|
Üyelik Derecesi:

|
Grup Yorum - Kızıldere,
"Ölüm onları apansız yakalamadı...Ülkemizin uçsuz bucaksız sıradağlarında ve ovalarında kentlerin yoksul mahallelerinde ve uğuldayan meydanlarında, kuşatmalar altında ve barikatlar arkasından sömürüye, zulme boyun eğmemenin onuruyla, ölümün üstüne yürüdü onlar!... Tereddüt etmediler yok, ’Biz buraya dönmeye değil, ölmeye geldik!’ diyerek: türkülerle, marşlarla karşıladılar ölümü... Özgür ve eşit bir gelecek için, canımızdan bir parça koparırcasına, en iyilerimizi verdik toprağa!.. Onlar, yaratılan devrimci değerlerin, onurun, erdemin, inancın simgeleri olarak: yüreklerimizi dolduruyor, bilincimizi aydınlatıyor, bizi kopmaz bağlarla bağlıyor devrime!...
Oy dere kızıldere, böyle akışın nere?
Onlar biter mi sandın, sana can vere vere?!..
Dere bizim evimiz, suyu alın terimiz!...
Söyle; nedendir dere vurulur gençlerimiz?..
Dere böyle durulmaz, gence kurşun sıkılmaz!...
Sanma faşist olandan, birgün hesap sorulmaz!"
Erdal Güney - Geçmişten Geleceğe,
"Sevdamız bir uzun bakış, ey memleket ey soylu düş... Ömrümüze girip oturdu kış... Bir gül idim derilmemiş, daha gün yüzü görmemiş, örselenip kırılmamış oyy... Ne bu sürgüni ne bu gidiş?.. Ey memleket sevdalı düş, katlimize ferman bu son gülüş!..."
Zülfü Livaneli’den, Ulaş Bardakçı anısına;
"Hele Ulaş’a, Ulaş’a... Ulaş benzerdi güneşe... Ulaş gardaş can veriyor, yüreğim düştü ateşe...
Ulaş’ın elinde mavzer, mavzeri türküye benzer. Bizimkiler böyle ölür, böyle ölür bizimkiler!...
Tohumlar düştü toprağa, dokundu yeşil yaprağa...
Kurban olam kurban olam, seni yaratan toprağa."
Grup Yol - Denizler’in Türküsü,
"Olur mu, ecelsiz üç canı almak?
Olur mu, gülleri dalından kırmak?
Utansın karanlık, utansın toprak!..
Ağlasın gökyüzü, kızarsın şafak!...
Üç yürek, üç fidan, üç güzel insan...
Devrimin üç gülü! Dillere destan...
Deniz’im oy.. Yusuf’um oy... Yoldaşım oy... Hüseyin’im oy...
Zamanın gündüze çaldığı bir şafak, ilkbaharı sonbahara çevirdi 6 Mayıs...
Dünyanın dönüşüyle ölüme aktı zaman, güneş süsü verilmiş cellât, bembeyaz karanlığa alıp götürdü canları..!
Ve üç Deniz, Üç Yusuf, Üç Hüseyin, Üç Yürek, Üç can, Üç sonsuz..!
Yürüdüler darağacına korkusuz,adımları hapsedilse de yargısız,asılır mı bu üç yürek?!..
Asılır mı bu üç heval sorgusuz?!..
Deniz’lerin,Yusuflar’ın,Hüseyin’lerin türküsüdür bu!..
Dalgalar, meydanlar ve dağlar söyler bu türküyü!
Baldırandır yüreğimizdeki ey yoldaş!..
Gölgesiz ve kefensiz gidenlerin türküsüdür bu!
Ağıtsız, ağlamaksız, halaylı, türkülü uğurlarız gidenlerimizi!
Şimdi, şimdi savurup bütün hüzünleri köhne bir zamana, meydan okumak zahir aynalara!
İlkbaharda kanayan bir yaprak misali, savrulmak özgürlüğe esen rüzgârla...
Bir şarkı, bir şiir, bir ıslık ve bir rüzgâr selamıyla gidenlerin,
Deniz’lerin Yusuf’ların Hüseyin’lerin türküsüdür bu!"
Grup Yorum - Şarkışla
"Yüreğimizin derinliklerine kök salmış bir çınardır kavgamız, ummana ulaşmak için coşkunca yatağına sığmadan akan ırmaktır sevdamız, Deniz’in, Yusuf’un, Hüseyin’in bileklerine kelepçe düşmüş, Mahir’in o dağ yüreğine tarifi imkansız sızılar... Bağrına saplanan hançerdir boyunlarımıza yağlanan urgan, ölüme sayılan günler özgürlüğü sayılsın diye; düştü yola Mahir, bastı tetiğe...
Şarkışla’ya düşürmesin oyy, Allah sevdiği kulunu oyy.. Gemerek’te çevimişler Deniz Gezmiş’in yolunu...
Gece Elmalı’da kalmış oyy... Hamamcı Ali’yi sormuş oyy... Uzatmalı itin biri, Yusuf’u gaflette vurmuş!...
N’olaydım, n’olaydım oyyy.. Okur-yazar olaydım... Deniz mahkemeye düşmüş, avukatı ben olaydım...
Yusuf mahkemeye düşmüş, avukatı ben olaydım..."
Mor ve Ötesi - Darbe
"Evren’i gördüm, sıkı olaydı.. Binlerce insan, ölürken nitekim, bir şey yapmazdı! Sadece bakardı... Bu kadar kaos, bize fazlaydı ki bir darbe geldi başıma... Bir darbe...
Erdal’ı gördüm, darağacında. 16 yaşında... Ölürken nitekim bir şey yapmazdı, sadece bakardı... Sonrası serbest, sonrası pazar...
Bir darbe geldi başıma, bir darbe... Ben gitmeden, divan-ı harbe... Ben gitmeden bir darbe...
Sakla kendini, sağlam bir rövanş için.
’Asmayalımda besleyelim mi?’ "
Mor Ve Ötesi - Cambaz
"Ne habersin, ne Türksün... Seni gören yollara dökülsün... Kul oldun, köle oldun, kurşun geçirmez cam oldun...
Bütün dünya izler durur, afet-i azam bekler durur...
Hedefini al, piyasanı al, her şeyi al!...
Yandı dertler bitti tasa, ben kurbanım bu cambaza!.. İki gözüm kadar eminim sen yoksun...
Kul oldun, köle oldun, kurşun geçirmez cam oldun... Cin oldun adam çarptın, cellat oldun kelle uçurdun!...
Bütün dünya izler durur, afet-i azam bekler durur...
Hedefini al, piyasanı al, her şeyi al!...
Yandı dertler bitti tasa, ben kurbanım bu cambaza!.. İki gözüm kadar eminim sen yoksun...
Var mısın, yoksun... Var mısın, yoksun.. İki gözüm eminim sen yoksun.
Sen yoksun..."
Türkü oldu ama, şarkılara layık olamadı çoğu!...
(7n_bni_oss tarafından 23 Şubat 2008 3:46 ÖÖ tarihinde degiştirildi.)
|