Ana Sayfa

















Anatolianrock.com Forum

Forum Ana Sayfa > Güncel > Egemenlerin İç Çatışmaları, İt Dalaşlarıyla Değil, ÇÖZÜM HALKIN ÖRGÜTLÜ GÜCÜYLE GELECEK
 
CEVAP YAZ
ThiefRomance

Üyelik Derecesi:
  


daha önce bi cok kez forumlara yazdıgım gibi tekrar yazıyorum.
     elbette sonuca ve çözüme ancak ve ancak örgütlü kitle ile gidilir bunu basaracak olan örgütlü kitledir fakat alanlara meydanlara inmeden önce haklın ideolojik altyapısı tamamlanmalıdır.bu devrimciler yada kendini devrimci sanan guruplar ve kişiler içnde gecerlidir. kalabalık deil ne yaptıgını bilen örgütlü bi kitle gerekli. mitingde eylemde gösteri de kişi orada ne için bulundugunu orada bulunurken istedigi seyin ne oldugunu ve bu seyin kendisine ve cevresine getirilerini götürünlerini bilmedilir. sempatizanların meydanlarda boy göstermeleri deil en alttan en üste kadar tüm örgüt ve örgütlerin ideolojileri gözden gecirilip bunu haklın anlayabilecegi ve onların kendini geliştirebilecegi sekilde tekrar halka verilmelidir. yani arkadaslar ilk olarak ideolojik altyapı daha sonra alanlar. zaten bunun için acık konusalım bugün kü solcu devrimci eylemler amacına ulasamıyor sönük kalıyor çünkü meydanlara örgütlü kitlelerle deil sosyal yığınlarla iniliyor.

                   saygılarımla...

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 3 Temmuz 2008 9:30 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
devrimci_yol

Üyelik Derecesi:
  


oldukça doğru bir yazı bir yazıdan çok bir analiz diyelim...ergenekon olayını tasvir ve anlatım marksist bir tutumla anlatılmış

burada maddeyi kavramak için olayın derinliklerine inmek yerine

neye kime yarayacak
nasıl yarayacak sorularına cevap verdiğimiz zaman zaten sorunun temelini görüyor oluruz.

ancak burada halkın artık insiyatif alması gerekmektedir.halkın aslında kendisine halk dediği için bile olaylarda taraf olduğunu bilmesi ve duruşunu bulunduğu sınıf içerisinden ortaya açıkça koyması gerekmektedir.

bu egemenlerin savaşına son noktayı koyacak olan türkiye halkıdır.ve ira nın yazdığı üzre


örgütlü bir halkı hiç bir kuvvet yenemez..

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 3 Temmuz 2008 9:11 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
gothicsound

Üyelik Derecesi:
  


’’...“Ergenekon Operasyonu”, 2.Dünya savaşının ardından ülkemiz egemenlerinin emperyalist kamp içinde yer almayı hedeflemelerinin ardından soğuk savaş politikalarına yönelmesiyle komünistlere karşı yürütülen “1946 tevkifakı” ile bazı paralel özellikler taşımaktadır. Bugünkü Ergenekon Operasyonu ise sosyalizmin henüz güçlü bir alternatif olmadığı koşullarda egemenlerin bir bölümünün sırtını dayayacakları farklı emperyalist güç arayışlarına girmesinin, hatta marjinal-otarşik arayışların önünü kesmeye yöneliktir. Bu nedenle de Ergenekon Operasyonu egemenler arasında sertleşen bir politik çatışma ortamında Amerikancı bir mutabakat içerisinde gerçekleşmektedir...’’





oya ersoy yazısının bu kısmında ergenekon olayının seyrini ve şuanki durumunu çok doğru analiz etmiş..amerikancılaşma içerisinde amerikancılaşma türkiyeyi içinden çıkılmaz bir tramvaya sokacaktır..nitekim bu matruşka tarzı amerikancılaşma daha ilk dönemlerindeyken emperyalist devletlerin ve global sömürünün egemenliğindeyiz..daha ileri evresinde durumun daha kötü olacağı ortada

12 eylülden önce bu mhp ve benzeri yapılarla uygulanırken (ülke çapında), bugün akp ile global bir şekilde uygulanmaktadır.

işte bu emperyalizmin böl parçala yönet politikasıdır.akp ve ampulu bunun göstergesidir.
mhp ile böl
12 eylül ile parçala
akp ile yönet


burada halkımızın özelliklede biz gençlerinin uyanık olma zorunluluğu var.olaylara diyalektik bir şekilde yaklaşıp doğru analizi gerçekleştirmek doğru hedefe doğru eylemi uygulamak gerekmektedir.
dolayısıyla bu yazı oldukça diyalektik bir düşünle yazılmış ve bize doğru analizi sunmuş
bizim ise ne yapmamız nasıl tavır almamız ve çevremizdekilere o tavırı aldırmamız gerektiğide ortadadır...

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 3 Temmuz 2008 9:04 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
iRa1969

Üyelik Derecesi:
  


katılmamak mümkün değil biri egemenliği geri alma diğeri elindeki egemenliğin tek sahibi olamak için didişiyorlar.. ama her ikiside amerikancı her ikiside soyguncu her ikiside baskıcı gerici,statükocu...


örgütlü bir halkı kimse yenemez...
bunu gecekondu evi yıkılacak olan mahalleli
işi bulamayan aileler memurlar işçiler emekliler
ve emekçi olanlar çok daha iyi bilirler..

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 3 Temmuz 2008 6:51 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
gothicsound

Üyelik Derecesi:
  


                              (2)


HEPİNİZDEN UTANIYORUZ

Egemenler arasında yaşanan bu çatışma süreci çeşitli kirli biçimlerde sürüyor. Suikastlar, cinayetler, yolsuzluklar, tehdit ve şantaj gibi yöntemler bunların önde gelenleri. Artık herkes bunların kirli yöntemlerinden iğrenir durumda.

Çatışan egemen sınıf cephelerinin yüzlerine taktıkları “özgürlük, demokrasi” ve “laiklik, bağımsızlık” maskeleri indiğinde aslında ne kadar da çok ortak yönleri olduğu görülmektedir.
Hala Sivas katliamını adını koyarak kınamamış olanlar; 12 Eylül darbesini alkışlayanlar; sol düşmanlığını her fırsatta gösterenler, Tuzla’da işçi katliamı yaşanırken patronların karlarını koruma derdine düşenler; 1 Mayıs’ta işçilere karşı “cihat” ilan edenler; ülkede yoksulluk kol gezerken gecekonduları yıkıp alışveriş merkezi dikenler, tüm ülkeyi dinleyip tüm halkı gözetleyenler; gözaltında işkenceyi sıradanlaştıranlar; Kürt halkına havuç gösterip sonra sopayla sorunları çözmeye kalkanlar; halkın sağlık ve sosyal güvenlik hakkını halkın yoğun tepkilerine rağmen çıkaranlar; bunlar mı özgürlükçü?

Diğer tarafta, AKP’ye karşı ABD içerisinde müttefik arayanlar; İmam Hatip Liseleri açılırken seslerini çıkarmayanlar; Sivas’ta canlar yanarken “eli kolu” bağlı izleyenler; ülke toprakları üzerinde yaşayan halklardan bazılarını düşman belleyenler; NATO’nun tezgahından geçtiği ölçüde terfi alanlar; bunlar mı “laikliğin ve bağımsızlığın” güvencesi? Yüzlerindeki maskeler halkımızı yanıltmamalıdır. Yaşanan bir çıkar çatışmasıdır ve özgürlük, demokrasi, laiklik ve bağımsızlık, ancak bu çıkar çatışmasından hiçbir kişisel maddi çıkarı olmayan, aksine her türlü uzlaşma ve çatışmanın bedelini ödeyecek olan halk kesimlerinin mücadelesinde gerçek anlamını kazanacaktır.

EGEMENLERİN KRİZİ KARŞISINDA
ÇÖZÜM HALKÇI-DEVRİMCİ POLİTİKALARDA ARANMALIDIR

Toplumsal muhalefette yer alan güçler, bu politikaların herhangi birine yamanarak değil, bağımsız bir tutum alarak ilerlemelidir. Ancak bilinmeli ki, bu süreçte Amerikancı güçler, AKP ve ordunun yeni komuta kademesi tasfiye eden ve önümüzdeki süreci belirleyecek olan egemen kesimlerdir; ulusalcılar ise tasfiye olan. Bu süreçte toplumsal muhalefet, neo-liberalizm ve gericilik karşıtlığı ekseninde, halkçı-devrimci politikalara yönelerek, geniş halk kesimleri açısından gerçek bir seçeneğe yönelebilirler. Bu önemli konjonktürde, bu halkçı-devrimci çizgiyi derinleştirmek ve geliştirmek her ilerici, devrimci, halktan yana kişi ve kurumun boynunun borcudur.

Oya Ersoy
Halkevleri Genel Sekreteri

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 3 Temmuz 2008 6:18 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
gothicsound

Üyelik Derecesi:
  


çeşitli siyasi oluşumların günümüz türkiyesini analizlerini,son olaylara yaklaşımlarını,duruşlarını takip ederken bir yazı metni oldukça dikkatimi çekti.



sizin bu yazı hakkında ki görüşeleriniz nelerdir.



(ilgiliye not: halkevci değilim)


__
                                   (1)
Egemen siyaset sahnesi yine sarsıldı. Bir dönem erki elinde tutanlar; ordu komutanları, generaller, bazı gazeteciler, işadamları “Ergenekon Operasyonu” çerçevesinde gözaltına alınmaya devam ediyorlar. Geçtiğimiz hafta yapılan T.Erdoğan-İ.Başbuğ görüşmesinde ele alınarak ordunun yeni komuta kademesiyle hükümet arasında mutabakat sağlanarak AKP’nin polisi tarafından yürütülen son operasyon, egemenler içinde bir tasfiye harekatı olup, aynı zamanda egemenlerin yeni yönelimlerine de ışık tutmaktadır.

Dünyada yaşanan ekonomik kriz, tüm dünya egemenlerini olduğu gibi, ülkemiz egemenlerini de daha sert paylaşım kavgalarına ittirmektedir. Bu süreçte yaşanan egemenler arasındaki çatışmaların taraflarının hiç birinin ilerici bir karakteri bulunmamaktadır. Ne Ergenekon Operasyonu “darbe tehlikesi karşısında demokrasi arayışını” ifade ediyor, ne de “ulusalcı” adıyla anılan çevreler emperyalizmden gerçek bir bağımsızlık peşindedir.

Dünyada yaşanan kriz ve hegemonyası sarsılan ABD’nin ve onun partneri durumundaki AB’nin yeni Ortadoğu planları ışığında, ülkemizdeki egemenler arasındaki çatışma da yeni boyutlar kazanmaktadır. Bir dönem ABD ile kol kola girerek hanedanlıklarını sürdüren kimi egemen blok üyeleri ve kontrgerilla şefleri, ABD’nin başta Kürt sorunu olmak üzere, kimi bölgesel ve küresel politikalarına uyum sağlayamamış, tepki duymaya başlamış ve giderek pragmatik arayışlara girişmişlerdir. “Ulusalcılık” adı altında ırkçılıktan otoriter-milliyetçiliğe dek uzanan bu yelpazenin içindeki bazılarının Amerikan neoconlarının bir bölümüyle birtakım maceralara girişirken, bazılarının da ABD hegemonyasının çözüldüğü günümüzde Rusya’nın başını çektiği “otoriter-milliyetçi” alternatif-emperyalist arayışları örnek almaya başladıkları kamuoyunca bilinmektedir.

ERGENEKON OPERASYONU BUGÜNKÜ “SOĞUK SAVAŞIN” İŞARET FİŞEĞİDİR

İşte, Ergenekon Operasyonu tam da böylesi bir dönemde gündeme gelerek, eski kontrgerilla şeflerinin günahlarını bahane ederek, günümüzde egemenler arasında Amerikancı politikaların eleştirilmesinin önünü kesmeye çalışmaktadır. Bu nedenle “Ergenekon Operasyonu”, 2.Dünya savaşının ardından ülkemiz egemenlerinin emperyalist kamp içinde yer almayı hedeflemelerinin ardından soğuk savaş politikalarına yönelmesiyle komünistlere karşı yürütülen “1946 tevkifakı” ile bazı paralel özellikler taşımaktadır. Bugünkü Ergenekon Operasyonu ise sosyalizmin henüz güçlü bir alternatif olmadığı koşullarda egemenlerin bir bölümünün sırtını dayayacakları farklı emperyalist güç arayışlarına girmesinin, hatta marjinal-otarşik arayışların önünü kesmeye yöneliktir. Bu nedenle de Ergenekon Operasyonu egemenler arasında sertleşen bir politik çatışma ortamında Amerikancı bir mutabakat içerisinde gerçekleşmektedir.

AKP KONTRGERİLLASI, BU OPERASYONLARLA KENDİNİ MEŞRULAŞTIRIYOR

Operasyon politik İslam açısından kendi kontrgerilla teşkilatını oluşturma ve devlet içinde gücünü geliştirirken, düzeniçi ve düzendışı tüm muhalefeti susturma çabasında kritik bir öneme sahiptir. Psikolojik harpten, izleme-dinleme faaliyetlerine kadar her türlü kontrgerilla taktiğinin bu süreçte gayet etkin bir şekilde uygulanması, operasyonun devlet içerisinde önemli bağlantıları bulunan karşı cephe tarafına sızdırılmamış olması, hükümet açısından “başarıdır”. Bugün egemenler arası çatışmada gösterilen “marifetler”, daha önceleri halka karşı uygulanmış olan ve yarın da uygulanacak olan yöntemlerin bir gösterisidir. Bu operasyonun darbecilere ve çetelere karşı demokrasi adına yapılıyor söylemlerine inanarak AKP kontgerillasını alkışlamak büyük bir aymazlıktır. Sola ve ilerici halk örgütlerine düşen kontgerilladan kontgerilla beğenmek değil, kontrgerilla düzenine karşı mücadeledir.

AKP BU HAMLEYLE BAŞKA NE KAZANMAYI HESAPLIYOR?

Her şeyden önce, AKP şu süreçte yaşadığı güçsüzlük görüntüsü nedeniyle, Genelkurmayla birlikte hareket edildiği görüntüsüne şiddetle ihtiyaç duyuyor. Buna karşın Ergenekon soruşturmasını uzun bir zamana yayarak, hükümete karşı “acilen harekete geçmek isteyenlere” gözdağı verme hedefini süreklileştiriyor. Operasyonun yarattığı kafa bulanıklığıyla yargı içinde çatlak oluşturmaya çalışıyor. Böylelikle “darbecilerle çatışmak için aportta bekleyen” liberallerin desteğini yeniden güçlü bir şekilde almaya yöneliyor. Tüm bunlardan yola çıkarak, karşıtlarını parçalayıp, en “marjinal görünenini” tepeleyip, dışarıya karşı yeniden “güçlü iktidar” imajını yayabilmeyi hedefliyor.

“ILIMLI İSLAM” VE “ILIMLI MİLLİYETÇİLİK” ÇERÇEVESİNDE, BASKIYA DAYALI YENİ BİR EGEMENLER ARASI MUTABAKAT MODELİ HAZIRLANIYOR

Egemenler arasındaki çok tarafı olan bu çatışmada bir tarafın diğerlerini tamamen yok etmesi pek de mümkün görünmemektedir. Süren çatışmanın ardından oluşabilecek olası bir mutabakatın temelleri ise ortaya çıkmaya başlamıştır. AKP’ye karşı açılan kapatma davasının ardından, mevcut İslamcı-gerici çizginin bir miktar daha “ılımlılaştırılıp” yeniden piyasaya sürülmesi hedeflenmektedir. Burada bahsettiğimiz ılımlılık gerici politikalardan büyük tavizler vermek değil, ABD’nin Ortadoğu politikalarıyla (Örneğin İran ile enerji anlaşmasından vazgeçip İsrail’e destek vermek) ve tekelci sermayenin talepleriyle daha da uyumlu bir çizginin “ılımlı” olarak halka yutturulmaya çalışılması olacaktır. Benzer şekilde kendilerine ulusalcı diyen kitleler açısından da bir “ılımlılaşma” süreci işleyecektir. Burada da ılımlılık, “Rusçuluk, Kuzey Irak’la ilişkilerde sorun yaratacak ölçüde ırkçılık, siyasal İslam ile hiçbir şekilde uzlaşmama” gibi sivri uçların törpülenmesini ifade etmektedir.

Türkiye buna benzer mutabakatları dönem dönem yaşamıştır. İmam Hatip Liselerini yaygınlaştıran 12 Eylül generalleri, Sivas katliamını izlemekle yetinen polis ve asker, Şemdinli’yi örtbas eden AKP, benzer mutabakatların geçmişten hatırladığımız birkaç örneğidir. Ama egemenlerin üzerinde asıl mutabık oldukları konu halka karşı baskıcı bir rejimin oluşturulması olacaktır. Özellikle AKP’nin ve ayrıca ordunun yeni komuta kademesinin bu süreçte yarattığı baskı aygıtlarıysa önümüzdeki dönemde halka karşı daha yoğun olarak işlevlendirilecektir.

Bu yeni model arayışlarının başarı şansı ise halk güçlerinin müdahale yeteneklerine ve egemenler arasındaki uzlaşma zorunluluklarının şiddetine bağlı olacaktır. Tepeden tırnağa toplum mühendisliği kokan bu model gibi, pek çok benzeri girişimin başarısızlıklarına son dönemlerde bu ülke halkının defalarca tanık olduğunu bir kez daha egemenlere hatırlatmakta yarar var.

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 3 Temmuz 2008 6:17 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
CEVAP YAZ
 
 

Forum | Aktif Üyeler | Sohbet | Mesaj Merkezi | Müzik Dinle | Müzik Listelerim | Video İzle

Yerli Gruplar | Yabancı Gruplar | Amatör Gruplar | Demolar

Biyografiler | Diskografiler | Sanatçı Fotoğrafları | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basın Bilgileri

Üyelik | Ayarlar | Üye Ara | İletişim | Reklam



Site içerisindeki materyallerin kaynak gösterilmeden kopyalanması ve yayınlanması yasaktır.
Copyright © 2007 Anatolianrock.com