Anatolianrock.com Forum
Üyelik Derecesi:
neden kadın peygamber yoktur bence ya tanri kadınlari sadece bize es olsun diye yarattı yada oyle denkgelmis yeterince akıllı bi kadin ve boyle bi hedefi olsaydi belkide bi kadın peygamber olurdu.
eskiden daima kadın hep düşük olarak görülmüştür..hala öyle galiba fazla söz hakkı sağlanamıyor hani..çok kolay devrilebiliyorlar..buda özgüvenden kaynaklanıyor..düşük ya hani..şu kaburga kemiği mevzuu mesela..erkeğin daha üstün olduğu..
noxious 1905 ben eşit kavramı ve eşitlik kavramını açıklayarak kadının islam öncesi durumunu hem hristiyan toplumunda ki hem de cahiliye dönemi arap bölgesindeki durumunu örneklerle açıkladım eğer senin belleğin diri diri kızların gömülmesinden sana bir cahiliye devri kadın portresi veremiyosa kusura bakma senin samimiyetinden şüphe etmeye başladım yazıları okurken dahi acaba nasıl yalanlarım çarpıtırım düşüncesinden kendini kurtaramaman yorumuna çok açık yansımış bir ilkokul çocuğuna desen çocuğum cahiliiye döneminde kız çocukları diri diri gömülüyordu dediğinde çocuk şunu derdi eğer orda küçücük çocuklar sırf erkek olmadığı için gömüldüğüne göre bana oranın kadınlarından hiç bahsetmeyin çünkü bebelere bunu yapan zihhniyet kadınları yaşayan ölü haline getirdiklerini rahatlıkla çıkarabiliriz o yüzden islamda ki devrim niteliğindeki yenilikler (ki görene) daha fazla anlam kazanır. bu çocuğun yorumu seninkiler zaten aşikar herşeye rağmen sana bir kardeş nasihatı tabi önce kendi nefsime daha sonra sana ayet-hadis dinimizin tüm gerçekliğini sorgulayabilecein tek iki kaynak bunları sorgulamak istediğinde sana kesinlikle belirteyim ki meallere bakaram sakın fikir yürütme eğer sana bir ayet veya bir hadis çelişkili tutarsız geliyosa(ki hiç yok) mutlaka tefsirini oku eminim ki gerçek samimi olduğun sürece senin yanında olacaktır. gerçek hadis ve ayetlerle kadınlara verilen değerlerle konuyu kapatıyorum "Cennet annelerin ayağı altındadır. " Cenâb-ı Hakk Kur’ân-ı Kerîm’inde:"Erkeklerin kadınlar üzerinde hakları olduğu gibi, kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır." buyurmuştur. Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimiz de erkekleri, kadınların hak ve hukûkunu gözetmeye dâvet etmekte ve bu konuda: "Kadınların haklarını yerine getirme husûsunda Allâh’tan korkunuz! Zîrâ siz onları Allâh’ın bir emâneti olarak aldınız." buyurmaktadır. Başka bir hadîs-i şerîflerinde de: "Sizin en hayırlınız, ehline (eşine iyi davrananınızdır) Hanımlarınızı üzmeyin. Onlar, Allahü teâlânın size emanetidir. Onlara yumuşak olun, iyilik edin!) [Müslim] (Hanımının kötü huylarına katlanan erkek, belalara sabreden Hz. Eyyüb gibi mükafatlara kavuşur. Kocasının kötü huyuna sabreden kadın da, Hz. Asiye gibi sevaba kavuşur.) [İ.Gazali] (Hanımı ile iyi geçinip şakalaşanı Allahü teâlâ sever, rızklarını artırır.) [İ.Lâl] (En üstün mümin, hanımına, en iyi, en lütufkâr davranan güzel ahlaklı kimsedir.) [Tirmizi] (En iyi Müslüman, hanımına en iyi davranandır. İçinizde, hanımına en iyi davranan benim.) [Nesai] (Hanımına güler yüzle bakan erkeğin defterine, bir köle azat etmiş sevabı yazılır.) [R.Nasıhin] (Hanımının haklarını ifa etmeyenin; namazları, oruçları kabul olmaz.) [Mürşid-ün-nisa] (Hanımını döven, Allah’a ve Resûlüne asi olur. Kıyamette onun hasmı ben olurum.) [R.Nasıhin] (Kadınlara ancak asalet ve şeref sahibi kimse değer verir. Onları ancak kötü ve aşağılık kimseler hor görür.) Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz bu konuda: "Kadınlar hakkında birbirinize hayır tavsiye ediniz!" buyurmaktadır. Kadınlara karşı daima hoşgörülü olmalıdır. Nitekim bir hadîs-i şerîfte: "Mü’min bir erkek, mü’min bir kadına kızıp darılmasın! Eğer onun bir huyundan hoşlanmazsa, öbüründen memnûn olabilir." buyurulur. ALLAH yar ve yardımcımız olsun
:) Okuduysan gerçekten dediğim gibi daha fena. Okuduğunu anlamamak daha da kötü bir şey çünkü. Yada okuduğunu eksik görmek çok çok çok daha kötü bir şey olsa gerek. Mesela Hz Muhammed : " İslam öncesı dönemde at köpek kadın uğursuz sayılırdı " demiş ..Ebu hureyre ilk bölümü duymaz ve bu sözu: Hz Resul : “At, köpek, kadın uğursuzdur” dedi diye anlatmaya başlar taki Hz Aişe onu uyarana dek. Sahih buharide bu bu şekilde anlatılırken sizin nasıl bir kitap okuma şekliniz var ki; bunu "at köpek kadın" uğursuzdur şeklinde okudunuz. Orada peygamberin anlatmak istediği İslam gelmeden önce kadının uğursuz sayıldığı ve İslam’la birlikte bu yanlış düşüncenin son bulduğu. Bunu böyle okumayı siz nasıl başardınız. Gerçekten okuduğunuza nasıl emin olacağız? Yüzlerce sitede aynı yazılar dolaşırken...!!!
ben kuranı da okudum sahihi buhariyi de bundan başka bi çok kitabıda okudum ben sadece sahihi buhariden örnekler verdim size ve kurandan da verdim surelerden neyse bakmak size kalmış benim hiç bi umudum yok bu konuda olamazda çünkü herkesin inancı kendine kimseyi horgördüğüm falan yok zana61 arkadaşımız nasıl düşüncelerini sayfa sayfa paylaştıysa ben de okuduklarımı paylaştım hemfikir olduklarım veya olmadıklarım olabilir yalnız doğru olan tek birşey var bunu da zaten okursanız görürsünüz yazdıklarımın hepsi gerçektir ve alıntıdır uydurduğum birşey değildir lütfen okuyun önce sonra benimle tartışın
internette malum sitelerde dolaşan yazıyı kalkıp sahih buhariye malettin. Daha önce de parantez içinde bir şeyler yazıp kuranda diyordun. Sonra sahih buhariye çevirmiştin. Neyse burayı da gelir temizlerler birazdan. umutla kal.
sahih-i buhari
noxious1905 :)) kaynak...?...?
Cahiliye döneminde kadına kötü muamele yapmasından yakınmışsınız ama bakın kaynaklar ne diyor: Kitab almuhabbar yazarı Muhammed ibn Habib el-bağdadi,islamdan önce arap kadınının sosyal ve ekonomik haklara sahip olduğunu,evleneceği erkeği seçmekte ya da dilediği işleri görmekte özgür bulunduğunu kanıtlayan nice örnekler verir.bunlardan en ilginci,muhammedin ilk karısı haticedir.ibn ishak,ibn hişam ya da taberi gibi en sağlam kaynakların bildirdiğine göre hatce,kureyş kadınları arasında neseb bakımından üstün,şeref ve servet bakımından yüksek,iş gören bir kadındır.ticaretle uğraşırdı.kureşli tüm erkeğin onda gözü vardı.dul kaldığı andan itibaren her erkek onunla evlenmek için can atmıştır.muhammedin güvenilir biri olduğunu işitince ona adamlarını göndererek şam’a gidip alışverişte bulunmak üzere para ve mal vereceğini ve kölesi meysere’yi de kendisine yardımcı katacağını bildirdi.muhammed onun bu teklifini kabul etti.haticeden mal alarak ve yanında meysere de olduğu halde şam a gitti.malları satıp parayı topladıktan sonra mekkeye döndü.getirdiği malları haticeye teslim etti.hatice meysereden bilgi istediğinde meysere kendisine,şamda bir rahip’in Muhammed hakkında ‘bu zat bir peygamberdir’ dediğini ve yolda gelirken iki meleğin Muhammedi gölgelediğini söyledi.hatice adam gönderip kendisiyle evlenmek istediğini muhammede bildirdi.muhammed amcalarına danıştıktan sonra haticenin babasına giderek haticeye talip oldu böylece evlendiler(taberi,milletler ve hükümdarlar tarihi,MEByay.ist.)burada da anlaşıldığı gibi Hatice Muhammedi seçmiştir.bir başka örnek de kitabul aganide geçen Selma bint amr dır ki kendisi evlenirken,evlilik boyunca özgürlüğüne sahip kalacağına ve dilediği an kocasını boşayabileceğine şart koşmuştur.ve yine kadın şairlerinden biri olan bint amrul harise bin elşarid üç kocaya varmış ve kocalarının hepsini de kendi seçmiş ve boşama şartı ile evlenmiştir.bir başka örnek muhammedin dayısı abdül müttalip b.haşimin annesi Selma bint amr,cahiliye döneminde sahihi buharide yazıldığına göre Selma öyle şahsiyetli bir kadındır ki evleneceği zaman kendi işlerinin kontrolünü kendi elinde tutacağını ve dilediği zaman kocasını boşayabileceği dair şartı evlilik akdinin şartı kılardı.islamiyetten sonra arp kadını,kocasını seçme hakkını yitirmiştir.yine aynı şekilde cahiliye zamanında kadın kocasını boşama hakkına sahip iken islamdan sonra bunu da yitirmiştir. Acaba burada cahiliye devri ne zamandır islamdan önce mi sonra mı?ayrıca Türklerden de çok örnek verebilirim bunlara
Antik Çağ’dan Rönesans’a kadar bütün tasvirlerde felsefeyi bir kadin simgeler “SOPHIA” -- bilgelik Tanriçasi. İlk kez tek tanrılı dinler ortaya koydugu simgelerle kadınları bilgeliğin dışında bırakmış ve “sadece erkeklerle tanrı anlaşma yapar, sadece erkekler, tanrı ile insanlar arasında aracı olabilir” denmiştir. Aynı şey Batı Felsefesinde de geçerliydi. Neredeyse kadınların sözü bile edilmezdi. Metzler 1989’da hazırladığı 300 biografik yapıt içinde sadece 6 kadın düşünüre yer vermiştir. Bunlar : Hannah Arendt, Simone de Beauvoir, Hildegard von Bingen, Agnes, Heller, Rosa Luxemburg ve Margaret Mead’dir. Kadın ve kadın düşüncesi Antik çağdan günümüze geldikçe daha az değerli görünüp kimse kadın filozoflardan alıntılamıyor, hiç bir felsefe ya da bilim tarihi bu düşüncelerden ve yazarlarından artık söz etmiyordu (Tielsh, 1984) Felsefe tarihinde kadınların gözardı edilen çıkışlarına, yapıtlarına bir göz atarsak, Karl Marx, Hegel, Kant gibi felsefe sistemleri kurmuş kişilerden hiç de geri kalmadıklarını görürüz. Mesela, Sosyalis Programı (Arbeiterunium, 1843) ilk olarak ortaya Flora Triston tarafından atılmış olmasına rağmen dikkate alınmamıştır. Onun bildirisi Karl Marx’ın Komünist Manifesto’sundan 5 sene önce yayınlanmış ve Marx’tan 10 kez daha fazla baskıya ulaşmıştı. Almanya’da felsefe tarihinin mistik kadın Hildegard von Singen ile başladığını hiç bir ansıklopedi yazmaz. Felsefe tarihinde “unutulmuş” başarıların ve yanlış yükselmelerin listesi oldukça fazladır. Mesela, Sokratik diyalogların aslında Aspasia tarafından kurulduğu, Anne Conway’ın Leibniz’i etkileyen Monadlar öğretisinin mimarı oldugu, Montaigne’den çok önce Teresa von Avila’nın ilk felsefi-yazınsal denemeleri yazdığı hep “unutulur”. Felsefe tarihi boyunca çoğu erkek düşünürler kadınları hep sınırlayıcı, hatta - aşalayıcı sözcüklerle alan dışı bırakmaya çalışmışlardır. Aristotales’e göre “kadınlarda ruh bulunmadığı”, Kant’a göre “kadınlarda akıl yeteneğinin eksıkliği”, hatta Fichte’e göre “kadınların duygularının sınırlarını saptamak” gibi yaklaşımları hep görürüz. Socrates, Leibniz, Erasmus von Roterdan, John Stuart Mill dışında, kadınlarda özgün bir düşünce görebilmek diğer düşünürlere göre düşünülebilir bir şey değildi. Erkek filozoflara göre düşünce erkeklerle, duygu ise kadınlarla özdeşleşmişti. Filozof kadınların hayatları ve yapıtları üzerindeki tartışmalar, onların çok kez cinsellikle ilgili dedikodulara karşı korunmasız olmaları yüzünden daha çok güçleşmiştir.Aspasia’ya karşı Antik yazarların iftiraları ile (tanrıtanımaz, aracılık, çok eşlilik gibi) başlayarak Isolta Nogarola’ya yapılan ensest karalamasından, “bilimsel leydiler”, “mavi çoraplılar”, “erkek kadınlar” olarak adlandırmalar hep filozof kadınlara, düşünen ve düşündüğünü belli eden kadınlara gelmiştir. “Acayip” olarak görülen, “zeki fakat kısır”, “soğuk”, “hetare (fahişe)”, “femmes fatale (felaket kadınları)” yakıştırmalarına maruz kalan filozof kadınların çoğu tam aksine çok kez bilinçli bir namus düşkünlüğüne ve geniş ölçüde “erkeksiz” hayatı seçip yalnız yaşadılar. Bunda bir başka etken de, “ kadınların eğitim görmesine ancak evlenmeden önce izin veren toplum görüşüne” uydular. Yeni çağ’in baslangicina kadar evli ve çocuklu, yani anne olan bir kadının bilimsel çalışma yapması hemen hemen düsünülemez bir seydi.
Forum | Aktif Üyeler | Sohbet | Mesaj Merkezi | Müzik Dinle | Müzik Listelerim | Video İzle Yerli Gruplar | Yabancı Gruplar | Amatör Gruplar | Demolar Biyografiler | Diskografiler | Sanatçı Fotoğrafları | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basın Bilgileri Üyelik | Ayarlar | Üye Ara | İletişim | Reklam Site içerisindeki materyallerin kaynak gösterilmeden kopyalanması ve yayınlanması yasaktır. Copyright © 2007 Anatolianrock.com