Anatolianrock.com Forum
Üyelik Derecesi:
Gercek nedir? Güzel nedir? Sanat nedir? Tanri varmidir...vs? Bu sorular ile ugrasmaya basladigin anda bilgilerin pesinden kosmaya baslarsin, yani felsefenin icinde bulursun kendini..
ikiyi iki ile çarpıp sonra 5 demektir yaşamı genişletmek içine çomak sokmak arıları üzerine saldırmak ve yalnızlaıktır felsefe boş laf üretmek değil
Felsefe şablonların dışında düşünme becerisidir.
felsefe sorgulamaktır.üretmektir.birikmektir.kendi doğrunu bulmaktır.kıssadan hisse cıkartmak ve pratikliktir.felsefe hızlı yasamaktır
şartlara müdahale etmekten kaçınan insanlara zihin idmanı yaptırmaya yarayan, insanı sadece hayallerle uğraştıran, insan için bir hayat ve yaşama tarzı öngörmeyen zihin fantezisi; hayatın taklidi...
cevap bulmaktan çok sadece soru üreten bir bilim dalıdır. Çünkü sizin bulduğunuz cevapları diğer bilim dallarında olduğu gibi deney yoluyla ispatlayamazsınız. Ancak ikna etme yoluna gidebilirsiniz.
Sorulara verilen cevaplardan tekrar tekrar sorular üretmek için aşık olunulan yetidir.
felsefe herseyden şüphe duymaktan hatta şüphe ettıgınden bile süphe duymaktır diye düşünüorum hatta bu dusundüğümdende şüphe duymaktayım su anda:)
(2) Neydi bu tebliğ? Kimdi bu engellenen filozof? Tebliğin sahibi Türkiye İhtilalci Komünistler Birliği’nin genel sekreteri Kenan Güngör’dü. Devlet tarafından felsefe kongresine sunulması engellenen bu felsefe tebliğini anlayabilmek için sahibini kısa da olsa tanımanın şart olduğunu düşünüyorum. Şu an ellibeş, kongre zamanında elliiki yaşında olan Kenan Güngör; 70’li yıllar devrimci atılımının öne çıkardığı ve davasını ve kavgasını 80 sonrasıyla beraber günümüze kadar canlı tutabilen ender devrimcilerdendir. Çağdaşları, Türkiye devrim tarihinin tartışılmaz önderleri Mahir Çayan, Deniz Gezmiş ve İbrahim Kaypakkaya’dır. O devirde yaşamını yitirseydi eğer, mitinglerde, öğrenci eylemlerinde ve gazete-dergi sayfalarında görebildiğimiz afiş ve resimlerden birisi de Kenan Güngör’e ait olacaktı. Memleketimizde mücadele veren her devrimcinin yaşayıp yaşayabileceği tüm baskı, işkence, katliam ve hapislikleri yaşamış bir devrim hamalıdır. Devrim sevdası ona henüz canıyla bedel ödetmedi ama yıllar önce yoldaşlarının kendisini hapishane sevk aracından kaçırma girişimi esnasında girdiği bir çatışmada bacaklarından aldığı kurşun yaraları sonucu sakat kalmış bir devrim çınarıdır. Uzun yıllarını yaşamı pahasına savunduğu düşünceleri ve dünyayı değiştirme eyleminin egemenlerin yasalarıyla çatışmasından dolayı hapishanelerde geçirmiş bir sınıf devrimcisidir. İşte bu Kenan Güngör yukarıda bahsettiğim felsefe kongresine, tutuklu bulunduğu Edirne F Tipi hapishanesinden bir kitap ve tebliğ sunumu yollamıştı. Kenan Güngör tutsaklık koşullarında oluşturduğu felsefi çalışmalarını "Kapitalizmin Geleceksizliği ve Belirsizlik Felsefesi" ismi altında İngilizce ve Türkçe dillerinde bir kitapta toplamıştı. Evet bir hücrede felsefe çalışmaları. Öyle bir çalışmaki, aynı anda en çok 3 kitap bulundurma sınırının koyulduğu bir hücrenin duvarlarını yıkıp sesine ses arıyordu. Fakat kitabın ne kongreye sunumu ne de oluşturulan standlar da sergilenmesine izin verilmedi. Kitabın içeriği ya da aktardığı felsefeye bakılmamıştı bile. Kitabın kapağındaki yazar ismi yasaklama için yeterli bir nedendi. Kongreye katılmazı fiziken mümkün olmayan Kenan Güngör, kendisiyle aynı tutsaklık koşullarını yaşamış ve o günlerde tahliye olan bir kişiyle kitabı ulaştıramasa da, tebliğini kürsüden okutmayı başarmıştı. Kopyasını sıklıkla ilk heyecanı ve tadıyla okuduğum tebliğin girişi şöyle; "Bilimlerin olguları açıklamaya yetmediği savı, felsefedeki geriye doğru kırılmanın başlangıcını oluşturmakta; bu, toplumsal koşulların günümüzdeki kaotikliğinden de beslenen bilinç bulanıklığı ile buluşup derinleşmektedir." Kongreye damgasını vuran bu tebliğ ve kongrede engellendiği halde, sonrasında büyük ilgiyle karşılanan kitap, insanın, davasına ortadoksça inanmış bir insanın yaşam felsefesi ve bakışının hücre tanımayacağının bir kanıtı olmuştur. Eğer Kenan Güngör’ün sıkı sıkıya bağlandığı gibi bir felsefeniz yoksa, hapishanede olmanıza gerek yoktur. Zaten dışarıdaki yaşamınız tek kişilik bir hücre olmuştur. Kenan Güngör birkaç ay önce tahliye oldu ve şimdi özgür. Ama felsefesi hala yasaklı ve kelepçeli. Öyleyse felsefeyi özgürce yaşayabilmek için, düşünceye özgürlük...
YÜZ FİKİR AÇSIN, BİN FİKİR AKIMI TARTIŞSIN... (Mao Zedung) (1) Felsefe şudur deyip geçmeyeceğim... İnsan, içerisinde yaşadığı evreni, doğayı, olayları, kavramları ve insanlığı tarihsel olarak ya da konjoktürel evrelerde anlama, tanıma, öğrenme isteğiyle yüklüdür. Felsefe de bana göre insanın bu anlama, öğrenme ve öğretme çabalarıyla ille de teorik olmayan fikir, ahlak ve davranış biçimleri elde etmektir. Bilime baktığımızda, o da olay ve kavramların bir bölümünü, veriler ve gerçekliklerle inceleyip teorik bilgiler ve yasalar elde etmektir. Felsefenin tanımına dair onlarca arkadaşımız fikirlerini, kimi arkadaşlar da alıntılarla felsefe litaritürünü paylaşmışlar. Aynı ve benzer cümleleri tekrardan kaçınarak, ben çubuğu ülkemizde felsefeye vurulan/vurulmaya çalışılan zincirlere bükmek istiyorum. Aha da büküyorum... Peki felsefe bilim midir? Felsefe "özgür bilimlerden" beslenen ve onlara dayanan başlı başına özel bir bilimdir diye düşünüyorum. Siyaseti, bilimsel çalışmaları, edebiyat ve sanat alanları özgür olmayan bir toplumda felsefe ne kadar özümsenerek ve yetkince yaşanabilir? Devlet aygıtı, ülke okullarında gençliği özgür felsefeyle buluşturamadığı sürece "kültürel ve toplumsal yozlaşmadan" yakınmaya hakkı olan en son kesimdir. Kültürel yozlaşmanın önünü kesecek en etkili silah, bilim ve felsefe arayışıdır. Okullarımızda, akademik (akademik altyapısı tartışılır) felsefe eğitimi alan gençler iş ve gelecek kaygısıyla geçen yılların ardından mezun olduklarında özel dershanelerde "yeni kuşak gemçliğe" rehberlik ederken, ortaöğretimde ise Milli Eğitim’in felsefe müfredatı ve kaynak külliyatının fukaralığı felsefenin ülkemizdeki geleceğinin, bir kesim özel çaba dışında çokta iç açıcı olmayacağının göstergesidir. Evet, emperyalizme göbekten bağımlı bir ülkenin yaşamı köleleştirilmiş bireyleriyiz ve bu memlekette özgür felsefe arayışlarına zincir vuruluyor. Bu yazıyı okuyanlar arasında 2003 yılı Ağustos ayında İstanbul’da yapılan 21. Dünya Felsefe Kongresi’ni takip eden ya da hatırlayan var mı bilmiyorum. 200 $ giriş ücretini (kapitalist sistemde sesli düşüncelere kulak verebilme ve sesli düşünebilmenin de bir fiyatı vardı) ödeyen her filozof ve felsefe ilgilisi insanın katılabildiği o kongrede 85 ülkeden binden fazla filozof yerini aldı ve birkaç oturumda yüzlerce tebliğ katılımcılara sunuldu. Türkiye bu 85 ülke arasında, katılımcı sayısı ve sunulan tebliğler açısından yine fukarayı oynamıştı. Kendi içerisinde yaşadığı bu zayıflık yetmemiş gibi sunulan bir "özgür felsefe girişimini" engellemek için elinden geleni yapmış ama kısmende olsa kürsüden katılımcılara sunulmasını engelleyememişti.
Forum | Aktif Üyeler | Sohbet | Mesaj Merkezi | Müzik Dinle | Müzik Listelerim | Video İzle Yerli Gruplar | Yabancı Gruplar | Amatör Gruplar | Demolar Biyografiler | Diskografiler | Sanatçı Fotoğrafları | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basın Bilgileri Üyelik | Ayarlar | Üye Ara | İletişim | Reklam Site içerisindeki materyallerin kaynak gösterilmeden kopyalanması ve yayınlanması yasaktır. Copyright © 2007 Anatolianrock.com