|
Üyelik Derecesi:

|
25 Haziran 2005 tarihinde yitirdiğimiz Kazım Koyuncu`nun aramızdan genç yaşta ayrılması, gerek müzik çevresini, gerek sevenlerini son derece üzmüştür. Kazımın ölümü üzerine, Karadenizlisinden Egelisine, Doğulusundan Trakyalısına, gencinden yaşlısına, spor adamından, politikacısına, köylüsünden, işçisine ve memuruna kadar büyük bir kesimi son derece etkileyen bu olay nasıl açıklanabilir? Kazımın arkasında büyük bir medya grubu mu vardı da? insanlar bu kadar etkilendi. Yoksa müzik dünyasında büyük para babalarına mı sırtını dayamıştı? Hayır bunlar ve bunlara benzer hiçbir güç yoktu Kazımın arkasında. Kazımın müzik çalışmaları başlangıcı sürecinde, onun değerine ve başarılı çalışmalarına ulusal düzeyde sadece bir iki ulusal basın yer vermişti .Oysa O insanlarımızın kalbine ve benliklerine taht kurmuştu. Kazım peki bunu nasıl başarmıştı? Yoksa Onun elinde sihirli bir değnek mi vardı? İşte Kazımı anlamayanlar ve Kazımı anlayamacaklar hiçbir zaman.
Çünkü O yıllarca çeyiz sandıklarında kalmış eski çeyizlerin, dantellerin, iğne oyalarının sandıktan çıkarılmasını başarmıştı. Kazım Otantik, yerel halk müziğini, ulusal ve evrensel bir boyutta yorumlayarak insanlarımızın diline sunmuştu. O unutulmaya yüz tutmuş, ninelerimizin, dedelerimizin anne ve babalarımızı büyütürken söyledikleri ninnileri, Balıkçılarımızın balıklarını çekerken söyledikleri heyalesaları, siya siyaları, sevdiklerimizin ölümlerinde yakılan ağıtları, bahçede çalışırken imecelerde söylenen Heyamolaları, düğünlerimizde oynanan vahahayları, kısaca otantik olan ne varsa onları gün yüzüne çıkarıp, yorumlayıp geçmişten gelen bu güzel değerlerimizi bizlerin kültür sofrasına sunmuştur. İşte Kazım bu nedenle büyük bir değerdir. Kazım bu nedenle evrensel bir değerdir. Kazım bu yüzden insanlarımızın gönül bahçesinde taht kurmuştur. Peki biz bu evrensel değeri ne yaptık.Ona yakışan bir tavır ve tutum sergiledik mi? İşte ne yazık ki bu soruya olumlu bir yanıt veremiyoruz.
Biz Kazımı kendi basit siyasi çıkarlarımıza alet etmeye çalıştık. Onun adını dilimize dolayarak yok şuraya adını verelim teraneleri vurarak,yok çeşitli toplantılarda şuraya Onun adını biz vermek istiyoruz, siz vermek istemiyorsunuz şeklinde kısır döngüler yaratarak, basit çıkar ve rant kavgaları içerisinde Onun büyüklüğü altında ezildik. Onun değerini anlamayan çıkarcı, rantçı insanlar Kazıma sahiplenmek istediler. Oysa Kazım ülkemizde milyonlarca insan tarafından sevildi ve sahiplenildi. Kazımın sahte sevgilere ve sahte sahiplenmelere hiçbir zaman ihtiyacı yoktur. O Ülkemizin bir değeridir.
O müzik anlayışıyla, söylemleriyle, duruşuyla, yaptıklarıyla milyonların kalbinde taht kurmuştur. O halkımızın dilinden düşmeyen bülbülüdür.
|