|
|
|
| |
Kosova’daki kitlesel kıyımın verdiği dehşetle yazdım bu şarkıyı. Savaşlar hiç bitmiyor, pek biteceğe de benzemiyor… Savaş resimlerinde gördüğümüz ve her birinin ayrı bir öyküsü olan bu yabancı yüzleri tek bir şarkıda buluşturmak istedim…
“Sen yalnızca kalabalıkta bir yüzdün savaşta,
Kalabalıkta bir yüz
Korku buz gibi soğuk, ateş dolu
Tek bir kurşun, sonra yoksun…
Her şey sanki ağır çekim,
Gerçeküstü siyah beyaz film, sonra kayboldun”
Rock’n Dark Kemancı 8. kuşatmasının ilk sahne konuklarından Murat Köseoğlu-Zeynep Arıkan’ın “Kalabalıkta Bir Yüz” adlı albüme de adını veren parçalarının dizeleri…
Murat Köseoğlu ve Zeynep Arıkan grubun çift vokali, aslında kendi deyimleriyle temel ikili… Soft Rock ve baladlardan oluşan bir müzik ziyafeti verdiler… Her ikisi de gitarist ve beste yapan müzisyenler… Müzik yaşamlarına üç albüm sığdırmışlar. Dağarcıklarında ise en az on albümlük daha birikim mevcut…
Müzikte olduğu kadar söz yazarlığında da başarılılar… Konser boyunca dinlediğimiz şarkıların sözleri gerçek yaşamdan kesitler içerdi. 4 Nisan 1953’ de Çanakkale Boğazı’nda batan Dumlupınar Denizaltısı’nda yitirilen 81 denizci’den, Menemen Olayı ve Kubilay’a, 17 Ağustos 1999 Deprem felaketinden, Kosova’daki savaşa, Üniversitelerde dayak yiyen öğrencilerden, Beyoğlu’nun arka sokaklarındaki tinercilere ve daha birçok toplumsal konulara, çalkantılara yazdıkları şarkıları seslendirdiler.
Müzisyenler donanımlı olunca sözlerin de müziklerin de bambaşka bir tadı oluyor. Rock’n Dark gecesi konserlerinde dinlemekten keyif aldığım ve “ne çabuk bitti” dediğim Işığın Yansıması’ndan sonraki Murat Köseoğlu-Zeynep Arıkan konseriydi… Rock müzik gürültüsüz de yapılır. Kafa sallamadan da dinlenir, hem de öyle güzel dinlenilir ki, siz de onların 3. albümleri “Kalabalıkta Bir Yüz”ü satın alın ve dinleyin. Hiç te haksız olmadığımı anlayacaksınız. Biz Anadolurock.com üyeleri o gece konseri köşemizden ayrılmadan bir arada izledik. Murat Köseoğlu-Zeynep Arıkan konserinden çok keyif aldık, müzikleriyle mest olduk. Ve onları Anadolurock.com’a tanıtmaya karar verdik. Konser sonrası onlarla buluştuk ve sorularımızı yönelttik…
Murat Köseoğlu & Zeynep Arıkan’ın müzikal süreçleri;
Murat Köseoğlu: Zeynep’le ikimiz temel üyeyiz. 1995’de müziğe tek başıma başladım. “Yağmurlar Yağıyor Duygularıma” en son çaldığım şarkıydı albümümde ve Serdar Öztop kayıtları yapıyordu. O zamanlar daha Zeynep’le tanışmamıştık ve ben bu işi tek başıma yapıyordum. Çok iyi tanıtım yapılamadı. Aradan bir sene geçti. İkinci albümü yaptım. İkinci albüm “Pera’da ki Yaşlı Dilenci” Kalan Müzik’ten çıktı. Bu albümün bitimine doğru Zeynep’le tanıştım ve solist olarak vokalleri paylaşmaya başladık. Şarkılarda O’nun da sesi oluyordu. Bir süre sonra Zeynep’le hem hayat arkadaşı olduk hem birlikte müzik yapmaya başladık. Fakat Türkiye’nin koşulları bizi etkiledi. Biz sadece müzikten para kazanan insanlar olduğumuz için ek gelirimiz olmadığından, eski mesleğim olan Güney’de çalan müzisyenliğe döndüm. Oralarda sırf yabancılara İngilizce sözlü şarkılar çalarak ekmeğimi kazanıyordum. Daha sonra Zeynep’le müziğe devam kararı aldık çünkü bu sıralarda üçüncü albümü yapmıştık. 2000 yılında albümü yaptık ama bir takım şanssızlıklar sonucu hiçbir yerde duyuramadık. Gönderdiğimiz şirketlerden “Hayır, teşekkür ederiz” cevabı bile gelmedi. Bekleyişlerle aradan beş sene geçti. Üçüncü albüm “Kalabalıkta Bir Yüz” sağolsun, Serdar Öztop’un katkılarıyla gerçekleşti. Serdar bize stüdyosunu açmıştı, kayıtları orda yapmıştık.. Şarkıların gitarlarını O çalmıştı. Bu albümün mutlaka piyasaya çıkması gerektiğini söylüyordu. O sıralarda bir yapımcılık şirketi kurmuştu. Ve üçüncü albüm böyle gerçekleşti. Genel hatlarıyla tarihçemiz budur… Zeynep’e de bu açıdan çok teşekkür ediyorum. Çünkü Zeynep her zaman için destek oldu. Bestelerimi de artık bir yerden sonra Zeynep’le yapar oldum. Onun verdiği cesaretle ben halen bu işi sürdürüyorum.
Bestelerin tümü size mi ait?
Murat Köseoğlu : Genellikle bana ait sözler ve besteler. Ama bazıları Tayfur ağabeyime ait. Son albümde Tayfur’un bestesi de var. “Kaldırımlar” sözleri Necip Fazıl Kısakürek’e ait. Bazılarını beraber yaptık. Zeynep’le beraber yaptıklarımız da var. Bundan sonraki çalışmalar da Zeynep’in yazdığı şarkıları da yansıtacağız.
Zeynep Hanım sizin sesiniz de çok güzel. Beğeniyle dinledik. Müzik eğitiminiz var mı?
Zeynep Arıkan : Teşekkür ederim. Aslında ben çevirmenim. Ama 12 yaşından beri klasik gitar çalarak bu işe başladım. Her sahne çalışması da ayrıca bir eğitim oluyor.
Orkestra elemanlarınızı tanıyabilir miyiz?
Zeynep Arıkan : Orkestra elemanlarıyla yeni tanıştık aslında… İşlerine çok bağlı arkadaşlar hepsi de… Basçı arkadaşımız Umut, Gitarist arkadaşımız Sinan, Davulcu arkadaşımız ise Erdem. Aslında programa çıkarken şüpheliydik. İki haftadır birlikte çalışıyoruz. Daha 6-7 kez prova yaptık.
Müziğinizi tanımlar mısınız?
Zeynep Arıkan : Rock müziği yapıyoruz. Türkiye’de rock denince hep gitarlar, ağır heavy metal tarzda soundlar akla geliyor. Ama biz böyle görmüyoruz rock’ı…Rock yumuşak bir soundla, baladlarla ya da burada önemli olan sözlerdeki felsefedir. Biz şarkılarımızda sözleri çok önemsiyoruz.
Murat Köseoğlu : Müziği biliyorum ve kendimi bildim bileli müzik yapıyorum. Müziğim birazcık İngiliz Alternatif Rock’a yakın ama Türkçe sözlerle ortaya çıkartmayı amaçlıyorum.
Fazla gürültü yapmadan, sözlerinin anlaşılır olmasına dikkat ederek müzik yapmayı tercih ediyorum. Çünkü gürültünün ardına saklanmaya ihtiyacımız yok, söylenecek sözlerimiz var. Onların çok yumuşak bir müzikle insanlara aktarılması gerek.
Toplam üç albümünüz olduğunu öğrendik. İsimleri nedir?
Murat Köseoğlu : Birinci albüm 1995’de Trikont’tan çıkan “Yağmurlar Yağıyor Duygularıma”, İkincisi 1998’de Kalan Müzik’ten çıktı, “Pera’da ki Yaşlı Dilenci”, üçüncü albüm Öztop Müzik’ten çıkan “Kalabalıkta Bir Yüz”.
Yeni albüm projesi var mı?
Murat Köseoğlu : Evet evet… Aslında ben hayatını beste yapmaya adamış insanım. Benim şu an 200 kadar bitmiş bestem var. O yüzden benim 10 albümlük şarkım hazır durumda… Dördüncü albüm projemi de Serdar dinledi çok beğendi. Umarım onu da en kısa zamanda, önümüzde sene bu zamanlarda tamamlayıp hayata geçirebiliriz. Her sene bir albüm yapmayı amaçlarken 1998’den 2005’e çok yazık! Düşünebiliyor musunuz? Kaç sene geçmiş aradan…
Zeynep Arıkan : Belki ülkemizde tutmaz da yabancı ülkelerde tutabilir düşüncesiyle, aynı şarkılara İngilizce ve Fransızca gibi sözler yazarak yurtdışına da göndermeyi düşünüyoruz.
Türk ve dünya müziğini takip ediyor musunuz? Neler dinlersiniz? Kimlerden etkilenirsiniz?
Murat Köseoğlu : Aslına bakarsanız çok yoğun müzik çalışmalarım olduğu için, evde tek başıma kaldığım zaman sürekli beste yaparım. Onun dışında Güney’de çalmak zorunda olduğumdan, Yabancılar bizden ne istiyorsa o eski şarkıları çıkartıp çalıştığımdan inanır mısınız müziği gerçek anlamda takip edemiyorum.
Zeynep Arıkan : Aslında biz Türkçe olan ne varsa dinliyoruz. Klasik müziği de dinliyoruz. 1950’lilerin yabancı şarkılarını da, bizim eski nostalji parçalarımızı da dinliyoruz. Yerine ve dönemine göre dinlediğimiz şarkılar oluyor.
Murat Köseoğlu : Sevdiğimiz sevmediğimiz insanların müzikleri oluyor. Günümüzde müzik yapan şarkıcı, grupları takip ediyoruz. Ben barlarda Türkçe müzik yaparak hayatımı kazandığım ve başkalarının şarkılarını çaldığım için Sezen Aksu’dan ve Yeni Türkü’den parçalar söylüyorum. Yeni Türkü’yü çok takdir ediyorum. Türkiye’nin en iyi gruplarından bir tanesidir. Yazık keşke devam etselerdi. Ben elimden geldiğince Türkçe müzik dinlemek istiyorum. İlk zamanlarda yeterince yabancı müzik dinlediğimden, son zamanlarda karar verdim. Birazcık da beynimiz yıkanmış.Hepimize öyle bir kültür emperyalizmi geliyor ki dışardan, küçüklüğümüzden beri hepimize; yabancı müzikler, yabancı insanlar, yabancı sanatçılar… dünyanın en iyisi onlarmış gibi, bizler bir şeyler yapamazmışız gibi böyle bir emperyalizme maruz kaldığımız için o yabancı şarkılarla büyüdük. Şimdi yavaş yavaş yeni farkına varıyoruz . Türkiye’de bir sürü güzel insan varken, üretken sanatçılar varken maalesef
İnsanlar yeni yeni uyanıyor. Ben gerçekten çok geç uyandım.
Zeynep Arıkan : Şöyle bir gerçek var. Örneğin İngiltere’de 3 yetenekli genç ortaya çıksa, hemen sahipleniyorlar, destek oluyor, arkasında duruyorlar. Bizim ülkemizde böyle bir davranış yok. Yetenekli müzisyenlere sahip çıkılmıyor.
Murat Köseoğlu : Bizim de değerli sanatçılarımız var. Ressamlarımız, mimarlarımız var, yeteneklerimiz var, her şeyimiz var. Biz harika bir ülkeyiz. Fakat herkes sapır sapır dökülüyor. Bastırılıyoruz. Bu yalnızca müzik sektöründe değil, her alanda böyle…
Siz alternatif müziğin ürünlerini veriyorsunuz. O nedenle işiniz zorlaşıyor. Popüler kültüre hizmet veriyor olsaydınız, bugün daha farklı bir yerde olabilirdiniz tabii…
Murat Köseoğlu : Görüntü değil mi? Bu başka bir şey, imaj dedikleri değil mi? Ona kesinlikle karşıyım. Maalesef işte o bizim eskiden gelen yanlışlıklar değil mi? Dışarıya görünüşü almışlar ama içeriye hiç yatırım yapmamışlar. Dış görünüme önem veren insanlar vardır. Onlar her yerde vardır, sıkça rastlarsınız. Ama konuşmaya başlarsanız bu insanlarla yalnızca görüntüden ibaret olduklarının farkına varıyorsunuz.
Murat Köseoğlu ve Zeynep Arıkan neler yapmayı düşünüyorlar? Gelecekten ne bekliyorlar?
Murat Köseoğlu : Yapmak, varmak istediğim bir yer yok. Varmak istediğim yerdeyim. Ne kadar çok insan severse, ne kadar çok insanla sizlerle olduğu gibi iletişim kurabilirsek o kadar çok mutlu olacağız. Biz Murat ve Zeynep olarak ömrümüzün sonuna kadar birlikte müzik yapacağız. İnsan yaptıkları emeklere karşılık bir şeyler almak istiyor. Para olarak değil de bir takdir…”Bu şarkınızı seviyorum”, “Bu şarkınız ne güzeldi” Ya da benimle o şarkıyı söylemeniz, bizim için çok büyük mutluluk!
Biz konser boyunca şarkılarınızı zevkle, ahenk içinde dinledik ve sevdik…
Murat Köseoğlu : Kaldı ki daha ilk defa duyduğunuz şarkıları da dinlemek kolay değildir, sıkılabilirsiniz de… İnsan bildiği şarkıyı dinledikçe sever…
Rock’n Dark Kemancı konserlerinde izlediğimiz amatör gruplar aslında amatörlüğü çoktan aşmışlar… Profesyonelliğe geçmiş performanslar izledik. Sizler gibi…
Murat Köseoğlu : Aslına bakarsanız bu akşam bizim amacımız alt grup olmak değildi, ortak bir konser verdik. Ortak bir konserde, kim önce çıkar, kim sonra çıkar hiç fark etmez. Biz kendimizi bir alt grup olarak görmedik. Beraberce bir konser verdik. Ön grup olarak dinlenilmeyi tercih ediyoruz. Çünkü insanlar henüz ayıkken, dikkatleri yerindeyken onlara ulaşmak kolay. Gecenin ilerleyen dakikalarında onlara ulaşmak daha zor. Biz şarkı sözlerimize önem verdiğimiz için önceden onlara çalmak daha iyi…
Rockseverlere iletmek istediğiniz mesajınız var mı?
Murat Köseoğlu : İnsanların bizim albümlerimize ellerinden geldiğince sahip çıkmaları, çıkmadıkları takdirde albüm satılmazsa, bizim de müzik yapma şansımız azalıyor. İster istemez insanların katkısı, ilgisi, sevgisi gerekiyor. Arkadaş çevrelerine önermeleri, duyurmaları gerekiyor…
Anadolurock.com ; müziğinizi tanıtmak, sevenlerinizle iletişim kurmak ve kendinizi ifade etmenize olanak sunuyor… Sizleri aramızda görmekten mutluluk duyacağız…
Murat Köseoğlu&Zeynep Arıkan : Çok teşekkür ederiz. Memnuniyetle…
"Bu satranç tahtasında piyonlar her dem aynı
Bir şah gider bir şah gelir, kaybedenler hep aynı
Sen yalnızca kalabalıkta bir yüzdün savaşta,
Kalabalıkta bir yüz"
| Editör:
|
| Editör
Email:
|
| Editör
Üye Adı:
music_one |
| Haber
Tarihi:
20 Nisan 2005 |
Diğer haberleri
okumak için tıklayınız. |
|
|
|