|
Üyelik Derecesi:

|
Demirhan Baylan Diyor ki!...
Bir gün Türkiye dünyayı peşinden sürükleyen bir MÜZİK TARZI’na sahip olacaktır.
Kendisini müzikle ifade etmeye çalışanlar hep var olacaklar. Tarzlar değişecek, anlayışlar değişecek... özellikle GÜZEL hep değişecek. Kayıtlı müzik bu ifade biçiminin son otuz/kırk yıla damgasını vuran birçok yaklaşımdan sadece biri. Ama artık "kendisini müzikle ifade eden insanların" kayıtlı müzik camiasındaki yeri şekil değiştiriyor.
Çünkü tekellerinde bulundurdukları güçlerle işadamları sanatçı olmaya çalışıyorlar.
Sonuçta da hep birbirine benzeyen albümler, özgürlükten uzak müzikimtraklar haince planlanmış binlerce pazarlama teknikleriyle oramıza buramıza monte ediliyor. GÜZEL kavramımız işadamları tarafından tasarlanmış eserlerle şekillendiriliyor. İşte bu sebeple "en güzel albüm en çok satan albümdür" oluyor. Bu, işadamlarının güzellik anlayışıdır.
Sanatçılar GÜZEL kavramının ne olduğunu çok iyi bilirler.
GÜZEL bir inançtır. GÜZEL bu dünyadan değildir. GÜZEL aklın alamayacağı bir özgürlüktür. GÜZEL insan olanın ihtiyacıdır. Ve GÜZEL hep değişir. İşte bu sebeplerle aslında GÜZEL yoktur. Onu var etmek sanatçıların işidir. Eğer inancın temelinde para varsa, dünyalıysa, aklınız hemen yatıyorsa, aslında ihtiyacınız yoksa ve değişmiyorsa GÜZEL’in önü tıkanmıştır. Şu anda gerek Türkiye’de gerekse dünyada içine girilmiş olan dönemin şartları bunlardır.
Bu sebeple artık sanatçılar işadamı olmaya çalışıyorlar. Çünkü işadamlarının bilmediği bir şey daha biliyorlar.
Sanatçı soruyor; "bana bu kadar GÜZEL gelen eserlerim beni niye hep aç bırakıyorlar?"
İşadamı cevap veriyor; "Yeteri kadar iyi değilsin..."
Sanatçı yine soruyor; "İyi olmak için ne yapmalıyım?"
İşadamı cevap veriyor; "Çok çalışman lazım..."
Bu noktada sanatçılar ikiye ayrılıyor.
Çalışmaya gönüllü olmayan sanatçı soruyor; "Yok mu bunun bir yolu?"
İşadamı cevap veriyor; "Ben hallederim : )"
Çalışmaya gönüllü olan sanatçı seneler sonra soruyor; "Çalıştım, çalışıyorum, ölene kadar da çalışacağım... niye açım?"
İşadamı cevap veriyor; "Yeteri kadar iyi değilsin..."
(Yeteri kadar iyi değilsin= Ben seni kullanamam)
Herkes GÜZEL’den bahsediyor.
Olmayan bir şeyden bahsetmek ne kadar da kolay.
Ve GÜZEL’i yapmak ne kadar zor!
Demirhan Baylan merkezi İstanbul’da olan ve sesini dünyaya duyuran yepyeni bir müzikal yaklaşımın yeşerebileceği bir ortamın hayalini kuruyor. Tüm bu (üstelik de yarım yamalak) kapitalist ortamın ve ona sözüm ona yön vermeye çalışan kafası karışık, darmadağın sosyal gruplaşmaların engellerine karşın müzikal GÜZEL’i yeniden tanımlayabilecek dünyadaki yegane ülke Türkiye ve onun öncüsü İstanbul’dur. Zira artık ne Amerika’dan, ne Avrupa’dan ne de doğu ülkelerinden böyle bir yenilik bekleyemeyiz. Dünyada bir müzikal akım açığı vardır. Ve bu açık o ya da bu şekilde doldurulacaktır. Bunu İstanbul yapamazsa büyük ihtimalle Rusya yapacaktır.
Peki böyle bir ortam nasıl oluşabilir?
Her konuda olduğu gibi müzikte de AR-GE (araştırma/geliştirme) çok önemlidir. Maalesef müzik ticaretinin erbablarından bunun önemini anlamalarını bekleyemez haldeyiz. Türkiye’de bazı sektörlerde (tabii ki çok daha büyük paralar getirenlerde) bunun önemi kavranmış ve de AR-GE konusunda yaptıkları yatırımların meyvelerini yemeye başlamışlardır. Müzik sektörünün profesyonelleri acaba ne demek istediğimi anlayabiliyorlar mı?
AR-GE o çok satan starlar tarafından yapılamaz. Bunun sebeplerini herkes biliyor. Çok satabilmek için hedef kitlenizdeki "en düşük zeka"yı referans almalısınız. Bunu bütün reklamcılar, bütün popçular ve bütün firma sahipleri bilirler.
Avrupa tükendi, Amerika tükendi... şimdi nereden beslenecek de ÇOK satacaksınız? Dahası neyi satacaksınız? Bakın Amerika bile eski filmleri
...
kaynak: http://www.demirhanbaylan.com/dfb/dfb_01.htm
|