Anatolianrock.com Forum
Üyelik Derecesi:
Değerli Arkadaşlar, mevcut konu incelenip düzenlenmiştir. İnceleme sırasında kurallara aykırı mesajlar ve konu ile alakası olmayan bireysel tartışmalarla karşılaşılmıştır. Sizlerden isteğimiz; forumlara mesaj bırakmadan önce, forum kurallarını bir kez daha gözden geçirmeniz ve kurallara aykırı olduğuna inandığınız mesajlara cevap vermeyerek, incelenmek üzere ’Bu mesaj rahatsız edici’ butonunu tıklamanızdır. Barış dolu günler dileğiyle, Saygılarımızla Anatolianrock.com Ekibi
ya öle bişi diyosunuzki din neden hala oldugu yerdeymiş... din hala oldugu yerde çünkü dini insanlar oluşturmadı,bizi yaratan bizi nası yaratmışsa biz müdahele edemeden istesekte istemesekte bu halde yaratıldıysak,nasıl yaşamamız gerektiginede,kurallarımızada yaratıcımız karar verir,sen istesende istemesende hayatına O yön verir. felsefe insanlar tarafından ortaya atılmış,eleştiriye ve şüpheye açıkken din tam aksine degildir. felsefede her insan aklına göre bişeyler söyleyip tartışırken,din tek yaratıcı sayesinde verilen kararlarla peygamberler aracılıgıyla gelişmiş,ve en son din olarak müslümanlık gelmiştir,kabul edilsede edilmesede,boş yere eleştirilmeye kalkılsada en son din ve hak din müslümanlıktır. ve son olarak felsefeyle dini kıyaslamanında yeteri kadar boş oldugunu farketmemiz gerektiğini düşünüyorum,çünkü unutmayın bizi bizden daha iyi tanıyan ve düşünen bir yaratıcı var...
felsefeyi,sürekli tanrıya ve inanca bağlamak düşünceyi kısırlaştırır,üretimi engeller..anlaşılamayan ve önemli olan şudur ki; bir cevabın tanrı olması daha sonraki soruların gelmesini engelleyecektir. çünkü tanrının insan tarafından bilinmesine imkan yoktur. dolayısı ile tanrının sorulara cevap olması tamamen kolaycılıktır ve felsefede bir işe yaramaz.. nedir ? tanrının yarattığıdır.. neden ? tanrının hikmetiyle.. nasıl ? tanrının koyduğu kurallar istikametinde.. var mıdır ? vardır çünkü tanrı vardır.. bu tip cevaplar size uygun geliyorsa felsefe açısından devam ediniz. inancınızı burada söyleyiniz ve bütün cevaplarınız tanrıya çıksın, benim için hiç bir sakıncası yoktur. düzeyin en azından insani bir aşamada olması gerekir ki herkes en azından o düzeye uygun davranmaya çabalasın. yoksa tanrılaştırılmış ve kutsallaştırılmış düzeye ne ulaşabilmek ne de onu eleştirmek mümkün olacaktır. saygılar..
belkide bütün bunları bizler yaratıyoruz bizler yok ediyoruz kafamzda.....ama birşeylere sıgınmak bi warlıgın en azından herşeyin farkında olması güzel bi duygu....
bu arada dinde şüphe olmadığını söylemişsin mustafa_72...bu çok yanlış bir kavram...dinden daha fala şüphe içeren bi konu yoktur ... her ayrıntısı en az felsefe kadar bilinmezlik içerir..
Felsefe ve din akılla sürekli gelişerek ve değişerek inasnlığa hizmet etmek zorundadır..Çünkü doğa,evren sürekli olarak değişmektedir..İnsanda doğadan bir parça olduğu için gerek düşüncesi,gerekyaşayış tarzı itibariyle değişmek zorundadır. Bu iki kavramdan felsefe,bunu başarabilmişdir...! Peki din neden hala ortaya çıktığı dönemden bu yana, aynı kurallara,aynı sistematiğe sabittir?..Aslında ne kadar bu sistematik değişmemiş desek de , onlarda ne kadar değişilmedikleri söylensede kısmen değişime uğramışlardır..!!! hep aynı kurulu düzen gelip gidiyor..sürekli aynı şeyleri çiğniyoruzz..yanlış mıyım..? Kutsal metinlerde geçen kurallar neden o günün şartlarında ki durumlarıyla bugüne taşınmak istenmektedir?..Neden kurallarda yumuşama veya değişme istenmemektedir?. peki Din denilen şey;insanlığın hakikati öğrenebilme durumunu,özünü bilme durumunu yansıtıyor ise,neden dininde değişim geçirmemesi gerektiği savunulur ve reform istenilmez? felsefe ve psikoloji sürekli değişiyor din ise hala olduğu yerde..!
(Yaratick tarafından 4 Eylül 2006 9:46 ÖS tarihinde degiştirildi.)
İlk olarak başlıkta geçen "Felsefe-Din-Psikoloji" üçlemesinin aslında "Felsefe-Din-Bilim" üçlemesi olması gerektiğini bildirmek isterim. Felsefe ve Din Hep yakın ilişki içinde olmuş iki "zıt" düşünüş ve davranış biçimidir. Bu nedenle, düşünce tarihinin düşman kardeşleri gibi görünürler. Felsefe ve dini ilişki içine sokan şey, ortak konuların varlığıdır : Evrenin varoluşu ; Tanrının varlığı ve nitelikleri ; insan yaşamının anlamı ve amacı ; doğru ve yanlışın, iyi ve kötünün ölçütü ; mutlu bir yaşamın yol ve kuralları, vs. Onları ayıran ve çoğu zaman çatıştıran şeyse, ortak konularına yaklaşım tarzlarıdır : Felsefe, zihnimizi kurcalamayan sorulara özgür ve akla dayalı yanıtlar bulmaya çalışır. Din ise, bu soruların tanrısal, dolayısıyla mükemmel ve değişmez yanıtlarının kendisi tarafından zaten verilmiş olduğu iddasındadır. Dinlerin isteği, temel dinsel inançların - doğma, nas - sorgulanmaksızın benimsenmesidir. Oysa felsefe için, kaynağı kim yada ne olursa olsun, sorgulamaksızın kabul edilebilecek hiçbir bilgi yoktur. Onda her yargı, ancak akla uygunluğu kanıtlayabiliyorsa değerlidir. Daha en başta ,Antik Yunan toplumlarının mitolojik-dinsel inançlarının bir eleştirisi olarak doğan felsefe için, dinin ve dinsel bilgilerin değeri her zaman bir sorgulama konusu olmuştur. - Din Felsefesi - Bir tek, felsefenin dinin hizmetine girdiği Ortaçağ hariç. Felsefe ve Bilim Felsefe ile bilim, felsefe ile dinin olduğundan çok daha dosthane bir ilişki içindedir. Çünkü, hem ortak konuları vardır :Evrenin nasıl varolduğu ;başlangıçta varolanın ne olduğu ; varlığın - doğanın, insanın, toplumun - yapısı... Hem de konularına yaklaşım tarzları birbirine benzer : Hiçbir değişmez inançla - doğma - sınırlanmamış, özgür ve eleştirel bir araştırma. Aslında bütün temel bilimler felsefeden doğmuşlardır ve çok yakın bir zamana, neredeyse 19. yüzyıla kadar, onun alt dalları olarak kalmışlardır. Bugün ise, konu ve yöntem bakımından farklılaşmış, ancak yinede etkileşim halinde olan iki ayrı disiplindir onlar. Bu ayrışmada felsefe, esas olarak insanlar ve kültürle - bilgi, ahlak, din, sanat, siyaset... - ilişkisi soyut ve kavramsal sorunlar hakkında bir akıl yürütmeye dönüştü.Bilim ise, yalnızca somut-olgusal varlıkların gözlem ve denyce incelenmesine.
yani idnde süphe yokken felsefe de süphe insanı dogruya götürür.
Din;inanç işidir.Eğer sorgulamaya kalkarsanız işin içinden çıkamazsınız.Dogmatiktir. Psikoloji;bilinci,insan davranışları inceler. Felsefe;varlığımızı,çevremizle ilgili soruları,örn:dünya nasıl oluşmuştur gibi konularla ilgilenir.Soyuttur.Dogmatik değildir.Akılcıdır,mantık arar.Öznel olduğu için herkes başka sonuçlara varabilir.
Din: Müslümanlar icin poligami dogrudur, peygamberler muhammed buna izin verdigi icin. Yahova sahitleri icin kan transfüsyonu yapmak soysuz birseydi, liderleri bunu dedikleri icin. Aztekler icin insan kurbani iyi olarak gecerlydi, Huitzilopochtli öyle istedigi icin. Maneviyat ve din el ele gidiyor, cünkü her din bir yasam tarzi icermekte. Bir inancli insan tanriya dua eder ve kendi davranislarini tanrinin istegine göre uyarlar. Bu yüzden o insan kendine yaptiklari tanrinin istkleri ile bagdasiyor mu diye sorar. Bundan dolayi din tarihimizde en önemli davranis sekillerinden biri. Felsefe: Cocuk iken otomatikmen ana babadan davranis kurallarini ve maneviyat temsillerini üzerimize aliriz. Daha sonra bir an gelir dini sorular yetmez. Insan bir mantikli varliktir. Izanimiz ahlakin hakikatlarini sorgulamamizi saglar. Bu simdi, bir entellektüel olgunluk icin dinin gereksiz oldugunu ifade etmez. Entellektüel bir olgunluk bizden bütün bilgilerimizi - dini, estetik, sosyal- sistematik bir sekile düzenlememizi ve daha iyi kanitlamamizi ister. Bir filozof alakalarin örtüsünü kaldirmak ta bir uzman. Münferit bilimlerde ( fizik, kimya, psikoloji...) ise sadece bir görünüm arastirilir. Ama bir filozof bunlarin arasinda köprü yapmaya calisir. Yani bir filozof bütün gercekleri sorusturur. Felsefe bu yüzden bir radikal bilimdir, birseyin köküne kadar gittigi icin ve yüzeysel aciklamar ile tatmin olmaz. Bir filozof sonsuza kadar hosnutsuz ve tipik aciklamalar ile memnun olmayan biridir ve herseyi sorgulayan bir kücük cocuga benzer. Bir filozofu olagan seyler gibi farkli olan seyler de ayni sekilde sasirtir. Bizler günesin hergün dogdugunu görürüz ama bir filozof kendine bunun neden böyle oldugunu sorar: Doga da hersey geri dönermi? Her hangi bir yasadan mi yöneltiliyor? vs Psikoloji: Psikoloji bir ampirik bilimdir. Beden ve ruhun sagligini arastirir. Felsefeye hic benzemez. Bir psikyatr bana sagligimi geri vere bilir, ama bana sagligimla ne yapa bilecegimi söylemez. Ruhsal bir sagligin gerekli oldugunu bilir, hayatda o kisinin bir anlami olmasi icin, ama görevi o anlami arastirmak degildir - onlar bir felsefi veya teolojik bir meseledir.
Forum | Aktif Üyeler | Sohbet | Mesaj Merkezi | Müzik Dinle | Müzik Listelerim | Video İzle Yerli Gruplar | Yabancı Gruplar | Amatör Gruplar | Demolar Biyografiler | Diskografiler | Sanatçı Fotoğrafları | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basın Bilgileri Üyelik | Ayarlar | Üye Ara | İletişim | Reklam Site içerisindeki materyallerin kaynak gösterilmeden kopyalanması ve yayınlanması yasaktır. Copyright © 2007 Anatolianrock.com