Ana Sayfa


















Text Reklamlar:

Yemek Tarifleri
Sağlık Kütüphanesi
Perde


Anatolianrock.com Forum

Forum Ana Sayfa > Barışarock 2006 > Barışarock’a Şiirlerle Destek
 <<Geri  1   2   3   4   5   6   7   8   9  İleri>>
CEVAP YAZ
_Bilgekermit

Üyelik Derecesi:
  


Barış ve Umut  



Meydanlarda dolu dolu iken güz vakti kuşlar,
Uçuşuverdiler gayrı dünden eser mi kaldı;
Gün oldu unutuldu, gün oldu anıldı barış,
Karışıverdiler toprağa toprakla bir oldular.

Barış için didindiler şimdi hatırda mı onlar,
Gökyüzü şahit olanlar gerçeğin ta kendisi;
Huzurla ve umutla bakmalı yarınlara tüm sevgiler,
Güvercinlerin barış çığlıkları ve nerede o yitik ümitler.

 
Selçuk Yılmaz



 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 17 Ağustos 2006 5:58 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
sarap_kedi89

Üyelik Derecesi:
  


Çocuğun gördüğü düştür barış.

Ananın gördüğü düştür barış.

Ağaçlar altında söylenen sevda sözleridir barış.



Akşam alacasında, gözlerinde ferah bir gülümseyişle döner ya baba

elinde yemiş dolu bir sepet;

ve serinlesin diye su, pencere önüne konmuş toprak bir testi gibi

ter damlalarıyla alnında...

barış budur işte.



Evrenin yüzündeki yara izleri kapandığı zaman,

ağaçlar dikildiğinde top mermilerinin açtığı çukurlara,

yangının eritip tükettiği yüreklerde

ilk tomurcukları belirdiği zaman umudun,

ölüler rahatça uyuyabildiklerinde, kaygı duymaksızın artık,

boşa akmadığını bilerek kanlarının,

barış budur işte.



Barış sıcak yemeklerden tüten kokudur akşamda

yüreği korkuyla ürpertmediğinde sokaktaki ani fren sesi

ve çalınan kapı, arkadaşlar demek olduğunda sadece.

Barış, açılan bir pencerden, ne zaman olursa olsun

gökyüzünün dolmasıdır içeriye.



Bir tas sıcak süttür barış ve uyanan bir çocuğun gözlerinin önüne tutulan kitaptır.

Başaklar uzanıp, ’ışık! ışık! ’ diye fısıldarken birbirlerine!

Işık taşarken ufkun yalağından.

Barış budur işte.

Kitaplık yapıldığı zaman hapishaneler

geceleyin kapı kapı dolaştığı zaman bir türkü

ve dolunay, taptaze yüzünü gösterdiği zaman bir bulutun arkasından

cumartesi akşamı berberden pırıl pırıl çıkan bir işçi gibi;

barış budur işte.



Geçen her gün yitirilmiş bir gün değil de

bir kök olduğu zaman

gecede sevincin yapraklarını canlandırmaya.

Geçen her gün kazanılmış bir gün olduğu zaman

dürüst bir insanın deliksiz uykusunun ardısıra.

Ve sonunda hissettiğimiz zaman yeniden

zamanın tüm köşe bucağındaki acıları kovmak için

ışıktan çizmelerini çektiğini güneşin.

Barış budur işte.



Barış ışın demetleridir yaz tarlalarında,

iyilik alfabesidir o, dizelerinde şafağın.

Herkesin ’kardeşim’ demesidir birbirine, ’yarın yeni bir dünya kuracağız’ demesidir;

ve kurmamızdır bu dünyayı türkülerle.

Barış budur işte.



Ölüm çok az yer tuttuğu gün yüreklerde,

mutluluğu gösterdiğinde güven dolu parmağı yolların,

şair ve proleter eşitlikle çekebildiği gün içlerine

büyük karanfilini alacakaranlığın...

barış budur işte.



Barış sımsıkı kenetlenmiş elleridir insanların

sıcacık bir ekmektir o, masası üstünde dünyanın.

Barış, bir annenin gülümseyişinden başka bir şey değildir.



Ve toprakta derin izler açan sabanların

tek bir sözcüktür yazdıkları:

Barış.

Ve bir tren ilerler geleceğe doğru

kayarak benim dizelerimin rayları üzerinden

buğdayla ve güllerle yüklü bir tren.

Bu tren barıştır işte.



Kardeşler, barış içinde ancak

derin derin soluk alır evren.

Tüm evren,

taşıyarak tüm düşlerini.

Kardeşler, uzatın ellerinizi.

Barış budur işte.
                                        Yannis Ritsos

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 15 Ağustos 2006 7:45 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
mercan_mavil

Üyelik Derecesi:
  


Kız Çocuğu

Kapıları çalan benim
kapıları birer birer.
Gözünüze görünemem
göze görünmez ölüler.

Hiroşima’da öleli
oluyor bir on yıl kadar.
Yedi yaşında bir kızım,
büyümez ölü çocuklar.

Saçlarım tutuştu önce,
gözlerim yandı kavruldu.
Bir avuç kül oluverdim,
külüm havaya savruldu.

Benim sizden kendim için
hiçbir şey istediğim yok.
Şeker bile yiyemez ki
kâat gibi yanan çocuk.

Çalıyorum kapınızı,
teyze, amca, bir imza ver.
Çocuklar öldürülmesin
şeker de yiyebilsinler.





Nazım hikmet Ran

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 15 Ağustos 2006 2:50 ÖÖ Bu mesaj rahatsız edici
mercan_mavil

Üyelik Derecesi:
  


barış nedir sevgilim
biliyor musun
bir köprü müdür üstüne gölgeler düşünce
çöken
halka açılamadan batan bir şirket
iki savaş arasında verilen çay molası mıdır barış
yoksa
hurdacıya söylediği son sözler mi
bisikleti vurulan bir çocuğun
söyle sevgilim
Einstein’ın Roosevelt’e yazdığı mektup mudur barış
Lozan’dan gelen telefon mu Mustafa Kemal’e
çöplerini bilimin süpürdüğü bir sokak mıdır
barış yoksa

söyle sevgilim
de ki
tünediği balkon uçuruma düşen yavru bir kuştur barış
saatçiyi hapse attıkları için kurulamayan bir meydan saati
ayağımızdaki paslı çiviyi bacağımızı keserek
çıkaran bir melek
de ki
aptalların türküsü
oyuna getirilenlerin ülküsüdür barış
dişleri sökülmüş Asya kaplanıdır kapitalizmin
sirkinde

de ki sevgilim
içine bayat pil konmuş el feneridir barış
fosforlu izleridir bayrakların üzerinde gezen salyangozların
barış düşsel beyaz buluttur bir kaleye çarpıp dağılan
kör bir toplumun tehdit dolu yazılarla kirlettiği bir
defterdir
barış
kendinde bulamayıp başkalarında aradığıdır insanın
barış
halkının üzerine devrilen bir devlettir zor
dönemeçlerde
açılmadığı için posta kutusunda ölen bir mektuptur
barış
patlayıp seyircileri öldüren bir futbol topudur son dakikada

bunların hiçbiri
hiçbiri değilse barış
söyle sevgilim
savaşın düş kurduğu yerlerde
hangi yüzsüzün uydurduğu bi’ sözcüktür
şu dillerden düşmeyen barış

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 15 Ağustos 2006 2:37 ÖÖ Bu mesaj rahatsız edici
mercan_mavil

Üyelik Derecesi:
  


Aşkta canı yanan meşakkattir
Aşkı yaşatan da bil ki şefkattir."

Bütün hisler bu kadar saf olsa
Küçük bir hır’ın çıkması mümkün mü?
Ve bütün sevgiler ihtirastan muaf olsa
Boş yere canların yanması mümkün mü





Enver Çetin

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 15 Ağustos 2006 2:35 ÖÖ Bu mesaj rahatsız edici
mercan_mavil

Üyelik Derecesi:
  


 


Bekleyen

Sen, kaçak bir ürkek ceylansın dağda,
Ben, peşine düşmüş bir canavarım!
İstersen dünyayı çağır imdada;
Sen varsın dünyada, bir de ben varım!

Seni korkutacak geçtiğin yollar,
Arkandan gelecek hep ayak sesim.
Sarıp vücudunu belirsiz kollar,
Enseni yakacak ateş nefesim.

Kimsesiz odanda kış geceleri,
İçin ürperdiği demler beni an!
De ki: Odur sarsan pencereleri,
De ki: Rüzgar değil, odur haykıran!

Göğsümden havaya kattığım zehir,
Solduracak bir gül gibi ömrünü.
Kaçıp dolaşsan da sen, şehir şehir.
Bana kalacaksın yine son günü.

Ölürsün... Kapanır yollar geriye;
Ben mezarla sırdaş olur, beklerim.
Varılmaz hayale işaret diye
Toprağında bir taş olur, beklerim...  



Necip Fazil Kısakürek

(mercan_mavil tarafından 15 Ağustos 2006 2:39 ÖÖ tarihinde degiştirildi.)

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 15 Ağustos 2006 2:32 ÖÖ Bu mesaj rahatsız edici
mercan_mavil

Üyelik Derecesi:
  


Ne kervan kaldı, ne at, hepsi silinip gitti,
’İyi insanlar iyi atlara binip gitti.’



N.F.K

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 15 Ağustos 2006 2:31 ÖÖ Bu mesaj rahatsız edici
mercan_mavil

Üyelik Derecesi:
  



Sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa
Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
Dilimizde akşamdan kalma bir küfür
Salonlar piyasalar sanat sevicileri
Derdim günüm insan arasına çıkarmaktı seni
Yakanda bir amonyak çiçeği
Yalnızlığım benim sidikli kontesim
Ne kadar rezil olursak o kadar iyi

Kumkapı meyhanelerine dadandık
Önümüzde Altınbaş, Altın Zincir, fasulye pilakisi
Ardımızda görevliler, ekipler, Hızır Paşalar
Sabahları açıklarda bulurlardı leşimi
Öyle sıcaktı ki çöpcülerin elleri
Çöpcülerin elleriyle okşardım seni
Yalnızlığım benim süpürge saçlım
Ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi

Baktım gökte bir kırmızı bir uçak
Bol çelik bol yıldız bol insan
Bir gece Sevgi Duvarını aştık
Dustuğum yer öyle açık seçik ki
Başucumda bi sen varsın bi de evren
Saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
Yalnızlığım benim çoğul türkülerim
Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi

Can yücel

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 15 Ağustos 2006 2:28 ÖÖ Bu mesaj rahatsız edici
mercan_mavil

Üyelik Derecesi:
  




Yanaşmadan önce dağıldı iskeleye
Önce karinesi, sonra sintinesi
Derken alt-vasat-ve üst güvertesi
Baş üst-vasat-alt
Ardından kıç üst-vasat-alt yolcuları
Dağıldılar bir meçhul semte
Kırlangıçlarleyin ellerinde filileri, çantaları
Kimisi dargın eski çifteciler
Dağıldılar kırlangıçlarleyin bir meçhule
Deniz su döküyor arkalarından
Haydan gelip huya giden cümlelere
Kaptan köskü yüzüyor dalgaların üstünde
Sakuli bir bok gibi
Kaptanı tayfasıyla


Can Yücel

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 15 Ağustos 2006 2:20 ÖÖ Bu mesaj rahatsız edici
mercan_mavil

Üyelik Derecesi:
  


Top oynayan arkadaşlarını
minareden gördüğü
için acelecidir
ezan okuyan
çocuğun sesi

Sunay Akın

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 15 Ağustos 2006 2:16 ÖÖ Bu mesaj rahatsız edici
CEVAP YAZ
 <<Geri  1   2   3   4   5   6   7   8   9  İleri>>
 

Forum | Aktif Üyeler | Sohbet | Mesaj Merkezi | Müzik Dinle | Müzik Listelerim | Video İzle

Yerli Gruplar | Yabancı Gruplar | Amatör Gruplar | Demolar

Biyografiler | Diskografiler | Sanatçı Fotoğrafları | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basın Bilgileri

Üyelik | Ayarlar | Üye Ara | İletişim | Reklam



Site içerisindeki materyallerin kaynak gösterilmeden kopyalanması ve yayınlanması yasaktır.
Copyright © 2007 Anatolianrock.com