|
|
|
| |
Işığın Yansıması ülkemizin önemli rock topluluklarından. Popüler kültüre karşı duruşları,protest yaklaşımları ve müzikal yapıları topluluğun önemli özelliklerinden. Kemikleşen bir dinleyici kitlesi olan Işığın Yansıması’nın kurucusu Murat Özyüksel ile Amerika’ya gitmeden önce 2004 baharında söyleştik.
-Rayların İzinde albümü topluluğun kaçıncı albümü oldu?külliyatınıza dair bir değerlendirme yapabilir misiniz?
Rayların İzinde Işığın Yansıması’nın 4. Albümü oldu. İlk albüm Bir Çiçek Yılı. Bu albümü Işığın Yansıması ile yapamadık. Dönemin şartlarından kaynaklanan sorunlardan dolayı. Bu albümü kendi adıma yayınladım. Bu şarkıları da topluluk olarak sahipleniyoruz. Daha sonra Birdenbire,Nerede Ellerin ve Rayların İzinde albümleri geldi.
-Topluluğun oluşumu nasıl gerçekleşti?
Ben Uludağ Üniversitesinde Müzik kulübünün danışmanlığını yaptım.12 Eylül sonrası öğrencilerle yönetim arasının yumuşaması için yaptığım bir şeydi Daha sonra oradaki bazı arkadaşlarla güzel bir uyum yakaladık. Konserler verdik. Topluluğun adını kurduk. Yine tuttuğumuz şairlerden şiirler besteledik. O zamanlar Türkçe rock pek yapılmıyordu. Ben İstanbul’a döndükten sonra orada yaptığımız şarkıları Bir çiçek Yılı albümde yayınladım. İstanbul’da Barlas Çevikus Bursa kadrosundan bize katıldı ve Muratla birlikte Birdenbire albümü ortaya çıktı. Sonra Bursa kadrosundan diğer arkadaşlarında katılımıyla topluluk bugünkü halini 5-6 yıldır sürdürüyor.
-Albümlerinizde şiirleri bestelediğinizi görüyoruz. Ağırlıklı olan şairler var. Bunlar seçim mi?
Aslında seçim değil sevgi. Afşar Timuçin’in şiirlerini ben çok seviyorum. O da bizim topluluğu takip ediyor. Yorumlarını yapıyor. Organize yapıyoruz aslında. Bir de her şiiri bestelemiyoruz. Çok sevdiğiniz bir şiir oluyor müzikal anlamda hiçbir şey katamıyorsunuz ama başka bir şiirde de bir anda bir şey yakalıyorsunuz ve çok beğeniyorsunuz uyum sağlanıyor Afşar Timuçin’in üzerinde durmamızın bir nedeni de hoca rocker gibi yazıyor. Haykıran,duygulanan,bir şeyleri protesto eden bir yapıda yazıyor. Yani rock müziğe çok uygun şiirler.
-Web sayfanızda topluluğun müzik tarzına dair Klasik/protest rock tanımlaması var. Günümüzde de müzikal tanımlar oldukça bölünmüş durumda. Kendi müziğinizden yola çıkarak bu bölünmeye bir yorum yapabilir misiniz?
Müzik konusunda genel anlamda ahkam kesmek istemem. Ama kendi adıma rock müzik için şöyle söyleyebilirim. Rock müziğin protest olması gerekir. Poptan farkı o. Ama bu aralar bakıyoruz çoğu rock şarkısı diye geçen şarkılara hepsi aşk şarkısı. Bir muhalif duruşları yok. Klasik dememiz 70’lerin klasik topluluklarına atıfta bulunmuşluk aslında. Biz oradan beslendik. Orda kaldık gibi aslında. Klasik rock yapıyoruz. Hardrock veya softrock değil.
-Rayların İzinde albümü kendi ismini taşıyan bir belgeselin müzikleri. Bu belgesel süreci nasıl oldu?
TRT kitaplarımdan yola çıkarak benden bir belgesel istedi. Ben de kabul ettim ve değerlendirme yaptım. 1945’te dahil yapılan demir yollarının bir öyküsünü hazırladık. Bunu belgesel haline getirdik. Belgeselin son bir haftasında müzik arayışına girdim ve kendi kendime neden biz yapmıyoruz müziklerini dedim. Bunun üzerine kapandık ve üç beş şarkı çıkardık. Düzenlemelerde de belgesele Anadolu’yu anlattığından Anadolu ezgileri kullandık. Konuk müzisyenler vardı. Bizim için aslında bir deneydi. Bir kere yapılmış bir albüm oldu. Işığın Yansıması bundan sonra bu albümün müzikal yapısıyla devam etmeyecek. Öyle sananlar oldu. Bizim işimiz o değil.
-Son albümdeki kadro kendini koruyor. Belki erken ama yeni çalışmalarla ilgili bi şeyler söyleyebilir misiniz?
Aslında bizim motivasyonumuz kırıldı. Daha çok kendimiz için yapıyoruz bu aralar. Ancak dönem dönem insanı çok heyecanlandırıcı tepkiler geliyor. Şu an için hemen öyle bir albüm fikri yok. Ama bakarsın bir anda bir şey olur ve hemen çalışmaya başlarız. Yani biz her ne kadar yapmayız desek de bir gün bir yerde bir şeyler ortaya çıkar .Çünkü bu bizim yaşam tarzımız.
-Ülkemizde üç dört tane albüm yapmış fakat belli bir kitleye sahip rock toplulukları var. Siz de bunlardan birisiniz. Biraz önce de bahsettik belli bir süreden sonra kırılma noktaları oluşuyor. Kitleyi büyütmek mi lazım yoksa popüler kültüre karşı sağlam duruşu devam ettirip kendi halinde mi kalmak gerek.
Çok uzun konuşulması gereken bir konu. Ama sonuçta bir yaşam tarzınız var. Bir tercih aslında bu Zaten biz de yaşımızı başımı aldık. Plak şirketinin yapması gerekenlerde var bu noktada. Bizim gibi müziği yapıp bırakırsanız belli dinleyicileriniz oluyor. Ama istesek biz de bir yerlere ulaşırdık. Kitleyi de büyütmek istiyoruz aslında. Ama bedelini ödemek istemiyoruz. Bu da bizim paradoksumuz olsa gerek. Popülist iş yapamıyoruz.
-Teşekkürler
Rica ederim.
Diğer haberleri
okumak için tıklayınız. |
|
|
|