|
Üyelik Derecesi:

|
Mutluluk ve özgürlük çağın değişen koşulları da düşünülerek (ekonomi, bilişim ve iletişim, teknoloji ve bilim) tekrar tekrar tartışılıyor ve birilerinin kafası sürekli karışıyor, karıştırılıyor. Kimi zaman birbirlerine bağlı olarak kimi zaman da kapsadıkları eylemler bakımından değerlendirilerek aydınlatıcı olunmaya çalışılıyor veya insanlar kendilerine çözüm üretmeye çalışıyor.
Bunlara açıklama getirmek zor olabilir, kolay da olabilir. Sorun bunu yaşayacak olanın, etkilenecek olanın sen olduğunu farketmekte. Göreceli yaklaşımları farkedemedikten sonra uzun uzun aynı problemlerin farklı kılıklardaki biçimlerini incelemenin herhangi bir faydası olmaz ya da yapılan tüm karşılaştırmaların veya bunların hayata geçirilmesi, deneyimlemenin... İlk sorun genel-geçer kalıpların dışına çıkarken kendine ne kadar yaklaştığın diğer sorun ise problemin içinde kendini yakaladığın zamanlar bunu ne derece temelden kavradığında.
Kendini uzun zamandır süregelen problemin içinde bulduğunda ürettiğin çözümün niteliği, senin bu konuda başarıya duyduğun inancın gücüyle de doğru orantılıdır. Dolayısıyla kendin hakkında gerekli olan kararlılık ve neden-sonuç ilişkisini şüpheci bir tutumla kavramaya çalışmaktır. Neyin sana ait olduğu, neyin benliğine yakın olduğu, senden atılabilecek her tür duygu ve düşüncenin sende neleri, nasıl çağrıştırdığı uğraştığın probleme getirdiğin çözümlerin de kriterlerini sağlıklı kılacaktır. Bu, elmayı kesmek için meyve bıçağını kullanmayı seçmek gibidir.
Mutluluk özgürlük hissini doğuruyor olabilir, tersi; özgürlük, mutluluğu gerçekten hissetmemize neden olabilir. Özgür olmadan da mutlu olunabilir; ama özgürlüğün niteliği yeni bir değişim geçirir. Söz konusu olan bağımlı birinin özgürlük anlayışıdır. Özgürlükten kaçmak için sebepler gerekirdi o takdirde. Mutlu olmadan özgür olunabilir mi?! Mutsuz özgür ise mümkün olmazdı; çünkü mutsuzluğa neden olana bağımlılık söz konusu olduğundan ortaya çıkan çelişki özgürlüğü sanrı kılardı.
Kriterin ne olduğu işte bu nedenlerle önemlidir, neyin sana ait olduğu, neyin senden olduğu senin hislerinde gizlidir ve neyin senden olmadığı senin gözleminde ve mantığında saklıdır. Neyi, nasıl gözlediğin ve nasıl değerlendirdiğin yine senin hislerinden bağımsız değildir ve zaten olmamalıdır. Ama his nedir? His hem ihtiyaçtır hem de sensindir. Eğer "sadece benimle ilgili" diyebildiğin bir his yakalayamıyorsan (duygulardan bahsetmiyorum) kendini çevrenden soyutlayıp geri döneceğin zamana kadar geçmişsiz (yeni doğmuş biriymiş gibi) yaşaman gerekir; çünkü onca zaman kendinde olmadan yaşamışsındır ve bu yüzden geri dönmek kolay olmaz. Sonrasında vardığın sonuç en kötü ihtimal kendine yakınlaşmış olmaktır. Kriter değerlendirmesi için uygun olan anlardan birine yaklaşılmıştır.
|