|
Kaos = İnsan Ve İlişkiler
Seattle'da yer aldığı sayısız kayıttan sonra ''Şunu Bunu'' adlı albümüyle yurda dönmüştü Yakup. Ardından Duman grubu üyelerinden Kaan Tangöze ve Batuhan Mutlugil'le yaptığı ''Karanlıkta'' isimli single çalışmasıyla dinledik onu. Şimdi ise yepyeni albümüyle karşımızda. Üstelik albümü ücretsiz olarak kendi dağıtıyor internet sitesinden. Yakup'la yeni albümü ''Kaos''u, bu albümü dinleyiciyle paylaşma yöntemini ve Türkiye'deki müzik piyasasının gidişatını konuştuk...
Öncelikle hayırlı olsun Yakup... Paylaşım şeklinden yola çıkarak ilk sorulması gereken sanırım bu albümün neden raflarda olmadığı...
Buna sebep olan Türkiye'de plak ve dağıtım şirketlerinin batmak üzere oluşu ve internetin bu sorunlara tek cevap olması diyebiliriz. İnternetten yayılabilme hızı, insanların her türlü medya ürününe evlerinden bedava ulaşabilmesi ve paylaşabilmesi en büyük etken buna.
Bir yerde dinleyiciyi de yasadışı iş yapmaktan kurtardın.
Evet biraz öyle oldu ama amacımız daha çok müziğimizin yayılması.
Peki bundan sonra hep bu yöntemle mi ulaşacaksın dinleyenlere?
Sistemde büyük bir değişiklik, yani devrim olmadığı sürece, evet.
Ne gibi bir devrim? Yani sence bu işin çözümü nedir?
Internette Peer to Peer yani Limewire, Emule vb. yasaklanıp; dijital dosyaların, bir bilgisayar veya cd player'dan bir diğerine aktarılmasını engelleyen yasalar ve teknolojik imkanlar olması. Bu sayede insanlar zorunlu olarak cd almaya yönelecektir. Korsana karşı kanunların ve aktif yaptırımların olması da gerekli değişikliklerden ama bunların hiçbirisinin olamayacağını hepimiz biliyoruz.
Evet, imkansıza yakın. Bu ütopyamız olsun. Bir başka nokta da, bu yaptığından sonra müzik şirketlerinin seni sevmeyecek olması...
Evet, en sevdiğim semt Kasımpaşa... : )
:) Albümden bahsedersek... Çok iyi iş çıkmış. Albüm aşamalarından bahseder misin biraz?
Albümü çok kısa zamanda yazdım. Kayıtları da daha kısa zamanda Seattle'da oldu. Yani şarkıları, bazılarını sıfırdan yazıp, kaydedip, mixlemek 2 ay gibi bir süre aldı. 4-5 ay süren kayıt projesi bana göre değil. Kafamda ne yapmak istediğim şekillendikten sonra hemen hayata geçirmek istiyorum. Bence bir albümün üstünde ne kadar uzun çalışılırsa insanın ilk içinden gelen, arıtılmış taze duygulardan o kadar uzaklaşılıyor. Albüm biteli aylar oldu ama EMI ile boğuşmalar ve web sitemizin düzenlenmesi derken anca şimdi yayında.
EMI ile boğuşmalardan bahseder misin biraz?
Kısaca bütçe problemleri ve yasal prosedürlerle uğraşılması...
Eleman değişikliğinden bahsedelim. Kim gitti, kim geldi? Neden böyle oldu?
Sanırım bundan önce grupta çalan arkadaşlar için kendi planları daha öncelikliydi. Benim için sadece bu grup var. Yani eski elemanlar yeri geldiğinde seçimlerini başka yollara gitmekle yaptılar. Şu anki elemanlar ise benimle aynı felsefede olan insanlar. Eski basçımız Rüçhan Üner'in Amerika'ya dönmesi gerekti. Eski davulcumuz Utku'nun ise bir kızı oldu falan filan. Yani dediğim gibi kimi müzisyenlerin grup dışı hayatı olabiliyor ve bazen o yola daha fazla eğilmesi gerekebiliyor... Şu anda basta Reha Hendem, davulda Çağdaş Yapıcılar ve ikinci gitarda Ceki Levikatan'dan oluşan yüksek motivasyonlu ve pozitif enerjili bir grubumuz var.
"Kaos" senin için nedir? Biraz anlatır mısın bize albümü, şarkıları?
Kaos = Her yönüyle şu anki Türkiye, politika, medya, müzik endüstrisi, insanlar ve ilişkiler. Albümde hem gündemden (politika), hem sevgiden (platonik), hem seksten (alıştım tarzına), hem genel hayattan (bilmece), hem de sosyal konulardan (paran yok) bahsediliyor, ki sanırım bu albümü çoğu albümden farklı kılan özelliklerden bir tanesi. Yani sadece aşktan meşkten bahsetmiyoruz veya sadece protest sözler yazmıyorum. Şarkı tarzlarının da şu anki Türkiye rock müzik piyasasına baktığımda çok daha modern ve batıya yakın tarzda şarkılar olduğunu söyleyebilirim.
Şarkıları yaparken ilham aldığın biri var mı diye sorsam?
Sorduğun şey, özel bir karşı cins ise, yok. Aslına bakarsan beste yapma süreci insanın büyük ölçüde kendine döndüğü egoist bir süreç bence. Bu sebeple kendimden başka ilham kaynağım yok diyebilirim.
Tarz çeşitliliği olarak da cidden zengin bu albüm. Ne yapmak istedin? Bilinçli bir yaklaşım mı bu, yoksa duydukların, içinden gelenler mi?
Bir şey yapmak istemedim esasında... Sadece müzik yazdım ve tek düşündüğüm, insanlarla, Seattle'da gördüklerimi, duyduklarımı, öğrendiklerimi, hissettiklerimi bu şarkılarla yansıtıp onlarla paylaşmaktı. Esasında bunu ilk albümde de yaptık. Ama sanırım Türk motiflerine yer verilmesi insanların bunu görmesini zorlaştırdı.
Evet, bir de dinleyici senin mazini bildiğinden böyle bir beklenti var...
Tabii, algıda seçicilik de denilebilir buna...
Sanırım sen de "Evet, Seattle tarzı budur. " diyebilirsin bu albüm için.
Kesinlikle hem de en güncel haliyle... Esasında Seattle tarzı bir yana, modern ve yenilikçi düşünce ki bu, Seattle'ın anlatmak istediği esas nokta.
Internet sitende paylaşım yöntemin için "Ayrıca bu şekilde, ortaya koyduğumuz işin sanat içeriği hiç bir kurumsal veya grup dışı etki, yani ticari kaygı üzerine kurulu düşünceler olmaksızın sizlerle paylaşılmaktadır." diye bir ifade var. Bunun üzerinden gidersek diğer albümün ile "Kaos"u nasıl karşılaştırırsın?
Bu noktada bir farkı yok. Sadece insanların, diğer müzisyenlerin kayıt şirketleri ile yaşamış oldukları bu tip olaylardan haberi olmasını ve bizim albümümüzün ise bununla bir ilgisi olmadığını söylemeye çalışıyoruz. Öte yandan diğer müzisyen arkadaşlara da bu konuyu tekrar hatırlatıp gerçek bağımsızlığın böyle olabileceğine inandığımızı söylemeye çalışıyoruz.
Peki onlar ne diyor? Tepkiler nasıl oldu?
Şu ana kadar herkes albümün içeriğinin çok başarılı olduğunu ve piyasaya karşı isyanımızın da haklı olduğunu söylüyorlar.
Dinleyici memnun, müzisyenler hak veriyor. Peki getirileri nasıl olacak?
Konserlere yavaş yavaş başlıyoruz. İlk önce albümün internette tanıtımına yoğunlaşıyoruz. Getiri tamamıyla konserlerden. Bu zaten herkes için böyle...
Yani "Zaten albümden kazanmıyorken buna vakit harcamak gereksiz." diyorsun...
Tabii ki... Korsanmış, plak şirketiymiş, kaset mağazalarıymış... Bunlar artık can çekişen ve müzisyenlere de can çekiştiren, ölmekte olan, sanatı parayla bulanıklaştıran kurumlar.
Internetten paylaşım müzisyenin müziğini de olumlu etkiler anlamına geliyor yani bu.
İnsanın başı ne kadar az ağrırsa, o kadar daha kolay ve güzel iş çıkarır bu kadar basit.
Benim sorularım bitti Yakup. Bu bölüm serbest kürsü içinden ne geliyorsa geldiği gibi söyleyebilirsin. Söz sende...
Baştan beri söylediklerim aslında... İnsanların kendilerini geliştirmeleri ve dolayısıyla ilgilendikleri sanat tarzına katkıda bulunmaları gerek. Gerek dinleyici gerek müzisyen olarak… Bunun giderek daha kötüye gittiğini, özellikle toplumun düşük kaliteli işlere giderek daha fazla değer verdiğini ve yapılan sanatın gerçeğiyle ilgisi olmayan şeylerle ilgilendiğini görüyorum. Öte yandan müzisyenlerin, müzik piyasasının şu anki kötü durumuna sessiz kalması, birleşmemeleri, ne yapacaklarını bilememeleri daha düşündürücü. Müzisyenler, sanatçı olarak toplumu ileriye götürecek insanlar olmalı ve gerektiğinde isyankar davranabilmeli. Ama maalesef bizim toplumumuzun müzisyenleri de halkın geri kalanı gibi ağzını açıp iki kelime söylemeye korkan insanlara gerçekleri anlatamayan insanlar. Dediğim gibi birisinin sert bir tavırla gerçekleri söylemesi gerek. Müzisyenleri koyun gibi görmekten bıktım. Özellikle de başarılı müzisyenleri... Koyun gibi olmaları, sadece kendilerine odaklanmaları ve bu endüstrinin gelişmesine katkısız kalmaları gerçekten üzücü.
Blue Jean Dergisi - 01 Haziran 2007
|