|
Üyelik Derecesi:

|
İnsan düşündüğü kadar tutsak,
düşünemeyeceği kadar özgürdür.
İnsanların yaşanmış tüm tutsaklıkları,
dünyaya karşı değil,
kendilerine karşı olmuştur.
Dünya düzenini oluşturmuş,
yüzyıllardan beri süregelen insan etik kurallar çemberi, karnaval boyutlu dünyada kimilerini boğmaya yetmiştir.
Ki boğulmakta olanlar boğulma süracinde bile doğanın tüm kusursuzluklarının güzelliklerini betimlemişlerdir, kendi tutsaklıklarına isyan ederek.
İnsanlar, gördükleri tüm o özgürlük imgelerinden daha özgürdürler -...ki o imgeleri de kendileri yaratırlar; kim demiş deniz, özgürlüktür diye?
Dünyada kendine ayrılan alanlardan daha fazlasına taşamayan, her dört mevsimde bir insanların modern yaz tatili faciasına alet olan, dünyadaki belirli miktar su oranından dolayı her kuraklıkta sularını veren ve her yağışta geri alan, tüm bu döngüyle de bir tür kendi damlalarına özlem çeken, batan gemilerin kirli atıklarının pazar yeri olan, küresel ısınma denen katilin biricik kurbanı deniz değil mi? İnsanların saçma sapan özgürlük hayallerine denizi alet etmesini, başka bir deniz olarak anlayamıyorum...-
İnsan, kendine göre anlam yüklediği sözde özgürlük imgelerinden daha özgürdür fakat,
doğanın değil, bizzat oluşturduğu çemberi parçalayamayacak kadar da acizdir.
Tüm bu güzel edebi sözler ve yüklenen anlamların metinlerden daha çok, insanın kendi hayatını kaplamasını, insanlığın bir hatası ve zayıflığı olarak görüyorum.
Tüm bu sözde tutsaklık mavalları ve göz boyayan edebi metinler, gerçeği göstermeyecek kadar parlak.
|