Ana Sayfa


















Text Reklamlar:

Yemek Tarifleri
Sağlık Kütüphanesi
Perde



Yüksek Sadakat

> Yüksek Sadakat

 Biyografi | Diskografi | Fotoğraflar | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basında | Forum
Yüksek Sadakat

Radyodan çekilmiş kötü bir kaydı internette bulmamla başladı keşfim. Sonra albüm, sonra klip, sonra konserler.. Onları ne zaman dinlesem, İstanbul’un kışı gelir aklıma. Hem müzikleri hem de bireysel olarak kendileri çok değerlidir benim için. Hoş gelmişler dünyamıza; iyi ki gelmişler..

Öncelikle tebrik ederim. Harika bir çıkış yaptınız. Nasıl gidiyor, neler yapıyorsunuz?
Yüksek Sadakat: Konserlere devam ediyor, bununla birlikte Rock’n Coke’ta sahne aldık. Genelde hafta sonu konser; hafta içi prova, röportaj ağırlıklı geçiyor.

Belki Üstümüzden Bir Kuş Geçer (BÜBKG) lokomotif şarkı oldu. Albüm çıkmadan önce bu şarkının radyoda yayınlanması ve radyodan kaydeden birinin dağıtıma açması ne kazandırdı, ne kaybettirdi?
Y.S.: Kazandırdıkları, kaybettirdiklerinden fazladır herhalde. Mp3 teknolojinin bir gerçeği. Albümünüz de çıksa radyodan da kaydetseler daha ilk günden o şarkı mp3 olacak. O yüzden bunu çok problem haline getirmemek gerekiyor. Kazandırdıkları da ortada zaten. İyi bir çıkış yapmamızı sağladı, o nedenle memnunuz bu şarkıyla çıktığımız için.

Bu şarkının, diğer şarkıların bir anlamda önüne geçmesine ne diyebilirsiniz?
Y.S.: Albüm çıkarıyorsun, bir şarkıyla çıkarak bir başlangıç yapman lazım. Bu şarkı da kapıyı açmak için bir aracıydı. Dolayısıyla insanların büyük bir kısmı klipler çıktıkça belli şarkılara odaklandıkları için diğer şarkılara ulaşmaları daha çok zaman alıyor. Yani bir önüne geçme durumu değil aslında. İşleyiş yapısı açısından bu şarkı çıktı; zamanı geldikçe, klip çektikçe diğer şarkılar da ulaşacak. Zaman içerisinde de çok farklı şarkılar ön plana çıkacaktır.

Bu benim kişisel fikrim; şarkılarınız fon müziği misali. Yani hepsi bir hikayenin fon müziği gibi. Dinleyen insanda bambaşka çağrışımlar yaptırabiliyor. Buradan çıkışla diyebilirim ki BÜBKG’nin klibinde herkesin beklentisi deniz, boğaz, İstanbul görüntüleriydi.
Y.S.: Biz de öyle bekliyorduk! (Gülüşmeler)

Peki ne oldu?
Y.S.: İlk klip olduğu ve insanlar bizi tanımadığı için performans klibi olsun ve net bir şekilde gözükelim kararı aldık. Yönetmenimizin de fikri bu doğrultudaydı. Klibi çekene kadar bir sürü senaryo değişikliği oldu; ama en son vakit yetersizliğinden dolayı biraz aceleye geldi, performans klibi oldu.

Size gelen tepkiler nasıl klibe dair?
Y.S.: Seven de var sevmeyen de var. Renkler harika diyen de var. Çok da önemli değil, önemli olan olabildiğince insana ulaşıp, aracı olması. O da sanırım oldu.

Kutlu Bey, özellikle siz çok dikkat çektiniz klipte; giyim, tavır olarak? (Gülüşmeler)
Y.S.: Ben aklıma gelen ve biraz anormal gözüken fikirleri seviyorum. Onları yapmayı cesaret olarak kendi kendime dikte ediyorum ve ne olursa olsun yapmak istiyorum. İnada bindiriyorum. Biraz sebep oydu yani, bence bir anlamı yok; ama sadece saçmalık olsun ben yapayım. (Gülüşmeler) O kadar değil yani tabii.

Klip-şarkı uyumu hipotezi çöküyor bu durumda?
Y.S.: Öyle bir klip olur ki şarkıyla uyumsuz gözükür; ama şarkıyı yükseltir. Bizim klip için konuşmuyorum tabii. Ha bizim klibimizin şarkıyla uyumsuz olmasının bir fikre dayanan bir tarafı yok; belki rahatsız eden boyutu o. Bir fikre dayanır; uyumsuz olur ama. Bu bence enteresan bir şey.
Bizim öyle bir fikrimiz filan yok, biraz aceleye gelmiş bir klip.


Fikre dayanmak demişken, genel olarak siz albümü bir fikre dayandırıyor musunuz?
Y.S.: Temel fikir derken her şeyin ortaya çıktığı sıfır fikir olarak; yok hayır. O zaman konsept albüm olur. Bizimki konsept albüm değil; ama şarkılarımızın yoğun olarak üzerinde durduğu, ayrı ayrı değindiği bazı temalar var; ama albümün fikri değil onlar. Kaçış, kişisel varoluş gibi temalarda daha yoğunlaşıyor şarkıların içerikleri.

Klip seçimlerini neye göre yapıyorsunuz?
Y.S.: İlk şarkı radyolarda dönmeye başladığından, normaldi zaten. Onun önüne geçmenin bir anlamı yoktu. İkinci klip Kafile’ye geldi. Büyük bir istek vardı bu şarkı için. Hem talep olduğundan, hem de kendimizin isteğinden dolayı. Talep olmasa bile zaten yüksekti ihtimali. İleriki kliplerde grubun eğilimi, içgüdüleri daha önce çıkmaya başlayacak sanırım. İnsanlar müziklerimizin dilini öğrenmeye başladılar, hatta ufak ufak albümde klibi olmayan diğer şarkıları keşfediyorlar. Bundan sonraki klipler, daha çok bizim tercihlerimiz olur diye düşünüyorum.

Üçüncü klip için eğilim ne yönde?
Y.S.: İki tane seçenek var; “Döneceksin Diye Söz Ver” ve “İhtimaller Denizi”. En çok sevilen bunlar oluyor.

Tahminlerim tutmadı.
Y.S.: Sen hangilerini isterdin?

İkarus ve Pervane.
Y.S.: Bakar mısınız ne güzel İkarus’la Pervane çıktı!
Aaa! İlk defa İkarus söylendi.

BÜBKG ile birlikte albümde en sevdiğim şarkılar onlar! Peki sözlerde çift anlamlılık (örneğin İkarus, Pervane ve BÜBKG), simgeleştirme ve teknik olarak efekt kullanımı var. Özellikle istediğiniz bir şey mi, tesadüfî mi?
Y.S.: Söz yazma başlı başına branş gibi bir şey. Söz yazarken şarkının melodisi içindeki anlamı yakalamaya çalışırım. Onu bulduğumu düşündüğüm ana kadar devam ederim. Şarkılardakiler de sözün içindeki zeka kırıntıları denilebilir bence.
Efektler derken? Çok efekt yok aslında.

Birkaç tane evet. Mesela Kafile’nin girişindeki sesin kaynağı ne?
Y.S.: O mu? Jeneratör o. (Gülüşmeler)
Deniz’in burada gözünde ışık parladığını görüyorum; çünkü senin sorduğun sorular da zeka pırıltısı barındırıyor, güzel sorular.
İkarus’un ortasında, Cemil’in vokali arkasına ne yapabilirim diye düşündüm. Bir kova su doldurdum leğene. Ayrıca Denizaltı’nda karşılıklı bir atışma var. Metalleri suya batırarak denizaltı içindeki ses elde etmeye çalıştı. Ben de gitar ve efektlerle yunus sesleri çıkartmaya çalıştım. Hepsi doğal efektler onlar.
Çok doğaçlama çıkıyor bu tip şeyler. Tamamen kendi akışı içinde yani.

Şarkı sözlerinin size ait olması anlamında grubun belkemiği sayılabilirsiniz Kutlu Bey. Gazeteciliğiniz gruba ve sözlerinize ne kattı?
Y.S.: Gazeteci olduğum için daha fazla okuyor muyum bilmiyorum; ama bunun arkasında yatan şey okumaktır mutlaka. Okumayı seven bir insanım yani. Ne kadar çok okursanız sadece söz yazarlığınız değil yazarlığınız bundan katkı görür. Söz yazarken de çok okumamın katkısını görüyorum.

Kimileri türk rock’ının yeni sesi; kimileriyse türk pop’unun başarılı isimlerinden diyor. Sizin tercihiniz bu yönde?
Y.S.: İnsanların bunu sorması çok normal, çok yeni bir grubuz çünkü. İnsanlar yapılan müziği algılamak için kategorize eder. Bu hep böyledir. Rock müzik yani; ama kendi şahsına münhasır bir rock müzik.
Kategorize etmek pratik bir yöntem tabii; ama hangi müzik olursa olsun şunu sorması gerekir insanın kendisine; iki tür müzik vardır. İyi müzik, kötü müzik. Bu müzik iyi mi kötü mü? Rock’çılar, rock deyince daha elit yaklaşıyorlar; ama bence yanlış tabii. İyi pop var, iyi arabesk var; iyi yapıldığında hepsi dinlenilebilir bence.

Bir rock grubundan beklentimiz nedir genel olarak? Ne hissederiz, ne düşünürüz?
Y.S.: Seks, uyuşturucu. (Gülerler)
Y.S.: Genel bir beklenti var tabii. Ana akımın dışında biraz daha agresif, duygularının peşinde hareket eden, piyasa kuralları biçiminde oluşmayıp daha spontane gelişen şeyler bekliyorlar. Doğrudur, rock’ın böyle bir yüzü vardır.

Dinleyicilerle grubun beklentileri uyar mı, uymalı mıdır?
Y.S.: Ne güzel soru, bilmiyorum.
Bence uyması değil, uymasını ümit ettiğimizdir aslında. Anlaşılmayı bekler aslında müzisyen. Uyarsa memnun oluruz, demek ki yaptığımız şey ulaşmış demektir. Kimse sevmesin, dinlemesin diye müzik yapılmaz; ama insanlar dinlesin diye de müzik yapmak başka bir tehlikelidir. Bu sefer de içindekileri dışarı çıkaramamak gibi bir durum olur. Onu yapamıyorsun da başka insanların koyduğu bir şeyi yapıyorsun mesela satsın diye, o zaman kötü. O dengeyi iyi koymak lazım.
Grup her ne kadar üç-beş kişiden oluşsa da ilk albümden sonra verdiğin konserlerde artık o duyguları paylaşmaya başlıyorsun ve dinleyiciler senin müziğinden etkilendiği kadar sen de bir süre sonra onların fikirlerinden etkilenmeye başlıyorsun. Ortak bir yerde buluşuyorsun bir süre sonra.
Konu güzel olduğu için ekleme yapmak istiyorum. Dünyadaki durum, gruba daha söz hakkı tanıyan, prodüksiyona parayı yatırana hak tanıyan bir halde. Gruba bir prodüktör verirler ve prodüktör, bir anlamda o albümün satmasını garantiler. Grup çok uçmasın diye yapılır bu. Yoksa batarlar. Türkiye’de daha böyle bir şey yok.

Peki Türkiye’de böyle olması olumlu bir durum mu?
Y.S.: Hem olumlu, hem olumsuz. Çok geride Türkiye. Geride olmanın verdiği bir doğallık var; ama diğer tarafından da.. Albümü herkesin dinlemesi lazım aslında. Klip çekiyorsun iki-üç tane. Diğer şarkıları bilmiyor insanlar. Klip çekmek için de para lazım.

Nice şarkılar kıyıda, köşede kalıyor öyle.
Y.S.: Tabii, çok fazla. Gün gelecek şarkılar harcanmayacak inşallah.

Gruptaki yaş ortalamasının grup ve müzik anlamında katkısı nedir?
Y.S.: Yaş ortalaması 30 civarında. 30 yaş bir müzisyen için olgunluk zamanının geldiği bir dönemdir. Olgunluk da kötü bir şey değil elbette.

Müziğinizi Dream Theater’a benzetiyorlar. Ne diyorsunuz?
Y.S.: Uğur, niye böyle bir şey yaptın? (Gülüşmeler)
Ne güzel! Soru doğru yani, bizzat gönderme yapmışlığım vardır bazı yerlerde. Denizaltı solosu mesela.

Peki bir isme benzetilmek iyi bir şey mi?
Y.S.: Kötü bir şey değil. Benzetilen isme bağlı.

Favori parçanız “Aklımın İplerini Saldım” imiş. Bu şarkıyı favori yapan ne?
Y.S.: Müzikal yapısı, verdiği duygu ve sonra sözleri. Gözlerimi kapattığımda hayal kurmama yardımcı oluyor mu şarkı, şu anki dünyadan sıyrılıp seyahat edebiliyor muyum; bu şarkı bana bunu yaşatıyor.
Ben müziğimizin bitmiş bir hali gibi görüyorum, o yüzden çok seviyorum.

Konserlerde coverlar yapıyorsunuz. Albüme koymayı düşünür müsünüz?
Y.S.: Belli olmaz, çok sevdiğimiz bir şey olursa koyabiliriz. Konserde yaptığımız coverlar albüme konulabilecek coverlar değil. Dinleyiciye müziğimizi anlatmak ve dinleyiciyi yükseltmek için yapılmış şeyler.
Trend olmuş bir şekilde albüm satsın diye albüme koymak diye bir şey yok. Gerçekten seversek ve güzel yorumlayabilirsek neden olmasın?

İnternet siteniz nihayet yayında. Gerçekten çok güzel olmuş, tasarımını çok beğendim. Fotoğraflar, çizimler, bölümler.. Baştan sona çok güzel olmuş, uzun bir süredir bekliyorduk; ama beklediğimize fazlasıyla değdi.
Y.S.: Evet uzun zamandır üzerinde çalıştığımız bir şeydi bu. Bu siteyi hazırlarkenki amacımız Yüksek Sadakat olarak, bizi seven, dinleyen ve takip eden dostlarımızla daha sıkı bir iletişim içinde olmak ve dünyamızı paylaşmak. Ve kısa sürede gördük ki bu konuda bizimle aynı fikirde olan sevenimiz çokmuş. Bu çok sevindirici…
www.yukseksadakat.com artık bizim iletişim aracımız; bizle ilgili her türlü güncel bilgiye, konser tarihlerine, fotograf galerimize bakabilir, bize mesaj bırakabilirler…

Sözü size bırakıyorum.
Y.S.: Güzel sorular için teşekkür ediyorum. Gerçekten grubu ifade etmeye, kendini anlatmaya yarayacak, içinde zeka pırıltıları barındıran sorular sordun.
Ayrıca buralara kadar geldin, teşekkür ederiz.

Ben teşekkür ederim!

Www.hangibar.com - 05 Ekim 2006



Gönderen: sihirce  [21 Ekim 2006 19:13:34]
Okunma Sayısı: 553

 

Forum | Aktif Üyeler | Sohbet | Mesaj Merkezi | Müzik Dinle | Müzik Listelerim | Video İzle

Yerli Gruplar | Yabancı Gruplar | Amatör Gruplar | Demolar

Biyografiler | Diskografiler | Sanatçı Fotoğrafları | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basın Bilgileri

Üyelik | Ayarlar | Üye Ara | İletişim | Reklam



Site içerisindeki materyallerin kaynak gösterilmeden kopyalanması ve yayınlanması yasaktır.
Copyright © 2007 Anatolianrock.com