|
|
Kraut Rock’ın Önemli Gruplarından Eloy |
| |
Merhaba sevgili rock severler,
Bu hafta
Kraut Rock’ın önemli gruplarından Eloy’u anlatan iki bölümden
oluşan bir yazı dizisine başlıyoruz. Meraklısı zaten bilir ama
bilmeyenler için öncelikle Kraut Rock hakkında dilimiz
döndüğünce iki kelam edelim.
Progressive Rock
1960’ların ortasında Rock, Klasik Müzik, psikolojik ve edebi
elementleri bir araya getiren grupların öncülüğünde ortaya
çıktı. Amerika’da Grateful Dead ve İngiltere’de Pink Floyd bu
tarzın önde giden grupları oldular. Genellikle 7 dakinanın
altında parça yapılmaması ve gerek lirikler gerek müzikal
yapıları ile fazla entellektüel olmaları porogressive rock
gruplarını popülerizm dışında tutmuştur. 70’ler ile
birlikte Jazz ile de yakın ilişkiye giren progreesive rock
yine 70’ler itibari ile kendi içinde alt türleri de
yaratmıştır.
Emprovize ve virtüözlerden ziyade grup
müziğine yakın duran bir çok progressive rock grubu Amerika ve
İngiltere dışında Avrupa sınırları içinde de büyük bir ivme
kazanmıştır. Almaya’da bu tarz gruplar Kraut Rock olarak
adlandırılmıştır. Alman grupların en belirgin özelliği genel
olarak liriklerin Almanca yerine İngilizce olması ve
Jazz/Space öğelerini çok daha fazla kullanmalarıdır. Kraut
Rock ilk başlarda bu tarzı benimseyen fakat daha sonraları
Heavy Metal’de karar kılan kimi gruplar yüzünden 80’lerin
başında ya tamamen yok olmuş ya da eksi gücünü yitirmiştir.
Şimdi dönelim Eloy’un hikayesine...
Gitarist, besteci
Frank Bornemann ilk müzikal deneyimlerini belki de o sıralar
rock müziğe merak saran tüm genç müzisyenler gibi The Beatles
ve The Shadows dinleyerek yaşar. Daha sonraları Soft Machine
fakat özellikle Pink Floyd’dan etkilenerek bir grup kurma
kararını alır.
Gerisini Frank Bornemann’ın ağzından
dinleyelim dilerseniz ;
“Eloy ismini H.G Wells’in Time
Machine (Zaman Makinesi) isimli kitabından aldık. Wells
kitabında insanoğlunun 800.000 yıl sonrasını tasavvur
ediyordu. Eloy ise 800.000 yıl sonrası dünyada ortaya çıkan
bir insan ırkının ismiydi. Wells’in romanında Eloy ırkı zaman
makinesi sayesinde insanlığı yeni bir başlangıca ulaştırmaya
çalışıyordu. 60 sonları Alman grupları kendi besteleri yerine
genelde cover çalıyordu. Alman grupları için plak anlaşması
yapmak ya çok zor ya da imkansızdı. Genellikle Alman grupları
kendi ülkelerinde bile 2.sınıf grup muamelesi görüyordu. Bu
zamanlarda kendi besteleri ile albüm yapmak gerçekten cesaret
gerektiriyordu. Ben bu anlamda öncü olmak istedim..tıpkı
Wells’in kitabındaki gibi..bu yüzden grubun isminin Eloy
olmasına karar verdim.
Müziğe ben de herkes gibi
60’ların başında The Shadows, The Beatles ve Rock’n Roll
dinleyerek başladım. Daha sonra grubu oluşturacağım diğer
müzisyenlerin arayışı başladı. Daha ilk günlerden bunun uzun
soluklu bir yolculuk olacağını hissediyordum”
1969 :
Eloy kuruldu. Okul arkadaşı olan grup elemanları ilk
günlerinde Beatles, Moody Blues, The Who ve Cream coverlerı
çalıyordu.
1970 : Eloy kluplerde sergiledikleri
performans sayesinde kendi imkanları ile ilk 45’lik plaklarını
çıkardı. (Daybreak/Walk Alone)
1971 : Eloy’un kendi
isimlerini taşıyan ilk albümleri Hamburg Stars stüdyolarında
kaydedildi ve piyasaya sürüldü. Şimdi bu süreci yine Frank
Bornemann’nın kendisinden dinleyelim ;
“Grup
kurulduktan sonra progressive rock kulvarında yeni arayışlara
girdik. Kendi stilimizi bulmak tabii ki biraz zaman aldı. İlk
albümde solist Erich Schriever, gitarist ve klavyeci Manfred
Wieczorke ve ben söz ve müzikleri üstlenmiştik. Grubun
kurucusu olarak doğal olarak liderlik benim üstümdeydi. Fakat
Erich ile bu yönde bazı anlaşmazlıklarımız oldu ve kendisi
gruptan 1972’de ayrıldı. Aslında çok iyi ve kaliteli bir
müzisyendi fakat profesyonel olamadığını düşünüyordum. Ayrıca
canlı performanslarımız sırasında bazı problemler yaşıyorduk.
Sahnede politik tavrını çok fazla sergiliyor ve solist,
front-man özelliğini seyirciye yansıtamıyordu. Erich
gruptayken sadece gitar çalıyordum. Erich bizi bir dizi konser
sırasında bıraktığı için mecburen vokali de üstlendim. Bir
aradan da solist arayışlarımız devam ediyordu fakat özelikle
70’ler de neitelikli solist bulmak Almanya’da oldukça zordu.
Fakat benim solistliğimde verdiğimiz konserler başarılı
geçince grup içinde bu görevi yürütmem konusunda karar aldık.
Bu arada ilk albümde çalan davulcumuz Helmut Draht yerine daha
sonraları Eloy soundun da çok büyük katkısı olacak Fritz
Randow gruba dahil oldu.
Her yeni grupta olduğu gibi
bizde başlangıçta uyum sorunları yaşadık. Fakat EMI ile
yapılan anlaşma ve 2.albüm Inside sonrası herşey kendiliğinden
yola girdi. Artık Progressive Rock konusunda herkes hem
fikirdi.”
1973 : EMI Harvest’dan “Inside” albümü
piyasaya çıktı. Eloy İngiliz gruplar Beggar’s Opera ve East Of
Eden ile birlikte İngiltere’de konserler verdi. - Future
City isimli parça bazı Amerikan radyo istasyonlarında listeye
girdi. - Daybreak isimli parça B yüzünde albümde yer
almayan On The Road ile 45’lik olarak yayınlandı. -
Wolfgang Stöcker bu albüm sonrası gruptan ayrıldı. Yerine bas
gitara Luitjen Janssen geldi.
1974 : 3.albüm “Floating” piyasaya çıktı. Bu albüm bir
gecede kayıt edildi. Frank Bornemann bir yandan da
Scorpions’ın Fly To The Rainbow albümünün prodüksyon
çalımalarını bitirdi.
1975 : Grubun 4.albümü “Power
And The Passion” gruba yeni katılan gitarist Detlev Schwaar’ın
da katılımıyla piyasaya çıktı. 30.000 satarak Inside sonrası
en çok satış yakalayan albümleri oldu. Sözü yine Frank
Bornemann’a bırakıyoruz ;
“1975 senesinde grupta
kopmaların yaşanmasının ana sebebleri çalışma temposu ve
müzikal değişikliklerdi. Ben yine senfonik kalıplar içerisinde
konsept albümler yapmak niyetindeydim. Bazı grup elemanları bu
fikrime sıcak bakmıyorlardı. Manfred Wieczorke ise Jane’e
katılma kararını menejerimiz Jay Partridge ile yaşadığımız
finansal problemlere bağladı.
1976 senesinde grup tam
anlamıyla baştan yaratıldı. Fikirlerime yakın müzisyenler ile
yola devam kararı aldım. Bu arada grup elemanlarının ortak
kararı sonucu prodüksyon yükünüde ben üstlendim.
Yeni
bascı Klaus-Peter Matziol üstün tekniğini Eloy’un gelecekte ki
projeleri için kullanacaktı. Scorpions’dan gelen davulcu
Jurgen Rosenthal davulculuğunun yanında söz yazarlığında da
bana destek olacaktı. Onunda Neil Peart (Rush) ve Bill
Bruford’dan (ex-Yes, King Crimson) etkilenerek kendi stili ile
birleştiridiği farklı bir davul tekniği vardı. Aslında
gitarist olan Detlev Schmidtchen grubun soundu için kesin
gerekli olan tuşlu çalgılara geçti.
Daha sonraları
finansal problemleri de geride bıraktık. Mali durumumuzun
düzelmesi ile birlikte uzun süredir aklımda olan bir klasik
müzik orkestrası ile albüm yapma projesini hayata geçirmeye
karar verdim. Böylelikle “Dawn” ortaya çıktı. Albümde ki
lirikler bana ve Jurgen Rosenthal’e aitti.”
1976 :
“Dawn” 150.000 adet sattı.
1977 : Aynı konsepte
hazırlanan bir sonraki albüm “Ocean” 200.000 satarak
Almanya’da listelerde Genesis ve Yes’i geçmeyi başardı.
1978 : Eloy’un ilk ve tek konser albümü “Eloy-Live”
piyasaya çıktı.
1979 : Adeta bir Pink Floyd tribute
olarak adlandırılabilecek “Silent Cries And Mighty Echoes”’un
satışları “Ocean” da geçerek eleştirmenlerin tüm
bombardımanına rağmen büyük sükse yaptı. Albümün kaydı öncesi
yaşananlar için sözü yine Frank Bornemann’a bırakalım ;
“ 1979’da grubun dağılmasının sebebi finasal
problemler değil bana göre Detlev Schmidtchen ve Jürgen
Rosenthal’in ego problemleri yüzünden oldu. (İkili beraber
1979’da Silent’ın çıktığı günlerde Ego On The Rocks isimli bir
de albüm çıkardı !!) Ben ve bascı Klaus-Peter yeni elemanlar
aramaya başladık..
Jim McGillveray Almanya’da çok
bilinen Amerikalı bir davulcu idi. Jim ile beraber
Hannover’dan iki önemli stüdyo müzisyeni aramıza katıldı.
Hannes Arkona ve Hannes Folberth...Bu kadro ile yeni albüm
“Colours” üzerine yoğunlaştık.”
1980 : Grubun yeni
albümü “Colours” çıktı. Söz yine Frank Bornemann’da..
“Yeni albüm sonrası grubun ben hariç tüm elemanları
Hard-Rock’a yönelmek istiyordu. Bense Progressive Rock’tan
taviz vermek istemiyordum. Sonunda her iki tarafında istekleri
doğrultusunda yeni bir sound yakalamaya karar verdik.”
Hikayenin geri kalanını bir sonraki yazıda
okuyabileceksiniz. Şimdilik Rockça
kalın...
Bu
yazarın diğer yazılarını okumak için tıklayınız. |
|
|
|