Türkiye’nin doğal güzellikleri yanında, zengin bir kültür birikimi var. Anadolu topraklarının beslendiği o zengin kültürün bir parçası sanat ve sanatçılarımız da var. Yine aynı topraklarda geleneklere bağlı, yaşantılar, yaşamlar var… Geleneklerimize bağlı olmanın getirdiği avantajlar, dezavantajlar da var, bu toprakları etkileyen… Hatta tüm yaşamları etkileyen, sanatın içinden, müzisyeni de müziğini de… Anadolu hep aynı yaşanmışlıklar sonucunda, kabuk değiştirme, gelişme ve değişimlere de sahne olmuş. Politikası, siyaseti, sanatı, yaşamı evrilmeye başlanmış. 1900’lerin başından, periyodik olarak değişimler, gelişimler izlenmiş, dünyaya paralel… En çok müzikal olarak etkileşim hissedilmiş. 1960’lardan itibaren… Müzikte arayışlara yönelmeler, alternatif akımlar, sanatçılar, gruplar, türler doğmuş… Geleneklere bağlılık zaman zaman bu akımlara gölge oluşturmuş. Bu gölgeler halen mevcut. Anadolu toprakları üzerinde yaşayan bizler, her yeniliği kolay benimseyemiyor, reddediyoruz ya da algılamamız için çok uzun zaman gerekiyor. Bu süreçten de en çok sanat ve sanatçımız etkileniyor… Dünyanın bağrına bastığı, ayakta alkışladığı, değerini anladığı bir çok sanatçımız, bizler için halen bilinmezlik içinde keşfedilmeyi beklerken… Okay Temiz, Burhan Öçal, Asım Can Gündüz gibi… İhtiyaç Molası da ünü Türkiye’yi aşmasına rağmen, bizler tarafından tanınmak, anlaşılmak, ürettiklerini paylaşmak için çabalayan gruplardan birisi, ta 1995 yılından bu yana… İhtiyaç Molası; Geceyarıları Yollararası Metropolitik Rock Grubu, Tolga Çebi (Keyboard, Keman, Vokal,) Sinan Gürsoy (Bass Gitar, Vokal) Murat Güllü (Davul, Darbuka, Bendir,) Taner sarf (Gitar, Vokal) tan oluşuyor Geçtiğimiz günlerde konser verdikleri Vox’ta Anadolurock.com adına onlarla bir arada olma şansını yakaladım. Anadolurock.com’un internet sponsorluğunda düzenlenen Rock’n Dark Kemancı Cuma konserlerinin başlangıcında izleyemediğim grupla bu kez tanışma şansını da yaşadım. Anadolurock.com’a bir kez daha teşekkürlerimle minnet duygumu ifade etmek istiyorum buradan. Bu harika grupla beni bir araya getirdiği için… Prova ve konser arasında verilen “İhtiyaç Molası”nda, güleryüzle karşılandık. Çok sıcakkanlı ve espritüel olan grup üyeleri aynı zamanda çok da doğal insanlar… Konsere çeyrek kala bir de söyleşi gerçekleştirdik, İhtiyaç Molası ile… Bu çeyrek zamana ait söyleşi de bakın nelerden bahsettik; Tolga Çebi, Taner Sarf, Murat Güllü ve Sinan Gürsoy nasıl bir araya geldiler?
Sinan Gürsoy: Önce Taner’le biz lisede bir araya geldik. İkimiz de Çanakkale Anadolu Lisesi’nde okuyorduk. Tolga’da yazları Çanakkale’ye geliyor ve bize katılıyordu. Murat’da Çanakkale’de yaşayan annesine gelip gidiyordu. Onları kaptık ve bir araya geldik. Grup adını nasıl aldı?
Tolga Çebi: İhtiyaç Molası’nın adını aldığı anı kimse tam olarak hatırlamıyor. Hayal meyal hatırlanıyor. Bizim burada bir evimiz vardı. Taner’le Sinan burada öğrenciydi, öğrenci eviydi yani… Her gün 10-15 kişilik arkadaş grubumuz olurdu evde. Gidip gelirken bir akşam “isim ne olsun, şu mu olsun, bu mu olsun” seklinde konuşmalar olmuştu. (Daha önce “Dörtgözler”, ” Üçlü Priz”di.) Bir şekilde böyle çıktı ama kim söyledi nasıl oldu çok net hatırlamıyoruz. Evde belki 10-15 kişi vardı. O güne özel değil, her akşam böyleydi. Çok içki içiliyordu. Belirli bir tür etrafında mı bir araya gelişti bu? Müziğinizin türünü nasıl tanımlıyorsunuz?
Taner Sarf: Başlarda şöyle böyle çalalım gibi bir tarz belirleyip yola çıkmadık zaten… İçimizden ne geliyorsa öyle çalmaya başladık. Türün belirleyiciliğinde şu olabilir; Biz Çanakkale’de ilk olarak bir yaz, Tolga (Klavye) Ben (Gitar) ve ağabeyim Çetin (Davul) çalışmalar yaptık ve çalışmalarımızı kayda aldık. Bu arada bir barda da çalıyorduk. Üçümüzün oluşturduğu kayıtlarda, bizim “Milad” albümünde yer alan parçalardan iki tanesi ya da üç tanesi böyle ortaya çıktı. Doğaçlama yoluyla, kayıtları elimizde varoldu. Biz o kayıtları dinleyerek, tekrar tekrar çaldık. Temalar, bizim temalarımızdı. Aslında bir tür belirlemeden, içimizden ne geliyorsa onu çaldık. Halen de öyle yappıyoruz. Türk Rock grupları kimlik edinme çabaları sırasında başkalarının şarkılarını çalıp söyleme eğiliminde yola çıkıyorlar. Eğitimli olsalar bile, üretkenlikleriyle, besteleriyle öne çıkmıyorlar. Bu eğilim İhtiyaç Molası’nda da görülüyor. Bunun özel bir nedeni var mı?
Taner Sarf: Hala daha öyle… Hala daha şu anda tanınır, popüler olmanın yolu, bir cover yapmaktan geçiyor. Bu çok aşikar ama biz buna karşı duruyoruz, şimdilik… Tabi nereye kadar? Bilemiyoruz. Biz de belki… Tolga Çebi: Biz de bu akşam mesela Teoman Alpay’dan bir cover çalacağız, Çanakkale’li olduğu için. Canlı performanslarınızda albüm kayıtlarına bağlı mı çalıyorsunuz? Yoksa doğaçlama yoluyla parçalar farklı mı yorumlanıyor?
Taner Sarf: Biz doğaçlamalara önceden çalışıyoruz. Çalışmayı çok seven bir grubuz. Örneğin; prova yapalım, düzenlemeleri değiştirelim. Bu düzenlemeleri böyle yapalım gibi… Ama biz onu sahnede spontane bir şeyleri illa ki ekleyip çıkarıyoruz. Bir şeyler oluyor ve genel olarak doğaçlamalara çalışıyoruz. Ve albümdeki düzenlemeleri çalmıyoruz. Bize ait şarkılar belli bir olgunluğa geldikten sonra albüme giriyorlar. Tabi o şarkıların işlenişi bitmiyor. İşlemeyi sürdürüyoruz ve düzenlemeler değiştikçe de konserlerde yeni düzenlemeleri çalıyoruz. Sinan Gürsoy: Biz ilk albümdeki parçaları doğaçlamalardan çıkarttık. Çoğunu doğaçlamaları kaydederek, o kayıtların üzerine çaldık. Taner Sarf: Daha gençken, daha çok doğaçlama çalıyorduk. Kendi yaptığımız doğaçlamalardan, toplamalardan belirli temalar da bir araya gelmiş oluyor. Tolga Çebi: Doğaçlama dediğimiz öyle 3-5 dakika falan olmuyor. Bir başlıyoruz, 15-20 dakika sürüyor. Daha sonra sunulabilir hale getiriyoruz. İhtiyaç Molası verme zorunluluğu sanırım buradan geliyor işte… (Gülüşmeler…) Milad için “Bu ilk albümde dileğimiz şu ana kadar bizi dinleyen ya da bundan sonra dinleyecek olan insanlara nereye geldiğimiz ve nereye gitmek istediğimiz konusunda ip uçları vermek” şeklinde bir söyleminiz var. İhtiyaç Molası’nın varoluş nedeni nedir? Varmak istediği yer neresidir?
Taner Sarf: İp uçlarını verdik zannediyorum. Varmak istediğimiz yer aslında daha çok dinleyiciyle buluşmak, daha büyük konserler vermek ama bunun için de belli formüllere!!! girmek istemiyoruz. O yüzden de yapmak istediğimiz müziğe devam edip sonuçta bir gün hala keşfedilmeyi bekliyoruz. Dünya müziğine baktığınızda Türkiye’deki müzik endüstrisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Dünya standartlarında teknolojik donanıma sahibiz diyebilir miyiz?
Taner Sarf: Çok sakat görüyoruz, biz bu durumu… Bugün gazetede bir haber okudum. Orhan Gencebay, Başbakan’a sitem etmiş. Demiş ki; “Benim klibimi Kral TV’de yayımlamak için $10.000 istiyorlar, 15 gün için”.... Bizimkine istemiyorlar mı? Biz bunu her röportajda, her yerde söyledik. Kral TV para ister, öbür kanallar para ister. “Kanal 6 bile para istiyor” gibi durumlar oldu. Adamlar bizi canlı yayına çağırıyorlar ve klibi yayınlamaya para istiyorlar. Tolga Çebi: Ve canlı yayında klibi yayınlamıyorlar. Taner Sarf: Bizde orada bir kriz yarattık ve tamam kardeşim hadi çıkmıyoruz, yapın bakalım programı! Hem biz size içerik sağlayacağız hem siz bizden para isteyeceksiniz. Bu şunun gibi bir şey; Anadolurock.com bizimle röportaj yapacak ama “potpuriyi nereye gönderelim.… tamam mı? Nereye bırakalım” vs. Hem sanatçı sayesinde içerik oluşturuyorlar hem de sanatçılardan para talep ediyorlar. Galiba Başbakan bu durumu çözecekmiş arkadaşlar. Tolga Çebi: Şimdi Kral TV’de T.M.S.F.’nin elinde olduğu için adam haklı olarak diyor ki ”T.M.S.F. niye para alıyor? Devlet almasın bari. Uzan’lar zaten para alıyorlardı, bari siz almayın” diyorlar. Ama T.M.S.F. Uzan’lardan yaman çıktı, hiç pazarlık yok. $10.000 Taner Sarf: Eskiden en azından onun bir pazarlığı vardı. Araya tanıdık giriyordu vs. indirim yapılabiyordu. Cine 5 de izledik sizleri, onların da talepleri oldu mu?
Taner Sarf: Yok Cine 5’de canlı çaldık biz. Canlı çalınca istemiyorlar. Biz kimseden para istemiyoruz ama… Tolga Çebi: Biz çalalım da, para verelim diye bir durum var.(Gülüşmeler…) Taner Sarf: Çalıyorsun sonra da “borcumuz ne kadar?” diyorsun… (Gülüşmeler…) Sinan Gürsoy: Bu mantıkla bir yere gidilmez ama.... Gitmeye çalışıyoruz. Taner Sarf: Sonuç olarak daha küçük gruplar itelenmiyor bu memlekette. Daha fazla insanla buluşmasına izin vermiyor bu durumda da. Bu yozluk kaybolmuyor. Bu sefer ne oluyor? $ 10.000‘ı olan adamı herkes tanıyor.E bir de şarkıları pompalama durumu var. Bir şarkıyı çok pompalarsanız adamın kafasına giriyor. Çünkü eğitim düzeyi bitti memleketimizde. Tabii her şey eğitimle aşılacak ama nasıl olacak bilmiyoruz. Tolga Çebi: Hiçbir şey gelişmiyor değil tabii. Rock müzik de gelişti. Şimdi Rock grupları da çok iyi satıyor. 200.000-250.000 satan gruplar da var. Hiçbir şey iyi gitmiyor değil gidiyor da aslında pek doğru gitmiyor. Bu sadece Rock müzik açısından değil, genel olarak müzik açısından. Klasik müzik de satmıyor, Jazz da…Sorun sadece Rock’ ta değil. Taner Sarf: Jazz da satmıyor, neden satmıyor? Müzik piyasası, kaliteli müzik ya da dinleyici kültürü açısından çok gerideyiz, ne yazık ki… Müzik bilinci nasıl oluşacak?
Taner Sarf: Eğitimle oluşacak. İnsanlar müzik arayacaklar. Ben hangi müziği severim, diyecekler. Bu tamamen bireysel, sosyal bir durum değil. Bireysel bir durum ve herkesin kendi içinde bitiyor. Ben dinleyeceğim müziği aramazsam bana verilenlerle yetinirsem, bu sefer bir sürü şeyi kaçırmış olurum, genel olarak… Ve tabii ki 60’lı yıllarda başlayan geçiş süreci de böylece daha çok uzayacak… Taner Sarf: Bu daha kötü oldu artık çünkü kapitalizm had safhaya ulaştı. Tolga Çebi: Birisi size Pulitzer’in kitabını verir. Siz başlarsınız Pulitzer’den, sonra Lenin, Menin hepsini bitirirsiniz. Diğer tarafla ilgili hiçbir şey okumazsınız. Eğer kafanızı çalıştırıp bunun bir de bu tarafı var demezseniz, diğer tarafa gidemezsiniz. Biraz kafasını çalıştırması lazım insanların. Onların kafasını çalıştırmak için önce bir motor geliştirmek lazım. Yani eğitmeklazım... Anadolurock.com Forumlarımızda Ocak ayı konuğumuzdunuz. Anadolurock.com’la ilgili düşüncelerinizi alabilir miyiz?
Taner Sarf: Güzeldi, sonuç itibariyle interaktif bir durum. Keşke daha fazla katılım olsaydı. /P> Anadolurock.com’a ilişkin önerileriniz var mı?
Tolga Çebi: İnsanlarla ilgili bir önerimiz yok. Site yeterince güzel çalışmış. Sinan Gürsoy: Üyeler genelde popülerlere ilgi duyuyor, onlarla konuşuyor. Biz popüler değiliz. Tolga Çebi: Çok az soru aldık. Ben tek tek konulara girdim 10 soru falan vardı. Okunma sayısı belki fazlaydı ama fazla soru yoktu. Demek ki bakıyorlar, geçiyorlar… ya da ilmiyorlar. Taner Sarf: Bilmiyorlar genel olarak çünkü gelen tepkilerin hepsi olumlu nerdeyse. % 90’ı İhtiyaç Molası evet iyidir, diyorlar… Özellikle böyle bir durum var. Bir süre soru bekledik. Sonra biz sorduk. Ödüllü Bulmacasına kadar her şeyi yaptık. Tolga Çebi: İnsanları galeyana getirmeye çalıştık. Sinan Gürsoy: Kral TV’de çıkmayınca, insanlar tepki vermiyor. Ya Kral TV’de çıkacaksın ya da insanları dürtmek gerekecek. Söyleşi ve misafirver perlikleri için teşekkürlerimizi iletip, konseri izlemeye başladık…
İki albümlerinden de en sevilen parçaları sundular… Çengi, Ortamalı, 1 Buçuk Tanem, sus, Ay vs… Canlı performanslarını ilk kez izlediğim İhtiyaç Molası MUHTEŞEM di… Özellikle Tolga Çebi’ye hayran oldum. Keman ve Keyboard arasındaki performansı süperdi. Keman nağmeleriyle müziklerinin fantastik yolculuğunda sahne karşısında herkes gibi çivilendim kaldım. Konser öncesi söyledikleri gibi, Teoman Alpay’ın bir parçası “Gökyüzünde Yalnız Gezen Yıldızlar”ı bestekar anısına çalıp, seslendirdiler. Türk Müziği olmasına rağmen çok iyi yorumladılar. Özüne bağlı kalarak çalındı ve seslendirildi. Çok beğendim… Konserde şansım yine yaver gidiyordu, çünkü; yeni çıkacak albümlerinden de parçalar seslendirdiler. Tam üç yeni enstrümental parça çaldılar… “Saltanat” “Kompliman” ve “Eflatun”... Bunların içinde en çok "Saltanat”ı beğendim… Konser sonrası Sinan Gürsoy’dan kısacık da olsa Kompliman’ın öyküsünü öğrendim ama yeni albümleri çıkana kadar sizlerle bu öyküyü paylaşmayacağım ;) İhtiyaç Molası, sahnede o kadar samimi ve doğal bir grup ki, konser sonlarına doğru dinleyicilere istekleri doğrultusunda parçalar da sunuyorlar… İhtiyaç Molası üyelerinin bazılarıyla program sonrası yine karşılaştık. Tolga Çebi Konser sonuna kadar kaldığımız için bize teşekkür ediyordu, oysa bilmiyordu ki, röportaj bahane konser şahaneydi :) 1995 yılında başlangıç yaptıkları uzun ve yorucu müzikal yolculuklarında her oluşum sürecinde olduğu gibi, doğumlar sancılı ve acı vericidir… ama yürekleri ve yüreklerimiz umut dolu… Onlar keşfedilmenin umudunu taşırken bizler de yeni albümlerinin ve en kısa zamanda onları tekrar izlemenin planlarıyla mekanı terk ettik...
| Editör:
|
| Editör
Email:
|
| Editör
Üye Adı:
music_one |
| Haber
Tarihi:
27 Mart 2005 |
Diğer haberleri
okumak için tıklayınız. |