|
Üyelik Derecesi:

|
2003 yılının Ocak ayında araştırmacılar, lazer fotonlarını, 2 kilometre uzunluğunda fiberoptik kablolar aracılığıyla, 55 metre uzaklıktaki bir başka laboratuvara “ışınlamayı” başardılar. Araştırmacıların kullandıkları yöntem, minik birimler halindeki bilgisayar verilerini (bu birimlere kubit adı veriliyor) bir yerden bir başka bir yere iletmeye yarıyor.
Gerçek yaşamdaysa,ışınlanmanın mümkün olamayacağı düşünülüyor.Daha doğrusu, on yıl öncesine kadar böyle düşünülüyordu. Ancak, 1993 yılında yayımlanan bir makale, taşınacak nesne olarak fotonları, yani ışık parçacıklarını kullanarak bir tür ışınlamanın gerçekleştirilebileceğini ortaya koymuştu. Bir lazer ışınının, sıkıştırılıp aynı anda iki ışık parçacığı yaratacak biçimde ayrılmasıyla bu sorun çözülebilirdi. Bu süreçte üretilen ışık parçacıkları, “ruh ikizi” gibi davranıyorlardı. Ayrı düşseler bile, bir parçacığa yapılan bir işlem, ötekini de etkiliyordu. Araştırmacılar, ışınlamada taşıyıcı olarak bu parçacıkların kullanılabileceğini düşünüyorlardı. Bu parçacıklara üçüncü bir parçacık, mesaj parçacığı katıldığında, mesaj parçacığının özellikleri her iki parçacığa da aktarılabilirdi. Işınlama için, “ikiz” ışınlardan biri taranıyor; mesaj, fiberoptik kablolarla alıcıya iletiliyor ve yerine vardığında yine ışın haline dönüştürülüyor.
O zamandan bu yana araştırmacılar, bu yöntemin geçerli olup olmadığını anlamak üzere deneyler yapıyorlar. Ancak, araştırmacıların ışınlamaya çalıştıkları, insanlar ya da başka nesneler, hatta atomlar bile değil, ışık parçacıkları. Bu yeni yöntemin geliştirilebilmesi için araştırmacıların önünde daha aşılacak çok yol var. Ancak, bu yöntemin günün birinde bilgisayar teknolojilerinde önemli iyileştirmeler yapılmasında kullanılabileceği düşünülüyor.
(m_android tarafından 10 Mart 2006 11:09 ÖÖ tarihinde degiştirildi.)
|