısı olarak nitelendiriyorum. Sizin bu konuyla ilgili yazınızı da nadide bulduğumu, entelektüel boyutta analiz ve tanımlamalar getirmiş olduğunuzu gördüğümü ve diğer katılımcı arkadaşlarında sizin ilk yazınızı okumadan katılım göstermemelerini salık veriyorum... Saygılar,
KulTaBLaSi; filozof ile felsefeci ayrımı dikkat çekilmesi gereken bir konudur,bunları ayırt edebilmeliyiz.konu da sorulan,felsefecidir..ayrım konusunu yeterince açıkladığımı düşünüyorum. ya birkaç farkındalığa sahip olmakla kendini büyük filozof zanneden, ya henüz yolun başında öğrenci olduğu halde heyecanına sahip olamayan, ya da felsefe yoluyla egosuna tatmin arayan kişiler ya acemi filozoflar vs... İşte bu kişilerin kendilerince bazı kuralları, halka üstten bakan biri olmanın ayrıcalık işaretleri vardır gibime geliyor. Yoksa, felsefeyle ilgisi gerçek bir içsel arayış olan kişi, ’anı yaşar’ yani gerçekten felsefeyle ilgilenir, gerçekten işi düşünmektir. Oysa ’anı yaşayamamak’ durumunda olan biri için, felsefe içsel bir olay değil kabuktur ve bu kabuğun içinde başka niyetler vardır, belki kişinin kendisinin bile farkında olmadığı. Böylece, gereken neyse kendiliğinden olmaz, kişi kendince gerekirler icat eder.
sexwithdevil , fan_placebo’un mesajını okuduktan sonra konuya birşeyler yazmak istemiştim senin yazını okumadan önce... Kavramları karıştırarak önce sorun yaratıp daha sonra sorunu çözerkende buğulaştırmak arzuzunda olan bu konunuyı aynı yöntemle bu defa kavramları netleştirerek buğuyu ortadan kaldırarak çözümlemişsin... Bende farklı bir açıdan bakarak konuyu değerlendirirken kavramları netleştirme yolunu tercih edeceğim: "Sürü" kelimesi burada hiç bir akli ve mantıksal dayanağı olmadan bir gruba dahil olmak, grubun önderine itaat etmek, bilinçle değil duygusallıkla gelen ait olma güdüsünün sonucu anlamına gelmektedir. Bu anlamda bilimsel yöntemler (analitik düşünce) kullanarak sürülen iz filozofu bir gruba olaştırabiir (aklın yolu birdir, deyimini hatırlatır) Bu aynı fikrin analizlerle birleştiği noktadır, duyguyla ve güdüyle birleştiği değil... Bu manada ister felsefeci diyelim ister filozof (sanırım konuyu açan arkadaş filozof demek istemiş) sürü kelimesinin anlamı itibarıyla sürüden biri olamaz... Tekrar edelim, "sürü" kelimesi, duygusal ve hayvani yani güdüsel anlamda bir yere ait olma hissinin sonucunu anlatmak için kullanılır; dahil olma duygusu, güdüsü (herhangi bir çözümlemeye ulaşmadan, analizsiz)... oysa filozofun gerçek manası üzerinde görüş bildireceksek, filozof böyle bir yöntemi kullanamaz yapısı itibarıyla... Dahil olduğu grup ise sürü psikolojisiyle oluşmuş grup değildir... O halde, filozof sürüye dahil değildir. Bir akıma dahil olabilir ancak... (tanımları akıldan çıkarmaz isek) Sonuç olarak; aşağıda verilmiş olunan alıntı tamamen laf cambazlığı laf ebeliğidir. Biraz daha iyimser yaklaşırsak kelime oyunu sanatıdır. Bu anlamda da bu polemik hedefine ulaşma açısından da gayet başarılıdır. Ciddiye alarak, ikna olarak, böyle bir konu açıyor olmanızda bunun kanıtıdır. Yani bu alıntı "biber acıdır. gerçeklerde acıdır. O halde biber gerçektir." şeklindeki kelime oyunundan farksızdır. Bu kurulan denkleme göre "gerçeklere de biberdir" sorucu cıkar. Polemiğin kendini gösterdiği/çöktüğü nokta burası zaten...
Edebiyat öğretmeni ile yazarı, resim öğretmeni ile sanatçı ressamı, müzik öğretmeni ile sanatçı müzisyeni ayırabiliyoruz. Benzer olarak felsefeci ile filozofu ayırmak gerekir. Filozof, "Her şey niye böyledir ?" sorusunu derinden hissetmiş ve yanıt için öz muhakemesini aktive edebilen bireydir. Elbette önce yetkin hale gelmelidir. Filozofun felsefeci olması gerekmez. Felsefeci ise yanıt arayışını öz muhakemesi ile sürdürenlerini izleyip kaydını tutandır. Her felsefeci filozof değildir. Her edebiyatçı yazar olamaz; yazarlar ve üslupları hakkında bilgi biriktirir ve diğerleri ile karşılaştırabilir, becerilerini analiz edebilir. Felsefeci sürüden biridir. Filozof, sürünün dışında olabilir; aşkınlığı ölçüsünde, kavrayışının kapsayıcılığı ölçüsünde. Fakat filozof ta biyolojik yaşam kalıplarına tabidir. Bu anlamda sürünün bir üyesidir. Filozof, sosyal hayat kalıplarından kendini soyutlayabilir; ruhsal yetkinlik ve özgürlüğe ulaşabilir ve zihinsel alanda iktidar sahibi olarak özgüven, dinginlik, huzur vb. üst düzey keyiflerin eşliğinde hayatını gönlünce yönetme bilincindedir. Elbette insanları ayıran çok önemli bir özellikten söz etmeden geçmek yanlış olur. Keskin bir ayrım vardır: 1- Düşünsel etkinlikleri, temel/doğal gereksinimlerinin güdümünde olanlar. "Bir sonraki öğün", "sürekli yenmek" listebaşı işleridir; kendini bilmeyen nesne gibi ömürlerini tüketirler. Küfr-i cehli. 2- Zihinsel etkinliklerini, doğal ihtiyaçlarının ötesine geçirebilenler. Bunlar doğal yapının ötesinde bir hayat kurgusunu sürdürürler. Her iki grup da dışarıdan aynı sürünün mensubu olarak görünür.
(sexwithdevil tarafından 11 Ekim 2006 7:26 ÖS tarihinde degiştirildi.)
Bir yerlerden yaptığım şu alıntıya bir bakın derim: " Kendini dünyaya değil, başka yerlere ait hisssediyor ve kendi asıl vatanını arıyorsan, işte önemli olan bu. Eğer sürüden biri değilsen, işte önemli olan bu. Bu arada belirteyim, felsefeciler bile sürünün dışında sayılmazlar pek, sadece kendini sürüden ayrı zannedenler sürüsüne dahiller o kadar. Yani felsefecilerin dünyasında çok şey bulacağını zannetme. Ego aynı ego, bencillik aynı bencillik. Hatta bir çok felsefe öğrencisinde ego normal insana göre daha şişkin ve daha katı-koyu..."
Forum | Aktif Üyeler | Sohbet | Mesaj Merkezi | Müzik Dinle | Müzik Listelerim | Video İzle Yerli Gruplar | Yabancı Gruplar | Amatör Gruplar | Demolar Biyografiler | Diskografiler | Sanatçı Fotoğrafları | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basın Bilgileri Üyelik | Ayarlar | Üye Ara | İletişim | Reklam Site içerisindeki materyallerin kaynak gösterilmeden kopyalanması ve yayınlanması yasaktır. Copyright © 2007 Anatolianrock.com