|
Üyelik Derecesi:

|
DAVET
"Buyurun" deniyor size,
"buyurun, oturun," deniyor size,
"konuşup anlaşalım Mister."
Siz ter ter tepiniyorsunuz.
"Bizde atom bombası var," diyorsunuz.
"Ondan bizde de var," deniyor size.
"Ama," diyorsunuz, "bizde hidrojenlisi de var."
"Ondan da var bizde," deniyor size.
"Ama," diyorsunuz "bizde," diyorsunuz...
Boşuna nefes tüketiyorsunuz.
"Sizde, orda, ne varsa," deniyor size,
"burda, bizde de var ondan.
"Hem de şu farkla ki,
"sizde üniformanın içinde: asker,
"bizde üniformanın içinde: insan."
"Buyurun, oturun," deniyor size,
"konuşup anlaşalım."
Siz, ter ter tepiniyorsunuz,
"Emrederim,
konuşmam," diyorsunuz.
Peki,
dünya yanmış, yıkılmış
umurunuzda değil,
ya kendi halkınız?
Mahvolmuş, olmamış
hepsi bir mi sizin için?
Bağlamıyor mu sizi halkınızla
herhangi bir sevinç,
bir keder,
bir umut?
Türkülerini sevmez misiniz mesela?
Yahut boksa merakını?
Makina kullanmaktaki ustalığını yahut?
Sonra, siz de insansınız nihayet.
Belki hayatınızda hasta bir kadın vardır,
ak saçlı, soluk mavi gözlü bir kadın;
bir çocuk,
güneşten kopmuş gibi afacan ve sarışın;
bir hatıra,
biraz gülünç, kederli biraz,
ama üstüne titrediğiniz
ve bir sokak fenerinin ışığına gizlenmiş.
Yahut bir tarlada bir ağaç,
her bahar yeşermesini istersiniz
sizden sonra da uzun uzun yıllar...
Bu sefer bu ağaç kömür olacak,
bu sefer yerle bir olacak
şehir
sokak
fener,
hatıranızla beraber.
Geçenkiler gibi olmayacak bu sefer,
bu sefer sizin oraya da gelecek o,
taa evinizin içine kadar,
ve saçlar kana bulanıp örtecek mavi gözleri
ve bir yumurta gibi ezilecek
sarışın başı çocuğun.
Dahası var,
kanı kimin döktüğü er geç bilinir
ve bir sığınak,
bir iki damla zehir.
"Buyurun," deniyor size,
"buyurun, oturun," deniyor size,
"konuşup anlaşalım.
"Yoktur sözle çözülemeyecek düğüm,
"davaları halletmez ölüm,
hayatı paylaşalım!..."
NAZIM HİKMET RAN
(sarap_kedi89 tarafından 23 Temmuz 2006 12:11 ÖÖ tarihinde degiştirildi.)
|