Anatolianrock.com Forum
Üyelik Derecesi:
bi yerde küçük bi dipnot dikaktimi çekmişti.. dipnot aynen şöyleydi : 80 ihtilali zamanında..solcularla sağcıları yönetenler aynı kişilerdi...
Jiyana Kûçikan ya da Köpeklerin Yaşamı Kontr-gerillanın eski üyesi Ayhan Çarkın’ın Arena programındaki (kimine göre tüyler ürperten, kimilerine göre bilindik olan) itirafnamelerini dinlerken aklıma Mahmut Baksi’nin “Jiyana Kûçikan - Köpeklerin Yaşamı” adlı öyküsü geldi. Ayhan Çarkın’ı dinledikçe devletin dönem dönem kendi derinliği içinde çıkardığı (ve son olarak Ergenekon) çeteler bana hep Koçerlerin köpeklerini hatırlattı. Ve öyle sanıyorum ki; bu çeteler-Son Ergenekon; derin devletin içindeki yaşlı, hasta, işe yaramaz ve en önemlisi de arızalı kesimin bertaraf edilmesiydi. Kontr-gerillanın eski üyesi Ayhan Çarkın’ın Arena programındaki (kimine göre tüyler ürperten, kimilerine göre bilindik olan) itirafnamelerini dinlerken aklıma Mahmut Baksi’nin “Jiyana Kûçikan - Köpeklerin Yaşamı” adlı öyküsü geldi. Baksi öyküsünde, kışın köylerinde konaklanan yazın ise; dağlara çekilen Koçerleri ve onların köpeklerini anlatır. Koçerler, kendilerine ait bir yerleri, yurtları-toprakları olmadığı için göçebe bir hayat yaşarlar ve bu göçebe yaşamın en zaruri kıldığı şeyde köpeklerdir. Bunun içinde hem kendilerini hem de tek yaşam kaynakları olan hayvanlarını koruyup, kollamak için neredeyse bir ordu köpek yetiştirirler. Fakat, her koşulda ve her zorlukta sahiplerini ve hayvanlarını canları pahasına ve korkusuzca savunan, koruyan bu sadık yardımcılar, sahipleri tarafından artık “işe yaramaz” olduğu düşünüldüğünde acımasızca ölüme terk edilirler. Ve Baksi, öykünün devamında; sahipleri tarafından itilen, kakılan, işkence edilen ve nihayetinde açlığa ve yalnızlığa terk edilen bu köpeklerin sabahlara kadar yüksek sesle ve derin bir acı ile inlediklerini, tıpkı bir insan gibi ağladıklarını ve bu kahırla öldüklerini anlatır. Doğrusu ben bu öyküyü bitirdiğimde yüreğimde derin bir acı, kafamda ise tek bir düşünce hakimdi; “insan düşünen en vahşi hayvandır”. Evet, insan düşünen en vahşi hayvandır. Zira, hiçbir hayvan bir canlıyı bu denli çıkarları için kullanıp sonra en vahşi bir şekilde öldürmüyor. Hiçbir hayvan, bir canlıyı kendi çıkarları için kullanıp işine yaramadığı yada işinin bittiği noktada en vahşi bir şekilde imha etmiyor veya ölüme terk etmiyor. En vahşi sanılan hayvanın amacı avlanmaktır yada kendini savunmaktır. Her iki durumda da gösterdiği en vahşi eylem; avını parçalayarak yemek yada bir bütün olarak yutmaktır. Onun ötesinde yapabileceği bir şey yoktur artık. Çünkü, sadece önündekine ve görebildiğine zarar verir. Ama insan, düşünen bir hayvandır. Düşünen bir hayvan, vahşi ve barbar ise neler yapar peki? Çok şeyler. Hele ki; kuyruğuna basılmışsa bütün dünyayı kasıp-kavurabilir. Bir dünyayı insanlara dar edebilir veya cehenneme çevirebilir. Nitekim çeviriyor da. Ayhan Çarkın’ı dinledikçe devletin dönem dönem kendi derinliği içinde çıkardığı (ve son olarak Ergenekon) çeteler bana hep Koçerlerin köpeklerini hatırlattı. Ve öyle sanıyorum ki; bu çeteler-Son Ergenekon- ; derin devletin içindeki yaşlı, hasta, işe yaramaz ve en önemlisi de arızalı kesimin bertaraf edilmesiydi. Ve aslında bu, aylardan beridir yine basının başını çektiği “Türk Gladiosu çökertildi” diye koparılan yaygaranın bir hikâyeden ibaret olduğunun itiraflarıydı. Gerek Ayhan Çarkın’ın itirafları (ve “Bu Ergenekon resmi eksik resimdir, siyasiler, emniyet yok” diye ısrarla tekrarladığı söylemleri ) gerekse; (koparılan bu yaygara arasında her ne kadar gerçek kaynayıp gitse de) satır aralarında kalan soru işaretleri gösterdi ki; bu aslında devletin kendini yenileme rövanşıydı. Bu resim ise; Koçerlerin bir yerden bir yere göç ederken geride bıraktıkları köpeklerinin resmiydi sadece. Evet, Sevgili siyaset bilimciler, medya uzmanları, politik uzmanlar, strateji uzmanları ve bilcümle aylardır Ergenekon için kafa patlatanlar; şimdiden kendinizi “aldatılmış bir koca gibi hissedebilirsiniz”. Gelelim Erdoğan’ın Diyarbakır “çıkartması”na. Diyarbakır gezisini tamda Ergenekon duruşmasına denk getiren Erdoğan’ın beli ki; çok hesapları vardı. Birincisi; gezinin fiyasko ile sonuçlanma ihtimaline karşın Ergenekon’un öneminden ve gündeme damgasını vurmasından dolayı yaşanan bu hezimet arada kaynayıp gidecekti. İkincisi; Erdoğan, Ergenekon davasını kullanarak geçmişte yaşanan “fail-i meçhul” cinayetleri “aydınlattığını” anlatıp onların tek hamisi olduğu izlenimini yaratarak Kürtleri bir kez daha kandırmayı planlıyordu. Kısacası bir taşla iki kuş vurmayı hedefliyordu. Fakat, hesapladığı iki olasılıkta suya düştü ve o taş kafasını yardı. Havaalanında konuşma yapacağı salona neredeyse kurşun geçirmez cam fanus içinde getirilen Erdoğan, yaşadığı şoktan dolayı adeta burnundan soluyordu. O sanıyordu ki; halk onu Ergenekon’dan dolayı kahraman gibi karşılayacak. Ve her zaman ki gibi okuyacağı yalan yanlış bir şiirle ve bir iki süslü sözle Kürtleri kandıracak. Ama beklediği olmadı ve zor bela dar bir alanda yaptığı kısa konuşmasının ardında apar-topar döndüğü Ankara’ya daha ayak basmadan Kürtler’e iade-i ziyaret mahiyetinde başta Diyarbakır, İstanbul olmak üzere bir çok il ve ilçede Kürtlerin ev ve işyerlerine polis tarafından baskınlar yapıldı. Buda; Erdoğan’ın Diyarbakır’da yaşadığı hezimetin faturasını yine Kürtler’e çıkarttığını gösteriyordu. Ve keza buda gösteriyor ki; bu zihniyet devam ettiği sürece biz daha çooooook Ergenekonlar göreceğiz. Ve sonuç; unutmayın, insan düşünen en vahşi hayvandır. Düşündüğü için yapamayacağı vahşilik yoktur. Esfel Hanan
çoğu vatansever neyin ne olduğunun farkında da, malesef siz ve sizin gibi pkkyı referans alanlar bunun farkında değiller...
o küçümsediğiniz dalga gectiğiniz ergenokonun tutuklularından sadece biri ... bu bile yeter bazı seyleri anlama da ...Allahtan çoğu vatansever bunun farkında... hala idrak edememiş olanlara gülüyorum sadece :) hadi hayırlı bayramlar... (nouseless tarafından 30 Eylül 2008 8:05 ÖS tarihinde degiştirildi.)
(nouseless tarafından 30 Eylül 2008 8:49 ÖS tarihinde degiştirildi.)
Tuncay Özkan muradına erdi! Sonunda istediği oldu. O da alındı. Hayır, ’Niçin beni gözaltına almıyorsunuz. Şerefsizler. Buradayım...” cümleleri, gerçekten de ’genel geçer’ tepki cümleleri değilmiş! Kanıtladı. Polis eşliğinde evinden çıkarken yüzünde, eni konu mütebessim bi ifade vardı. Rahattı! Kendi topaçlaması ’bizkaçkiyizci’ler, evinin önünde “Hepimiz Tuncay’ız” diye slogan atarken, o etrafına öpücükler fırlattı! Hafızalarımızın kayıt altına aldığı son Tuncay Özkan fotoğrafı bu… Ama öncesi de var… Ergenekon soruşturması kapsamında özellikle İlhan abisi içeri alınırken, dışarıda bırakılmasına çok içerlemişti. Son darbe girişimlerinin dominant halkası Şener Eruygur paşa ile onca dirsek temasına, ulusalcı şapkasına, miting meydanlarında bas bas bağırmasına rağmen, ’yok’ sayılmasını hazmedememişti. Hamurundaki öfke, dilini de dişlerini de vicdanını da sivriltti. İmamlara “hoşt köpek”, “seni alçak”, “namussuz” diyecek kadar… Miting meydanında yaşlı bir kadının başörtüsünü çekip çıkaracak kadar… Sadece bu değil elbet! Albümde ’Özkan’ kareleri bol… Mesela… Bir fotoğrafta karşımıza iz’an ve perva yoksunu bir hatip olarak çıkıyor. Diğerinde “Mustafa Kemal’in askeri olarak beni götürmezlerse, işkence tezgahlarından geçirmezlerse, ben de onların yüzüne tükürmezsem namerdim." diyen şaftı kaymış bir demagog! Ya da… Jet hızıyla yıldızını parlattığı gazetecilik hayatından medya patronluğuna zıplayan bir hedef üstadı! CHP Lideri Deniz Baykal’la oturup genel sekreterlik için pazarlık yapma cesaretini gösteren, neredeyse Baykal kadar partiye kazığı çakılı Önder Sav’ın koltuğuna sulanan, gözü dönmüş bir siyaset heveslisi! Doğan Grubu’nda çalışırken patronu Aydın Doğan’ın elini öpüp “Babamsın” diyen hisli adam! Elindeki orta halli televizyonu ’hallice’ fiyata pazarlama başarısı gösteren işbilir tüccar! Daha ne olsun! Ha bir de… Eski Cumhurbaşkanı Sezer’in kayıtsız şartsız desteğine mazhar olmuşluğu var. Üstelik maddi manevi tekmili birden yani… Hatırlayın… Görev süresince resmi törenler dışında, hemen hiçbir programa katılmayan eski Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, o gece görev aşkıyla Kanaltürk’ün gecesine koşmuştu. Yanına eşini de alarak… Aslında o geceye ilişkin başka enteresan ayrıntılar da var! Programın solisti Emel Sayın, ünlü bestekâr Sadettin Kaynak’ın ’Çile bülbülüm’ şarkısını okumak isteyince, ortam bir anda gerilmişti. Sayın’ın ’”Hadi birlikte ’ALLAH’ diyelim” sözleri salonun orta yerinde, buz gibi asılı kalmıştı. Döne döne rica etmesine rağmen, Cumhurbaşkanı Sezer’e de eşi Semra Sezer’e de bir türlü ’ALLAH’ dedirtememişti. ’Kapı duvar’ moduna giren Sezer çifti o gece, başlarını öne eğip, dakikalarca gözlerini masaya dikmişti. Yıllar önce Moskova’da verdiği bir konser anısını; "Çile bülbülüm çile’yi ben burada okurum dedim. Son şarkı olarak onu okudum ve komünist Ruslara Allah dedirttim.” diye anlatan Sayın, Kanaltürk Gecesi’nde aynı başarıyı gösterememişti. Neyse… Yine nerden nereye geldik! Demem o ki; Tuncay Özkan mutlu, muradına erdi! Sonunda Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alındı. Bundan böyle ADD patentli miting meydanlarından, bulduğu ekran ya da satırlardan “Beni de alın!” diye yakarıp, öfke patlamaları yaşamayacak! Yani rahat! Peki biz? Ergenekon soruşturması dokuzuncu dalgaya ulaştı. Yani devam ediyor, daha da önemlisi kesintisiz sürecek gibi görünüyor. Biz de rahatız yani… Niye olmayalım ki!... NAZMİYE YILMAZ
kajmeran kardeşim aynı anda yazmışız sana değildi yazdıklarım sen anlamışsındır zaten :)))) selamlar
hehehhehe bunlarda yoksa o kuşum aydının neydi o birtane daha vardı ismi aklıma gelmiyor hıh fatih ürek’in isminin geçtiği iddanamedemi yer alıyor :)))) fatih ürek jitemin gizli suikastçisi heheheheh snıper ürek hehhehehe
www.nasname.com biliyorsunuzdur bu siteyi.... bilmiyorsanız da girin derim... girin de kürtçülüğün daniskası nasıl yapılıyor görün... aşağıdaki alıntı da www.zamanus.com sitesindendir. şimdiiiii kimdir bu Abdulkadir Aygan... pkklı, jitem itirafçısıdır. yani pkkdayken yakalanmış, sonra jiteme istihbarat vermesi için zorlanmış biridir. bu türleri bilirsiniz, genelde g.t korkusuna inançlarını satarlar, ama içlerinde hep pkk aşkı kürdistan aşkı vardır. fırsatını buldu mu her türlü şerefsizliğe devam ederler. nitekim www.nasname.com adlı kürtçülük sitesine yaptığı röportajlarda olduğu gibi... zaten bu röportajı da kaale alınmamıştır. çünkü biliyorlar nasıl şerefsiz düzenbaz olduğunu bu tiplerin.. aslında uzun uzadıya anlatmak istemiyorum ne dediğimi gayet anlıyorsunuz. bazıları kendi çıkarları için bu yalancıları şerefsizleri ve şerefsizlikleri referans alıyorlar... üzüldüğüm nokta budur. araştırmadan etmeden hop ne buldularsa koyuyorlar. yazık... dediğim gibi kaale alınmaya değmez... nitekim çoğu vatansever bunun farkında....
’’JİTEM itirafçısı: PKK, Ergenekon’un ikiz örgütlenmesi JİTEM’deki görevi süresince birçok faili meçhul olay ve yasadışı faaliyete bulaştığını anlatan Aygan, "Soruşturmada adı geçen pek çok kişiyle bir zamanlar irtibatlıydım, görüşmelerim oldu. PKK, Ergenekon’un ikiz örgütlenmesidir." dedi. PKK’ya muhalifliğiyle bilinen www.nasname.com adlı internet sitesine konuşan Aygan, özellikle 1990-99 yılları arasında işlenen birçok faili meçhul cinayetlerde yer aldığını anlattı. "1985 yılında, Ergenekon’un ikiz örgütlenmesi olan PKK’dan kaçarken, kendimi, 1990-1999 yılları arası tüm kirli işlerin ana omurgasını oluşturan JİTEM’in kucağında buldum." diyen Aygan, söz konusu çetenin emrinde asker veya sivil memur olarak görev yaptığı bilgisini verdi. JİTEM’deki görevi süresince birçok faili meçhul olay ve yasadışı faaliyete karıştığını aktaran itirafçı, "Bu kirli işlerde birçok eski PKK’lı gibi ben de işlenen cinayetlere ortak oldum. Sözünü ettiğim tüm faaliyetlerin devlet-Ergenekon örgütlenmesinden bağımsız olarak yürütülmediğini iddia ediyorum. Bu nedenle Ergenekon davasında hem sanık, hem mağdur hem de tanık olarak ifade vermek istiyorum." açıklamasında bulundu.’’ Alıntıdır kimlerin neyi savundugu cok acık ve net ...
Evet hırsızlar ve yardım derneği adı altında yolsuzluk yapanlar savunulamaz...
Forum | Aktif Üyeler | Sohbet | Mesaj Merkezi | Müzik Dinle | Müzik Listelerim | Video İzle Yerli Gruplar | Yabancı Gruplar | Amatör Gruplar | Demolar Biyografiler | Diskografiler | Sanatçı Fotoğrafları | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basın Bilgileri Üyelik | Ayarlar | Üye Ara | İletişim | Reklam Site içerisindeki materyallerin kaynak gösterilmeden kopyalanması ve yayınlanması yasaktır. Copyright © 2007 Anatolianrock.com