Ana Sayfa


















Text Reklamlar:

Yemek Tarifleri
Sağlık Kütüphanesi
Perde


Anatolianrock.com Forum

Forum Ana Sayfa > Müzik (Genel) > Cesedi Yakışıklılar
 <<Geri  1   2
CEVAP YAZ
keDimi_km__7

Üyelik Derecesi:
  


gitmek için çok erken zamanı seçenler..!
jimi hendrix 1970te aşırı dozda uyuşturucudan öldü..
jim morrison 27 yaşındayken ölü bulundu..
ve tabiikide benim için çok özel hatun janis joplin..! oda jimi hendrix gibi 27 yaşındayken aşırı dozda uyuşturucudan öldü..
ve john lennon; belki öldüğünde janis, jimi yada jim kadar genç değildi ama kesinlikle kafasına kurşun sıkan insan tarafından(!) bu dünyadan ayrılmak için oldukça erken bir yaşı seçmeye mahkum edildi..!

hepsi birer efsaneydi..huzur içinde yatsınlar..!

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 4 Haziran 2007 6:02 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
samantha

Üyelik Derecesi:
  


Cliff Burton:tam ismi clifford lee burton.10 şubat 1962de doğdu.

1986 avrupa turnesinde, 26 eylülde stockholmde harika bir konser vermiştir metallica..her zamanki kaykay kazalarından biri dolayısıyla sol kolu kırılmış olan james hetfield, önceki konserlerde sadece vokal yaparken, bu konserden evvel iyileşmiş, aylar sonra gitarını çaldığı ilk konser olmuştur..cliff burton ise the star spangled bannerı enfes bir bass solosuyla süslenmiş,büyülemiştir.. .hemen ertesi gün kopenhagda konser vardır, gece yola koyulurlar otobüsle, otobüste "kim nerede yatacak" belirlemek için kirkle cliff kart çeker, maça ası cliffe hem istediği yatağı  verir.sabaha karşı otobüs yoldan çıkar, takla atar cliff camdan dışarı fırlar ama otobüsün altında kalır..kazadan sonra vinç gelir otobüs kaldırılır, ama otobüs vinçten kayar.
bir dostun tabiriyle adamın kafasına otobüs düştü!

24 yaşındaydı..

"en başta çok kızgın değildim ama sonradan çok kötü oldum; cliff rock n roll dünyasındaki insanlar gibi ölmemişti, kendi elinde olmadan bir kaza sonucu ölmüştü, alkol ve uyuşturucudan kendini öldürmemişti...işi olmazdı zaten..."   Lars..

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 27 Eylül 2006 11:08 ÖÖ Bu mesaj rahatsız edici
lbaneZ

Üyelik Derecesi:
  


Algının Kapılarını Ardına Kadar Zorlayan Adam



    Jim Morrison’u anlatmak çok zor. O hem bir ilah, hem bir şeytan, hem bir şair, hem bir müzisyen. Onu en iyi anlatan ve de büyük ihtimalle en iyi anlayan Ray Marzarek bakın ne diyor: "Ben onu hep eski Yunan ozanlarının çağımızdaki bir örneği olarak gördüm. O belki de Dionysos. Hislerin, anlık kararların, müziğin ve dansın tanrısıydı o. Bir konserden diğerine ne yapacağı belli değildi; bazen bir şeytan, bazen bir iyilik perisiydi."



 

    Asıl adı James Douglas Morrison olan Jim, işte bugün Florida’da doğdu. Jim henüz 4 yaşındayken, kendi deyimiyle ’ölümü ilk defa keşfettiği, hayatının en önemli anını’ yaşamıştı bile. Santa Fe yolu üzerinde ailesiyle seyahat ederken, yolda ters dönmüş bir kamyona ve asfalta fırlamış yaralı bir kızılderiliye rastladı. O anda ölen kızılderilinin ruhunun onun bedenine nasıl geçtiğini yıllar sonra arkadaşlarına anlatacaktı.

    Morrison lisede tuhaf bir öğrenciydi. Zeka düzeyinin 149 olduğu söyleniyordu, yani Einstein’dan 4 puan fazla! (İster inanın, ister inanmayın!). James Joyce’un başyapıtı Ulysess’i okuyup anlayan tek öğrenci olarak lisedeki hocalarını şaşırtmıştı.

    Üniversite yıllarında Baudelaire, Rimbaud, Nietzche, Ginsberg ve Ferlinghetti gibi büyük şairlerle filozofların yapıtlarıyla tanıştı. O yıllarda şiir yazmaya başlamıştı bile. Daha sonra bu şiirlerini Tanrı-Yeni Yaratıklar adlı kitabına koyacaktı. Bu kitabı tek sevgilisi, kendi değimiyle ’kozmik eşi’ Pamela’ya, şiirlerindeki küfürleri ayıkladığı için (!) ithaf etmişti. (Çok şanslı bir kadın! Gerçi çok acı çekti, ama acı aşkın vazgeçilmez parçası değil mi zaten?)

    Klasik eğitimden sıkılınca, UCLA Üniversitesi’nin sinema bölümüne kaydoldu. Jim’in ilk aşkı sinemaydı, ancak yaptığı kısa metrajlı ve fazlasıyla sofistike filmler beğenilmeyince sinemacı olmaktan vazgeçti. UCLA yılları ona çok değerli üç dost armağan etti: Ray Marzarek, Robby Krieger ve John Densmore.

    Morisson’un benzersiz ruhunu ilk fark eden Marzarek oldu. Tuşlu çalgılar çalan Marzarek ile Morisson iyi bir ikili oluşturmuşlardı. Daha sonra bu ikiliye gitarda Krieger ve davulda Densmore da katıldı. Grup adını Aldous Huxley’in ünlü eseri ’Algının Kapıları’ndan aldı. Morrison William Blake’ten alıntılayarak şöyle diyordu: "Doors, bilinenle bilinmeyen arasındaki kapı ve ben bu kapı olmak istiyorum."

    Morrison’un da söylediği gibi, ’Doors aslında beyaz bir blues grubu’ydu. Ayine dönüşen konserler, stüdyo çalışmaları ve turnelerle geçen yoğun bir dönem başlamıştı. Grubun ünü hızla yayılıyordu. O artık gençlerin yeni ilahıydı. Onun en büyük eserleri arasında An American Prayer,  Riders On The Storm, The End, Break On Through, Light My Fire, Strange Days, People Are Strange, Spanish Caravan, The Cristal Ship, Love Me Two Times sayılabilir.

 

    Ancak Morrison, pek çok meslektaşının da yakasını kurtaramadığı uyuşturucu ve alkolün etkisiyle konserlerinde aşırılıklara kaçmaya başladı. Bakın, Morrison konserleri için ne diyor: "Konserlerde çok eğlenirim. Biz eğleniriz, seyirci eğlenir, aynasızlar eğlenir. Garip bir üçgen bu. Ortada aynasızlar olmasa, kimse sahneye çıkmaya çalışmaz. Onları tahrik eden şey aradaki polis kordonu. Bence iyi bir şey bu, insanlara otoriteyi sınama şansı veriyor."

    Ancak Miami konserinde yaşananlar daha sonra başına bela oldu: "Bu kadar yeter. Siz buraya müzik dinlemeye gelmediniz. Buraya geldiniz, çünkü hayatınızda daha önce hiç yaşamadığınız bir şeyi yaşamak istiyorsunuz. Sizin için ne yapabilirim. ’Küçük Jim’i görmeye ne dersiniz?"

    Ve sahnede cinsel organını gösterdi. Bunu ancak Morrisson gibi bir çılgın yapabilirdi! O kendi değimiyle ’Kertenkele Kralı’ydı ve ’her şeyi yapabilirdi’. Morrison kertenkeleler hakkında bakın neler söylemiş: "Sürüngenleri hep sevdim. Hiçbir tane görmemiş olsanız bile, yılandan korkarsınız. Yılan tüm korkularımızın vücut bulmuş halidir."



    Marzarek, Jim hakkında şöyle diyor: "Her zaman kendini aşmaya çalışırdı Jim. Amacı en sonuna kadar gidebilmekti. Gidebileceği en son noktaya kadar gitmek. Gitti de". Jim’in yanıtı ise şöyle şu: "Diyelim ki sadece gerçekliğin sınırlarını deniyordum. Neler olacağını merak ettim. Hepsi bu: Sadece merak". 1971 yılında, kader arkadaşları Jimi Hendrix, Janis Joplin gibi, henüz 27 yaşındayken aşırı dozda uyuşturucudan öldü. Oysa o bir uçak kazasında ölmek istiyordu: "Bir uçak kazasında ölmek güzel bir gidiş olurdu. Uykumda, yaşlanınca ya da aşırı doz uyuşturucudan ölmeyi istemiyorum. Ölümü hissetmek, koklamak, tatmak, duymak istiyorum. Ölüm bize yalnızca bir kez gelecek, bu fırsatı kaçırmak istemem."


Kaynak: www.hurriyetim.com

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 27 Eylül 2006 10:15 ÖÖ Bu mesaj rahatsız edici
bolobolo

Üyelik Derecesi:
  


Gram Parsons: Flying Burrito Brothers,i Chris Hilman,la kuran, öldüğünde çalınan tabutun yarattığı bir hayalet bir erken ölümdü. Yirmi yedi yaş ölmelerine Gram Parsons,da teşrif buyurmuşdu.


 

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 23 Eylül 2006 8:36 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
morgue_666

Üyelik Derecesi:
  


Freddie Mercury :Innuendo ve The Show Must Go On başta albümdeki hemen her parçanın Mercury’nin bir nevi vedası anlamına geldiğini görebilmek çok da zor değil.

24 Kasım 1991.milyonlarca Queen fanı için gözlerin dolduğu ve en önemlisi rock müziğin yetim kaldığı bu günlerde özlemin doruk noktasına ulaştığı gündür..

Mercury ise Don’t Try Suicide, It’s A Hard Life, Keep Passing Open The Windows ve elbette Friends Will Be Friends ve Who Wants To Live Forever ile yansıttığı hayata ve ölüme dair düşüncelerinde AIDS hastalığın kendisini esir aldığı bir dönemdeki sağlam duruşu ile ne kadar samimi olduğunu kanıtlıyor

Olması gerektiği gibi dürüstçe davranıp ölmeden birkaç ay önce These Are The Days Of Our Lives ile gözlerimizin içine baka baka veda ederken milyon dolarlar da kazansa bir müzisyenin kariyerini en iyi nasıl noktalaması gerektiğini gösteriyor.

Queen’in diğer üyeleri May,Taylor ve Deacon’a ağlayacakları zaman bırakmayıp, 1992 Nisanında Wembleyde kendi adına kurduğu AIDS’le savaş derneği için bir konser düzenlenmesini vasiyet ederken bir başka insanlık dersi veriyor.

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 14 Temmuz 2006 10:58 ÖÖ Bu mesaj rahatsız edici
ayben13

Üyelik Derecesi:
  


Yavuz Çetin: Türkiyle’nin en iyi blues gitarcılarından biri olan Yavuz Çetin henüz 31 yaşındaydı ve kendi isteğiyle ölümü seçmişti. İstanbul’un en meşhur cover gruplarından ’Blue Blues Band’ı 1992’de kuran, elektro gitarın virtüözlerinden Yavuz Çetin, Boğaziçi Köprüsü’nden atlayarak intihar etti.
Türkiye’nin ilk Blues’cusu Çetin, kurduğu grubun adında olduğu gibi, "mavi ölüm"ün kucağında yaşamına son verdi.

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 14 Temmuz 2006 3:07 ÖÖ Bu mesaj rahatsız edici
ayben13

Üyelik Derecesi:
  


Jeff Buckley: "29 Mayıs’da Buckley ve arkadaşı Keith Foti Memphis’e gider, Mud Island Marina’da yanlarında akusitik gitar ve portatif bir stereo (müzik çalar) oldukları halde takılırlar. Birkaç şarkı söyledikten sonra, Buckley Mississippi nehrinde yüzmeye niyetlenir. Arkadaşı onu vazgeçirmek ister fakat Buckley nehre üzerinde kıyafetleri olduğu halde nehre atlar. Hala şarkı söylüyordur... Geçen bir tekne yüksek dalgalara sebep olunca, Foti portatif stereoyu dalganın erişemeyeceği bir yere koyar. Döndüğünde, Buckley ortalıkta yoktur; muhtemelen dip akıntıya kapılmıştır..."

29 Mayıs 1997’de yaşanan bu trajediden ancak bir hafta sonra cesedi bulunur sanatçının... Daha otuz yaşında, tek albümü Grace’i 1994’te çıkardıktan sadece 3 yıl sonra, genç yaşta göç eden rock yıldızlarının yanında yerini almıştır Jeff Buckley...

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 14 Temmuz 2006 12:21 ÖÖ Bu mesaj rahatsız edici
YasemeNur_

Üyelik Derecesi:
  


Allah rahmet eylesin fakat cliff burton untulmuş...üzüldüm:(

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 13 Temmuz 2006 11:45 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
bolobolo

Üyelik Derecesi:
  


Kurt Cobain’in intiharıyla genç yaşlarda dramatik-trajik bir şekilde ölen rock yıldızları listesine bir ad daha eklenmiş oldu. Aşağıda bunların bir bölümünü sıralıyoruz. (Uyuşturucuların etken olduğu Ölümler geleneği bilindiği gibi cazla başlar. Rock dediğimiz halde, göreceksiniz, rock’n roll ve soul’a kadar uzandık, ama hiçbir caz müzisyenine yer vermedik, çünkü onlar da ayrı bir listenin konusu olacak çokluktalar. Merak edenler, Taner Ay’ın Beat Genaration özel sayımızdaki "Lenny Bruce" yazısına bakıp, sadece be-bop döneminden bir salkım ad görebilirler.)

Buddy Holly: 50’lerin en popüler şarkıcı ve şarkı yazarlarından. Bir konser turunda, uçmakta olduğu "tayyare"nin düşmesiyle, 22 yaşında öldü (1959)

Richie Valens: 50’lerin en popüler şarkıcı ve şarkı yazarlarından. Bir konser turunda, uçmakta olduğu "teyyare"nin düşmesiyle, 22 yaşında öldü.(1959)

J.P. Richardson: Daha çok "The Big Bopper" olarak tanınan discjockey ve şarkıcı; aynı tayyarenin üçüncü kurbanı.

Sam Cooke: R&B’den soul’a sınırlar ötesi bir alanda 50’lerin en büyük şarkıcılarından biri. 1964’te, 33 yaşındayken, bir otel kapıcısı tarafından vuruldu.

Otis Redding: Soul ilahı şarkıcı, gitarist. 1967’de 26 yaşında iken, kendi özel uçağının düşmesiyle öldü.

Brian Jones: The Rolling Stones’un gitaristi. 1969’da Rolling Stones’u terketmesinin üzerinden bir ay geçmeden, kendi yüzme havuzunda boğulmuş olarak bulundu. 27 yaşındaydı.

Jimi Hendrix: Bilmeyen var mı? 1970’te, 27 yaşındaydı.

Janis Joplin: Jimi’den sadece iki hafta sonra, süfli bir hotel odasında yüksek doz eroin ala­rak peşinden gitti; 27 yaşındaydı.

Jim Morrison: The Doors’un şarkıcı ve şarkı yazarı. Temmuz 1971’de, Paris’te, bir hotel odasının banyo küvetinde( bence helada) ölü bulundu. Hikâyesi esrarengiz. O da 27 yaşındaydı. Kötüydü.

Duane Allman: Allman Brothers Band’ın kurucularından ve E.Clapton’un Derek and The Dominos’unun da üyesi, gitarist. 1971’de, 25 yaşında iken, bir motorsiklet kazasında öldü.

Ron ’Pig Pen’ McKernan: The Grateful Dead’ın kurucu ve klavyeli çalgıları çalıcılarmdan. Mart 1973’te, uzun süreli uyuşturucu ve alkol kullanımının yolaçtığı karaciğer hastalığından (siroz) öldü.

"Mama" Cass EHiot: The Mamas and The Papas’ın solisti (Mamas and the Papas vokal ağırlıklı bir gruptu ama Elliot solist olarak öne çıkıyordu). Temmuz 1974’te, 32 yaşında iken, uyuşturucu kullanımının etken olduğu bir kalp sektesinden öldü.

Elvis Presley: The King. Ağustos 1977’de, 42 yaşında iken, kalbi o kadar hapı ve kiloyu kaldıramadığı için öldü.

Marc Bolan: T.Rex’in beyni, glitter rock teriminin isim babası, şarkıcı, gitarist. Eylül 1977’de, 30 yaşında iken, bir trafik kazası sonucu öldü. (T.Rex’in bu tür ölümler açısından talihsiz bir grup olduğunu, Bolan ile birlikte diğer kurucu olan Steve Peregrine-Took’un 1980’de yüksek dozdan, basistleri Steve Currie’nin de, 1981’de, Bolan gibi trafik kazasında öldüklerini paranteze almış olalım.)

Keith Moon: The Who’nun davulcusu. Eylül’ 1978’de, 31 yaşında iken, aldığı çok fazla teskin edici hap yüzünden, dört yıl önce "Mama" Cass’ın öldüğü aynı dairede öldü.

Sid Vicious: Punkun öncü grubu Sex Pistols’un gitaristi. Şubat 1979’da, 21 yaşında iken, yüksek doz eroinden öldü.

lan Curtis: Joy Divison’un şarkıcısı. Mayıs 1980’de, 24 yaşında iken, kendini asarak intihar etti.

John Bonham: Led Zeppelin’in davucusu, Eylül 1980’de, kalbi uzun süreli kötü kullanıma dayanamadığı için öldü. 32 yaşındaydı.

John Lennon: Tanır mısınız? 8 Aralık 1980’de, kıskanç bir "fan"ı tarafından vuruldu. 40 yaşındaydı.

James Honeyman Scott / Pete Farndon: The Pretenders grubunun gitarist ve basistîeri. İkisi de uyuşturucudan öldüler. Scott Temmuz 1982, Farndon Nisan 1983’de.

Dennis Wilson: The Beach Boys kardeşlerin ortancası ve davulcusu. Aralık 1983’te çok alkol ve kokain ’almış" olarak yüzerken boğuldu.

Marvin Gaye: Aralarında dünyanın en "groovy" şarkısı "I Heard it Through The Gra-pevine"nin de bulunduğu sayısız soul hit’inin söyleyicisi. Nisan 1984’te, bir papaz olan babası tarafından vuruldu. 44 yaşındaydı.

Richard Manuel: The Band’ın kurucu ve klavye, davul, mızıka çabalarından. Mart 1986’da, bir hotel odasında kendini astı. 41 yaşındaydı.

Nico: Alias Christa Paffgen. Fotomodel, artist, şarkıcı. Rock’un ilk kült kadınlarından. Eroinden paçayı sıyırdığı söylendiği sıralar, Temmuz 1988’de, bisikletten düşerek öldü.

Steve Ray Vaughan: The Fabulous Thunderbirds’in gitaristi. 1990’da, bir helikopter kazası sonucu öldü. 36 yaşındaydı.

Johan Thunders: The New York Dolls’un gitaristi, mart 1991’de, bir hotel odasında yüksek dozdan öldü. 40 yaşındaydı.

Frank Zappa: (!) Yaşlı mı sayılırdı? Dramatik mi, değil? Sen onca yıl kendini her türlü kötü alışkanlıktan, bisiklet, helikopter, uçak kazaları,   otel odaları, kıskanç fanlardan titizlikle koru, sonra da taşak kanserinden git. Rockçulara iyimserlik için tutamak kalmıyor galiba.

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 13 Temmuz 2006 10:58 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
CEVAP YAZ
 <<Geri  1   2
 

Forum | Aktif Üyeler | Sohbet | Mesaj Merkezi | Müzik Dinle | Müzik Listelerim | Video İzle

Yerli Gruplar | Yabancı Gruplar | Amatör Gruplar | Demolar

Biyografiler | Diskografiler | Sanatçı Fotoğrafları | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basın Bilgileri

Üyelik | Ayarlar | Üye Ara | İletişim | Reklam



Site içerisindeki materyallerin kaynak gösterilmeden kopyalanması ve yayınlanması yasaktır.
Copyright © 2007 Anatolianrock.com