Ana Sayfa


















Text Reklamlar:

Yemek Tarifleri
Sağlık Kütüphanesi
Perde


Anatolianrock.com Forum

Forum Ana Sayfa > Bilim / Teknoloji > Albert Einstein hakkında neler biliyoruz?
 <<Geri  1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   11   12   13   14  İleri>>  Son>>
CEVAP YAZ
full_of_fear

Üyelik Derecesi:
  


bildiğim kadarıyla einsteine a rölative ile ilgili fikirleri kız arkadaşı vermiş.kız arkadaşı cidden çok zeki bir bayanmış. o zamanların üniversitelerine pek bayan öğrenci alınmıyormuş ama o bayan kabul edilmiş.adam kızdan fikirleri alınca ayrılma kararı almış öylede olay başlamış işte. şimdi peki neden o kız buluş falan yapmadı diceksiniz.o zamanlar bayanların fikrine saygı duyulmadığı için.  şahsen bunu okuyunca baya şaşrdım.ne derece doğru bilmiyorum

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 25 Nisan 2008 12:16 ÖÖ Bu mesaj rahatsız edici
helin_21

Üyelik Derecesi:
  


aynı bizim gülay’a benziyor.kız fizik soruları çöze çöze einstein olacak yakında.aman aramızda kalsın,sakın duymasın  :)

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 22 Nisan 2008 9:14 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
mnmn

Üyelik Derecesi:
  


abi bi kere hiç yoktan ’’görelilik’’ diye mükemmel ötesi bi fikirle sınırları zorlamıştır, bi fizikçi olarak biliyorum ki görüşlerinin aksi kanıtlanmadığı sürece einstein mükemmeldir.. idoldür kendisi.. onun da yetersiz kaldığı noktalar olmuştur zamanında tabi, ama o ne yapmıştır? diğer bilim adamlarından yardım alıp devam etmiştir tezine

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 18 Eylül 2007 3:46 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
balck_spy_17

Üyelik Derecesi:
  


benim kadar akıllı olmasada akıllı adam...:P

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 13 Eylül 2007 3:55 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
mikrop6573

Üyelik Derecesi:
  


düşüncelerinde sınır tanımayan bırısı...

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 13 Eylül 2007 2:59 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
skylife

Üyelik Derecesi:
  


Einstein aslında E=mc2’ye inanmıyor muydu? Einstein, göreliliği kullanarak kütlenin (m), yüksek değerdeki enerjiye (E) eşitliğini kavradı; kesin değere ışık hızının karesi (c2) ile ulaşılıyordu. Bu uluslararası sistem birimiyle (SI unit), 1017 çok yüksek bir değeri karşılıyordu ve maddenin her kilogramda, nükleer santralin bir yılda ürettiğine eşit enerji yayması anlamına geliyordu.
Akıllara durgunluk veren bu fikrin uygulamaya geçirilmesine Einstein bile inanmıyordu. Hatta 1905 yılında yazdığı, buluşunun kökenini oluşturan tezin başlığını soru işaretiyle atmıştı: "İnsan vücudunun ataleti, enerji doygunluğuna mı bağlı?" 1934’ün sonlarında bile, denklemini "atomu ayrıştırarak" enerji elde etmek için kullanma düşüncesini gözden kaçırıyordu. Yanlış yolda olduğu 4 yıl sonra kanıtlandı. Alman bilim adamı Otto Hahn ve meslektaşları uranyumun atomlarını ayrıştırdı. Bu, nükleer güç ve silahlara doğru atılan bir adımdı. Einstein, hatasını anlayınca hemen harekete geçti. 1939’da ABD başkanı Franklin Roosevelt’e bir mektup yazarak, Naziler’in nük-leer silahları geliştirebileceği uyarısında bulundu. Bu mektup, müttefiklerin ilk atom bombasını yapmalarında önemli rol oynadı.
Beyniyle ilgili garip hikâye, hakkındaki son bilinmeyen. Einstein öldükten sonra beyni çıkarıldı ve halen ABD, Wichita’daki yaşlı doktorun evinde, bir kavanozda saklanıyor. Dr. Thomas Harvey, 1955 yılındaki otopsi sırasında, dehasıyla ilgili ipuçları bulabilmek amacıyla Einstein’ın beynini çıkarmıştı. Beyniyle ilgili temel bilgiler çok da farklı değil. Beyni, normal koşullarda 1,4 kg. olan insan beyninden yüzde 12 oranında daha hafif. Beyninden alınan örnekleri inceleyen nörologlar, ilgi çekici özelliklere rast-ladılar. Örneğin, düşünce için gerekli sinirleri besleyen "gliyal hücre" sayısının fazla olduğunu belirlediler. 1999 yılında Kanada, McMaster Üniversitesi’nden uzmanların yaptığı araştırmalarda da, Sylvian fisürünün (yarığı) gelişmiş ve alt parietal lobunun normale göre yüzde 15 daha geniş olduğu tespit edildi.


 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 13 Eylül 2007 10:28 ÖÖ Bu mesaj rahatsız edici
fatalscratch

Üyelik Derecesi:
  


kontak biri oldugunu...

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 13 Eylül 2007 4:49 ÖÖ Bu mesaj rahatsız edici
SABIRR

Üyelik Derecesi:
  


Bir üniversite profesörü öğrencilerine şu soruyu
sorar;
> -’Var olan herşeyi Tanrı mı yarattı?’
> Cesur bir öğrenci ayağa kalkar ve yanıtlar.
> -’Evet her şeyi Tanrı yarattı!’
> Profesör sorusunu yineler ve öğrenci yine ’evet
efendim ’ diye
yanıtlar. Profesör devam eder;
> -’Eğer her şeyi yaratan Tanrı ise ve şeytan var
olduğuna göre şeytanı
da Tanrı
yaratmış olur ve çalışmalarımızda uyguladığımız
’Kesinleştirme’ prensibine
göre de Tanrı şeytandır. Ögrenci böyle bir önerme
karşısında şaşırır ve
yerine oturur. Profesör ise öğrencilerine bir kez daha
Tanrı’nın içindeki
kaderin bir efsane olduğunu kanıtlamaktan ötürü
oldukça mutludur. Bu arada
bir öğrenci ayağa kalkar ve
> -Bir soru sorabilirmiyim profesör? der. Profesörde
sorabileceğini
söyler. Öğrenci ayağa kalkar ve ’Soğuk var mıdır? diye
sorar.
> Profesör;
> -’Nasıl bir soru bu böyle, tabiki vardır ’ diye
yanıtlar. ’Sen hiç
soğuktan
üşümedin mi?’
> Öğrenci ;
> -’Aslında, fizik yasalarına göre soğuk yoktur.
yaşamda/realitede biz
soğuğu
sıcaklığın yokluğu olarak düşünürüz. Herkes veya
nesneler o enerji oradaysa
veya bir şekilde enerji iletiyorsa onu
deneyimler. Örneğin, Absolute 0 (-460
derece F) sıcaklığın kesin yokluğudur (hic olmadığı
seviyedir). Tüm
maddelerin bu seviyede reaksiyon verme özellikleri
bozulur ve
değişir. Soğuk yoktur, o yalnızca sıcaklığın yokluğunda
duyumsadıklarımızı
tarif etmek için yarattığımız bir kelimedir’ der ve
devam eder,
> - Profesör, karanlık var mıdır? Profesör ;
> -’Tabiki vardır’. Öğrenci yanıtlar,
> -’Korkarım gene yanılıyorsunuz
efendim. Çünkü, karanlık da
yoktur. Yaşamda/realitede
karanlık ışığın yokluğudur. Biz ışık üzerinde
çalışabiliriz ama karanlığı
çalışamayız. Gerçekte, biz Newton’un prizmasını
kullanarak beyaz ışığı kırar
ve renklerin çeşitli dalga uzunlukları üzerinde
çalısabiliriz. Ama
karanlığı ölçemeyiz. Bir basit ışık ışını karanlık bir
mekanı aydınlatarak
karanlığı kırmış olur yani karanlığı geçersiz kılar.
Siz belli bir
mekanın/uzayın ne kadar karanlık olduğundan nasıl emin
olursunuz? Işığın
miktarını ölçersiniz! Bu doğrudur değil mi? Karanlık
insanlık tarafından ,
ışığın olmadığı yer/mekan için kullanılan bir
kelimedir. Son olarak
öğrenci profesöre gene sorar;
> -’Efendim şeytan var mıdır? Bu kez profesör pek emin
olamamakla
birlikte yanıtlar; -’Tabiki, açıkladığım gibi, biz
onu her gün, her yerde
onu görürüz. Şeytan/kötülük
bir kişinin başka bir kişiye her gün sergilediği
insaniyetsizliğinin bir
örneğidir. O, dünyadaki işlenmiş tüm suçlarda, şiddette
yer alır. Bunların
tümü şeytanın kendisinden başka bir şey de değildir.’
der.
> Öğrenci devam eder;
> -’Şeytan yoktur efendim. Yani o kendi başına yoktur.
Şeytan basit
olarak Tanrının
yokluğudur. O aynen karanlık ve soğukta olduğu gibi
insanın tanrının
yokluğunu tarif etmek üzere yarattığı bir kelimeden
ibarettir. Tanrı
şeytanı yaratmadı. Şeytan/kötülük insanın tanrısal
sevgiyi yüreğinde
duyumsamadığı zaman deneyimlediklerinin bir
sonucudur. O aynen sıcaklığın
olmadığı yere gelen soğuk ya da ışığın olmadığı yere
gelen karanlık
gibidir.
> Profesör yerine oturur. Genç öğrencinin adı ALBERT
EINSTEIN’dır.
   

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 13 Eylül 2007 1:48 ÖÖ Bu mesaj rahatsız edici
EsrarMotif

Üyelik Derecesi:
  


darkcreature einstein in daha ne yapmasini istiodun acaba cok merak ettim.

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 31 Ağustos 2007 3:56 ÖÖ Bu mesaj rahatsız edici
darkcreature

Üyelik Derecesi:
  


abartıldığı kadar çok iyi olmayan biri.

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 31 Ağustos 2007 1:36 ÖÖ Bu mesaj rahatsız edici
CEVAP YAZ
 <<Geri  1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   11   12   13   14  İleri>>  Son>>
 

Forum | Aktif Üyeler | Sohbet | Mesaj Merkezi | Müzik Dinle | Müzik Listelerim | Video İzle

Yerli Gruplar | Yabancı Gruplar | Amatör Gruplar | Demolar

Biyografiler | Diskografiler | Sanatçı Fotoğrafları | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basın Bilgileri

Üyelik | Ayarlar | Üye Ara | İletişim | Reklam



Site içerisindeki materyallerin kaynak gösterilmeden kopyalanması ve yayınlanması yasaktır.
Copyright © 2007 Anatolianrock.com