Bora Uslusoy ile 18 Mart’05 Rock’n Dark - Kemancı konseri öncesi derinlemesine bir röportaj yaptık. Müzik hayatını, Türkiye’de rock müziğinin gelişimini yada gelişmemesinin nedenlerini sorduk. Cok keyifli ve bilgilendirici bir röportaj oldu. Şimdi lafı fazla uzatmadan röportaja geçelim. Merhaba, yaptığınız müzik tarzı tam olarak ne, açıklarmısınız?
Bora Uslusoy: Türkçe sözlü müzik yapıyorum.İçinde rock var blues var funk var bu toprakların tınıları var.Tarz olarak böyle bir tarz. İngilterde bulunan Musicians’ Institute London, Guitar Institute of Technology (GIT)’den mezun oldunuz.Oradan iyi bir eğitim aldınız.Bu müziğinize yansıdımı?
Bora Uslusoy: Yansıdı tabi.Orası baya popüler.Gitarla ilgilenen kişliler tarafından bilinen,kendini kanıtlamış bir okul.Orada pek çok alanda eğitim veriliyor.Gitar eğitiminin yanı sıra armoni çalışmaları,şarkı yazma,bestecilik çalışmaları,düzenlemelerle ilgili bir takım çalışmalar da veriliyor.Bunların tabiki çok katkısı var. İngiltere’deki bu okula giderken,İstanbul Üniversitesi’deki eğitiminizi yarım bırakıp gitmişsiniz? Böyle bir karar almak izin için zor olmadı mı?
Bora Uslusoy: Evet.Ben 1996’da gittim İngiltere’ye.İstanbul Üniversitesi işletmede okuyordum.Uzun zamandır gitmeyi düşünüyordum zaten.Gidip bir yıl Londra’da kaldım.Döndükten sonrada işletme fakültesini bitirdim zaten. Müzik okulu olarak neden,İngiltere’deki GIT’yi tercih ettiniz?Birde o okuldan yani GIT’den aldığız bir ödül var.Bundan bahseder misiniz?
Bora Uslusoy: Bu okul modern müzik eğitimi veren bir okul. Şu anda Türkiye’de benzeri okullar var. Bilgi Üniversitesi’nin müzik bölümü var. Her ne kadar enstruman bölümünü kapatmış olsalar da. Sadece kompozisyon ve sound bölümleri şu an faaliyet gösteriyor olsada, Bilgi Üniversitesi böyle bir boşluğu kapatmaya çalışıyor. Sonra Yıldız Üniversitesi’nin benzer bölümü var. Ama benim gittiğim dönemde böyle okullar yoktu.O yüzden gittim İngiltere’ye. Ödül ise,not ortalamaları belli bir seviyenin üstünde olan öğrencilere Gold Award adında bir ödül veriliyor. Bunu almaya hak kazandım. Nev ile aynı okuldaymışsınız, bir dostluğunuz varmış ve nev sizi gitar çalışmaya teşvik etmiş.Bu doğru mu?
Bora Uslusoy: Eskiden kısa bir süre öyle bir olayımız olmuştu.Ben işletme fakültesine giderken Nev oradaydı.Koridorda gitar çalarken tanıştık.Benim o zaman gitara ağırlıklı olarak asılmadığım bir dönemdi. Nev beni biraz gaza getirdi.O vesile ile bir tanışıklığımız var ama aradan çok zaman geçti.Uzun yıllardır karşılaşmadık. Müzik hayatınızda ne gibi zorluklarla karşılaştınız?
Bora Uslusoy: Türkiye’de müzik yapmak başlı başına büyük bir zorluk zaten.Türkiye’de istediğiniz müziği yapıp para kazanmak,bununla hayatını devam ettirmek gerçekten zor. Herkes, müzik yapan herkes başka işler yaparak kendini destekliyor. Burada ne yazık ki öyle.Ama son zamanlarda rock grupları popüler oluyor. Biraz da satış rakamları artınca. Sermaye sahibi olan plak şirketleri biraz daha onlara yöneliyor. Eskiden Pandora adlı bir müzik grubunuz varmış. Bu grupla ne tarz müzik yapıyordunuz? Biraz bundan bahseder misiniz?
Bora Uslusoy: O zaman 1993-1997 dönemi. O zamanlar Hard Rock çalıyorduk.Guns N’Roses çalıyorduk, AC/DC çalıyorduk. Daha sonra bu alternatif gruplar, akımlar çıktı. Bnlarla beraber ,Pearl Jam çalmaya başladık, Saundgarden çalmaya başladık. Bu tarz bir cover grubuyduk yani. Pandora’nın bir de MTV Nevs’a yer alması var.Yani MTV’ye haber konusu olası.Bu olay nasıl gerçekleşti?
Bora Uslusoy: O da şöyle bir hikaye. Herhalde 1995-1996 yıllarına filan tekabül ediyor. MTV’den bir takım programcılar gelip Türkiye’de dolaşmışlar rock barları ve bütün barlarda herkesin cover çaldığı dikkatlerini çekmiş.Aslında biz MTV Nevs’ta biz yer aldık diye sevinmiştik ama aradan bir on yıl geçtikten sonra geriye dönüp baktığımda, aslında haber şuydu;T ürkiye’de niye canlı müzik yapılan mekanlarda gruplar cover çalıyor.Bakın ne enteresan Türkler hep cover çalıyor. Hiç bestelerini çalan grup yok diye haber yapmışlardı bizi .Böyleydi ama güzeldi sonuçta yani.O dönem tabi, rock müzik albümlerinin, rock müzik prodüksiyonlarının olmadığı bir dönemdi.Bir ara Acil Servis, Egoist, Kargo filan çıktıkları ilk dönem. Bu dönem yaşanmadan önceydi bu.O yüzden herkes cover çalıyordu. Bununla ilgili bir haberdi. Çıkardığınız bir albümünüz var. Albümü yaptıktan sonra müzikal açıdan "ben istediğimi yaptım" diyebildiniz mi?
Bora Uslusoy: Müzikal olarak evet. Bir gitarist olarak, bir şarkıcı olarak, şarkıların düzenlemelerine, bütün enstürümantasyonlarına her şeyine imza atmış bir kişi olarak. Müzikal olarak tamamen istediğim her şeyi yaptım. Geçtiğimiz hafta benimde seyrettiğim KASDAV Liseler Arası Müzik yarışması vardı.Bu yarışma 1997’den beri devam ediyor her yıl.Bende izledim liseli bazı rock’çı arkadaşlarımızın davetiyle. Gerçekten çocuklar pırıl pırıl. Genel bir müzik yarışması fakat çoğunlukla metal ve rock parçalarla katılmış çocuklar.Yarışmada metal ve rock tarzı yapan gruplara hayran kaldım. Sizinde bu yarışmayla ilgili bir hikayeniz var 3. KASDAV yarışmasında Özel Darüşşafaka Lisesi okul orkestrası’nı çalıştırmışsınız ve 30 okul arasından En İyi Beste, En İyi Orkestra, En İyi Yorum dallarının tümünde birincilik ödülü kazanmış. Bu yarışmadan bahsetmenizi istiyorum biraz.
Bora Uslusoy: mguitar.com diye bir site var bilirsiniz belki. O sitenin kurucusu Selçuk Uzunhasanoğlu benim çok eski bir arkadaşım. Kendiside gitaristtir.O Özel Darüşafaka Lisesi’n ders veriyordu.Okulda böyle bir ihtiyaç duyulmuş okul orkestrasını çalıştıracak bir müzisyen aranıyormuş. Beni önermiş Selçuk. Bende kabul ettim. Benim için güzel bir deneyimdi. İngiltere’den geldikten sonra olan bir çalışmaydı. Çok istekli ve çalışkan öğrencilerdi.Onlarla bir yıl boyunca her Çarşamba. Hafta da üç ila dört saat kadar çalıştık.Yani grup koçluğu yaptım ben onlara. Düzenlemelerinde yardımcı oldum.Biraz fazla müdahale ettiğimi de söylemeliyim.Bu tarz yarışmalarda öyledir.Mesela İstanbul Lisesi, Galatasaray Lisesi gibi meşhur ve büyük okulların yine kendileri gibi büyük ve meşhur müzik hocaları vardır. Düzenlemelerini filan yaparlar parçaların.Baya destek verilir bu tarz okullara. Ben de açıkçası Darüşafaka’daki öğrencilerin çalışmalarına baya bir katkım, müdahalem oldu. Çok güzel bir tecrübe idi. Birazda Guitar Club’tan bahsedelim isterseniz.Ben 1999 yıllarında elektro gitar eğitimi almaya karar verdiğimde bana çoğu kişi Guitar Club’ı önerdi.Bende eski bir Guitar Club öğrencisiyim dört aylık bir eğitim aldım oradan ve çok iyi bir deneyim oldu benim için. Guitar Club’u kurma amacınız neydi?
Bora Uslusoy: Müzikten para kazanmak açıkçası baya zor. Kendi geçimimi başka bir işle desteklemek yerine. Bir firmaya girip çalışmak yerine.Yine müzikle ilgili bir işlev olabilir çok doğal olarak. Gitar desleri vermek istedim.Yedi, sekiz senedir de aktif ve yoğun olarak devam ediyor. Şuan rock ve blues ağırlıklı bir müzik yapıyorsunuz. Bunlar dışında hangi tarz müzikleri seviyorsunuz?
Bora Uslusoy: Her şeyi dinliyorum.Rock, blues ,funk. Sadece bu son yıllarda sert müzikleri, rock’un sert türevli müziklerini fazla dinleyemiyorum. Takip edemiyorum. Yani heavy metal, falan gibi rock müzik türlerini mi?
Bora Uslusoy: Evet onun gibi. Zamanında öğrenciyken çok dinledim ve alacağımı aldığımı düşünüyorum bu tür müziklerden. Türkiye’de şu an yapılan rock müziği nasıl buluyorsunuz? Bora Uslusoy: Güzel olanlarda var, daha az güzel olanlar da var. Bu işler dünya da gelişmiş ülkelerde, bir sanayi bir endüstriye dönüşmüş. Menajerinden organizasyon şirketine, turne düzenleyen menajerlerinden, plak şirketine kadar ajansına kadar çok büyük bir endüstri. Türkiye her şeyi çok geriden takip ediyor. Bizde bu sorunları yaşıyoruz.Yani bir takım telif hakları ve başka konumlarda çok eksikleri var.Ama bunları hızla düzeltmeye çalışıyorlar.Avrupa Birliği adına bir sürü kanunlar çıkıyor.Şimdi yeni yeni otellerden ve restorantlardan telifler toplanıyor.Ama hala bir takım radyo ve televizyonlardan telif toplayamıyorlar.Onun dışında müzk sektöründeki ilişki, ahpap-çavuş ilişkisi deniliyor hala . Gerçek müzisyenlerin hak ettiği yeri bulması zor hala. Bunun dışında dünyada, gelişmiş ülkelerde bağımsız plak şirketleri var. Bunlarla ilgili endüstrinin o güzel kısmı da oturmuş.Yani bu popülaritenin içinde çok yer almak istemeyen birtakım gruplar ve bu grupları destekleyen ufak plak şirketleri.Onların kendilerini ifade edebilecekleri yollar var.Burada onlar çok eksik.Yani dağıtım ve tanıtımdan bahsediyorum çoğunlukla. Yeni ve ufak bir plak şirketinin çıkardığı prodüksiyonlar örneğin benimki. Bunun dağıtımında,tanıtımında çok büyük güçlükler yaşanıyor. Mesela bir klip çekiyorsun. O klipi yayınlamak için televizyonlara ciddi paralar alıyor.Oysa sanatçıya, plak şirketlerine kendilerin telif yatırması gerekirken üzerine birde para alıyorlar. Bunları herkes biliyor.En büyük zorluklar bunlar... Bazı gruplar var mesela büyük trajlar yapıyor. Tahminimce bazı plak şirketlerinin de ilgisini baya çekiyor.Rock olaylarına ufaktan girmeye başladılar.Şimdi bakıyorum, "pop kılıklı adamlar" bile distortion’lı gitarlar kullanmaya başladılar.Gerçi her öyle distortıon’a "bastığın şeyler rock olmuyor ama"
Bu güzel söyleşinden sonra Bora Uslusoy’ a teşekkürlerimizi ve aldığımız keyfi ilettikten sonra konseri izlemeye Bora Uslusoy’un gitar sololarını izlemeye koyulduk....
Diğer haberleri
okumak için tıklayınız. |