|
CEVAP YAZ |
| sabmir |
|
|
Üyelik Derecesi:

|
Bu kadar tartışmayı şu soru ile noktalayalım mı?(paradoks yaratalım ya da).....
"YAŞAM amaç mıdır, yoksa araç mı?"
|
| Mesajın
Yazıldığı Tarih: 27 Ekim 2006 10:23 ÖS |
Bu
mesaj rahatsız edici |
|
| iron_maiden1 |
|
|
Üyelik Derecesi:

|
bence tanrı bilior tabikide geleceği... y.o.k.sa bizden farkı ne?! haaa birde kuranda neden ozaman kıyametin nasıl olacağı ve alametlerden bahsedio bilmese?!
(iron_maiden1 tarafından 27 Ekim 2006 1:33 ÖS tarihinde degiştirildi.)
|
| Mesajın
Yazıldığı Tarih: 27 Ekim 2006 1:32 ÖS |
Bu
mesaj rahatsız edici |
|
| rivbir786 |
|
|
Üyelik Derecesi:

|
DoBRa_CaN_13:
Keşke konu tıkanmasaydı. Biraz daha sürdürürdük :D
Ama benim için amaç ve araç nasıl bakarsan öyledir.
Ben mangal tutacağına elimi yakmamak için kullandığım bir araç derim. "amaç saydığımız el yakmamak" demişsin ve çok güzel söylemişsin. Bende bunu söylüyorum.
Sen mangal tutacağının neresine bişey eklersen ona göre konumu değişir.
Sen sonuna ekledin mangal tutacağı araç oldu. Bu durumda mangal tutacağı amaç için araç olur.
Yemek pişirmek. Sağlılı olmak için amaçtır. Ama lezzet için araçtır. Buna sağlılık olmak için araç, lezzet için amaç da diye biliriz.
Ama mangal tutacağını ne için kullanırsan kullan, amaç olamaz. Amaç için araç olur.
Bunuda zaten sende söylemişsin " Dolayısıyla amaç ve aracı belirleyen parametrelerdir, koşullardır. Koşullar yoksa ikisi de belirsizdir. "
Mangal tutacağına kafam takıldı benim :D
Mangal tutacağı yada tutacak değil de maşa diyelim :D
|
| Mesajın
Yazıldığı Tarih: 27 Ekim 2006 9:53 ÖÖ |
Bu
mesaj rahatsız edici |
|
| DoBRa_CaN_13 |
|
|
Üyelik Derecesi:

|
iron_maiden1
Eğer Tanrı geleceği biliyor olsaydı, kesinlikle yaratmazdı. Çünkü yaratmasının bir anlamı olmazdı kendisi açısından. Olmayan bir şeyin geleceği için anlam yüklemek ise istek duymayı gerektirir; ama istek duymak ihtiyacın belirtisidir. Eğer Tanrı her şeyden münezzeh (uzak, dışında) ise ihtiyaç duymaz.
Geleceği bilmemek düşüklük de değildir; çünkü bilmek büyüklük getirmez. Bilmenin büyüklük olduğu düşüncesi çağlar boyunca toplum yaşamında önem kazanmıştır, bu yüzden onlara hükmettiği düşünülen şeyin de her şeyi bildiği düşünülmüştür. Doğada bilgi yoktur, sadece akıl bilgiyle ilgilenir. Bilgi ise esasında isimden başka bir şey değildir. İsim takmak büyüklük müdür? Değildir.
Dolayısıyla kukla değiliz; ama varoluşun bir parçası olduğumuzdan sınırlı irademizle geçici yaşamlarımızı şekillendiririz.
(DoBRa_CaN_13 tarafından 27 Ekim 2006 3:46 ÖÖ tarihinde degiştirildi.)
|
| Mesajın
Yazıldığı Tarih: 27 Ekim 2006 3:44 ÖÖ |
Bu
mesaj rahatsız edici |
|
| 3ns |
|
|
Üyelik Derecesi:

|
bazen düşünmemek çok düşünmekten daha iidir
bir kuklanız olsa onunla mutlu olmak istermiydiniz?
amaç...
|
| Mesajın
Yazıldığı Tarih: 27 Ekim 2006 1:06 ÖÖ |
Bu
mesaj rahatsız edici |
|
| DoBRa_CaN_13 |
|
|
Üyelik Derecesi:

|
rivbir786
Yazdıklarına kolaylıkla anti-tez üretebiliriz. Örneğin mangalda kullanmak için bir araç üretirsin; ama mangalda kullandığın araçla vardığın amaç esasında başka bir yönde kullandığın araçtır.
Örneğin bir tutacağı eti çevirmek için kullanırsın, daha iyi pişmesi bir amaçtır ya da elinin yanmaması. Fakat bunların ötesine geçtiğimizde tutacak güvende olmanın bir aracıdır; çünkü amaç saydığımız el yakmamak, geleceğe hizmet eder. Ya da yemeğin daha iyi pişmesi bir amaç gibi gözükebilir; fakat esasında bu da sağlıklı olmak için bir araçtır.
Örneğin insanın en büyük amaçlarından biri mutlu olmaktır; ama esasında mutluluktan ötesi vardır. Mutluluk, egonun aracıdır, uzun yaşamanın aracıdır. Her amacın ötesi bulunabilir nihayetinde. O halde her amaç bir araç olabilir.
Her araç bir amaç da olabilir, daha yukarıdaki bir amaca ulaşmak için bir araç elde etmek amacı güdülebilir. Örneğin öss bir amaçtır; ama daha iyi bir yaşamın da aracıdır bir bakımdan.
Dolayısıyla amaç ve aracı belirleyen parametrelerdir, koşullardır. Koşullar yoksa ikisi de belirsizdir.
(DoBRa_CaN_13 tarafından 27 Ekim 2006 6:33 ÖÖ tarihinde degiştirildi.)
|
| Mesajın
Yazıldığı Tarih: 27 Ekim 2006 12:31 ÖÖ |
Bu
mesaj rahatsız edici |
|
| rivbir786 |
|
|
Üyelik Derecesi:

|
Araç, amaç için feda edilen yada kullanılan cisim yada benzeri şeydir. Bir amaç için araçlar kullanırız ve bunların yardımıyla amaçlarımıza ulaşırız.
Araçlar olmasaydı, amaçlara ulaşamazdık. Araçlar amaçlarla aynı yüklemi taşıyamaz. İlk başta bu kavramlar ayrıdır ama işin amacına vardığında geri bakarsan hiç bir fark göremezsin.
Bu zincirleme bir şekilde amaca ulaşma yolunda geçerlidir.
Bir amaca ulaşmak için ilk önce başka bir amaca varman gerekiyorsa o araçtır.
Ama mangalda balıkları yada köfteleri çevirirken kullandığın şey araçtır ve amaç olamaz. En basitinden bir bardak ;-)
|
| Mesajın
Yazıldığı Tarih: 26 Ekim 2006 2:53 ÖS |
Bu
mesaj rahatsız edici |
|
| iron_maiden1 |
|
|
Üyelik Derecesi:

|
peki ozaman madem tanrı kaderimizi yazan bizim sonumuzu bilen,ve ahiret denilen yaşamda kendisinin mi şeytanın mı kazancağını bilen kişi, ozaman biz kukla mıyız da sonucunu bildiğimiz şeyi onun belirlediği gibi yaşıoruz?
|
| Mesajın
Yazıldığı Tarih: 26 Ekim 2006 2:03 ÖS |
Bu
mesaj rahatsız edici |
|
| DoBRa_CaN_13 |
|
|
Üyelik Derecesi:

|
Aracın kendisi de bir amaç olabilir ve sonunda araçla kendisine ulaşılmak istenilen amaç, öznenin varlığıyla ilgili bir araçtır.
Özne ulaşılan amacı kendisine araç edinmiş olmak ister ve eyleme geçer. Eğer özne kendi başına varolmuyorsa, bu özne ortaya çıktığı özün bir yönde, bir amaç uğrunda kullandığı araçtır.
Sonuç; araç ve amaç varlıklarını koşullara bağlamak zorundadırlar. Koşullar yoksa bunların da anlamı yoktur. Araç ve amaç aynıdır. Araç, kısa vadeli amaçtır ve amaç derin, yoğun bir araçtır.
|
| Mesajın
Yazıldığı Tarih: 25 Ekim 2006 11:58 ÖS |
Bu
mesaj rahatsız edici |
|
|
|