Ana Sayfa


















Text Reklamlar:

Yemek Tarifleri
Sağlık Kütüphanesi
Perde


Anatolianrock.com Forum

Forum Ana Sayfa > Felsefe > Materyalizm ve İdealizm Çatışması
 1   2  İleri>>
CEVAP YAZ
kargoman22

Üyelik Derecesi:
  


Konu incelendi.

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 28 Ekim 2007 10:21 ÖÖ Bu mesaj rahatsız edici
kentaur

Üyelik Derecesi:
  


materyalist marx bir zamanlar idealist hegelin öğrencisiydi ve hocasının diyalektiğinin baş  aşağı  durduğunu söyledi ve ondan koptu;yani bir anti tez geliştirdive buhün  marksistlerle idealistler yani  biz öğrenciler sadece tartışyor  üretmiyoruz. herhalde yaşasalardı  bu  konuda  birleşirlerdi !!!

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 13 Eylül 2006 10:34 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
el_mariarchi

Üyelik Derecesi:
  


mühim olan acıklamalar değil mutlak doğru diye bi kavram olmadığını hepimiz biliyoruz peki mutlak ne var tabiki gercek var o da bizim algıladığımız kadar peki insan algısı ne kadar algılar eşik değerleri sacmalıgına girmiyorum sadece benim amacım görüş acısını genişletmek.
    şimdi insan aklı muazzam bi büyüklüğe sahip kainattaki atomların hepsine birer isim verip aklında tutabilecek kadar bunu bir düşünelim insanı tutan şey ne ALLAH(cc) mı? hayır hiç sanmıyorum insan hafızası fotografik hafıza sisteminde verimi neredeyse %100 artıyor yani göz hafızası olursa herseyi hatırlıyor ki bu özellik ben de var maksimilyana sorabilirsiniz. demekki insanoğlunu durduran sadece kendisi ve bu noktada öğrenilen herşey önceden insan beyninde mevcut mudur? sorusu akla geliyor. bence evet insan aklında hersey mevcut ve biz bunları cagrısımlarla zamanla algılayarak yorumluyoruz. zaten ömrümüz beynimizin %5ini kullanmamıza sebep veriyor asıl yapılması gereken fiziksel ihtiyacları karsılamak diye düşünüyorum.
    fikir karsıt fikirler üretildiği değer de anlam kazanır

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 16 Temmuz 2006 11:48 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
maksimilyan

Üyelik Derecesi:
  


Çok değil bundan 5 yıl önce  bende  diğer çoğullar gibi materyalist argümanlar ile  donamış vahi ve vahiy kaynağına  ters düşünce  sistemlerine  sempati duymuş bir insan tekiydim,lakin kuantum fiziği ve  kadim doğu gelenekleri ile  tanışmam ve modern determizmin yada  daha  genel  şekilde söylersek,’’materyalizm’’çöküşünü enderin içlerim
de  hissettim, başlarada bunu kınıyordum fakat  daha sonra  kanıksadım.(felsefe  ve  bilim tarihini  bu bölümün’’ tasavvuf felsefesi’’ başlığı altında uzun uzun yazdım ancak  aşağıda,materyalizmin  tükenişine  dair  bir kaç şey daha yazmak istiyorum
okuyanların anlaması dileğiyle)



’’izafiyet  zariyesinin(teorisinin) bize dediği en önemli ve yaga ne  şey;ışık madde için sınır  hızıdır,
hiçbir  madde yada  parçaçık- yada  dalga-ondan hızlı yada ona eşit hızda gidemez.

                     E = mc^2

evet bu basit gibi görünen formülü hepimiz  duyduk
bu formülde durgun kütle yerine izafi kütle yazılır,
çünkü  cismin  ışık hızına  yaklaştıkça kütleleri artar
ve artma oranı ise ’’1/sqrt(1-v 2 /c 2 )’’ şeklinde  formüle edile bilinir.bu formül biz izler çevreye bunu söyler;cismin hızını artırmak için vereceğimiz enerji ışık hızına  yaklaştıkça parabolik olarak büyür  ve ışık hızında sonsuz olur.işte  buraya  kadar  herşey  normal ancak cismin hızı ışık hızından büyükse ne olacak?
cevabı basit,paydadaki kök içi eksi olacak ve  biraz riyaziye (matematik  bilen varsa  bilirki) eksi sayılar kök dışına  çıkamazlar. işin doğrusu  eksi sayıların ’’reel kökü yoktur’’ sayı kök dışına  reel  olarak çıkmaz  kök dışına ’’sanal olarak çıkar evet
sanal olarak. o zaman  matematik  bize  enerjinin  sanal olduğunu söyler,ama enerji sanal olmayacağı
na göre  bizim  kütlemiz sanaldır.(bunu ben değil çağdaş bilim ve  matematik verileri söylüyor)
Burdan şunu çıkarımlıya biliriz  cismin ışıktan hızlı hareket edebiliyorsa sanal yada  soyut bir kütleye  sahip demektir. işte  bu anti maddelere  Bilaniuk ’’Takyon’’ demiştir,takyon denilen bu eksi maddeler ışık hızından milyonca kez hızlıdırlar        kütleleri sıfırdan küçük,uzunluk ve boyları sıfırın  eksi yönündedir. takyonlar ışıktan hızlı gittikleri için
takyonların zamanı tersine akar determinmzim tersine dönüşür kısaca şöyle diye biliriz’’sonuçlar nedenlerden önce gelir ’’

 ’’orda  zaman kimseden habersiz  geriye akar’’

tabi bunu anlamak ve  kanıksamak ;materyalist anlaşın  klasik ve  yavan diyalektiği ve deskartes  kartezyeni ve  newton mekanistiği ve  bunun sosyal türevi ve  pratikleri  doğmuş  yaşamış ve ölmüş bir insan ırkı için zordur,ama  madem kimisi hala materyalistzm den  ve  modern bilimden söz  ederse  bunları istesede istemese kabul etmelidir
aksi halde bu ’’red’’ materyalizmede terstir.

Unutmayalım biz Aydınlanmanın ve  Rönesansın ve  Reformun o öyküntü çoçukları, herkesten çok bilimi yanımızda  yol azığı  ve  bilimin kurallarını’’kutsal  metinler gibi ezberledik.Termodinamiğin  ve entropi nin yasalarını sosyolojiye  ve psikolojiye uyguladık,
ne oldu.şimdi termodinamik  takyonlarda  uygulanamıyor diye (yanlış) sosyolojinin  felsefenin ve psikolojinin  bin yıllardan  beri insan aklında  açtığı  histerik ve nevrozlu yaraların  hesabını kim verecek?
orda termodinamik ve  enropi ters yüz olmuştur , ısının kendisi tüketilmez üretilir.bizim enerjimiz  tükenim  kesirler halinde 0  a yakınsayıp ısı ölümü ile  biterken orda  ısı sürekli artıp sonsunza büyümektedir.(bu ise ’’kutsal metinler  gibi ezberlediğimiz  modern bilim  verilerine aykırıdır)

post-modernpozitivzmden haberdar olmak lazım
yoksa daha  bir müddet daha insanlarımızın beyni nesnenin  çirkin köşeleri ne takılıp kalacak...ve  kültürümüzn bize 1500yıldan beri söz ettiği lamekan  yerine  nesnenin 3 mekanına mahkum kalacaktır...


                     

               (maksimilyan)

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 15 Temmuz 2006 3:39 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
el_mariarchi

Üyelik Derecesi:
  


işte size son model acıklama idealizminde desteklediği kuantum ki nedense herkes bu konu hakkında pek bir fikirmiş gibi konusur durur.
  kuantumun son ulastıgı kavramlardan biri katılımcılık kavramıdır bu da gözlemci kavramını yıkar ve aynı zamanda materyalistlerin algısı olan maddenin aslında olmadığını genel bir elektrik enerjisinin gercekte maddeyi olusturduğunu iddia etmektedir ve bunda oldukca güclü deliller sunmustur yani her insanın algısı onun sinir nöron yumagı(beyin) tarafından algılanısı üzerine kurulur yapılan testlerde insan beynine baglanan belli elektrotlarla kişiye bir elma resmi gösterilir kişiye elektrotlarla ise eyfel kulesi resmi gönderilir kişi eyfel kulesini gördüğünü söyler.
    ikinci bir nokta materyalist felsefenin rasyonalizm tarafından desteklenmediğini gösterir.bu noktada hipnoz devreye girer bunu acıklamama gerek yok sanırım dünkü silinen yazımda demokritosun müthiş atom bulgusu üzrine birkac yazım olmustu ama silindi
   sorun insanların neden bir fikri taasubla benimsemeye calıstığını doğmatik diye diğer insanları nitelendirirken kendi içinde daha sapkın dogmatik öğeler yerleştirdiğinin farkında mı acaba diye son bir soru sorup yazıma son vermek istiyorum ve acıkcası bundan sonra foruma doğru dürüst bişey yazacagımı da sanmıyorum insanlar burada da özgürce fikirlerini söleyemeyecekse nerede söyler diye site adminlerine soruyorum

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 13 Temmuz 2006 4:42 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
qdsebepsiz

Üyelik Derecesi:
  


cevapları pek tatmin edici bulmadıgımı belirtmek isterim...

idealizmde bilginin kaynagı akıldır. ve hersey buradan dogar. materyalizm de ise bilginin kaynagı nesnelerdir.

her iki tarafında en buyuk anlasmazlıgı budur. materyalistler onceliği nesnelere vermişlerdir cunku özneden bagımsız bir nesnenin varlıgını kabul etmişlerdir ancak onlar da aklın olmadan nesnenin anlasılamayacagının farkındadırlar. bu yüzden de materyalistler de bir parca idealistlerdir. (maddenin varlıgının anlasılabilmesi için akla gerek vardır.)

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 13 Temmuz 2006 3:12 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
BilgeKermit_

Üyelik Derecesi:
  


soru: maddeyi tartıştıran materyalizm felsefesine ve dışımızdaki varlıklar insanın fantazizidir diyen idealizme benzemedigi yeterince acık dilmidir?

(BilgeKermit_ tarafından 11 Temmuz 2006 9:16 ÖS tarihinde degiştirildi.)

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 11 Temmuz 2006 9:16 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
siyasiyabend

Üyelik Derecesi:
  



Sevgili DoBRa_Can_13,

Pragmatistler yaşamın temelinde olanlarla yetinmişlerdir.Gün neleri iyi kılmışsa onların peşinde koşmuşlardır.Zamanın şartlarına göre ayak uydurmuşlardır ve idealistler gibi öznel gerçekleri kılan yapmışlardır.Bu yüzden materyalizm ile tam bir zıtlık içersindedir.Materyalistlerin nesnel bakış açıları ile prakmatistlerin öznel bakış açıları arasındaki farkı aşağıda yazmış bulunmaktayım.

Kısa vadeli bir süreç içerisinde pragmatisler evet herzaman kazanmışlardır.Nasıl kazanmışlardır diye sorarsan da uzun yazılar ve diz boyu ufalamalar ile.Yalnız uzun vadeli bir süreçte materyalizme bakarsan daha yapıcı kuralların önümüze çıktığını göreceksin.Kaba materyalizm’in ortaya koydukları yüzünden pragmatistler ve idealistler söz sahibi olmuşlardır.Aşağıda yazmış olduğum Unesco örneğine bakarsan göreceksin örneklemeler ile.Ayrıca Lenin’in anarşizm ve işçi sınıfı üzerine koyduğu çok güzel örnekler vardır.bunlardan bir tanesi de kunduracı örneklemesidir.Bunu da biryerlerden bulursan şayet, orada göreceksin.

Genotipik özelliklerden çok hayatın temeline inmek gerekir.Çünkü herşey hareket halindedir ve sorgulanmayan bir nesne yada varlık, eleştirinin boyutuna göre şekil alamaz ve onu durmakla kılan yaparız.Bu yüzdendir ki hareketlik cosmosta durağan kılınan herşey idealizmin atıfıdır, aynı zamanda pragmatistlerin.

Maddi olmayan yani manevi ilişkilerin ağırlığı idealistlerin ilgi alanıdır.Bilim ise bunu reddeder.Tıpkı materyalizmin reddettiği gibi.Bu yüzdendir ki maddi olan herşey bilim tarafından irdelenir ve ispatlanır.Döngüsel bir alanda kısırlaşmak sadece idealizmin kuruntularıdır.Kuruntuyu iyileştirme çabaları olmasa bile.

Ayrıca pragmatizm hedonizmi ortaya çıkarmıştır.Bu da insanlar arasında kargaşaya yol açmıştır.Çünkü çıkarın olduğu ve bencilliğin olduğu noktada karmaşa yaşanır.Günün zevklerini düşünen bir sistem ilerici olamaz.

Sevgiler.

(siyasiyabend tarafından 11 Temmuz 2006 9:14 ÖS tarihinde degiştirildi.)

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 11 Temmuz 2006 8:50 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
siyasiyabend

Üyelik Derecesi:
  




Sevgili jakoben,

Hegel’in tez, anti tez, sentez uyumunundan bahsettiğin için teşekkür ederim.Yalnız şunu değinmek isterim.İdealizm, materyalizmin çıkış noktası değildir.Yani materyalizm, idealizm ile başlamamıştır.İdealistler öznel gerçeklere önem verirken, materyalistler nesnel gerçeklere önem verirler ve bu noktada ik zıt kutubu oluştururlar.

Ben materyalizmin kendi kendini yenilen bir sistem olduğunu düşünüyorum ve sentezin olmasına gerek yoktur.


Yazıma örneklemelerle devam etmek isterim.

Unesco’nun savaşa karşı duruşu üzerine bundan önceki senelerde bastırmış olduğu broşürlere bakarsak, savaş için şunu söylemektedir.Savaşı ilkin beyinlerimizden silmemiz, kafalarımızda yok etmemiz gerekir.Savaşın insanların bilincinde yer alıyor, bunu yok etmek gerek.Bu sözlere yakın cümleler yazıyor.Şimdi temeline inersek, Unesco savaşı kişisel, öznel bir nitelik ile ele alarak, savaşın insanın yapısında olduğunu ve insanın sinirsel duyularını dışa vurması olayı olarak göstermekte ve bunun altında geçmiş genotiplerden gelen kin duygusu olarak anlatmaktadır.Bu başlı başına idealist bir yaklaşımdır.Çünkü öznel ifadeler içerir.

Fakat, Materyalizme baktığımızda ise, o dünyayı nesnel bir gerçeklik olarak gördüğü için emperyalizmin kaynağı olan savaşların bireyler tarafından değilde kitleler tarafından oluştuğunu ortaya koyar.Kapital sistemlerin çıkar amaçlı çatışmaları ve emperyalist sistemlerinde sömürüyü faal kılmaları, materyalizm yolunda atılmış en büyük engebelerden birisidir.Materyalizm, nesne dış dünyanın sorunlarını bireyler olarak dile getirmez.Nesnel dış dünyanın sorunlarını, gerçeklerle, genel manada ortaya koyar.

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 10 Temmuz 2006 9:46 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
jakoben

Üyelik Derecesi:
  


İdealizm kökü çok eskilere dayanan antik Yunan filozoflarına ordan Platon’a uzanan bir süreçte oluşmuş ve sonraki zamanlarda felsefe sahnesinde halihazır yer edinmiş ve edinmekte olan  mistik ve dini kökenli bir düşünüş.Fazlaca bölünmüş ve görünüm değiştirmiş olmasına rağmen kendi içinde barındırdığı bir çok soruya cevapsız kalmış.

Diyalektik materyalizm’in başarısı burda yadsınmanın yadsıması ilkesi ile gelmiş kanımca. Bu hem zaferi hemde zafer sebeplerini içinde barındıran ve oldukça iyi özetleyen bir ilke.

Fikirlerin tezleri diğer doğacak fikrin antitezi olarak başlamasına rağmen (sentez demiyeceğim) her zaman için bir önceki fikri bir ileriye götürür. Ve öz ü içinde barındırır.

Diyalektik materyalizm ve yine karşıtların birliğinden karşılıklı içiçe geçişlerinden bahsederken materyalist düşüncenin ortaya çıkmasından  önceki ve sonraki bir çok fikrin aslında özü olmaktadır.

Materyalist ilkeleri tek tek yazma taraftarı değilim.

Örneklendirmem sayın siyasiyabend kadar olamayacaktır.Ama  tüm bunlara karşı ^tesadüfler’’ ’e bakış açısında bir kırılma noktası mevcut değil midir?

İdealizm Materyalizmin çıkış sebebi olmasına rağmen (bir şekilde) , maddeyi unufak edip boyutlar kapısı açıldığında (sadece bir varsayım),özü şekil değiştiren madde ye keskinlik sağlayan bir bakış sağlayabilecek miyiz?(sadece bir varsayım,tarihsel sürece göre ihtimal hesabı)

Her şey değişmeye mahkumsa* -diyalektik materyalizm kendini bu konuda her ne kadar ilkeleri ile güvence altına almışsa da- günümüzde salt materyalizm değil diğer yan sanayi* felsefi düşüncelerle de desteklenebilir bir düşünce ağı oluşturulmalı..

Sentez değil ama yadsımanın yadsınması;)

***Donanımsız ama sorgulayıcı ancak bu kadar net yazabildim:)

 

Mesajın Yazıldığı Tarih: 10 Temmuz 2006 7:02 ÖS Bu mesaj rahatsız edici
CEVAP YAZ
 1   2  İleri>>
 

Forum | Aktif Üyeler | Sohbet | Mesaj Merkezi | Müzik Dinle | Müzik Listelerim | Video İzle

Yerli Gruplar | Yabancı Gruplar | Amatör Gruplar | Demolar

Biyografiler | Diskografiler | Sanatçı Fotoğrafları | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basın Bilgileri

Üyelik | Ayarlar | Üye Ara | İletişim | Reklam



Site içerisindeki materyallerin kaynak gösterilmeden kopyalanması ve yayınlanması yasaktır.
Copyright © 2007 Anatolianrock.com