|
Üyelik Derecesi:

|
03/09/2006
BARIŞAROCK 2006: Muhalif ruh için dönüm noktası
CİHAT DEMİRTAŞ - UFUK KOŞAR
» Festivalin genel bir değerlendirmesini ve düşüncelerinizi anlatır mısınız?
Seçkin Erdi: Hayatta derdi olan insanların aynı alanda 100 bin kişiyle buluşması heyecan verici. Çok naif bir çağrıya büyük bir kitlenin icabet etmesi inanılmaz bir olaydı. Üzerinden 1 hafta geçti ve biz hâlâ yorgunuz. Kafalarımızda sorular var, yapamadıklarımız var ancak biz tüm o alanla birlikte bir şey yapma iradesi sergiledik.
Cihat Demirtaş: 100 bin gencin yumruk kaldırıp savaşa karşı bağırması, ses çıkartması ve o binlerin gücüyle kendini inşa eden bir hareket yaratılması Barışarock’ın kendisidir. Keşke Barışa-rock’a ihtiyaç duyulmayan günler gelse diyeceğim ancak savaşlar devam ettiği sürece büyüyeceğimiz ve istediğimiz dünyayı kuracağımızdan şüphem yok. Şimdi aynı gücü 5 Eylül’de Ankara’da tezkereyi yırtarak göstereceğiz.
Ufuk Koşar: Bu seneki eylemcenin gelen gençlerle daha büyük anlamlar kazandığına inanıyorum. Biz alanda kendi topraklarımızı yarattık, orayı iki gün de olsa mekân tuttuk, barındık, bi-rarada yaşamı öğrendik. Gelenlere standlarımızla, sahnemizle, söyleşilerimizle, tiyatrolarımızla, atölyelerimizle, çöplerimizle ve kuyruklarımızla, bir şeyler öğrettik gibime geliyor. Ba-rışarock’Ia birlikte yaratıcı muhalif ruhun ölmediğini birkez daha gösterdik.
Burçak Belli: 1 Mart’tan sonra savaş karşıtı, tezkere karşıtı en büyük eylemi yaptık. 5 Eylül’de de Ankara’ya gideceğiz. Bu işin ayak sesleri çok büyük, biz artık çok büyük bir hareketiz. Kastettiğim sadece Barışarock değil. Barışarock’ın bir bileşeni olduğu savaş karşıtı hareketten bahsediyorum.
Ragıp İncesağır: İnisiyatiften arkadaşlara özür borcum var. Arkadaşlar tadında bırakalım çünkü iş bozulmaya başlarsa hepimiz için çok kötü olur demiş ve çalışmalara katılmamıştım. Organizasyon sonuç itibariyle bizi aşsa da, orda bulunan herkes işin bir ucundan tutmaya gayret gösterdi. Barışarock içeriği ile politik bir festival olma başarısını göstermiştir. Yeni bir kültür oluşuyor, o kültürün yönlendiricisi olarak da Barışarock çok önemli bir görev üstleniyor.
Funda Baysal: 1 Mart savaş karşıtı hareket için bir dönüm noktasıydı. Senelerdir 99 Seattle ve Cenova gibi anti-kapitalist harekeden anlatan birisiyim. 2006 Barışarock’ta Türkiye sol, muhalif siyaseti açısından bir dönüm noktası. Bu benim için yeni tarz bir sol siyasetin doğuş zemini demek. Üstelik öyle sivri söylemlerle çıktık ki sayamayacağım kadar çok söylemle çok net bir karşı duruş sergiledik. Bu kadar net ve keskin bir söylemle yüz bine yakın insanı bir araya getirmiş olmak bir dönüm noktasıdır. Bu zemini, bu tarzı, bu politik söylemleri sadece Barışa-rock’la sınırlı bırakmamak lazım. Barışarock’ı alıp var olan bütün muhalefetin tarzı haline getirmek lazım.
İnci Serdar: Alanın her köşesine muhalif bir ruh sinmişti. Sırf bazı grupları dinlemek için gelenlerin bile ciddi anlamda kafaları karışmıştı. Rahatsızlık duymaya başlamışlardı. Sadece müzik dinlemek için, ücretsiz olduğu için, ’kız tavlamak’ için gelen insanlar olabilir, ancak o alandan kafası karışmadan çıkan olmadığına inanıyorum.
Şengül Çiftçi: İşin içinde olmak çok farklı. Görüşmeler yaparken 50 bin kişiden bahseder ve korkardım acaba yapabilir miyiz diye ancak rakamı duyunca şoka girdim ve hâlâ bunun güzel şokunu yaşıyorum. Kalabalığa rağmen genel olarak bir farkındalık ve otokontrol vardı alanda.
Yaşar Kurt: Barışarock’ın sanatsal çalışmalarıma büyük etkisi oluyor, çünkü onun sosyal karşılığını bu kadar net alabildiğim başka alanlar yok. Sosyal karşılık şu ki yüz bin insanın savaş karşıtı, global kapitalizm karşıtı ve kendi duruş-larıyla, onlarla birlikte var olmak, çadırlarda yatmak ve dayanışma duygusunu orada yaşamak, yaşatmak çok önemli. Herkes büyük bir dayanışma ruhuyla oradaydı. Çok başarılı ve büyüyen bir kitle eylemi olacağını düşünüyorum.
» Festival en çok hangi yönleriyle eleştirildi?
Seçkin Erdi: Bizi kitleye oynamakla eleştiriyorlar. Kapı giriş sayısı 132.000, alandaki insan sayısı ortalama 75-80 bin olan ve adını en başından beri bu muhalifettir diye koyan bir iş yapılıyor. "İnsanlar sadece müzik dinlemeye gelmişler" diye eleştiriliyoruz. Müzik, sahne ve o alan, bir ses, bir eylem, bir görüntü. Bu iş zaten muhalif kimliğiyle, karşı kimliğiyle, tüm bu farklı kimliğiyle bir şey başarmış oluyor.
Ufuk Koşar: Festivale gelen gençliğin apolitik olduğu tartışılıyor. Biz de zaten bu insanlara bir şeyler aktarmaya çalışmıyor muyduk. Oldu işte, en azından çöp toplamanın, çevre bilincinin ne olduğunu gösterdik ve bütün bunları beraber yaptık. Barışarock’a müzik dinlemeye gelen de oldu, siyaset yapmaya gelen de... Herkes alanda payına düşeni aldı.
Ragıp İncesağır: "Oraya gelen insanların yüzde 6o’ı politik değil" gibi şeyler söylenildi. Bu aslında müthiş bir Barışarock güzellemesi. Politikayla o güne kadar ilişki kurmamış insanlar Barışarock sayesinde ismi barış olan, barışa çağrı yapan, baştan sona barışın politik anlamlarının konuşulduğu ve şarkılarında barış temasının altının çizildiği bir yere geliyorlar ve buna katılıyorlar. Kızmasınlar, üzülmesinler ama kedi ulaşamadığı ciğere mundar diyor.
» Bir de bayrak olayı var medyada. Aslı astarı nedir? Bir de sizden dinleyelim.
Funda Baysal: Bayrak krizi tamamen bir provokasyon. 100 bin kişinin olduğu bir alanda birileri hafif sürtüşüyor ve o anda oradaki kamera çekip yayınlıyor. Üstelik 3 gün boyunca orada yaşanan tek olay bu. Kimsenin bayrakla derdi yoktu, alanda bir sürü bayrak vardı. İnsanlar savaş karşıtlığı üzerinden buluşmuştu ve şiddet güdüsü yoktu. Birileri 100 bin kişinin toplanıp savaş karşıtı bir eylem yapmasından rahatsız oluyor. Amaçları orayı dağıtmak ve provoke etmek ancak bunu başaramayacaklar.
Cihat Demirtaş: Bizim apoletli medyamızda kitlesel karşı duruş sergileyen hareketlere karşı öteden beri bir çekememezlik var. Alandaki bir sürü Türk bayrağı ve başka bayraklar kimseyi rahatsız etmezken, alan içinde alkolün de etkisiyle yaşanan küçük bir sürtüşmeye neden bu kadar merak salıp haber yaptıklarına anlam veremiyorum. O haberi yapan televizyon kanalının milliyetçi haberinden dolayı biz onlara da karşıyız. İlkelerimizden taviz vermeden yolumuza devam ediyoruz, onlar da yukarıdan gelen emirler eşliğinde haberlerini yapmaya devam etsinler.
» Festival, sahneden nasıl görünüyordu?
Funda Baysal: ’Savaşa Karşı Ses Çıkar’ atölyesinde Mehmet Ali Alabora konuşurken çıktım sahneye, bir bakayım ne görünüyor diye. Acayip bir şey görünüyordu, sözle anlatılmaz.
Cihat Demirtaş: Binlerce insan, Mehmet Ali Alabora’nın "savaşa karşı ses çıkar" demesiyle orayı inletiyordu. Başlangıcına göz atmanın zor olduğu ve sonunun görünmediği bir kitleden bahsediyorum.
Yaşar Kurt: Sahne çok güzeldi, seyirciler çok coşkulu ve katılımcıydı. Herkes o anın gerçekten bilincindeydi.
» Acı, tatlı, komik, güzel, başınızdan geçen olaylardan bahseder misiniz...
Seçkin Erdi: Pazar günü sahnede hâlâ bir şeyler anlatmaya çalışıyordum. Sahneden indim ve Kardeş Türküler’den kendilerini kısık ve kötü bir sesle sunduğum için özür diledim. Onlar sadece şunu dedi: Bu kitlenin karşısında zaten duramazsın, istesen de istemesen de sesin kısılır.
İnci Serdar: Pazar gecesi 01.00 saatlerinden birisi koordinasyon merkezine gelip "Çay var mı" diye sormuştu.
Şengül Çiftçi: Alanda belli bir yaş grubu vardı ve ’hatun aranıyor’ şeklinde pankart açmışlardı. İlginç olaylardan birisi de buydu.
devamı diğer sayfada...
|