Ana Sayfa


















Text Reklamlar:

Yemek Tarifleri
Sağlık Kütüphanesi
Perde


Anatolianrock.com Forum

Forum Ana Sayfa > Barışarock 2006 > Barışarock’a Şiirlerle Destek
 <<Geri  1   2   3   4   5   6   7   8   9  İleri>>
CEVAP YAZ
devrim

Üyelik Derecesi:
  


Sen ölürsün de yapamazsın bunu
Öldüremezsin bataklıkta kayık yüzdüren
Sabahların altın saçlı çocuğunu

Kimseyi umudundan edemezsin
Toprağa ekemezsin ölüm korkusunu
Sevinçleri kökünden sökemezsin
Değirmende kimsesiz bırakamazsın unu

Sen ölürsün de yapamazsın bunu
Vuramazsın kıyıda uzakları gözleyen
Sabahların gül yüzlü çocuğunu


                        Afşar TİMUÇİN

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 21 Temmuz 2006 10:51 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
more_beer

Üyelik Derecesi:
  


Barış Koyun Çocukların Adını

Oyunu sever bütün çocuklar
birdirbir, uzun eşek, körebe
bu yüzden anlamı aynıdır, değişmez
oyun sözcüğünün halkların dilinde

(Oyun koyun çocukların adını)

Savaşa karşıdır bütün çocuklar
kışın: kar altında her sabah
tükenip erise de solgun nefesi
yazın: göğsü sırmalı fabrikalarda
çarkları döndürse de yoksul alevi
savaşa karşıdır bütün çocuklar
nice ölümlerden geçmişlerdir
nice rüzgarlar içmişlerdir
gelincik tarlası çocuklar

(Emek koyun çocukların adını)

Gökyüzünün penceresinden şimdi
bir kuş havalansa
kanat çırpışlarında
hayatın yağmalanmış sevinci
- Kuş uçar rüzgar kalır

(Sevinç koyun çocukların adını)

Uzay denizlerinde şimdi
bir balık ağlasa
gözyaşı billurlarında
yüz bin umut kıvılcımı
- Alev uçar nazar kalır

(Umut koyun çocukların adını)

Çocuk bahçelerinde şimdi
bir çiçek açsa
hüzün sevince dönüşür
sevinç çiçeğe
- Ölüm uçar çocuklar kalır

(Mutluluk koyun çocukların adını)

Barıştan yanadır bütün çocuklar
sabah: kuşatılmış bir toplama kampında
ayrılığın tetiğini okşasa da elleri
akşam: yıldızların mor orağıyla
sessizliği devşirse de yetim öksüz sesi
barıştan yanadır bütün çocuklar
nice çığlık emmişlerdir
nice korku gezmişlerdir
yürekten hisli sevmişlerdir
güvercin harmanı çocuklar

(Devrim koyun çocukların adını)

Barışı sever bütün çocuklar
beştaş, saklambaç, elim sende
bu yüzden anlamı aynıdır, değişmez
barış sözcüğünün halkların dilinde

(Barış koyun çocukların adını)


                                 
                                     Refik Durbaş

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 18 Temmuz 2006 12:59 ÖÖ Bu mesaj rahatsız edici
IsImsIzKaDiN

Üyelik Derecesi:
  


KORE’DE ÖLEN BİR YEDEK SUBAYIMIZIN MENDERES’E SÖYLEDİKLERİ

DİYET

Gözlerinizin ikisi de yerinde, Adnan Bey,
iki gözünüzle bakarsınız,
iki kurnaz,
iki hayın,
ve zeytini yağlı iki gözünüzle
bakarsınız kürsüden Meclis’e kibirli kibirli
ve topraklarına çiftliklerinizin
ve çek defterinize.
Ellerinizin ikisi de yerinde, Adnan Bey,
iki elinizle okşarsınız,
iki tombul,
iki ak,
vıcık vıcık terli iki elinizle
okşarsınız pomadalı saçlarınızı,
dövizlerinizi,
ve memelerini metreslerinizin.
İki bacağınızın ikisi de yerinde, Adnan Bey,
iki bacağınız taşır geniş kalçalarınızı,
iki bacağınızla çıkarsınız huzuruna Eisenhower’in,
ve bütün kaygınız
iki bacağınızın arkadan birleştiği yeri
halkın tekmesinden korumaktır.
Benim gözlerimin ikisi de yok.
Benim ellerimin ikisi de yok.
Benim bacaklarımın ikisi de yok.
Ben yokum.
Beni, Üniversiteli yedek subayı,
Kore’de harcadınız, Adnan Bey.
Elleriniz itti beni ölüme,
vıcık vıcık terli, tombul elleriniz.
Gözleriniz şöyle bir baktı arkamdan
ve ben al kan içinde ölürken
çığlığımı duymamanız için
kaçırdı sizi bacaklarınız arabanıza bindirip.
Ama ben peşinizdeyim, Adnan Bey,
ölüler otomobilden hızlı gider,
kör gözlerim,
kopuk ellerim,
kesik bacaklarımla peşinizdeyim.
Diyetimi istiyorum, Adnan Bey,
göze göz,
ele el,
bacağa bacak,
diyetimi istiyorum,
alacağım da.



25 Haziran 1959

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 18 Temmuz 2006 12:17 ÖÖ Bu mesaj rahatsız edici
NovemberRain

Üyelik Derecesi:
  


Döğüşelim Barış İçin


Soğuk harp bitti.
Sıcak savaşlar başladı.
Memleketim de bir iç savaş halinde.
Memleketim bir içkanamada.
Mezralar yanıyor.
Köyler yanıyor.
İçim yanıyor.
Çocuklar ağlıyor.
Analar ağlıyor.
Anamız ağlıyor.
İçerde onbin aç,
Dışarda yüzbinlerce çıplak.
Barış için döğüşelim
Döğüşelim Barış için

Can Yücel

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 17 Temmuz 2006 9:18 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
La_primavera

Üyelik Derecesi:
  


BİR DÜNYA ARIYORUM

Bir dünya arıyorum
Gitmek için kendime
Şöyle içten barış dolu
Sevgi yolu

Kötülüklerle savaşan
İnsanların olduğu
Şöyle içten barış dolu
Sevgi yolu

Hırsızlık yok kavga yok
Gam yok keder yok

Sanki bir gün varolup
Doğacak gibiyim
 

Ahmet Karaferya - KRAMP

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 17 Temmuz 2006 9:07 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
beforesunris

Üyelik Derecesi:
  


BARIŞ

Çocuğun gördüğü düştür barış.
Ananın gördüğü düştür barış.
Ağaçlar altında söylenen sevda sözleridir barış.

Akşam alacasında, gözlerinde ferah bir gülümseyişle döner ya baba
elinde yemiş dolu bir sepet;
ve serinlesin diye su, pencere önüne konmuş toprak testi gibi
ter damlalarıyla alnında...
barış budur işte.

Evrenin yüzündeki yara izleri kapandığı zaman
ağaçlar dikildiğinde top mermilerinin açtığı çukurlara,
yangının eritip tükettiği yüreklerde
ilk tomurcukları belirdiği zaman umudun,
ölüler rahatça uyuyabildiklerinde, kaygı duymaksızın artık,
boşa akmadığını bilerek, kanlarının,
barış budur işte.

Barış sıcak yemeklerden tüten kokudur akşamda
yüreği korkuyla ürpertmediğinde sokaktaki ani fren sesi
ve çalınan kapı, arkadaşlar demek olduğunda sadece.
Barış, açılan bir pencereden, ne zaman olursa olsun
gökyüzünün dolmasıdır içeriye;
gökyüzünün, renklerinden uzaklaşmış çanlarıyla
bayram günlerini çalan gözlerimizde.
Barış budur işte.

Bir tas sıcak süttür barış ve uyanan bir çocuğun
                       gözlerinin önüne tutulan kitaptır.
Başaklar uzanıp, ışık! Işık! -  diye fısıldarlarken birbirlerine!
Işık taşarken ufkun yalağından.
Barış budur işte.
Kitaplık yapıldığı zaman hapishaneler
Geceleyin kapı kapı dolaştığı zaman bir türkü
ve dolunay, taptaze yüzünü gösterdiği zaman bir bulutun arkasından
cumartesi akşamı berberden pırıl pırıl çıkan bir işçi;
barış budur işte.

Geçen her gün yitirilmiş bir gün değil de
bir kök olduğu zaman
gecede sevincin yapraklarını canlandırmaya.
Geçen her gün kazanılmış bir gün olduğu zaman
dürüst bir insanın deliksiz uykusunun ardı sıra.
Ve sonunda, hissettiğimiz zaman yeniden
zamanın tüm köşe bucağında acıları kovmak için
ışıktan çizmelerini çektiğini güneşin.
Barış budur işte.

Barış, ışın demetleridir yaz tarlalarında,
iyilik alfabesidir o, dizlerinde şafağın.
Herkesin kardeşim demesidir birbirine, yarın yeni bir dünya
                                       kuracağız demesidir;
ve kurmamızdır bu dünyayı türkülerle.
Barış budur işte.

Ölüm çok az yer tuttuğu için yüreklerde
mutluluğu gösterdiğinde güven dolu parmağı yolların
şair ve proleter eşitlikle çekebildiği gün içlerine
büyük karanfilini alacakaranlığın...
barış budur işte.

Barış sımsıkı kenetlenmiş elleridir insanların
sıcacık bir ekmektir o, masası üstünde dünyanın.
Barış, bir annenin gülümseyişinden başka bir şey değildir.

Ve toprakta derin izler açan sabanların
tek bir sözcüktür yazdıkları:
Barış
Ve bir tren ilerler geleceğe doğru
kayarak benim dizelerimin rayları üzerinden
buğdayla ve güllerle yüklü bir tren.
Bu tren, barıştır işte.

Kardeşler, barış içinde ancak
derin derin soluk alır evren.
tüm evren, taşıyarak tüm düşlerini.
Kardeşler, uzatın ellerinizi.
Barış budur işte.

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 8 Temmuz 2006 3:04 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
devrim

Üyelik Derecesi:
  


BARIŞ            


Ekmek kırıntıları
serpiyorum cephede
kumtorbaları üstüne,
su verirken
evinde generalim
kuşkonmaz çiçeğine..


                            Sunay Akın

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 8 Temmuz 2006 12:51 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
BilgeKermit_

Üyelik Derecesi:
  




Barış İçin  



Bir kış sabahı açarken gözlerimi sabaha
Güzel yüreğimle gülümsedim anama
Anam sımsıcak kollarıyla sardı beni
Kardeşlerim bir başka baktı yüzüme

Kış sabahıydı, dışarısı soğuktu
Oynamak için dışarıya çıkamadık
Anam bize yemek yaparken, biz de senin yaptığın oyuncak tüfekle oynuyorduk
Sen evde yoktun

Burnuma güzel bir çorba kokusu geldi
Çorba kokusuna karışmış bir tutam sevgi
Mutfak kapısının aralığından şöyle bir baktım anama;
Bugün bir başka güzel görünüyordu.

Çevirdi ay yüzünü yüzüme
Baktı deniz gözleriyle gözlerime
Utandım, senin ne vakit geleceğini sordum
Bir - iki saate kadar, dedi
Ben ardından salona geçtim
Anamın gözleri arkamda
Bir başka güzel bakıyordu bugün

Seni bekliyordu baba
Seni bekliyorduk biz çocukların da
Senin yerine haberinin geleceğini bilemezdik

Az sonra dışarıdan sesler gelmeye başladı
Bunlar neyin sesiydi anlayamadık
Anamın korkulu gözlerinde aradık cevabı.
Anam yaşaran gözleriyle sarıldı boynumuza

Dışarıda savaş oyunu mu oynuyorlardı
Bizim elimizde oyuncak silahlar, onların elindeyse gerçekleri
Her atılan kurşunun sesi
Kulaklarımda çınlıyordu
Her kurşun seni bizden biraz daha uzaklaştırıyordu

Ağlamak geldi içimden
Seni yanımda istedim baba
Oyuncak tüfeğimi elimden alıp bana barış çiçeğini uzatmanı bekledim
Olmadı baba

Hiç bitmeyecek gibi geldi saatler
Zaman kurşun sesinde donup kaldı
Geçmiyor bir an
Gelmiyorsun baba



Bir süre önce duran seslerin yorgunluğunu yaşarken
Kapı çalmaya başladı aynı hızda
Susan tüfeklerin yerine kapılar çalındı delicesine
Bu gelen sen misin yoksa?

Feryatlar yükselmeye başladı her yana
Tüfekler kurşun sıkıyor beynimin her yanına
İnanamıyorum duyduklarıma
Sen gitmedin değil mi baba?
*

Dün gibi aklımda içemediğimiz o çorba
Sesin de hala kulaklarımda
Bir gün oğlum barış yayılacak her yana
Barış çiçeklerini taşıyacağız huzurla
Her şeyi yapacağız bunun için inan bana deyişin
Hep aklımda.

Evet baba,
Çorbamızı içemedik
Sevgimizi diyemedik ama
Şimdi sevgimiz toprakta
Yeşerecek her doğan bebekle
Ve barış dolacak her taraf sonunda.

Sen, barış için öldün değil mi baba?

Barış için baba…


 
Dervişe Güneyyeli



 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 6 Temmuz 2006 9:53 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
aaafatih

Üyelik Derecesi:
  


Yüreğimden yüreğine kuş kanatlandırdım.
Paçasında name yok, gözlerindedir mesajım.
Ben sevgiyi kuşların bakışında anlatırım.
Ok çektiler kuşlara yüreğinden vurdular.
Şimdi barış diye ağlıyor bütün güvercinler.


Tınılar buluşmuş mısralarla.
Alkışlar tutmuşlar şarkılara.
Doğruyu söyleyen ağızlara.
Kılıç vurulmuş, ip takılmış boyunlara,
Şimdi barış diye ağlıyor bütün ozanlar.


Yolları dar eden pusular kurulmuş,
Dağları yıkan silahlar yapılmış,
Yaşı daha yirmi askere alınmış,
Dur diyen kafalara kurşun sıkılmış,
Şimdi barış diye ağlıyor bütün insanlar.


Söz:fatih mehmet güldiken
Müzik:daha bestelenmedi :))))

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 6 Temmuz 2006 8:29 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
viTaMiN_Z

Üyelik Derecesi:
  


pardon arkadaşlar bozuyorm ama kendi yazdığımız şiirleride yazabiliyormuyuz mesela ben birazdan düşünsem ve yazsam uygunmu ?

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 6 Temmuz 2006 3:50 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
CEVAP YAZ
 <<Geri  1   2   3   4   5   6   7   8   9  İleri>>
 

Forum | Aktif Üyeler | Sohbet | Mesaj Merkezi | Müzik Dinle | Müzik Listelerim | Video İzle

Yerli Gruplar | Yabancı Gruplar | Amatör Gruplar | Demolar

Biyografiler | Diskografiler | Sanatçı Fotoğrafları | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basın Bilgileri

Üyelik | Ayarlar | Üye Ara | İletişim | Reklam



Site içerisindeki materyallerin kaynak gösterilmeden kopyalanması ve yayınlanması yasaktır.
Copyright © 2007 Anatolianrock.com