|
CEVAP YAZ |
| Rom_antiq |
|
|
Üyelik Derecesi:

|
Kesin olan bir şey var.
Bir şeyin doğruluğundan şüphe etmek.
Şüphe etmek düşünmektir.
Düşünmekse var olmaktır.
Öyleyse var olduğum şüphesizdir.
Düşünüyorum, o halde varım.
İlk bilgim bu sağlam bilgidir.
Şimdi bütün öteki bilgileri bu bilgiden çıkarabilirim.
René Descartes
|
| Mesajın
Yazıldığı Tarih: 6 Şubat 2012 10:08 ÖS |
Bu
mesaj rahatsız edici |
|
| guattari83 |
|
|
Üyelik Derecesi:

|
AFORİZMA
"Beni öldürmeyen şey beni güçlendirir" "Acı der ki; YIKIL" F. Nietzsche
"Savaşmaya davet . kötünün sahibi olduğu en çekici silahtır. Bu kadınla savaşmaya benzer; sonu yatakta biter" F. Kafka
Aforizmalar basit anlamda vecizeler, özdeyişlerdir.bize ders veren bu özlü sözler atasözlerinden tabiki söyleyenin bilinmesi ile ayrılır.aslında günümüz gençliği için atasözü niteliği taşımaktadırlar. kimin söylediğini bilmeden yazarlar; günlük,saniyelik,anlık iletilerine..
Aforizmalar denilince aklımıza kafka ve nietzsche gibi felsefeci ve edebiyatçılar gelmektedir.aforizma diyince aklımıza özdeyişler...özdeyiş diyincede aklımıza atasözleri doğal olarakta atalarımız gelmektedir.nietzsche ve atalarımız..
Atalarımızında felsefik yönleri vardı öyleyse. madem onlarda bize yol gösteriyor ve yaşamdan hayattan edindikleri deneyimlerini damıtıp önümüze koyabiliyorlardı...
Antik Yunanda doğup tüm dünyayı gezmiş dolaşmış felsefe doğuya da uğramış, şöyle bir salınmış ve geçmişti. salınım esnasında atalarımızda bu esintiden etkilenmiş olacaklarki hayatı bir felsefeci gibi sorgulamış ve önümüze koymuşlardı..
Burada başka bir sorun daha karşımıza çıkıyor. doğu (biz) ve felsefe sorunsalı.. aralarında ki husumet aslında atasözleri ve aforizma arasında ki farkı ortaya koyuyordu. en önemli fark bilgiye bakış açılarından kaynaklanıyordu.. onlar bilmeyii sadece bilmek için istiyorlarken atalarımız bilmeyi gündelik yaşamlarının üretim tüketim ilişkilerinin sağaltım boşaltım aracı olarak kullanıyorlardı.
Ortaya koydukları sözler bakış açıları arasındaki açının nekadarda geniş olduğunu bize göstermektedir..;
"Damlaya, damlaya göl olur" "Ayağını yorganına göre uzat" Ataözü
"Bugüne karşı tutarlılığa karşı en büyük itiraz; Tanrı" "Beklemek ahlaksız kılar" Aforizma
Aralarındaki farkı örneklerde olduğu gibi gözümüzün içine soktuğumuza göre artık açıklama yapmamıza gerek kalmamıştır..Ozaman farkı dahada somutlaştıralım...Çubuğu farklı bir yöne bükelim. Peki Nietzsche bizim topraklarda yaşasayıdı ? aforizmalarının hali nasıl olurdu:
"Kendinden hiç sözetmemek en soylu iki yüzlülüktür" bu aforizma bu topraklarda böyle söylenemezdi. çünkü biz kendinden sözeden insanları hiç sevmeyiz. hatta "bırak karşındaki seni övsün" deriz.
"Alev, başka şeyleri aydınlattığı kadar aydınlatmaz herşeyi. bilgede öyle" buda sanırım şöyle bir biçim kazanırdı;"terzi kendi söküğünü dikemez"
atalarımızı nietzsche nin yaşadığı havayı solusaydı?
|
| Mesajın
Yazıldığı Tarih: 28 Ocak 2012 1:27 ÖS |
Bu
mesaj rahatsız edici |
|
| guattari83 |
|
|
Üyelik Derecesi:

|
şey: tanımlanamayan yada tanımlansada zihinde tasarlanamayan,tasarımı düzgün olmayan yani yamuk yumuk yada tam tersine çok düzgün olan kavramların tamamını ifade eden tek heceli, 3 harften oluşan, iki ünsüz bir ünlünün meydana getirdiği anlamsız yada anlamlı bir sözcüktür kendileri...yaşamımızda en fazla onu telaffuz ederiz..kurduğumuz cümlelerin sağlam olmayan noktalarının kurtarıcısıdır adeta.. o olmasa , ne kadarda yavan, tek düze olurdu kurduğumuz cümleler.karşımızdaki hemen anlardı söylediklerimizin neyi ifade ettiğini.yani, düşünmesine bile gerek kalmazdı.. o varsa..önce söyleyenin yüz ifadesi, sonra cümlenin diğer öğeleri analiz edilir son olarak ona bir anlam yüklenirdi..üç aşamadan oluşan bu süreç kişinin beyninin binlerce hücresinin harekete geçmesini sağlar ve kişi düşünen insan sıfatıyla nitelendirilirdi..
o nun olabilmesi için cümlelerimizin uzun olması gerekiyor... sanırım gün geçtikçe o na daha az ihtiyacımız kalıyor. cünkü uzun cümle kuracak ne ilgimiz nede vaktimiz var...bu yüzden cümlelerimiz artık daha az sözcükten oluşmaya başladı.. o na gerek yoktu artık...zamanımız da yoktu.. ne cümle kurmaya nede karşımızdakinin kurduğumuz cümleleri yorumasına... kısa cümle kurmalı karşımızdakine söylemek istediğimizi bizim düşündüğümüz gibi aktarmalıydık.. onu düşünme zahmetinden kurtarmalı aynı sözcükleri aynı sırayla kullanıp aynı cümleler kurmalıydık..
o nu kullananlar çoğu zaman kültürsüz olarak nitelendirildi.. ne kadarda anlamsız bir yakıştırma. o aslında herkesin kültürünü barındırıyor içinde.. çünkü o, iletişim sürecinde insanlara kendi kişiliklerini, bakış açılarını, bilgilerini de yansıtmalarını sağlıyor.. iletişim süreci aynı ama o ndan dolayı farklı anlamların havada uçuştuğu çok yönlü ve derinlikli bir süreç haline geliyor. bu sürecin mimarı olan o nu kullanmak neden cahillik olsunki.. tek bir sözcük ve binlerce anlam...
bilmediğimiz birŞEYlermi var... var.. bilmediğimiz çokŞEY var.. o ŞEYleri bilinen somut yada soyut kavramlarla , sözcüklerle ifade etmemize bile gerek yok aslında...
ŞEY diye başlayan yüzün kızarması ellerin titremesi ile biten ŞEYlere............
|
| Mesajın
Yazıldığı Tarih: 24 Ocak 2012 11:05 ÖS |
Bu
mesaj rahatsız edici |
|
| empray |
|
|
Üyelik Derecesi:

|
Tanrı bana gözlerini kısarak güldü..bi kez daha acı yükleyecek..bi kez daha ve bi kez daha..
Tanrı!umrumda mısın sanki..
|
| Mesajın
Yazıldığı Tarih: 10 Ocak 2012 6:02 ÖS |
Bu
mesaj rahatsız edici |
|
| RajejinN_ |
|
|
Üyelik Derecesi:

|
Evet, doğru, çok ağladığım!
Her ay ürpertici ve her güneş yakıcıdır:
Acı aşk, baş döndüren uyuşuklukla doldurdu içimi,
Parıldasın ey omurgam! Ah ! denize varsam bir..
Pf. Ne sıkıcı. üstad diyor ki; yaşam da uyuşturucu gibi yavaş yavaş alıştırıyor kendini. Alışmak sevmekten daha zor geliyor bam bam:z duygu sersemliği pf of pıs tıs höf.
|
| Mesajın
Yazıldığı Tarih: 22 Kasım 2011 9:31 ÖS |
Bu
mesaj rahatsız edici |
|
| _kedis_ |
|
|
Üyelik Derecesi:

|
16.10.2011
Sevgili Günlük,
Bugün her zaman ki yatağımdan deli gibi fırladım.Sabah kahvaltısı fastı biraz uzun sürdü.Öyle acıkmıştım ki tıka basa deli gibi her şeye saldırdım.Sevda’yla randevum vardı ve ben her zaman ki gibi randevuma gecikmiştim.Sevda...Deli kız(=Apar topar evden çıktım.Dışarıda deli gibi yağmur yağıyordu ve yağmurda yürümek güzeldi.Annem balkondan ’’deli misin kızım şemsiyesiz niye çıkıyorsun?’’Diye bağırıp duruyordu ben anneme aldırış etmeden yağmurda yürümeye devam ettim(Sevda hala beni bekliyordu).Yürürken gözümün önünü görmeksizin bi amcaya çarptım.’’Deli misin kızım önüne baksana’’diye söylenip duruyordu.Sinirli amca...Sonun da Sevda’nın yanındayım.Oda sinirliydi.Sinirli kız...Sevda beni beklerken sırılsıklam olmuştu.Girip biyerde oturmak varken dışarda niye beklersin değil mi?Deli işte...yok yok deli ve sinirli bence=pSonun da Sevda’nın akıl edemediği eylemi ben akıl etmiş bulunup her hangi bi cafeye gidip oturduk.Taptaze çaylarımız önümüzde onunla olmadığım zamanlarda bana yaptığı delilikleri anlatıp sonra katıla katıla gülüyordu.Aramızda kalsın çok konuşur..Biraz cafede vakit geçirdikten sonra Sevda’yla bize gitmeye karar verdik...Evde film izlemeye karar verdik.Sonra Sevda uyudu zaten...Bu günlük bu kadar yeter günlük seninle ilk ve son buluşmamızdı.Delicekal...
_KEDİ_
|
| Mesajın
Yazıldığı Tarih: 16 Ekim 2011 2:48 ÖS |
Bu
mesaj rahatsız edici |
|
| guattari |
|
|
Üyelik Derecesi:

|
ne kadar da çok yağmur yağıyor....tanrı bize çok kızmış olmalı..neye kızdı gene....hep bunu yapıyor zaten
|
| Mesajın
Yazıldığı Tarih: 14 Ekim 2011 6:40 ÖS |
Bu
mesaj rahatsız edici |
|
|
|
| MariNu_ |
|
|
Üyelik Derecesi:

|
Dunya uzerindeki tum canlilar delirdi,sanirim nukleer silah yuzunden.Bu silahlar nedense bizi etkilemiyor ben ve benim gibi bikac kisiyi hapsettiler,kod adimiz deli heralde herkes bize o sekilde hitap ediyor.
Onlar mi gercekten deli acaba biz mi...
|
| Mesajın
Yazıldığı Tarih: 13 Ekim 2011 8:06 ÖS |
Bu
mesaj rahatsız edici |
|
|
|